JİNEKOLOJİK KANSERLERDE KEMOTERAPİ (İLAÇ TEDAVİSİ)

Jinekolojik kanserlerde yani kadın üreme organları ile ilgili olan rahim, rahim ağzı, yumurtalık, tüp, vajen, vulva kanserlerinde kullanılan tedavi yöntemlerinden birisi de kemoterapidir. Jinekolojik kanserlerde en yaygın kullanılan ve genellikle ilk uygulanan tedavi yöntemi ameliyattır ancak kemoterapi de ameliyattan sonra veya önce zaman zaman uygulanan bir yöntemdir. Genellikle ameliyat (cerrahi tedavi) jinekolojik onkoloji uzmanı tarafından uygulanır, kemoterapi ise tıbbi onkoloji (medikal onkoloji) uzmanı tarafından uygulanır.

Uygulama şekline  göre kemoterapi (KT):
- Primer kemoterapi: Ameliyat uygulanmadan tedavi amaçlı direkt kemoterapi verilmesidir.
- Neoadjuvan kemoterapi: Ameliyat öncesi tümörü küçültmek amacıyla kemoterapi verilmesidir. Ameliyatın zor olabileceği düşünülen durumlarda öncelikle kemoterapi ile tümör boyutu ve yaygınlığı azaltılır daha sonra ameliyat uygulanır, bu sayede ameliyat daha kolay ve daha az cerrahi riskle uygulanabilir.
- Adjuvan kemoterapi: Ameliyat sonrası uygulanan kemoterapidir. Hastaya ilk olarak cerrahi tedavi uygulanır, ameliyat sonrası kemoterapi başlar. Jinekolojide kemoterapinin en yaygın uygulanma yöntemi budur.
- Palyatif kemoterapi: Hastanın belirti ve semptomlarını rahatlatmak amacıyla verilen kemoterapidir.

Kemoterapinin yan etkileri:
Her kemoterapi ilacı aynı yan etkilere neden olmaz, ilaca göre farklı yan etkiler görülmektedir. Her hastada aynı yan etkiler görülmez. Jinekolojik kanserlerde en sık kullanılan ilaçlara ait yan etkiler şu şekildedir:
- Karboplatin, Sisplatin: Sitopeni (kan değerlerinde azalma), bulantı, kusma, yorgunluk, stomatit, böbrek toksisitesi, hemorajik sistit, işitme problemleri, yumurtalık fonksiyonlarında azalma; ellerde, ayaklarda  uyuşma, karıncalanma, diğer bazı nadir yan etkiler...
- Paklitaksel: Sitopeni (kan hücrelerinde azalma); ellerde, ayaklarda  uyuşma, karıncalanma; kan ve eklem ağrıları; saç dökülmesi (saçlar tedaviden sonra tekrar uzar), ishal, ağızda acı tat ve yaralar, yumurtalık fonksiyonlarında azalma, diğer bazı nadir yan etkiler...
- BEP (bleomisin, etoposid, sisplatin): Sitopeni (kan hücrelerinde azalma) ve buna bağlı enfeksiyon riski, anemi, halsizlik, yorgunluk, saç dökülmesi (saçlar tedaviden sonra tekrar uzar), ağızda tat bozukluğu ve yaralar, tırnaklarda kırılganlaşma, ishal... Bleomisin akciğer toksisitesine neden olabilir, buna bağlı öksürük, ateş görülebilir. İçeriğindeki sisplatine bağlı yan etkiler (işitme bozukluğu, böbrek fonksiyonlarında bozulma...)


YUMURTALIK (OVER) KANSERİNDE KEMOTERAPİ
Yumurtalık kanserlerinde en yaygın uygulanan tedavi yöntemi ameliyattır. Genellikle öncelikle ameliyat yani cerrahi tedavi uygulanır ve sonrasında patoloji raporuna göre hastalığın evresi, yaygınlığı belirlenir. Yumurtalık kanserlerinin çok türleri vardır. Kanserin hangi türü olduğuna göre ve patoloji raporu ile ameliyattaki görüntüye göre belirlenen yaygınlığa göre hastanın ameliyat sonrası kemoterapi alıp almayacağına karar verilir. Hasta kemoterapi alacaksa ameliyattan bir kaç hafta sonrası genellikle tıbbi onkoloji uzmanları tarafından kemoterapi verilir, buna adjuvan kemoterapi denir. Kemoterapi genellikle 6 kür kadar sürer, bazen bu süre değişebilir.
Ameliyatta amaç karın içerisinde gözle görülebilen bütün tümör dokusunu (kanserin yayıldığı her yeri) temizlemektir, buna sitoredüksiyon veya debulking cerrahi denir.  Kanserin görüldüğü her yer tamamen temizlense bile yine de kemoterapi verilebilir çünkü kemoterapi sayesinde ilerde oluşabilecek nüks (rekürrens) yani tekrarlama riski azalır. Kanser sadece yumurtalık içerisinde ise ve karın içerisine hiç yayılmamışsa bu durumda sadece ameliyat tedavisi yeterli olabilir ve sonrasında kemoterapi verilmeyebilir.

Yumurtalık kanserinde neoadjuvan kemoterapi:
Bazı durumlarda ameliyattan önce ilk tedavi olarak kemoterapi verilir, buna neoadjuvan kemoterapi (NACT) denir. Bu uygulamada amaç öncelikle kemoterapi ile tümör hacmini ve yaygınlığını azaltmak ve bu sayede ameliyatın daha rahat olmasını sağlamaktır. Bu sayede ameliyat ile karın içerisindeki tümör maksimum seviyede temizlenmeye çalışılır.
Neoadjuvan kemoterapinin tercih edildiği hastalar ilk tedavi olarak cerrahi uygulanmasının riskli olacağı düşünülen hastalardır. Çok yaşlı olan ve ciddi hastalıkları bulunan büyük ameliyatın riskli olacağı hastalarda da öncelikle kemoterapi verilebilir.
Neoadjuvan kemoterapi sonrası mümkün ise ameliyat uygulanır ve kalan tümör dokusu temizlenir, buna interval debulking ameliyatı denir. Ameliyattan sonra tekrar kemoterapi verilir. Neoadjuvan kemoterapi ve ameliyat sonrası kemoterapi genellikle üçer kür uygulanır.

Epitelyal over (yumurtalık) kanserinde en yaygın kullanılan kemoterapi ilaçları karboplatin, sisplatin, paklitaksel. Germ hücreli over seks kord stromal tümörlerde ise genellikle BEP (bleomisin, etoposid, sisplatin) en sık kullanılan ilaçlardır.

Rekürren over kanseri (nüks) yani tedaviden sonra tekrarlama olan durumlarda da ameliyat ve kemoterapi birlikte veya ikisinden birisi uygulanır.


ENDOMETRİUM (RAHİM) KANSERİNDE KEMOTERAPİ
Endometrium yani rahim iç zarı kanserinde de yumurtalık kanseri gibi öncelikle yani ilk olarak ameliyat tedavisi uygulanır genellikle. Bu sayede hem tümör rahim ile birlikte alınır hem de çıkarılan dokular patolojik olarak incelenerek kanserin yaygınlığı, evresi belirlenir. Bu sayede ameliyat sonrası patoloji raporuna bakılarak ek tedavi verilip verilmeyeceğine karar verilir. Ek tedavi kemoterapi ve/veya radyoterapi olabilir. Kanserin türü ve yaygınlığı, rahim duvarındaki derinliği, derecesi, evresi radyoterapi veya kemoterapi gerekme kararını etkiler. Çok erken evrede, düşük derece (grade) olan bazı tümörlerde hiçbir ek tedavi verilmeden sadece ameliyat tedavisi yeterli olabilir.
Nadiren bazı durumlarda ameliyat tedavisi uygulanmadan öncelikle ve tek tedavi olarak kemoterapi ve radyoterapi uygulanması gerekebilir.


SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİNDE KEMOTERAPİ
Serviks kanserinde bazı durumlarda ilk baştan ameliyat uygulanırken, bazı durumlarda öncelikle kemoterapi ve radyoterapi uygulanır. İlk tedavi olarak ameliyat uygulanan rahim ağzı kanseri hastalarına ameliyat sonrası bazen radyoterapi ve kemoterapi verilir; bunu belirleyen kanserin yaygınlık derecesi ve patoloji sonucudur.
Tedaviden sonraki yıllarda tekrarlama (nüks, rekürrens) olursa ameliyat veya radyoterapi, kemoterapi uygulanabilmektedir.


VAJİNA KANSERİNDE KEMOTERAPİ
Vajen kanserinde ameliyat tedavisi ve kemoterapi, radyoterapi uygulamaları aynen üstte anlatılan serviks kanserinde olduğu gibidir.


VULVA KANSERİNDE KEMOTERAPİ
Vulva yani genital bölgenin dışını kaplayan cilt bölgesinden kaynaklanan kanserlerde öncelikli tedavi genellikle ameliyattır. Ameliyat sonrası tümörün evresi ve yaygınlığına, patoloji sonucuna göre radyoterapi, kemoterapi uygulanabilmektedir.


İlgili Konular:
- Jinekolojik Kanserlerde Radyoterapi (Işın Tedavisi)
Tamamını >>

JİNEKOLOJİK KANSERLERDE RADYOTERAPİ (IŞIN TEDAVİSİ, ŞUA TEDAVİSİ)

Radyoterapi (radyasyon tedavisi, şua tedavisi) yani halk arasında bilinen ismiyle ışın tedavisi kanser hücrelerinin DNA'sına zarar vererek, bu hücrelerin bölünmesini engelleyerek yok etmeyi amaçlayan tedavidir.

Eksternal radyoterapi:
Hastaya dışarıdan yöneltilen cihazlarla ışınlar göndererek yapılan tedavidir, röntgen filmi çeker gibi ışınlar dışarıdan hastalıklı bölgeye yönlendirilir, hastanın içine cihaz sokulmaz.
Eski yıllarda klasik 2 boyutlu radyoterapi yöntemlerinde x-ray veya floroskopi yöntemleriyle belirlenen vücut noktalarına göre ışın hizalanarak kanserli alana verilmeye çalışılırdı. Ancak bu yöntemde normal ve hastalıklı alanı ayırmak zor olduğundan normal dokular da çok fazla ışın alır, bu nedenle radyoterapiye bağlı yan etkiler fazla olur.
Günümüzde artık hemen her hastanede 3 boyutlu ve CT (tomografi) destekli radyoterapi cihazları bulunur. Bu yeni cihazlar kanserli alanı üç boyutlu olarak bilgisayar ortamında işaretler ve ışınları kanserli dokuya odaklar, normal dokulara ışın verilmemesi için bilgisayarda işaretlenir. Bu sayede kanserli alana maksimum seviyede ışın verilirken normal dokular ışından uzak kalır. Bu yöntemle hem radyoterapinin etkinliği fazla olur hem de istenmeyen yan etkiler daha az olur.

Brakiterapi (İnternal radyoterapi): 
 Hastanın hastalıklı organının içine veya yakınına yerleştirilen kateter, iğne, implant gibi aletlerle radyoterapinin verilmesi ise brakiterapi olarak adlandırılır. Örneğin endometrium (rahim) ve serviks (rahim ağzı) kanserinde alttan rahim ağzına hatta rahim içerisine kadar sokulan cihazlar ile ışın hastalıklı bölgenin içerisine kadar verilir, buna brakiterapi denir.

RADYOTERAPİ YAN ETKİLERİ
Radyoterapi (ışın tedavisi, şua tedavisi) ile oluşan yan etkiler ışınların normal dokulara da ulaşmasından kaynaklanır. Her ne kadar hastalıklı alana ışınlar odaklansa da hastalıklı alanın arkasında, önünde ve etrafında bulunan normal organlar ışınlardan az da olsa etkilenir ve bu nedenle bazı yan etkiler oluşabilir. Bu yan etkilerin bazıları radyoterapi sırasında veya hemen sonraki günlerde meydana gelir, bunlara erken yan etkiler denir. Radyoterapiden aylar sonra ortaya çıkan yan etkilere de geç yan etkiler denir:
Erken yan etkiler: Yorgunluk, ishal, sitopeni (kan hücrelerinin azalması), karın ağrısı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, aniden idrar gelme hissi, ciltte kızarıklık ve kaşıntı, döküntü olması...
Geç yan etkliler: İnce barsak perforasyonu, barsak tıkanması, makattan kanama olması (proktit), vajinada darlık, fistül (idrar torbası veya barsak ile vajina arasında delik oluşması), bacak ödemi, sekonder maligniteler, yumurtalıkların radyoterapiden etkilenmesi nedeniyle kısırlık ve erken menopoz.

RAHİM (ENDOMETRİUM) KANSERİNDE RADYOTERAPİ
Rahim kanserinde genellikle ilk uygulanan tedavi ameliyattır. Ameliyat sonrası patoloji sonucuna göre evresi ve hastalığın türü belirlenen hastaların bir kısmına ışın tedavisi (eksternal radyoterapi veya brakiterapi) önerilir.
Ciddi hastalıklar gibi nedenlerle ameliyat olamayacak, anestezi alamayacak hastalara ilk tedavi yöntemi olarak nadiren radyoterapi (şua tedavisi, ışın tedavisi) uygulanabilir.
Tedaviden sonraki yıllarda olan tekrarlama (nüks) durumlarında ameliyat veya ışın tedavisi uygulanabilmektedir.

YUMURTALIK (OVER) KANSERİNDE RADYOTERAPİ
Yumurtalık kanserlerinde radyoterapi (ışın tedavisi) çok nadiren uygulanır. Over kanserlerinde en yaygın uygulanan tedavi yöntemleri ameliyat ve kemoterapidir. Radyoterapi sadece bazı organ metastazlarında ve palyatif amaçla uygulanır.

SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİNDE RADYOTERAPİ
Rahim ağzı kanserinde ışın tedavisi yaygın uygulanan ve çok etkili bir tedavi yöntemidir. Jinekolojik kanserler içerisinde radyoterapinin en etkili olduğu alanlardan birisidir serviks kanseri. Bazı hastalarda ameliyat sonrası ek tedavi olarak verilir, bazı hastalarda ameliyat uygulanmadan direkt ilk tedavi olarak radyoterapi verilir. Genellikle beraberinde kemoterapi de uygulanır.
Tedaviden sonraki yıllarda hastalığın tekrarlaması durumunda ameliyat veya ışın (şua) tedavisi uygulanabilmektedir.

VAJEN KANSERİNDE RADYOTERAPİ
Vajen kanserinde ışın tedavisi uygulanması rahim ağzı kanserinde olduğu gibidir. Ameliyat sonrası adjuvan tedavi olarak veya bazı hastalarda ilk tedavi olarak uygulanabilmektedir.

VULVA KANSERİNDE RADYOTERAPİ
Vulva yani kadın genital organlarının dıştan görünen kısmını kaplayan ciltten kaynaklanan kanserlerin tedavisinde ilk uygulanan tedavi genellikle ameliyattır. Ameliyat sonrası vulvaya veya kasık lenf nodu bölgelerine ışın (şua) tedavisi uygulanabilmektedir.


İlgili Konular:
- Jinekolojik Kanserlerde Kemoterapi
Tamamını >>

HAMİLELİKTE TANSİYON KAÇ OLMALI? (SORU CEVAP YORUMLAR)

Gebelikte tansiyon kaç olmalı? İdeal normal tansiyon aralığı kaç?
Gebelikte sistolik kan basıncı değeri (büyük tansiyon) 90-140 arasında olmalıdır, diastolik kan basıncı (küçük tansiyon) 60-90 arasında olmalıdır (birimi mmHg). Genellikle ortalama büyük tansiyon 110-120-130 civarında, küçük tansiyon 70-80 civarında çıkar.
Elektronik tansiyon aletlerinde yazan değerlerin birisi büyük tansiyon, diğeri küçük tansiyondur.

Gebelikte tansiyonu düşürmek için ne yapmalı? Tedavi nedir?
Tansiyonu normal olan hastalarda daha da düşük olsun diye bir işlem yapılmaz ancak tansiyonu yüksek olan hastalarda gebelikte kullanılan tansiyon ilaçları başlanabilir. Tansiyon ilaçlarının çoğu gebelik için uygun değildir ve bebek açısından teratojenik zararlı etkileri olabilir ancak gebelikte kullanılabilenleri de vardır. Bu ilaçlar gebelikte kronik hipertansiyonu olan ve preeklampsi mevcut olan (gebelik zehirlenmesi) hastalarda kullanılır. Bu ilaçlarla çoğunlukla tansiyon düşürülür ancak ilaçlara rağmen tansiyonun düşmemesi ve kan değerlerinde ciddi bozulma olan şiddetli preeklampsi hastalarında bazen son çare gebeliğin acilen sonlandırılmasıdır. Çoğunlukla doğumdan sonra annenin tansiyon değerleri normale döner. Tansiyon yüksekliği olan gebelerde doğumdan önce ve sonra nöbet geçirmesini (eklampsi) önlemek için bazen serum içerisinde magnezyum ilacı verilir.

Hamilelikte tansiyonu yükseltmek için ne yapılır?
Gebelikte tansiyonu düşük olan hastalarda baş dönmesi, halsizlik gibi belirtiler olabilir. Bu durumda hastalara gün içinde ara ara tuzlu ayran içmesi önerilir. Tansiyonu  yükseltmek için ilaç verilmez. Hastanın susuz kalmaması, aşırı terlemekten güneş altında kalmaktan kaçınması gerekir. Tansiyonu yükselten yiyecekler, içecekler ve diğer besinler aşırı tüketilmemelidir, gün içerisinde normal miktarda tuz almak yeterlidir, tansiyonum düşmesin diye aşırı tuzlu yiyecekler veya içecekler içmek zararlı olabilir. Tansiyonu aşırı düşük hastalarda serum tedavisi verilebilir, aksi halde bayılma ve baş dönmesi gibi belirtiler gelişir.

Hamilelikte yüksek tansiyon kaçtır?
Sistolik kan basıncı (küçük tansiyon) 140'dan fazla ise hafif yüksek, 160'dan fazla ise çok yüksek tansiyon değerleri olduğu belirlenir. Diastolik kan basıncı (küçük tansiyon) değeri 90'dan fazla ise hafif yüksek, 110'dan fazla ise şiddetli yüksek tansiyon olduğu belirlenir.

Hamilelikte tansiyon ölçümü nasıl yapılmalıdır?
Hamile olmayan normal insanlar gibi sağ koldan, oturur poziyonda tansiyon ölçümü yapılmalıdır. Anne oturup en az 5-10 dakika dinlenmiş olmalıdır; bir iş veya yürüyüş biter bitmez tansiyon ölçülmemelidir. Evde dijital (elektronik) tansiyon aletleri ile veya bazen normal aletlerle yapılan ölçümler bazen yanıltıcı olabilir, bu nedenle özellikle tansiyon takibi önerilen hastaların sağlık personeline  ölçüm yaptırmaları daha uygundur.

Gebelikte tansiyon sorunu olanlar erken doğum mu yapar?
Tansiyon düşüklüğünün erken doğumla bir ilgisi yoktur. Ancak tansiyon yüksekliği olan gebelerde tansiyon dengelenemez yani normal değerlerde tutulamazsa veya preeklampsi gibi bir durum gelişmişse gebeliğin erken sonlandırılması gerekebilir, erken doğum meydana gelebilir.

Tansiyon yüksekliği bebeğe zarar verir mi?
Tansiyon yüksekliği tek başına bebekte anomali yani özür yapacak bir durum değildir. Ancak yukarıda anlatıldığı gibi şiddetli tansiyon yüksekliği nedeniyle erken doğum gerekirse bu durum bebek açısından bazen sıkıntı olabilir.

Hamileler ne kadar sıklıkla tansiyon ölçtürmeli?
Normal ve sorunsuz bir hamilelikte her muayene sırasında bir kere tansiyon ölçülmesi yeterlidir, yani yaklaşık ayda bir. Ancak gebelikte yüksek tansiyon veya başka problemler saptanmışsa haftalık hatta bazen günlük tansiyon takibi istenebilir. Nadiren bazı hastalar yakından tansiyon takibi ile tansiyon düzenlenmesi için hastaneye yatırılır ve gün içerisinde çok kere tansiyon ölçümü yapılır.


İlgili Konular:
- Gebelikte Tansiyon Yüksekliği
- Gebelikte Tansiyon Düşmesi
- Preeklampsi (Gebelik Zehirlenmesi)
Tamamını >>

EN SON YAZILAR

Sitemizde en son yayınlanan yazılar:


YUMURTALIK KİSTİ VE KİTLE GÖRÜNTÜLERİ


HAMİLELİK VE GEBELİK ARASINDAKİ FARK NEDİR?


RAHİM VE VAJİNA ARASINDAKİ FARK NEDİR?


RAHİM VE RAHİM AĞZI ARASINDAKİ FARK NEDİR?


VAJİNA VE VULVA ARASINDAKİ FARK NEDİR?


KIZLIK ZARI KANAMASI İLE ADET KANAMASI ARASINDAKİ FARK NEDİR?


KADINDA AKINTI, ZEVK SUYU VE BOŞALMA ARASINDAKİ FARK NEDİR?


BAKİRE OLAN VE OLMAYAN KADINLARDAKİ VAJİNANIN FARKI NEDİR?


VAJİNİSMUS VE CİNSEL İLİŞKİDE AĞRI OLMASI ARASINDAKİ FARK NEDİR?


KIZ VE ERKEK HAMİLELİKLERİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?


BİRİNCİ VE İKİNCİ HAMİLELİKLER ARASINDAKİ FARK NEDİR?


DIŞ GEBELİK VE BOŞ GEBELİK ARASINDAKİ FARK NEDİR?


PMS VE GEBELİK BELİRTİLERİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?


DIŞ GEBELİK VE DÜŞÜK ARASINDAKİ FARK NEDİR?


KÜRTAJ VAJİNAYA, RAHİME, YUMURTALIKLARA ZARAR VERİR Mİ?


PATOLOJİ RAPORUNDA POZİTİF VEYA NEGATİF NE DEMEK?


PLASENTAL VE DESİDUAL DOKULAR, KORYON VİLLUSLARI NEDİR?


ENDOSERVİKAL KÜRETAJ (ECC) NEDİR?


HAMİLELER NEDEN ÇOK ACIKIR?


HAMİLELİKTE AĞIR KALDIRMAK ZARARLI MI?


HAMİLELİKTE FİTİL KULLANMAK ZARARLI MI?


HAMİLELİKTE NEDEN SAFRA KUSULUR?


HAMİLELİKTE VAJİNADA VEYA İÇ ÇAMAŞIRINDA ISLAKLIK NEDEN OLUR?


HAMİLELİKTE İDRARIN RENGİ VE KOKUSU NASIL OLUR?


GEBELİKTE ÇOK UYUMAK BEBEĞE ZARAR VERİR Mİ?


HAMİLEYKEN ÜŞÜTMEK BEBEĞE ZARAR VERİR Mİ?


HAMİLELİKTE IKINMAK BEBEĞE ZARAR VERİR Mİ?


RAHİM KANSERİ VÜCUDA YAYILIR MI? METASTAZ YAPAR MI?


EVRELERE GÖRE RAHİM KANSERİ


RAHİM KANSERİ AMELİYATI


RAHİM VE YUMURTALIK KANSERİ CİNSEL YOLLA BULAŞIR MI?


RAHİM VE YUMURTALIK KANSERİ OLANLAR HAMİLE KALABİLİR Mİ?


RAHİM VE YUMURTALIK KANSERİ GENETİK Mİ?


RAHİM VE YUMURTALIKLARI ALINANLARDA İLERİDE KANSER OLUŞABİLİR Mİ?


YUMURTALIK KANSERİ SMEAR TESTİ, KAN TAHLİLİ VE ULTRASONDA BELLİ OLUR MU?


YUMURTALIK (OVER) KANSERİ AMELİYATI


KANSER RİSKİNİ BELİRLEMEKTE KULLANILAN GENETİK TESTLER


EVRELERE GÖRE YUMURTALIK (OVER) KANSERİ


EVRELERE GÖRE RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ


RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ AMELİYATI


RAHİM AĞZI KANSERİ KAN TAHLİLİ, ULTRASON VE SMEAR TESTİNDE BELLİ OLUR MU?

RAHİM KANSERİ KAN TAHLİLİ, ULTRASON VE SMEAR TESTİNDE BELLİ OLUR MU?


VULVA KANSERİ AMELİYATI


ÇOK KERE SEZARYEN OLMANIN RİSKLERİ NELERDİR?


PELVİK ULTRASON (PELVİK USG)


ALTTAN ULTRASON VE KARINDAN ULTRASON ARASINDAKİ FARK NEDİR?


ADNEKSİYAL KİTLE (PELVİK KİTLE)


JİNEKOLOJİDE TOMOGRAFİ VE MR (EMAR) KULLANIMI

PET-CT (PET-BT)


KARIN BOŞLUĞUNDA SERBEST SIVININ ANLAMI NEDİR?


AKINTI GELMESİ HAMİLE KALMAYI ENGELLER Mİ?


KASIKTA ŞİŞLİK VE AĞRI


JİNEKOLOJİK KANSERLERİN TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİ (KAPALI AMELİYAT)


KANSER HASTALARINDA PALYATİF TEDAVİ


SUNİ SANCI İLE DOĞUM (SORU CEVAP YORUMLAR)


VAJİNADA AKINTI, KAŞINTI, MANTAR, İLTİHAP (SORU CEVAP YORUMLAR)


DOĞUM SONRASI KANAMA, LEKELENME (SORU CEVAP YORUMLAR)


KASIK AĞRISI (SORU CEVAP YORUMLAR)


KADINDA RAHİM, YUMURTALIK, TÜPLER (SORU CEVAP YORUMLAR)


YUMURTALIK KİSTİ (SORU CEVAP YORUMLAR)


MİYOM (SORU CEVAP YORUMLAR)


RAHİM AĞZINDA YARA (SORU CEVAP YORUMLAR)


HAMİLELİKTE KAN UYUŞMAZLIĞI (SORU CEVAP YORUMLAR)


DOĞUMDAN SONRA VAJİNADA GENİŞLEME VE DARALMA (SORU CEVAP YORUMLAR)


BEBEĞİN DOĞUM ANI (SORU CEVAP YORUMLAR)


DIŞ GEBELİK (SORU CEVAP YORUMLAR)


HAMİLELİKTE KANSIZLIK (SORU CEVAP YORUMLAR)


HAMİLELİKTE BEBEĞİN KALP ATIŞI OLMAMASI (SORU CEVAP YORUMLAR)


HAMİLELİKTE AŞIRI TÜYLENME (KILLANMADA ARTIŞ)


HAMİLELİKTE TIRNAKLARDAKİ DEĞİŞİKLİKLER


JİNEKOLOJİK KANSERLERDE KEMOTERAPİ (İLAÇ TEDAVİSİ)


JİNEKOLOJİK KANSERLERDE RADYOTERAPİ (IŞIN TEDAVİSİ)


HAMİLELİKTE TANSİYON KAÇ OLMALI? (SORU CEVAP YORUMLAR)


ÖLÜ GEBELİK - BOZULMUŞ, SAĞLIKSIZ GEBELİK KESESİ (SORU CEVAP YORUMLAR)


DOĞUMUN GECİKMESİ (SORU CEVAP YORUMLAR)


HAMİLELİKTE BEBEĞİN GELİŞİMİNİN DURMASI (SORU CEVAP YORUMLAR)


İKİZ GEBELİK (SORU CEVAP YORUMLAR)


HAMİLELİKTE MUAYENE VE ULTRASON (SORU CEVAP YORUMLAR)


HAMİLELİKTE YEME İÇME BESLENME (SORU CEVAP YORUMLAR)


HAMİLEYKEN İLAÇ KULLANMAK (SORU CEVAP YORUMLAR)
Tamamını >>

ÖLÜ GEBELİK - BOZULMUŞ, SAĞLIKSIZ GEBELİK KESESİ (SORU CEVAP YORUMLAR)

HAMİLELİKTE GEBELİĞİN ÖLÜ VEYA SAĞLIKSIZ OLMASI (SORU CEVAP YORUMLAR)

Hamilelikte bebeğin kalp atımlarının olmaması ölü olduğu anlamına mı gelir?
Hamileliğin ilk haftalarında yani 4. hafta civarında sadece gebelik kesesi oluşmuştur, içerisinde bebek yani embriyo oluşmamıştır, bu nedenle bu haftalarda bebek görülemez; dolayısıyla kalp atımı izlenemez; bu normal bir durumdur ve bebeğin ölü olduğu veya oluşmadığı anlamına gelmez. Ancak yaklaşık 6 hafta civarında bebek ve kalp atımları net olarak ultrasonda izlenebilir. Geç yumurtlama vb. bir durum varsa kalp atımları daha geç de izlenebilir. Bu haftalardan sonra bebeğin görülmemesi boş gebelik anlamına gelebilir veya bebek görülmesine rağmen kalp atımı ultrasonda ve doppler incelemede görülemiyorsa bebek ölü olabilir. Bebek yani embriyonun net izlenecek kadar büyüdüğü halde kalp atımının olmaması bir ultrason cihazı ve renkli doppler ile kesin olarak teyit edilmişse bu bebeğin ölü olduğuna karar verilir. Hamileliğin ilk haftalarında olan bu durum düşük veya küretaj ile sonuçlanır, daha ileri aylarda bebek kalp atımları yoksa yani ölü ise o zaman doğum ile rahim boşaltılarak temizlenir.

Gebelik kesesinin şeklinin bozuk olması nedir?
Gebeliğin ilk haftalarında gebelik kesesinin sınırları düzenli değilse hamileliğin sağlıksız geliştiği veya gebeliğin ölü olabileceği hakkında şüphe yaratır. Çünkü gebeliklerde kese genellikle yuvarlak veya yuvarlağa yakın şekildedir, kesenin dış sınırları düngüncedir. Kese aşırı oval şekilli ise ve sınırları pürüzlü, düzensiz ise bir süre daha takip edilir ve bebeğin kalp atımı izlenmediğinde kesin olarak ölü gebelik olduğuna karar verilir. Düzensiz gebelik kesesi genellikle kendiliğinden düzelmez ve sağlıksız gebelikle sonuçlanır ancak nadiren aşırı düzensizlik yoksa bir süre sonra gebeliğin normal sağlıklı olduğu izlenebilir, bu nedenle bir süre takip edilir. Bu konuda kesenin düzenli olmasını sağlayacak bir tedavi yoktur, bu tamamen gebeliğin gelişimi ile alakalı bir durumdur, başka bir nedeni yoktur.

Ölü gebelik belirtileri nedir? Nasıl anlaşılır?
Çoğunlukla hiçbir belirti olmaksızın rutin doktor muayenesinde ultrason sırasında farkedilir. Ultrason yapmadan muayene ile anlaşılamaz. Nadiren kanama, lekelenme gibi belirtiler olabilir hastada, bunun dışında ölü gebelik olduğunu özellikle anlamaya yarayan bir belirti yoktur. Bulantı ve kusma gibi şikayetlerin azalması veya geçmesi, diğer gebelik belirtilerinin değişmesi hastanın gebeliğinin öldüğünü göstermez, bu şekilde endişe edilmemelidir. Gebeliğin ölü veya sağlıksız olduğunun anlaşılması için ultrason muayenesi yapılmalıdır.

Anne karnında ölen bebek anneyi zehirler mi? Zararı olur mu?
Hamilelikte anne rahminde bebeğin ölü olmasının anneyi zehirlediğine dair halk arasında bilinen durum aslında DIC'dir ("dik" diye okunur). DIC tablosu anne karnındaki canlı olmayan gebelik materyalinden salınan bazı maddelerin etkisi ile annede pıhtılaşma bozukluğu vb. patolojilerin oluşmasıdır. Gebelik erken aylarda ölmüş ise bu tür bir DIC (zehirlenme) tablosu çok nadir oluşabilir, ileri gebelik aylarında ölüm olmuşsa örneğin 4.-5. aydan sonraki ölümlerde DIC tablosu oluşması daha sıktır. Ancak her iki durumda da annenin etkilenmesi çok sık görülmez ve genellikle günler sonra meydana gelir, saatler içinde meydana gelen bir durum değildir. Bu tür sorunun başladığı bazı tahliller ile anlaşılabilir. Ölü bebek varlığında doktorunuz bazı tahliller yaparak annede etkilenme olup olmadığına karar verir ve buna göre rahim içerisinin boşaltılması için işlemlere başlar. Rahim içerisi küretaj veya doğumla boşaltılana kadar ölü gebelik anne karnında bir süre daha durur, tahliller normalse anneye zararı olmaz. Halk arasında gebelik zehirlenmesi diye bilinin preeklampsi tamamen farklı bir durumdur ve ölü bebeğin anneyi zehirlemesi ile karıştırılmamalıdır. Gebelik zehirlenmesi diye bilinen durum tansiyon yüksekliği ile seyreden ve çoğunlukla canlı gebeliklerde görülen farklı bir durumdur, bu konuda ayrıntılı yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hamilelikte bebek hareket etmiyorsa ölü müdür?
Bebek hareketlerinin anne tarafından hissedilmesi zaten 20. hafta civarında başlar, bu nedenle bu haftadan önce bebek hareketlerini hissetmemek ölü olduğu anlamına gelmez. 20. haftadan sonra da kısa süreli hareket hissetmeme dönemleri olabilir gün içerisinde. Ancak uzun süre geçmesine rağmen hiçbir hareket hissedilmiyorsa durumu netleştirmek için doktora başvurmak gerekir.

Sağlıksız gebelik ne demektir?
Ultrason muayenesinde "sağlıksız gebelik" veya "sağlıksız bebek" deyimi her zaman gebeliğin ölü olduğu anlamında kullanılmaz, bazen suyunun az olması veya başka problemler de kastedilebilir. Hamileliğin ilk haftalarında sağlıksız bir gebelik izleniyorsa düşük veya ölü doğum olabileceği kastedilir genellikle; çünkü bu ilk haftalarda (örneğin 4-10 hafta arası) bebek çok küçük olduğu için özür vb. varlığı görülemez, sağlıksız kelimesi ile özür varlığı kastedilemez. Gebelik kesesinin bozulmuş ve düzensiz olması da sağlıksız gebelik kesesi şeklinde ifadeye neden olabilir. Sağlıksız terimi ile kastedilen gebelik kesesinin sağ tarafta veya sol tarafta olması değildir.


İlgili Konular:
- Düşük 
- Boş Gebelik
Tamamını >>

DOĞUMUN GECİKMESİ (SORU CEVAP YORUMLAR)

Doğum gecikmesinin nedenleri?
Doğumların çoğu 37-40 haftalar arasında gerçekleşir. Nadiren 41 hafta dolmasına rağmen sancılar başlamaz ve doğum gerçekleşmez, bu duruma gün aşımı gebelik denir, halk arasında günün dolması, gün geçmesi, doğumun başlamaması, doğumun gecikmesi gibi isimlendirmeler yapılır. Nedeni çoğunlukla bilinemez ancak ilk doğumlarda, annenin aşırı kilolu olması halinde, daha önceki gebeliklerinde gün aşımı yaşayanlarda daha sık görülür. Çoğu zaman bilinen hiçbir sebep yoktur.

Doğum gecikmesinin zararları nelerdir?
Doğum çok aşırı gecikirse bebek anne karnında kakasını yapabilir, bebeğin suyu azalabilir. Ayrıca günler geçtikce bebek daha fazla büyüyüp irileşeceği için normal doğum zorlaşabilir. Su azalması (oligohidramnois) ve mekonyum izlenmesi halinde fetal distres gibi tehlikeli durumlar meydana gelebilir, bu nedenle ultrason ve NST ile yakın takip yapılır ve gerekirse doğum kararı verilir.

Doğum gecikirse ne yapılır?
40 haftaya rağmen doğumun başlamadığı gebeliklerde yakından izlem yapılır ve genellikle 41. haftada (bazı hastanelerde 42. haftada) suni sancı ile doğum başlatılır; bu mümkün değilse sezaryen ile doğum planlanır. Gecikmiş doğumlarda doğum şeklini belirleyen faktörler bebeğin kilosu, su miktarı, NST durumu gibi çeşitli faktörlerdir; bu faktörlere göre normal doğum veya sezaryen ameliyatı ile doğum gerçekleştirilir.

Doğum geciktiğinde cinsel ilişki yasak mı?
Normal gebeliklerde yasak olmadığı gibi doğumun geciktiği gün aşımı durumunda da cinsel ilişki yasak değildir. Ancak gebelikte doktorun gözlediği özel bir problem varsa o taktirde cinsel birliktelik yasaklanabilir.

Doğum kaç hafta gecikebilir?
Normalde doğumların 40. haftaya kadar olması beklenir. Bu haftadan sonra eğer muayenede hiçbir anormallik yoksa 1 veya 2 hafta daha beklenebilir. Bu bekleme süresi hastaneye göre, doktora göre, hastanın özelliklerine göre; ultrasonda ve diğer testlerde bebekte izlenen faktörlere göre belirlenir ve her gebelikte standart beklenmesi gereken bir süre yoktur. Anne adayı doktoru ile yakın takip içinde olarak bu bekleme süresini geçirmelidir. Bazı gebeliklerde 40. hafta dolduğunda daha fazla beklenemeyeceği ve hemen doğum gerekeceği belirlenebilir.

Doğum gecikirse bebek özürlü mü olur?
Doğumun gecikmesi bebeğin özürlü olduğu veya doğum sırasında bir sorun gerçekleşeceği anlamına gelmez. Bütün gebeliklerin yaklaşık yüzde %'5'inde doğum gecikmesi görülür, yaygın bir durumdur.

Doğum gecikirse doğum izni ne olur?
Doğumun gecikmesi halinde geçen günler annenin doğum izninden sayılmaz. Doğum izni doğumun gerçekleşeceği günden itibaren başlar. Doğum erken de olsa, zamanında da olsa, gecikerek de olsa anne aynı miktarda doğum sonrası iznini kullanır.

40, 41 haftada doğum başlamazsa sancı olmazsa ne yapmalıyım?
Bu durumda anne adayı doktor takibinde değilse hemen en yakın hastaneye bavurmalıdır. Doktor takibinde olan gebelere zaten bu hafta dolduğunda tekrar gelmeleri önerilmiştir. Gebenin kendi kendine yapması gereken bir şey yoktur. Yukarıda da anlatıldığı gibi takip ve testlere, muayene bulgularına göre gebeliğin takibi veya uygun zamanda doğum planlanır.

41 ve 42. haftada doğum yapanlar daha mı zor doğurur?
40 haftadan sonra bebeğin kilosu genellikle giderek artar bu nedenle günü geçmiş gebeliklerde bebeğin kilosunun normalden fazla olması daha sık olur. Ancak bebek aşırı kilolu değilse 41 hafta hatta 42 hafta olmasına rağmen kilosu fazla olmayabilir, bu durumda normal doğum zor olmayabilir. Ancak bebeğin kilosu giderek çok artmışsa bu durumda normal doğum zor olabilir; bu şartlarda zaten normal doğum yerine sezaryen planlanır. Bebeğin kilosu aşırı değilse sadece gün gecikti diye doğumun zor olması beklenmez.


İlgili Konular:
- Gün Aşımı (Geç Doğum) (Gün Geçmesi)
Tamamını >>

HAMİLELİKTE BEBEĞİN GELİŞİMİNİN DURMASI (SORU CEVAP YORUMLAR)

GEBELİKTE BEBEĞİN GELİŞİMİNİN GERİ KALMASI (SORU CEVAP YORUMLAR)

Hamileyken bebeğin haftasına göre daha küçük (zayıf) olması neden olur?
Hamilelik takipleri sırasında ultrasonda bebek bazen son adet tarihine göre hesaplanan haftadan daha küçük görünebilir. Örneğin son adet tarihine göre 28 haftalık olması gereken bebeğin ölçümleri ultrasonda 26 veya 24 hafta olarak izlenebilir. Bu durum her zaman gebelikte bir problem olduğu anlamına gelmez. Bebeğin kilo ve kemik boyu ölçümlerinin olması gerekenden küçük görünmesi yani haftasına göre daha geride bebek izlenmesi rahim içi gelişme geriliğine bağlı olabileceği gibi tamamen yapısal da olabilir. Bu iki sebebi ayırmak önemlidir çünkü bebeğin ufak görünmesi gelişme geriliğine bağlı ise gebelikle ilgili bazı riskler artar ve sıkı izlem gerekir bazen erken doğum veya başka problemlere neden olabilir. Ancak bebeğin olması gereken haftadan ufak görünmesi gelişme geriliğine değil de yapısal küçük olmasına bağlı ise gebelikle ilgili risklerde artış izlenmez; bu bebek yapısal olarak küçüktür anne veya babası gibi minyon yapılı olabilir, küçük olması bir problemden kaynaklı değildir, vücut yapısının küçük olmasındandır.

Bebeğin anne karnında gelişiminin durması neden olur?
Bebeğin hamilelik sırasında büyümesinin durmasının çeşitli nedenleri vardır. Bebekte doğumsal anomali (özürlü bebek) olması sebeplerden birisidir ancak bu her zaman izlenmez. Anneye ait bazı hastalıklar (tansiyon, şeker, ciddi kansızlık, böbrek hastalığı) ve annenin sigara, alkol, uyuşturucu madde kullanması gibi durumlar da bebeğin gelişiminde durmaya  neden olabilir.

Bebeğin 1 hafta, 2 hafta, 3 hafta geriden gelmesi anormal midir?
Ultrason ölçümlerine göre bebek bir veya daha fazla hafta geri izlenebilir. 1-2 hafta gerilik sık izlenir ve genellikle altından bir problem çıkmaz, aynı şey daha nadir olarak 3-4 hafta gerilikler için de geçerlidir. Ancak özellikle 3-4 hafta geriliklerin bebeğin gelişim bozukluğu (IUGR) veya annedeki başka hastalıklara bağlı olma ihtimali daha fazladır. Bunların hepsinin normal olarak mı yoksa bir problemden mi kaynaklandığının ayırt edilmesi ultrasonografi, doppler, NST, bebeğin suyunun ölçümü gibi çeşitli testlerle anlaşılır.

Bebeğin karın çevresinin küçük olması neden olur?
Bebeğin karın çevresinin (göbek çevresi) geri olması bebeğin gelişiminin durakladığını anlamaya yarayan en önemli ölçümlerden birisidir. Karın çevresi (AC) ve kilo ölçümünün mevcut gebelik haftasına göre geri veya ileri olması karşılaştırılır. Buna göre bebekte gelişme geriliği veya fazla gelişme olduğu anlaşılır. Ancak karın çevresi küçük olan her bebekte bir problem olmayabilir veya gelişme geriliği ortaya çıkmayabilir; bebeğin karın çevresi yapısal olarak da küçük olabilir. Ayrıntılı incelemeler ile durum netleştirilmelidir.

Gelişimi küçük olan bebekler normal mi doğar sezaryen mi yapılır?
Anne karnında gelişimi geri kalmış ve kilosu az (zayıf) olan bebeklerin doğum şekli her iki türlü de olabilir; bu kararı belirleyen çeşitli faktörler vardır; bebeğin kilosu, doğum başladığındaki haftası, su miktarı, doppler değerleri, anomali (özür) varlığı, anneye ait hastalıklar gibi... Bütün bu faktörlere göre doğumun hangi haftada olacağına ve hangi yöntemle (normal doğum, sezaryen) gerçekleşeceğine karar verilir.

Hamileyken çoçuk gelişiminin yavaş olması nasıl anlaşılır?
Hamilelikte anne karnındaki çocuğun kilo almasını veya büyümesini annenin karnına dışarıdan bakarak yorumlamak çok yanlıştır, yanıltıcı olabilir. Bu şekilde hamilelerin karnına dışarıdan bakılark yorum yapılması anne adaylarını da yersiz yere telaşa düşürmektedir. Dışarıdan karnı daha büyük görünen bir gebenin bebeğinin kilosu dışarıdan karnı küçük görünen bir gebeye göre daha küçük olabilir. Yani karnın dışarıdan büyük görünmesi veya küçük görünmesi ultrasonda karın içerisindeki bebeğin ölçümleri ile hiç uyuşmayabilir, tam tersi çıkabilir. Bunda annenin kilosu, göbek yağı, boyu, karın şekli, bebeğin rahim içerisindeki duruşu gibi çok faktör etkilidir. Bu nedenle doktor muayenesi ve ultrason ile bebeğin gelişimi değerlendirilmeden, sadece dış görüntüye bakarak aldanmamak gerekir.


İlgili Konular:
- Gebelikte Bebekte Gelişme Geriliği Olması (IUGR)
Tamamını >>

İKİZ GEBELİK (SORU CEVAP YORUMLAR)

İKİZ HAMİLELİK (SORU CEVAP YORUMLAR)

İkiz gebelik olduğu hamilelik testinde anlaşılır mı?
Hayır. İdrarda ve kanda gebelik testleri (b-hcg) sadece gebelik olup olmadığını bildirir, gebeliğin ikiz veya üçüz olduğunu bildirmez. Gebelik testindeki değerin yüksek veya alçak olmasına bakarak ikiz olduğu kesin olarak bilinemez.

İkiz gebelikte beslenme nasıl olmalı?
İkiz gebeliklerde tekil gebeliklerden farklı bir beslenme programı, yemek listesi önerilmez. İki bebek olduğu için tekil gebeliklere göre daha fazla yemek içmek de önerilmez. Sağlıklı ve dengeli beslenme önerilerine dikkat ederek aynı tekil gebeliklerdeki gibi aşırı kilo almaktan kaçınarak normal bir kilo ile doğuma ulaşmak en idelidir. Gebelikte beslenme konusunda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

İkiz hamileliklerde kilo alımı nasıl olmalı?
İkiz hamileliklerde kilo alımı tekil hamileliklere göre biraz daha fazla olabilir ancak çok aşırı olmamalıdır. Normal tekil hamilelikerde en fazla 15 kilo alınması önerilirken, ikizlerde bu rakam en fazla 20 kg olmalıdır. Bu nedenle ikiz hamilelerde aşırı tatlı, çikolata, şeker ve hamur işi, pasta, fast-food türü yiyeceklerden kaçınmalıdır.

İkiz hamileliklerde dikkat edilmesi gerekenler nedir?
İkiz hamileliklerde düşük, erken doğum, su gelmesi, yüksek tansiyon, şeker haastalığı gibi riskler tekil gebeliklere göre biraz daha fazla görülmektedir. Bu nedenle doktor takiplerine ve kontrolere zamanında uyulmalıdır. Aşırı kilo almaktan kaçınmak gereklidir. Doktor önerisi olmadan hiçbir ilaç veya bitki karışımı vb. kullanılmamalıdır.

İkiz hamilelik belirtileri nelerdir? Nasıl anlarım?
Anne adayının gebeliğin başlarında belirtilere ve şikayetlere bakarak ikiz gebelik olduğunu anlaması imkansızdır. Çünkü bulantı, kusma, kilo almak gibi belirtiler ikiz gebeliklerde genel olarak daha fazla görülse de tekil gebeliklerde de aynı şekilde olabilir. Bazen tekil gebelik olanın belirtileri ikiz gebelik olandan daha fazla da olabilir. Bu nedenle sadece belirtilere bakarak gebeliğin ikiz olup olmadığını ne doktor ne de hasta kendisi anlayamaz. Ultrason ile kolayca ayırt edilir.

İkiz hamilelik ne zaman belli olur ve kesinleşir?
Gebeliğin henüz ilk haftalarında yani 5-6 haftalıkken bile ultrasonda 2 gebelik kesesi görülmesi ile ikiz gebelik teşhisi konabilir ancak bu ikiz gebeliğin doğuma kadar ikiz şekilde gideceği garanti değildir. Gebeliğin ilk haftalarında görülen bu iki küçük gebelik kesesinden birisinin 1-2 ay içerisinde kendiliğinden kaybolması sık rastlanan bir durumdur. Bu oran yüzde 20 civarındadır. Yani gebeliğin ilk ayında ikiz gebelik teşhisi konan kadınların yüzde 20'sinde keselerden birisi kaybolarak gebelik tek bebek ile ilerler ve tek bebek doğumu gerçekleşir.  Bu nedenle ilk haftalarda ikiz görünmesine kesin ikiz doğum gözüyle bakmamak gerekir en azından 10. haftanın bitmesini beklemek gerekir. 10 haftadan sonra da bebeklerden birisinin kaybedildiği ve tekil doğum gerçekleştiği olabilir ancak çok nadirdir.

İkiz hamilelikte kanama neden olur?
İkiz hamileliklerdeki ilk aylarda kanamanın en sık nedeni aynı tekil gebeliklerde olduğu gibi düşük tehditidir yani düşük tehlikesi olduğunu gösterir. Sıklıkla bu kanama çok sürmez, 1 hafta içinde kesilir ve gebelik normal şekilde devam eder, nadiren kanama artarak düşüğe sebep olabilir. Kanama durumunda hemen doktor muayenesi şarttır. Gebeliğin ileri aylarında kanama veya kahverengi akıntı plasentanın önde olması (plasenta previa) gibi nedenlerle olabilir, bu durumda da acil muayene ve tedavi gerekir. Artan kanamalar erken doğuma neden olabilir.

İkiz gebeler ne zaman doğum yapar?
Tekil gebeliklerde doğum ortalama 39 haftada gerçekleşirken ikizlerde gebelik ortalama 35 hafta sürer. Ancak bu süreler kesin değildir daha erken veya daha geç de doğum olabilir. Örneğin ikiz hamilelik 40 haftaya kadar doğum olmadan bekleyebilir. Sezaryen de olsa normal doğum da olsa 35. haftada doğum olmadı diye doğum zorlanmaz daha uzun kalması kardır ve beklenir (eğer gebelikte bir problem yoksa).

İkiz gebeler nasıl yatmalı?
Yatış ve uyuma pozisyonu tekil gebelikler ile aynıdır. İlk aylar önemli değildir her şekilde yatılabilir ancak 5. aydan sonra özellikle sol yana yatmak önerilir, karın üzerine yatmaktan kaçınmak gerekir. Çünkü ilerleyen aylarda büyüyen rahim büyük damarlara bası yapabilir.

İkiz hamile kadınlar doğumdan sonra kilolu mu olur?
İkiz hamile kadınlar yeme içme kuralları ve egzersiz hareket önerilerini yerine getirdikleri sürece doğumdan sonra hiçbir kilo problemi yaşamaz aynen tekil hamilelikler gibi kilolarını vererek normal formlarına kavuşurlar. İkizlerde göbekte kilo kalması veya obezite gibi riskler daha fazla değildir. Sadece ikiz gebeliklerde karın daha fazla büyüdüğü için cildin gerilmesine bağlı çatlaklar daha fazla olabilir, bu da asıl olarak kadının cilt yapısına bağlıdır. Anne adayının cilt yapısı esnekse hiç çatlak olmadan ikiz bebek doğurması da mümkündür.

İkiz gebeliklerde kullanılan ilaçlar  farklı mıdır?
Hayır farklı değildir, dozları ve isimleri aynı ilaçlar aynı şekilde kullanılırlar. Doktora danışmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. İkiz gebeliklerde de folik asit ve diğer vitaminleri kan hapları aynı şekilde kullanılır. Kalsiyum ve magznezyum ilaçları her zaman şart olmasa da doktor tarafından gerekli gördüğünde kullanılır.


İlgili Konular:
- İkiz Gebelik
Tamamını >>

HAMİLELİKTE MUAYENE VE ULTRASON (SORU CEVAP YORUMLAR)

GEBELİKTE MUAYENE VE ULTRASON (SORU CEVAP YORUMLAR)

Hamilelikte muayene ve ultrason şart mı?
Her hamileliğin uzman hekim tarafından düzenli aralıklarla doğuma kadar takip edilmesi anne ve bebek sağlığı açısından önemlidir. Hamileliğin takibi sadece bebeğin sağlığı ve özür, hastalık vb. durumlarını önlemek için değil ayrıca anne ağlığı ve anne hayatını da korumak için gereklidir. Çünkü hamilelikte preeklampsi, diyabet vb. bazı hastalıklar anne sağlığını ve doğumu da tehlikeye sokabilmektedir.

Hamilelikte ne kadar sıklıkla muayene olmam gerekir?
Gebelik takip ve muayeneleri genellikle ayda bir olacak şekilde uygulanır ülkemizde. Bazı ülkelerde daha seyrektir ve gebelik boyunca toplam 4-5 kez muayene yapılır. Ülkemizde ayda bir muayene yapılırken gebeliğin ilk ve son ayında bazen haftada bir kontrol gerekebilmektedir. Doktor tarafından her gebeliğin özelliklerine göre muayene aralıkları belirlenir.

Gebe kalmadan önce doktor muayenesi gerekir mi?
Hamilelik planlayan bebek isteyen bir çiftin gebe kalmadan önce birlikte bir doktora başvurması faydalıdır. Kadın muayene edilir, ultrason ve bazı tahliller yapılır. Erkekte bir şikayet yoksa muayene edilmez, tahlil istenmez. Kadına gebelik öncesi vitamin ve gerekli ise başka ilaçlar başlanır.

Muayene zamanımı aksatsam sorun olur mu?
Muayene zamanlarına mümkün olduğunda doktorun belirlediği şekilde uymak gerekir. Bazı tahlillerin ve testlerin yapıldığı belirli gebelik haftaları vardır, bu haftalar geçtikten sonra yapılamaz; bu nedenle kontrol tarihlerini aksatmamak önemlidir.

Çok sık ultrason muayenesi bebeğe zararlı mı?
Ultrason röntgen ışını içermez, ses dalgaları ile çalışır (ultra-ses). Bu nedenle bebeğe zararlı değildir ancak her tetkik gibi gereksiz yere sık yapılması hem maddi olarak hem zaman ve iş yükü olarak doktora, hastaya, hastaneye ve devlet bütçeşine zarar verir. Her tahlilin, muayenenin, ultrasonun gereksiz yere sık yapılmaması gereklidir, hepsinin dünya standartlarında belirlenmiş uygun sıklığı vardır.

Her muayenede ve her kontrolde ultrason yapılması şart mı?
Hayır şart değildir, bazı muayenelerde sadece tansiyon ölçümü, kilo ölçümü, NST  ve tahliller yapılabilir.

Doğum sırasında ultrason yapılır mı?
Doğum için hastaneye yatış yapıldığında genellikle ultrason yapılır (her zaman şart değildir). Ancak yatıştan sonra doğuma kadar genellikle tekrar ultrason yapılmaz, nadiren bazı nedenlerle tekrar tekrar ultrason muayenesi yapılabilir. Örneğin doğum için sancı çeken veya sezaryen olmayı bekleyen bir anne adayının normalden fazla bir kanaması olması durumunda tekrar ultrason yapılabilir.

Kontroller sırasında alttan muayene ve ultrason yapılır mı?
Alttan elle muayene her kontrolde şart değildir ancak bazı şikayetlerin sebebini araştırmak için alttan elle muayene veya spekulum denen aletle muayene gerekebilir. Normal hamileliklerde özel bir problem yoksa alttan parmakla muayenenin veya spekulum aleti ile muayenenin hatta alttan ultrason yapmanın bir sakıncası yoktur.

Muayeneden sonra kanama veya lekelenme olması
Nadiren alttan muayene veya ultrason yapıldıktan sonra az miktarda sarı, beyaz, yeşilimsi akıntı hatta bazen pembe kırmızı lekelenme olabilir. Bu her zaman bir problem olduğu anlamına gelmez ancak özellikle pembe kırmızı kana benzer akıntının mutlaka doktora tekrar iletilmesi şarttır.

Alttan muayene olamıyorum, korkuyorum
Bazı kadınlarda hamile olmasa bile alttan muayeneden aşırı çekinme, korkma hatta muayene sırasında kendine hakim olamayıp kaçınma bacaklarını kapatma durumu olabilir. Bu durumu en baştan muayeneden önce doktorunuza anlatmanız gerekir. Çoğunlukla doktorunuzun telkinleri ve yavaş ve alıştırarak muayeneye başlaması sayesinde bu problem aşılır. Genellikle 1-2 kez muayene olduktan sonra hastalar bu sorunu yaşamaz, muayeneye alışır.

Hamilelikte alttan muayene nasıl yapılır? Kaçıncı haftalarda yapılır?
Muayeneler çoğunlukla karın üzerinden elle ve ultrasonla yapılır ancak nadiren alttan elle parmak muayenesi ve alttan ultrason gerekebilir. Bu durumda muayene aynen gebe olmayan kadınlarda olduğu gibidir, farklı değildir. Gebe olmayan kadınlarda kullanılan plastik veya metal muayene aleti (spekulum) aynı şekilde gebelerde de kullanılabilir bazen. Alttan muayenenin yapıldığı özel bir hafta yoktur, gerektiği halde her haftada yapılabilir. Çatı muayenesi ve doğum şeklini değerlendirmek için yapılan muayene hamileliğin son haftalarında yapılır.

Hamilelikte alttan muayene niye yapılır?
Çeşitli nedenleri olabilir, en sık nedenler: Bir kanamanın sebebini araştırmak için, düşen bir parçanın veya su gelmesinin nedenini araştırmak için, smear testi (rahim ağzı kanser taraması) yapabilmek için, doğumun başladığını veya açıklık olduğunu anlayabilmek için, rahim ağzına dikiş atmak veya dikişleri alabilmek için, bebeğin başının seviyesini ve doğum kanalına girdiğini anlayabilmek için...

Hamilelikte ve doğumda ebeler hemşireler muayene yapabilir mi?
Bazı hastanelerde ebe ve hemşireler karın üzerinden veya alttan muayene ederek durumu kadın doğum uzmanı hekime bildirebilirler. Ebe ve hemşireler çeşitli doppler aletleri ve NST cihazı ile bebeğin kalp atımını kontrol edebilir, sancı var mı diye değerlendirebilir.

Muayene olmaya giderken ne yapmak lazım?
O güne kadar yapılan tetkiklerinizi ve ultrason vb. raporlarınızı düzenli şekilde dosyalayarak yanınızda götürmeniz faydalı olabilir, bazen eski raporları incelemek gerekebilir.

Hamileyken göz, kulak burun boğaz ve diğer branş muayeneleri yapılır mı?
Hamilelikte eğer şikayet varsa her branş ile ilgili muayene yapılabilir ilgili uzmanlar tarafından. Göz, kulak burun boğaz, diş muayenesi; basur vb. durumunda makat muayenesi; meme muayenesi, göğüs hastalıkları ve nörolojik muayeneler, ortopedik muayene vb.... Hangi branşa muayene olursanız olun muayene öncesinde gebe olduğunuzu veya gebelik ihtimali olduğunu mutlaka belirtin, istenen tetkikler ve röntgen, tomografi vb. buna göre değişebilir.


İlgil Konular:
- Gebelikte Ultrason
Tamamını >>

HAMİLELİKTE YEME İÇME BESLENME (SORU CEVAP YORUMLAR)

GEBELİKTE YEME İÇME BESLENME (SORU CEVAP YORUMLAR)

Hamileyken gece yemek yemek zararlı mı?
Hamileyken hatta bütün insanlar için gece yemek yemek zararlıdır çünkü gece vakti yenen yiyecekler içecekler aşırı kiloya neden olur. Gündüz belli aralıklarla aşırı olmayacak şekilde dengeli beslenmek ve faydalı besinleri almak en ideal olanıdır. Akşam yemeği geç saatlere bırakılmamalıdır. Gece yeme veya tatlı tüketiminden kaçınmak gerekir. Ara öğünlerle sık sık ama azar azar beslenmek önerilir.

Hamileyken mayonez yenir mi?
Mayonez sadece hamilelere değil bütün insanlara mümkün mertebe kaçınılması önerilen bir besindir.

Çok acı yemek, aşırı baharat kullanmak bebeğe zarar verir mi?
Hamilelikte aşırı acılı, biberli, baharatlı beslenme alışkanlıkları bebeğe zarar vermez ancak annenin mide ve barsak problemlerine neden olabilir, bu nedenle aşırısından kaçınmak gerekir.

Hamileyken sabah ne yemeli?
Her insan gibi güne sabah sağlıklı bir kahvaltı ile başlanak iyi olacaktır. Örneğin yumurta (haşlanmış veya kızarmış), peynir, zeytin, reçel kahvaltıda bulundurulabilir. Ekmek tüketilebilir ama aşırı miktarlarda olmamalıdır. Kahvaltıda süt içilebilir. Çay tüketimi gebelikte zararlı değildir, içilebilir. Kaahvaltıda kahve içilmesi önerilmez gebelere çünkü gebelikte bir günde en fazla 1-2 fincan kahve tüketilmelidir. Meyve suları özellikle hazır olanlar hamile olan veya olmayan herkese önerilmeyen içeceklerdir. Teza sıkılmış evde yapılan meyve suyu da az içilmelidir çünkü fazla miktarda şeker içerir.

Hamileyim sürekli yemek yiyorum, ne yapmalıyım?
Hemen kadın doğum uzmanınızdan ve bir diyetisyenden yardım almalısınız. Hamilelikte sürekli yemek yemek aşırı kilo, şeker hastalığı ve diğer bazı risklere neden olabilir. Profesyonel bir yardımla bu yanlış davranış alışkanlığınızı düzeltebilirsiniz.

Hamileler için beslenme listesi veya programı var mı?
Bu tür bir beslenme programı şart değildir, önemli olan anne adayının zararlı besinlerden uzak durarak her insan gibi düzenli ve sağlıklı beslenmesidir. Bu konu başka bir yazıda ayrıntılı olarak anlatılmıştır, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Eğer kendi kendinize yemek yeme düzeninizi ve beslenme şeklinizi normale uygun planlayamıyorsanız bir diyetisyene başvurarak bir diyet programı veya yemek listesi örnekleri alabilirsiniz. Diyetisyen veya uzman hekim tavsiyesi altında olmadan kendi kendinize uygulayacağınız diyet listeleri, beslenme tabloları, menüler zararlı da olabilir, gerekli ve önemli bazı besinlerden yoksun kalmanıza neden olabilir.



Gebeyken acı yemek cinsiyetin kız veya erkek olmasını belirler mi?
Anne adayının acı, ekşi, tuzlu, tatlı veya başka besinleri aşırı istemesi veya tiksinmesi bebeğin cinsiyeti hakkında bir fikir vermez veya cinsiyeti belirlemez. Bu her kadında ve gebelikte farklı şekillerde olabilir.

Hamilelikte domates, sucuk, maydonoz, lahmacun, sarımsak yemek zararlı mıdır?
Domates ve maydanoz faydalı sebzelerdir. Sucuk iyi pişirildiği sürece yenebilir. Lahmacun da güvenilir temiz yerlerden olduğu sürece problem teşkil etmez. Sarımsak yemenin bir zararı yoktur. Hamileyken veya değilken hiçbir yiyecek aşırı miktarda tüketilmemelidir.

Yemekten sonra karın ağrısı, mide yanması ve bulantı normal mi?
Gebelikte sık rastlanan problemlerdir ancak genellikle bazı ilaçlarla kolayca çözüm bulunabilir. Doktorunuza başvurmadan herhangi bir mide ilacı vb. kullanmaktan kaçınmalısınız. Bu şikayetler her zaman normal gebeliğe bağlı olmayabilir, bu nedenle mutlaka doktora başvurmak muayene olmak gerekir.

Hamileyken asitli ve gazlı içecekler içilir mi?
Bu tür içecekler hamile olmayan insanlara da pek önerilmez. Hamilelikte asitli ve gazlı içeceklerin (kola, gazoz) nadiren tüketilmesinden bir zarar beklenmez ancak en ideali bu tür içecekleri hiç tüketmemektir. Yemek veya et türleri yerken yanında asitli içecek tüketme alışkanlığından uzaklaşmak gerekir.

Hamileyken buz yemek zararlı mı?
Bebeğe direk bir zararı olmaz ancak annenin boğazında enfeksiyon veya mide barsak sisteminde rahatsızlığa neden olabilir, bu nedenle buz yememek, aşırı buzlu içecekler içmemek gerekir. Soğuk içecekler az miktarda buz ile serinlemek amacıyla içilebilir.

Hamilelikte annenin değil bebeğin kilo alması için ne yemeli?
Önemli olan sağlıklı beslenme kurallarına uymak; aşırı şekerli, tatlı, unlu besinlerden uzak durmaktır. Anneye kilo yapmadan bebeğe kilo yapan sihirli besinler yoktur; her besin aşırı tüketilince hem anneye hem bebeğe aşırı kilo yapar.

Hamilelikte gece acıkmak niye olur?
Bu genellikle anne adayının düzensiz yeme alışkanlığından kaynaklanır. Anne adayı kendisini sabah, öğlen ve akşam ana öğünlerle beslenecek şekilde alıştırmalıdır, aralarda küçük ara öğünler yenebilir. Akşam geç saatte ve gece acıkmak, uykudan kalkarak yemek yemek kötü bir alışkanlıktır. Düzenli beslenme ve düzenli yaşam şekli ve yürüyüş anne adayında ideal kilo ve sağlıklı gebelik için önemlidir. Gebeliğinde şeker hastalığı olan anne adayları gece kan şekeri düzeyinde aşırı düşme veya yükselme var mı kontrol etmelidir. Kan şekerinin diyet veya ilaçlarla düzenli seyretmesi şeker hastalarında çok önemlidir.

İkiz hamile olanların daha mı çok beslenmesi gerekir?
Hayır. İkiz olduğu için aşırı yemek yemek doğru değildir. İkiz anne adaylarının da dengeli ve yeterli şekilde beslenmeleri gereklidir.


İlgili, Konular:
- Hamilelike Beslenme
- Gebelikte Faydalı ve Zararlı Besinler, Yiyecekler, İçecekler
- Hamileler Neden Çok Acıkır?
Tamamını >>

HAMİLEYKEN İLAÇ KULLANMAK (SORU CEVAP YORUMLAR)

GEBELİK SIRASINDA İLAÇ KULLANMAK (SORU CEVAP YORUMLAR)

Hamileyken ilaç kullandım, bebeğim sakat olur mu?
Bazı ilaçlar gebelik sırasında kullanılabilir ve tamamen zararsızdır, bazıları çok gerekli ise kullanılabilir, bazı ilaçlar ise kesin zararlı olduğu için asla kullanılmaz. Sizin kullandığınız ilacın hangi kategoriye girdiğini öğrenmek için doktorunuza başvurmalısınız. İlacın kullanıldığı gebelik haftası, ilacın dozu da etki şeklini değiştirebilir.

Hamileyken bilmeden ilaç kullananlar ne  yapmalı?
Öncelikle ağrı kesici ve antibiyotik dahil hiç bir ilaç gebelikte doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Bilmeden veya bilerek ilaç kullanılmış ise bu durumda hemen doktora başvurulmalıdır.

Hamileyken ilaç kullanıp da bebeği normal olanlar var mı?
Hamilelikte her ilaç kullanan annenin bebeği özürlü olmaz. Bu sadece bir risktir. Hamilelikte zararlı ilaçlardan kullandığı halde bebeği özürlü olmayanlar vardır. Tam tersine hamilelikte hiçbir ilaç veya başka zararlı madde kullanmadığı halde özürlü bebek sahibi olan aileler de vardır. Her özürün kullanılan ilaca bağlı olduğu da net bilinemeyebilir.

Ultrason ve tahliller ilacın zarar verdiğini gösterebilir mi?
Bazı ilaçlara bağlı oluşan ciddi anomaliler yani özürler ultrasonda görülebilir ancak bu her zaman mümkün olmayabilir. Ayrıntılı ultrason veya 3-4 boyutlu ultrason, renkli doppler ultrason da yapılsa her zaman ilaca bağlı etkileri ve zararları görmek mümkün değildir.

Zeka testleri ilacın zararını gösterir mi?
İkili, üçlü ve dörtlü test gibi testler bebekte Down sendromu ve diğer bazı kromozomal anomalilerin varlığını araştırmak için kullanılır, ilaçların yan etkilerini veya ilaçların neden olduğu özürleri gösteremez.

Gebe olduğumdan şüphe ediyorum ilaç içebilir miyim?
Bu durumu mutlaka doktorunuza bildirmelisiniz. Doktorunuz ya gebelik testi ile durumu netleştirir veya ilacın türünü ve kullanım zamanını değiştirir. Hamilelik şüphesi varsa veya adet gecikmesi gibi hamilelik belirtileri varsa rastgele ilaç kullanmamak gerekir.

Hamileyken her vitamin içilebilir mi?
Hamilelikte vitamin ilacı bile olsa asla doktora danışmadan kullanılmamalıdır. Gebelikte doktorların sıklıkla önerdiği vitaminler vardır ancak bunların içerdiği dozlar gebelere uygun şekilde ayarlanmıştır. Gebeler için hazırlanmamış bazı vitamin hapları bazı vitamin türlerini gereğinden fazla miktarda içerebilir ve bu miktar gebeler için zararlı olabilir.

Hamilelikte krem, merhem, fitil gibi ilaçlar kullanmak zarar verebilir mi?
Ağızdan veya iğne şeklinde alınmasa bile krem merhem, fitil, ovül gibi ilaçların da bazıları ciltten veya mukozalardan kana karışarak zararlı olabilirler. Bu ilaçların hepsi bu etkiyi göstermez ancak nadir bazı ilaçlar bu yollardan kana karışarak zararlı dozlarda bebeğe etki edebilir.

İlaç içmeyi unuttum ne yapmalıyım?
Hamilelikte doktorunuzun verdiği vitamin ilaçlarını düzenli kullanmak önemlidir ancak bir iki gün unutmak size veya bebeğinize zarar vermez. Antibiyotik ve diğer tür ilaçları kullanmayı unuttuysanız tedavi eksik kalabilir bu nedenle doktorunuza unuttuğunuzu belirterek danışmalısınız.

Hamileyken kullandığım ilacı emzirirken de kullanabilir miyim?
Bazı ilaçlar gebelik sırasında plasentadan bebeğe geçmeyebilir ancak aynı ilaç lohusalık döneminde emzirirken anne sütü ile bebeğe geçebilir. Bu nedenle hamilelikte bebeğe zarar vermeyen ilaç emzirirken de zarar vermez diye düşünmemek gerekir. Emzirirken her ilacı tekrar doktora danışmak gerekir.

gebelikte ilaç kullanmak
Resmi büyütmek için üzerine tıkla

İlgili Konular:
- Gebelikte İlaç Kullanımı Ve Zararları
Tamamını >>

www.jinekolojivegebelik.com - 12. YIL

www.jinekolojivegebelik.com


jinekolojivegebelik.com gebelik ve kadın hastalıkları konusunda en çok takip edilen ve en geniş içerikli sitedir. Her ay 1 milyondan fazla ziyaretçi sayısı ile konusunda birinci sitedir.

5 Eylül 2007 tarihinde yapımı başlayan sitemiz sürekli geliştirilen ve özgün içeriği sayesinde kısa sürede alanında en iyi site olmuştur. Bugüne kadar Türkiye ve yurt dışından milyonlarca ziyaretçinin okuyup faydalandığı sitemiz kadın sağlığı ve gebelik konularında milyonlarca soruya cevap sağlamıştır.

Bir çok web sitesi, blog, sosyal medya hesabı, köşe yazısı, makale, dergi, seminer, sunum, tez çalışması gibi alanlarda yerli ve yabancı yazılarda yazılarımıza atıfta bulunulmuş ve sitemiz kaynak gösterilmiştir. Bunda en büyük etken yazılarımızın özgün  ve kaliteli içeriğe sahip olması; etik ve bilimsel prensipler dahilinde yazılmış olmasıdır.

Alanında en iyi olan sitemizi daha da büyük, daha da kaliteli seviyelere yükseltebilmek için içerik güncellemeleri, yeni içerik eklemeleri ve başka çalışmalar sürekli devam etmektedir.

Sitemizi ziyaret eden bütün ziyaretçilerimizin ilgisine teşekkür ederiz.







Sitemiz ilk açıldığında ana sayfa dizaynı (2007 yılında):




2010 yılındaki ana sayfa dizaynı:




2011 yılındaki ana sayfa dizaynı:




2018 yılındaki ana sayfa dizaynı:


Tamamını >>

YUMURTALIK (OVER) KANSERİ

Resmi büyütmek için tıklayın
Kadınlarda yumurtalık kanserleri jinekolojik kanserler arasında endometrium kanserinden sonra 2. sıklıkla görülür. Ana olarak 3 tip over tümörü vardır, bunlar köken aldığı hücresel kaynağa göre sınıflandırılmıştır:
- Epitelyal tümörler
- Germ hücreli tümörler
- Sex kord stromal tümörler

En sık görülen grup epitelyal over tümörleridir, bunlar daha çok menopoz dönemindeki kadınlarda görülür.

Belirtileri:
Over kanserleri hiçbir belirti vermeyeceği gibi karında şişlik, karında gerginlik, ağrı, kilo kaybı gibi belirtilere neden olabilir. Tümörün barsaklara bası yapmasına bağlı kabızlık meydana gelebilir. Karında şişlik yumurtalıkta çok büyük boyutlara erişmiş bir kitleye bağlı olabileceği gibi karında aşırı miktarda sıvı (asit) birikmesine bağlı da olabilir.

Neden olur? Risk faktörleri?
Aşağıdaki risk faktörlerini taşıyan kadınlarda over kanseri daha sık görülür.
- Erken menarş
- Geç menopoz
- Hiç doğum yapmamış olmak (Nulliparite)
- İnfertilite (Kısırlık)
- Ailesel over kanserleri (HNPC - Lynch sendromu, BRCA mutasyonu)

Teşhis:
Yumurtalık kanserlerinde tanıya yardımcı yöntemler muayene, ultrason, tomografi, MR, kan tahlilleri (tümör belirteçleri, ca 125, ca 19-9, CEA, AFP, BHCG) gibi sıralanabilir. Ancak her kanserde olduğu gibi kesin tanı dokudan örnek alınarak incelenmesi neticesinde konur. Yumurtalık kanseri şüphesinde genellikle ameliyat sırasında alınan parçanın incelenmesi neticesinde kesin tanı konur. Yumurtalıkta bulunan kitlenin veya kistin incelenmesi ameliyat sırasında hızlı patolojik inceleme (frozen) şeklinde olabileceği gibi bu imkanın olmadığı hastanelerde ameliyattan sonra da gerçekleşebilir. Ameliyat sırasında frozen inceleme yapılsa bile parça mutlaka nihai kesin tanının konması için patoloji bölümüne gönderilir. Patoloji uzmanlarınca nihai kesin tanının belirlenmesi genellikle 1-2 hafta içerisinde gerçekleşir ve bu sonuca göre ameliyat dışında ek tedavi gerekiyor mu kararı verilir.

Tedavi ve ameliyat:
Yumurtalık (over) kanserlerinde hastanın ameliyat olmasına engel olan nadir durumlar dışında hemen hemen her zaman ameliyat ilk tedavi yöntemi olarak uygulanır. Ameliyatın amacı yumurtalıklardaki kitlelerin çıkarılması ve karın içerisindeki bütün dokuların gözlenerek, gerekirse bazı dokulardan ve lenf nodlarından örnek alınarak hastalığın yaygınlık derecesini belirlemektir. Yani ameliyat hastalığı hem tedavi edici hem de yaygınlığını, evresini belirleyici amaçla uygulanır. Ameliyat sonrasında alınan parçaların incelenmesi kanserin tipini, evresini belirler ve kemoterapi (ilaç tedavisi) gibi ek tedaviler gerekip gerekmediğine karar verilir. Yumurtalık kanseri ameliyatı hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ameliyat sonrasında:
Ameliyattan sonra hasta belli aralıklarla kontrollere gelir. İlk yıllarda kontroller 3 ay bir olmakla beraber daha sonrasında seyrelerek devam eder. Ameliyat sonrasında kemoterapi gereken hastalar kür sayısı tamamlanana kadar kemoterapi alırlar. Yumurtalık kanseri ameliyatından 2 ay sonra doktor muayenesinde bir sakınca yoksa cinsel ilişki başlayabilir. Ameliyattan sonraki ilk günlerde az miktarda kanama vajenden gelebilir, uzun süren ve aşırı miktarda kanama mutlaka doktor kontrolü gerektirir.

Tarama ve Önleme:
Over kanserlerinde bütün topluma uygulanan bir tarama ve önleme yöntemi yoktur. Rahim ağzı kanserinde olduğu gibi smear testi benzeri bir tarama yöntemi veya HPV aşısı gibi önleyici aşı yoktur. Ancak ailesel over kanserleri açısından riskli bireylerde belli aralıklarla muayene ve tümör markerları ile tarama yapılabilmektedir, hatta çok riski bazı durumlarda proflaktif ooforektemi uygulanabilmektedir.

Over kanseri histopatolojik tipleri:
Epitelyal over tümörleri:
- Seröz kistadenokarsinom (En sık görülen epitelyal over kanserdir.)
- Müsinöz kistadenokarsinom
- Endometrioid karsinom
- Berrak hcüreli karsinom
- Transizyonel hücreli karsinom
- İndiferansiye karsinom

Germ hücreli tümörler:
- Disgerminom (En sık görüler germ hücreli over kanseridir.)
- İmmatür teratom
- Yolk sac tümörü (Endodermal sinüs tümörü)
- Embriyonel karsinom
- Poliembriyoma
- Koryokarsinom

Seks kord stromal over tümörleri:
- Granüloza hücreli tümör
- Tekoma
- Fibroma
- Sertoli hücreli tümör
- Leydig hücreli tümör
- Jinandroblastom
- Annuler tubululi seks kord stromal tümörler
- Steroid hücreli tümörler

Metastatik over tümörleri: Over tümörlerinin yaklaşık yüzde 5'i metastatiktir. Yani kanser aslında over kaynaklı değildir, başka bir organdaki kanser yumurtalığa yayılmıştır (metastaz yapmıştır).

Evreleme:
Over kanserlerinde evrenin belirlenmesi cerrahi olarak yapılır. Ameliyat sırasındaki gözlem ve alınan dokuların patolojik incelenmesi hastalığın yaygınlığı hakkında bilgi verir ve evre netleşir. Buna göre kabaca evreler şu şekildedir:
Evre 1: Kanser sadece bir veya her iki overde sınırlıdır, başka organlara yayılmamıştır.
Evre 2: Kanser uterus, tüp veya diğer pelvik organlara yayılmıştır. Üst batına yayılma yoktur.
Evre 3: Pelvik veya paraaortik lenf nodlarına, peritoneal yüzeylere, karaciğer yüzeyine yayılan tümöral implanlar vardır.
Evre 4: Karın dışı organlara metastaz, parankimal metastaz vardır.
Yumurtalık kanseri evreleri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

BORDERLINE OVER TÜMÖRLERİ:
Over tümörlerinin daha iyi seyirli daha az invazyon gösteren histopatolojik tipleridir. Over kanserlerine göre daha erken yaşlarda görülür, çoğu menopoz öncesi dönemdedir. Daha erken evrede tanı alırlar. Prognozları daha iyidir, Metastaztik implantlar olabilir ama daha nadirdir. Ovaryan stromal invazyon izlenmez.
En sık görülen tipi seröz borderline over tümörüdür. Müsinöz borderline over tümörü daha nadirdir. Endometrioid ve berrak hücreli borderline tümörler çok nadir görülür.
Tedavide over karsinomlarına göre daha sınırlı cerrahi uygulanır genellikle. Ameliyat sonrası kemoterapi uygulanması over kanserlerine göre çok daha nadiren gerekir.


İlgili Konular:
- Yumurtalık (Over) Kanseri Ameliyatı
- Evrelere Göre Yumurtalık (Over) Kanseri
- Rahim Kanseri (Endometrium Kanseri)
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri
- Rahim ve Yumurtalık Kanseri  Cinsel Yolla Bulaşır Mı?
- Rahim ve Yumurtalık Kanseri Olanlar Hamile Kalabilir Mi?
- Rahim ve Yumurtalık Kanseri Genetik Mi?
- Yumurtalık Kanseri Smear Testi, Kan Tahlili ve Ultrasonda Belli Olur Mu?
- Jinekolojik Onkoloji - Jinekolojik Onkolog
Tamamını >>

RAHİM KANSERİ (ENDOMETRİUM KANSERİ)

Rahim kanseri nedir?
Resmi büyütmek için tıklayın
Rahim kanseri terimiyle tek bir kanser türü değil, birden çok çeşit olabilen ve rahim dokularından gelişen kanserler ifade edilmektedir. Ancak en sık görülen tip olan endometrium kanseridir, bu nedenle rahim kanseri denildiğinde genellikle bu tip kastedilir. Endometrium rahmin iç yüzündeki boşluğu döşeyen zardır, bu nedenle endometrium kanserine halk dilinde rahim içi kanseri veya rahim iç zarı kanseri de denir. Uterin sarkomlar rahim kanserlerinin diğer tiplerini oluştururlar.

Rahim kanseri ve rahim ağzı (serviks) kanseri tamamen farklı grup kanserlerdir, bu ikisi karıştırılmamalıdır. Bu iki kanser türü sebepleri, genel özellikleri, tedavileri gibi birçok açıdan tamamen farklılık gösterirler, bu nedenle rahim kanseri ifadesi rahim ağzı kanserlerini içermez. Sağdaki resimde rahim (uterus) ve rahim ağzı (serviks) farklı bölgeler olarak izlenmektedir.

Eş anlamlı terimler şu şekide özetlenebilir:
Rahim kanseri = Uterin kanserler = Uterus kanserleri (En sık tipi endometrium kanseri)
Rahim ağzı kanseri = Serviks kanseri (En sık tipi squamöz hücreli karsinom)

Belirtileri:
Rahim kanserlerinin en önemli ve sık görülen belirtisi vajinal kanamadır. Köken aldığı yer nedeniyle kolayca vajinal kanamaya neden olabilmesi bu kanserlerin iyi bir özelliğidir çünkü bu sayede hastanın doktora erken başvurmasına ve genellikle erken evrede tanı almasına neden olur. Rahim kanseri genellikle menopozda olan kadınlarda görüldüğü için bu kanama hemen dikkat çeker ve hasta yıllar sonra ilk defa adet kanaması oldum şeklinde şikayetle doktora başvurur. Bunun dışında daha nadiren aşırı kilo kaybı, ağrı, akıntı gibi şikayetler de görülebilir. Hiçbir belirti olmadan muayene sırasında şüphelenildiği veya biyopsi sonrasında teşhis konulduğu da sık olur.

Neden olur? Risk faktörleri?
Aşağıdaki risk faktörlerini taşıyan kadınlarda endometrium kanseri daha sık görülür.
- Aşırı kilo
- İnfertilite
- Polikistik over hastalığı (PCOS), anovulasyon
- Hiç doğum yapmamış olmak
- Geç menopoz (menopoza normalden daha ileri yaşta girmek)
- Meme kanseri nedeniyle tamoksifen tedavisi almak endometrium kanseri riskini arttırır

Teşhis:
Rahim kanserlerinin en yaygın tipi olan endometrium kanserinin kesin tanısı genellikle biyopsi (endometrial biyopsi, küretaj, rahim içerisinden parça alma) işlemi ile konur. Alınan parçanın histopatolojik olarak incelenmesi neticesinde kanser varlığı ve türü belirlenir. Muayene, ultrasonografi, tomografi veya MR gibi yöntemler kesin teşhis koydurmaz, sadece şüphe yaratabilir.
Bazen de başka nedenlerle yapılan rahim ameliyatı (histerektomi) sonrasında patolojik incelemede rahim kanseri olduğu belirtilir.

Tedavi:
Rahim kanserlerinin (uterin kanserlerin)  türüne ve histolojik tipine göre, evresine göre ameliyat, radyoterapi, kemoterapi yöntemleri çeşitli kombinasyonlar halinde uygulanır. En sık ve genellikle ilk uygulanan tedavi yöntemi ameliyattır. Ameliyatta rahim, yumurtalık, lenf bezleri gibi dokular alınarak evreleme işlemi sıklıkla uygulanır. Ameliyat genellikle açık yöntemle uygulanır ancak bazen kapalı (laparoskopik) yöntemle veya robotik cerrahi yöntemi ile de uygulanabilmektedir. Ameliyat süresi uygulanan tekniğe ve duruma göre çok değişkenlik gösterebilir, süre genellikle 2-5 saat arasında değişir. Ameliyat hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Ameliyat sonrasında patolojik incelemeye göre hastalığın evresi belirlenir. Patoloji sonucunda belirlenen kanserin tipine göre ve evresine, derecesine (grade) göre ek olarak kemoterapi (KT) ve radyoterapi (RT, ışın tedavisi) verilir. Bazı tiplerde ve erken evrelerde ameliyattan sonra hiçbir ek tedavi gerekmez. Hormon tedavisi (progesteron hormonu) da endometrium kanserinde uygulanan yöntemlerden birisidir.
Endometrium kanseri genellikle erken evrede yakalanan bir kanser türü olduğu için başarı oranı yüksektir.

Rahim kanseri ameliyatı sonrasında:
Hastalar ameliyat ve uygulanan diğer tedaviler sonrasında düzenli aralıklarla kontrole çağırılırlar. Kontroller genellikle ilk başta 3 ay aralarla başlar daha sonra seyrelerek devam eder. Kanama ameliyattan sonra ilk günlerde olabilir sonra tamamen kesilir. Uzun süre devam eden kanama ve uzun bir aradan sonra tekrar başlayan kanama mutlaka doktora başvurmayı gerektirir. Hasta genellikle ameliyattan sonra en geç bir hafta içerisinde taburcu olur. Hasta hastaneden taburcu olduktan sonra başka bir hastalık veya ek problem yoksa normal şekilde beslenebilir. Cinsel ilişki başlaması için genellikle ameliyatın üzerinden 2 ay geçmesi gerekir, doktorunuz izin vermeden cinselliğe başlamamalısınız. Rahim kanserlerinde uygulanan ameliyatlarda vajen dokusu alınmadığı için cinsellikle ilgili probleme neden olmaz. Radyoterapi (ışın tedavisi) vajinal kuruluğa neden olabilir.

Tarama ve Önleme:
Rahim ağzı kanserini önlemek için uygulanan smear testi benzeri bir tarama önleme yöntemi rahim kanserlerinde yoktur. HPV aşısı gibi bir önleyici aşı yoktur, HPV aşısı rahim kanserinden değil rahim ağzı (serviks) kanserinden koruma amaçlı uygulanır.

ENDOMETRİUM KANSERİ
Uterin kanserler (rahim kanserleri) içerisinde en sık görülen tip endometrium kanseridir. Aynı zamanda en sık görülen jinekolojik kanserdir. Genellikle menopoz dönemindeki kadınlarda görülür, ortalama görülme yaşı 60 civarındadır. Endometrium kanserinin çeşitli histopatolojik tipleri vardır, en sık görülen tipi endometrioid adenokanserdir. Bunun dışında berrak hücreli karsinom, squamöz karsinom, müsinöz karsinom, seröz karsinom, andiferansiye karsinom gibi nadir tipler vardır.

Endometrium kanserinde evreleme (FIGO 2009):
Evreleme cerrahi olarak yani ameliyatla yapılır, ameliyatta çıkarılan parçaların patolojik incelemesi ile evre belirlenir. Rahim kanseri evreleri hakkında daha ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Evre 1A: Tümör uterin korpusta sınırlıdır, myometrial invazyon yok veya yüzde 50'den azdır.
Evre 1B: Tümör uterin korpusta sınırlıdır, myometrial invazyon yok veya yüzde 50'den fazladır.
Evre 2: Servikal stromal invazyon vardır, uterus dışında yayılım yoktur.
Evre 3A: Tümör seroza ve adnekslere yayılmıştır.
Evre 3B: Vajen veya parametrium tutulumu vardır.
Evre 3C: Pelvik (C1) ve/veya paraaortik (C2) lenf nodu tutulumu mevcuttur.
Evre 4A: Mesane veya barsak mukozası tutulmuştur.
Evre 4B: İntraabdominakl organlara metastaz, inguinal lenf nodu tutulumu, uzak metastaz.

UTERİN SARKOMLAR
Sarkomlar tüm uterus kanserlerinin yaklaşık yüzde 5'ini oluştururlar. En sık görülen 3 tip:
- Karsinosarkom (Malign mix müllerian tümör, MMMT)
- Leiomyosarkom (LMS)
- Endometrial stromal sarkom


İlgili Konular:
- Rahim Kanseri Ameliyatı
- Evrelere Göre Rahim Kanseri
- Rahim Kanseri Vücuda  Yayılır Mı?
- Rahim Kanseri Kan Tahlili, Ultrason ve Smear Testinde Belli Olur Mu?
- Rahim ve Yumurtalık Kanseri Olanlar Hamile Kalabilir Mi?
- Rahim ve Yumurtalık Kanseri Genetik Mi?
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri
- Yumurtalık (Over) Kanseri
- Jinekolojik Onkoloji - Jinekolojik Onkolog
Tamamını >>

CIN 1, CIN 2, CIN 3

SERVİKAL İNTRAEPİTELYAL NEOPLAZİ

CIN nedir?
Cervical Intraepithelial Neoplasia kelimelerinin başharfleri CIN terimini oluşturur. Türkçe "Servikal İntraepitelyal Neoplazi" olarak adlandırılır. Serviks yani rahim ağzında meydana gelen bazı hücresel değişiklikleri ifade eder. CIN bir kanser türü veya malign neoplazi değildir. CIN terimi henüz kanser aşamasına geçmemiş hücresel değişiklikleri ifade eder. Bu değişiklikler serviksten (rahim ağzından) alınan biyopsi parçalarının patolojik incelenmesi ile belirlenir, yani CIN histopatolojik bir tanıdır. Smear tahlili veya HPV testi ile CIN tanısı konulamaz, serviksten biyopsi parçası almak gereklidir tanı için. Biyopsi bazen kolposkopi sırasında bazen kolposkopi olmadan muayenede izlenen şüpheli alanlardan alınır. CIN durumunda muayenede rahim ağzında yüzeysel bir lezyon görülebileceği gibi rahim ağzı tamamen normal de izlenebilir.

AIS (Adenokarsinoma in Situ)
Serviksin dış tarafı yani ekstoserviks squamöz epitelle kaplıdır, CIN bu squamöz epitelde ve transformasyon zonunda olan değişiklikler anlamına gelir. Endoserviks glandüler epitel ile kaplıdır, buradaki preinvaziv değişiklikler adenokarsinoma insitu olarak adlandırılır.

CIN 1 ,CIN 2, CIN 3 şeklinde derecelendirme ne anlama gelir?
CIN (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) lezyonları hafiften şiddetliye doğru 1, 2, 3 şeklinde derecelendirilir. Bu derecelendirme histopatolojik incelemedeki görüntüye göre yapılır. Eğer hücresel değişiklikler serviks yüzeyindekii epitel tabakasının alt 1/3'ünde sınırlı ise CİN 1 denir. Alt 2/3'ü kaplamışsa CİN 2 denir. Epitelin 2/3'ünden fazlasını kaplayan lezyonlar CİN 3 olarak adlandılır.
CIN 1: Hafif atipik hücresel değişiklikler, hafif displazi
CIN 2: Orta şiddette atipik hücresel değişiklikler, orta dizplazi
CIN3: Şiddetli atipik hücresel değişiklikler, şiddetli displazi

CIN3'e eski terminolojilerde karsinoma in itu veya şiddetli displazi denirdi.

2012 yılında tanımlanan LAST terminolojisine (Lower Anogenital Squamous Terminology)  göre,
CIN 1: LSIL
CIN2 ve CIN 3: HSIL
olarak adlandırılmaktadır.

CIN'lerin sebebi nedir?  Kansere dönüşür mü?
CIN terimi o an hastada kanser olduğu anlamına gelmez CIN'ler tedavi edilmez ise uzun yıllar sonra kansere dönüşebilecek lezyonlardır. Rahim ağzında meydana gelen HPV virüs enfeksiyonu yıllar sonra kansere neden olabilir, CIN'ler ise bu kanserler oluşmadan önceki ara basamaklardır. Rahim ağzı kanserinde diğer çoğu kanserde olmayan bu basamaklı gelişme şekli kanseri oluşmadan yakalama şansı vermektedir. Bu nedenle CIN lezyonları tedavi edilerek kanser önlenmiş olur. CIN lezyonunun derecesi arttıkça kansere dönüşme riski artar, CIN 3 en riskli gruptur.

CIN bulaşıcı mıdır?
CIN'lerin çoğu HPV virüs enfeksiyonu nedeniyle, enfeksiyondan yıllar sonra oluşan lezyonlardır. HPV virüsü bulaşıcıdır, cinsel yolla ve cilt teması ile bulaşır. CIN lezyonunun kendisi bulaşıcı değidlir ancak hastada bulunan HPV virüsü bulaşıcıdır ve hastanın eşine veya cinsel partnerine bulaşabilir. HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

CIN ve HPV ilişkisi:
HPV virüsü ile enfekte olan kadınlarda rahim ağzında CIN 1, CIN 2, CIN 3 lezyonları oluşabilir ve daha ileri yıllarda kanser meydana gelebilir. Ancak HPV ile enfekte olan çoğu kadında bu lezyonlar ve kanser meydana gelmez. HPV enfeksiyonlarının yüzde 85'i CIN veya benzeri lezyonlara sebep olmadan kendiliğinden kaybolur. Kadınların yaklaşık %80'i hayatları boyunca HPV enfeksiyonuna maruz kalırlar ancak bunların çok az bir kısmında serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) oluşur. HPV virüsü ve HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Takip ve tedavi nasıl yapılır?
CIN lezyonlarının takibi ve tedavisi lezyonun derecesine, daha önceki smear testi sonucuna (ASC-US, LSIL, ASC-H, HSIL), hastada mevcut olan diğer patolojilere ve hastanın yaşına göre planlanır.
CIN 1 bazı durumlarda tedavi gerektirirken çoğu durunmda sadece co-test (smear testi ve HPV testi) ile takip yeterlidir. Takip neticesinde CIN 1 lezyonlarının yüksek oranda gerileyerek kendiliğinden düzeldiği izlenir.
CIN 2 ve CIN 3 çoğu zaman tedavi gerektirir, bazı durumlarda kolposkopi ve smear testi ile takip edilebilmektedir.

CIN lezyonlarının tedavisi için ilaç tedavisi değil ablatif ve eksizyonel cerrahi yöntemler kullanılır. Bu yöntemler konizasyon, LEEP, kriyoterapi (dondurma), koterizasyon (yakma), lazer gibi yöntemlerdir.

Ağızdan alınarak veya rahim ağzına sürülerek uygulanan bir ilaç, krem, ovül, fitil vb. tedavi yöntemi yoktur. Bitkisel ilaçlar ve bitki kürleri gibi yöntemler denenmemelidir, bunların bir faydası olmayacağı gibi doktora danışılmadan uygulanan her tür tedavi çok kötü sonuçlara neden olabilir.

Ameliyat:
Servikal İntraepitelyal Neoplazi (CIN) tedavisinde en sık uygulanan ameliyatlar konizasyon (soğuk konizasyon) ve LEEP (LLETZ) yöntemidir. Bu ameliyatlarda rahim ağzından koni şeklinde parça alınarak CIN lezyonu tamamen uzaklaştırılır. Eğer alınan lezyon sınırında halen CIN izlenirse yani lezyon tamamen alınamamışsa bu durumda işlem tekrarlanabilir (rekonizasyon).

CIN 2 ve CIN 3 tedavisi sonrasında  CIN nedeniyle veya başka bir nedenle rahimi ve rahim ağzı ameliyatla tamamen alınan hastalar (histerektomi ameliyatı) smear takiplerini bırakmamalıdır. Bu hastalarda ameliyattan sonra en az 20 yıl daha smear takibine devam edilmelidir. Hasta 65 yaşını geçse bile 20 yıl dolmadan takip bırakılmamalıdır.

HPV Aşısı (Rahim ağzı kanser aşısı) yapılabilir mi?
HPV aşıları hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu aşıların tedavi edici özelliği yoktur, CIN veya benzeri lezyonları, rahim ağzı kanserini tedavi etmez ancak bu lezyonlar oluşmadan önce aşı yapılırsa lezyonların oluşmasını yüksek oranda önler.
CIN 1, 2, 3 veya başka bir servikal patoloji mevcut olan kadınlara da HPV aşısı uygulanabilir. Bu kişiler zaten HPV virüsü ile enfekte oldukları için aşının koruyucu etkisi azalabilir ancak aşı ilerde başka bir tür HPV virüsü ile enfekte olmalarını önleyebilir (HPV virüsünün bir tek değil onlarca türü vardır).


İlgili konular:
- Smear Testi (Pap Test)
- HPV Testi (HPV DNA Testi)
- Kolposkopi
- HPV Virüsü (Human Papillomavirüs)
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri
Tamamını >>

UYARI: Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır.
Yazıların her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz. devamı >>

Dr. Dinçer Yıldırım
Şu an sitede   ziyaretçi var. Haritada izle >>
"Gebelik ve kadın hastalıkları konusunda ayda 1 milyondan fazla ziyaretçi sayısı ile en çok tıklanan, en geniş içerikli site"