VAJİNADA AKINTI, KAŞINTI, MANTAR, İLTİHAP (SORU CEVAP YORUMLAR)

Vajinada akıntı, kaşıntı, koku neden olur?
Vajina kendisi normalde de bir miktar sıvı, berrak akıntı içeren bir organdır. Vajinanın normal akıntısı kokusuzdur ve kaşıntıya sebep olmaz. Eğer akıntı kötü kokulu, yeşil veya beyaz pernir gibi ise eşlik eden kaşıntı varsa bu büyük ihtimalle normal akıntı değildir ve enfeksiyon kaynaklıdır. Mutlaka doktora başvurarak tedavi olmayı gerektirir. Akıntıya neden olabilecek iltihap dışında başka nedenler de olabilir bu nedenle doktor muayenesi olmadan rastgele ilaçlar kullanılmamalıdır. Muayene bekar bayanlarda da yapılabilir, akıntının rengine, kokusuna bakılarak gerekirse kültür ile teşhis konur.

Vajinada akıntı, kaşıntı ilaç dışında nasıl geçer?
Eğer akıntı ve kaşıntının nedeni enfeksiyon ise ilaç tedavisi dışında başka yöntemle geçmez. Normal ve kokusuz, zararsız akıntılar bir süre sonra kendiliğinden azalabilir, menstrüel döngünün değişmesi ile hormonların etkisi ile akıntı miktarı azalabilir, ancak iltihaba bağlı akıntı kendi kendine azalmaz, genellikle giderek artar. Akıntı durumunda vajina içerisini su veya sabun benzeri maddelerle yıkamak akıntıyı azaltmaz tam tersine daha şiddetli enfeksiyonlara neden olabilir. Vajina içerisi su veya benzeri maddelerle asla yıkanmamalıdır. İlişkiden sonra spermleri temizlemek için de vajina içerisi yıkanmamalıdır, enfeksiyona ve akıntıya neden olur. Dıştan bakınca görünen kısımlar su ile yıkanabilir. Bitkisel tedaviler, otlar, kürler, çaylar vajina dışına veya içine asla uygulanmamalıdır, bunları ağızdan içerek veya yiyerek almak da fayda sağlamaz.

Vajinada ve idrarda enfeksiyon ve iltihap varken hamile kalınır mı?
Vajinada buılunan enfeksiyon, akıntı, iltihap gibi durumlar gebeliğe engel olmaz yani kısırlık nedeni değildir. Enfeksiyon rahim ve tüplere ilerleyerek pelvik inflamatuar hastalık (PID) denilen duruma neden olursa tüplerde yapışıklık yaparak kısırlığa neden olabilir, bunun dışında sadece vajinada (haznede) bulunan enfeksiyon kısırlığa neden olmaz. Hasta hamile kalabilir. Enfeksiyon hamile kaldıktan sonra teşhis edilmişse gebeliğe uygun ilaçlarla tedavi edilmelidir çünkü gebeliğin ileri aylarında bazı enfeksiyonlar erken doğum ve su gelmesi gibi durumlara neden olabilir. Vajinada enfeksiyon olması düşük nedeni değildir.
Aynı şekilde idrar yollarında veya idrar kesesinde enfeksiyon, iltihap olması da hamile kalmayı engellemez, hamile kalanlarda düşüğe neden olmaz. Hamileliğin ileri aylarında erken doğum nedenlerinden birisi de idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Bu nedenle idrarında iltihap saptanan hamileler tedavi edilmelidir.

Vajinadan yara olması iltihaptan mı kaynaklanır?
Halk arasında yara diye tabir edilen durum yani servikal erozyon rahim ağzında (rahimde değil) olan bir hadisedir genellikle. Vajinada yara çok nadiren bazı tümörler ve abse gibi nedenlerle oluşabilir. Vajinada yaygın görülen enfeksiyonlar kızarma ve şişlik gibi görüntüye neden olsa da yara benzeri görüntüye neden olmazlar.

Vajinadaki iltihap yumurtalıkta iltihaba sebep olabilir mi?
Nadiren vajinada bulunan enfeksiyon (iltihap) rahim içerisine ve tüplere hatta yumurtalıklara ve karın içerisine kadar ilerleyerek pelvik inflamatuar hastalık (PID) denilen duruma neden olabilir. Bu durumda kasıklarda ve karında şiddetli ağrı, ateş meydana gelir. PID durumu rahim etrafında ve tüplerde, hatta yumurtalık etrafında yapışıklıklara, abse oluşmasına neden olarak kısırlığa da neden olabilir. Vajinada akıntı olan hastaların çok az bir kısmında enfeksiyon bu şekilde yukarıya ilerler. Yumurtalıklar ve tüp etrafında enfeksiyon olan hastaların hamile kalması zorlaşır, ancak enfeksiyon iyileştikten sonra hamile kalırlarsa gebelik açısından bir sakınca artık oluşturmaz.

Vajinada ve rahimde iltihap varken ilişkiye girilir mi?
Vajinada enfeksiyon yani iltijap olan hastalarda tedavi süresinde 1-2 hafta kadar ilişki yasaklanır, bu hem eşine bulaşmayı engellemek için hem de tedaviyi kolaylaştırmak içindir. Rahim ve tüplerde, yumurtalıklarda enfeksiyon olması yani PID durumunda da cinsel ilişki yasaktır, bu hastalar zaten ağrı nedeniyle ilişki sırasında ciddi rahatsızlık hissederler.

Vajinada şişlik iltihaptan mı olur?
Vajinada veya vulvada (dıştan görünen kısımlar, dudaklar) şişlik genellikle bartholin kisti (bartholin absesi)'dir. Daha nadir olarak bazı tümörler de şişliğe neden olabilir. Gözle görülen veya ele gelen şişlik, beze, kitle, kızarıklık, ağrı durumunda mutlaka doktora başvurmak gerekir. Bazen şiddetli enfeksiyonlar da vajina dudak kısımlarında şişlik, kızarıklık ve ağrı ile kendini belli edebilir.

Vajinada koku normal midir? Neden olur?
Normalde vajinadan koku gelmemesi gerekir. Enfeksiyon varlığında kötü bir koku oluşur. Ancak koku olmaması enfeksiyon olmadığı anlamına gelmez, bazı enfeksiyonlar fazla kokuya neden olamadan sadece kaşıntı ve akıntı yapabilir. Vajinada rahatsız edici koku varlığında mutlaka muayene olmak gerekir. Gerekli ise ağızdan ve alttan kullanılması için ilaçlar verilecektir ve koku geçecektir. Asla rastgele ilaç kullanmamak gerekir.

Vajinanın iyi kokması için bir şey kullanmak veya sürmek zararlı mı?
Vajinanın ve alt bölgenin güzel kokması için krem, losyon benzeri temizlik maddeleri, bazı sabunlar, şampuanlar, parfüm, deodorant asla kullanılmamalıdır. Bunlar vajinanın normal florasını bozarak enfeksiyona neden olurlar. Vajinanın enfeksiyon olmayan normal hali zaten rahatsız edici bir koku içermez.

Vajina dudaklarında şişlik ve kızarıklık neden olur?
Şiddetli vajinal enfeksiyonlar dudaklarda şişme, kızarma, kaşıntı yapabilir. Büyük dudaklarda ele gelen kitle, yumru gibi yapı varsa abse olabilir. Enfeksiyonlar krem, fitil, ovul veya hap benzeri uygun ilaçlar ile geçerken abseler için bazen ufak ameliyatlar gerekebilmektedir.


İlgili Konular:
- Vajinit (Vajinal Akıntı)
- Vajinada Mantar Enfeksiyonu
Tamamını oku >>

DOĞUM SONRASI KANAMA, LEKELENME (SORU CEVAP YORUMLAR)

Normal doğumdan sonra kanama ne kadar sürer?
Normal doğumdan sonra kanama genellikle 30-40 gün kadar sürer ve kesilir. Bu kanama doğumdan sonraki ilk günlerde adet kanamasına yakın miktarlarda ve kırmızı olurken, sonra miktarı azalarak kahverengi lekelenme şekline döner ve rengi de sarımsı olur, bu şekilde 5-6 hafta kadar devam ederek tamamen biter, bazen 2 ay kadar sürebilir. Kanamanın hiç olmaması veya daha erken kesilmesi bir problem olduğu anlamına gelmez. Kanama olsa da olmasa da doğumdan 1 ay sonra doktor kontrolünde muayene ve ultrason ile rahim içerisi kontrol edilir. Bu kanama ve kırmızı lekelenmeler rahim içerisinden gelir, makattan kan gelmesi normal değildir ve mutlaka doktor muayenesi gerektirir.

Doğumdan sonra ilk 6 hafta (halk arasında kırkı çıkana kadar denen dönem) olan kanama ve lekelenmeler adet kanaması değildir, rahim içerisindeki doğumdan kalan parça ve kanların atılmasıdır. Gerçek adet (regl, mens) kanamaları daha sonraki aylarda başlar. Bu konuda ayrıntılı yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Sezaryenden sonra kanama ne kadar sürer?
Sezaryen ameliyatından sonra kanama ve lekelenmeler normal doğumla farklılık göstermez, aynı şekilde 30-40 güne kadar azalarak devam eder. Doğumdan sonra ilk hafta gerçek kanama şeklinde ve kırmızı iken sonrasında sarımsı kahverengi leke benzeri olarak devam eder. Dikiş yerlerinden kanama az da olsa gelmemelidir ve böyle bir durumda mutlaka doktor muayenesi için başvurmak gerekir. Doğum sonrası ilk 6 hafta yani 40 gün lohusalık dönemidir, halk arasında kırkın çıkması denilir. Lohusalık döneminden sonra kanama veya lekelenme olmaması gerekir.

Doğumdan sonra kanama olmaması neden olur?
Doğumdan sonra kanama ve kahverengi akıntı bazen 1-2 hafta gibi kısa süre içerisinde kesilebilir. Bu bir problem olduğu anlamına gelmez. Eğer aşırı ağrı gibi bir durum varsa doktora başvurulmalıdır.

Kanama kontrolü nasıl yapılır?
Hasta hergün altına koyduğu pedi değiştirirken kanama miktarını kontrol etmelidir. Doğumdan sonraki ilk gün adet kanamasından daha fazla kanama olabilir, ancak ilk günden sonra adetten daha fazla olmamalıdır. Ped bir günden fazla kalmamalıdır ve kan biriktikçe değiştirilmelidir. Kanama kontrolü ilk gün hastanede sağlık personeli tarafından pedlere ve yatağa bakılarak kontrol edilir, taburcu olduktan sonra anne kanama miktarını kendisi kontrol edebilir.

Doğumdan sonra aşırı miktarda kanama olması neden olur:
Normal doğum ve sezaryen ile doğum sırasında veya doğumdan hemen sonraki dakikalarda veya doğumdan sonraki ilk gün aşırı miktarda (litrelerce) kanama olması genellikle atoni kanaması (rahmin sertleşmemesi) nedeniyle olur. Daha nadiren rahmin yırtılması, rahim ağzında ve doğum kanalında olan yırtıklar, doğum kesisi (epizyotomi) kısmından olan kanamalar buna neden olabilir. Genellikle acil bir ameliyatla kanamanın durdurulması ve hızla kan transfüzyonu gerekir. Bazen  kan pıhtılaşma bozukluğu olan hastalarda da doğum sonrası kanama fazla olabilir ve uzun sürebilir, bu hastalar genellikle diş etlerinin kanadığını veya sık sık burun kanaması yaşadıklarını ifade ederler.

Doğum sonrası kanaması uzun sürenler ne yapmalı?
Eğer kanama ve kahverengi sarı lekelenmeler azalarak 6 haftada tamamen kesilmemişse mutlaka doktora kontrol olunmalıdır. Zaten kanama olsun veya olmasın doğumdan 1 ay sonra hem dikişlerin kontrolü hem genel muayene ve kontrol şarttır. Kanaması uzun sürenlerde rahimde parça kalması, enfeksiyon gibi bir neden ortaya çıkabilir bu nedenle mutlaka doktora başvurmalılardır.

Doğum sonrası makattan kan gelmesi?
Doğumdan sonraki ilk günlerde de daha ileriki haftalarda da makattan tuvalette büyük abdest yaptıktan (dışkıdan) sonra kan gelmesi sık rastlanan bir şikayettir. Nedeni genellikle kabızlığa bağlı makatta oluşan küçük yırtıklardır. Mutlaka genel cerrahi uzmanına mıuayene olunması gerekir, sebebe yönelik ilaç tedavisi ve kabızlık giderici ilaçlar ile genellikle düzelir, nadiren ciddi hemoroid veya fissür gibi bir durum varsa ameliyat önerilebilir.


İlgili Konular:
- Doğum Sonrası Aşırı Kanama (Postpartum Kanama)
- Doğum Sonrasında Oluşabilecek Sorunlar
- Normal Doğum Yapanlara Öneriler
Tamamını oku >>

KASIK AĞRISI (SORU CEVAP YORUMLAR)

Sol kasıkta ağrı neden olur?
Kadınlarda sol kasıkta ağrının en sık nedenlerinden birisi sol yumurtalık kisti (sol over kisti) olmakla beraber, karşı tarafta yani sağ yumurtalıkta olan kistin ağrısı da nadiren bu tarafa vurabilir. Bunun dışında enfeksiyon, PID, idrar yollarında enfeksiyon veya taş, barsaklarla ilgili nadir bazı problemler, dış gebelik, kasık fıtığı gibi sebepler sol kasıkta ağrı, şişlik, beze gibi  şikayetlere neden olabilir. Muayene, tetkikler ve ultrason yardımıyla sebep netleştirilir.

Sağ kasıkta ağrı neden olur?
Kadınlarda sağ kasıkta ağrının en sık nedeni sağ yumurtalık (over) kisti ve enfeksiyonlardır. Apandisit de sağ tarafta bulunduğu için sağ kasıkta veya iki tarafta birden hatta yaygın karın ağrısı şeklinde belirtiye neden olabilir. Dış gebelik eğer sağ tüpte yerleşirse sağ tarafta ağrıya neden olabilir. Barsaklarla ilgili bazı problemler, idrar yollarında enfeksiyon ve taş, kasık fıtığı gibi nedenler sağ kasıkta ağrı, şişlik, beze gibi belirtilere neden olabilirler.

Kasık ağrısı hamilelik belirtisi mi?
Sağ veya sol kasıkta ağrı hamilelikte sık görülen bir şikayettir ancak bunun olması için rahmin bir miktar büyümesi ve rahim bağlarının gerilmesi gerekir, bu nedenle kasık ağrısı gebelik başlar başlamaz olan bir erken belirti değildir. Sağ veya sol kasıkta rahmin büyümesine bağlı ağrılar hamileliğin bir buçuk - iki ayları civarında başlar, ani hareketlerle bıçak saplanır veya batar gibi ağrı olabilir. Bazı hastaların sandığının aksine kasık ağrısının sağda veya solda olması bebeğin kız veya erkek cinsiyetli olduğunu göstermez.

Kasık ağrısı bacağa ve bele vurur mu?
Nedenine bağlı olarak değişir. Örneğin kasık ağrısının sebebi rahim, yumurtalık ve tüpleri ilgilendiren bir enfeksiyonsa ağrı bele veya bacaklara genellikle vurmaz. Ancak büyük bir kitle, miyom, kist gibi nedenlerle olan sol veya sağ kasık ağrısı bazen bele ve bacağa yayılabilir.

Otururken veya öne eğilirken kasıklarda ağrı batma neden olur?
Genellikle yumurtalık kistleri bu tür hareketler sırasında sıkıştığı ve gerildiği için ağrıda artış izlenir. Ancak muayene ve gerekli tetkikler, ultrason yapılmadan sebep net olarak bilinemez, bu tür ağrıya neden olan çok sayıda hastalık olabilir.

Kasık ağrısı, sık idrara çıkma ve idrar yaparken yanma:
Bu tür şikayetler kasık ağrısının idrar yolu enfeksiyonuna bağlı olduğunu düşündürür. İdrar tetkiki ve gerekirse idrar kültürü ile teşhis netleştirilir.

Kasık ağrısı ve akıntı, kaşıntı, vajinada koku:
Bu tür şikayetler özellikle ateş eşlik ediyorsa enfeksiyon şüphesi yaratır. Pelvik enflamatuar hastalık (PID) yani rahim, yumurtalık ve tüplerin etrafını içeren bir iltihap yaygın şiddetli kasık ağrısı ve ilişki sırasında ağrı, ateş gibi şikayetlere neden olur. Vajinada akıntı, kötü koku, kaşıntı sıklıkla eşlik eder.

Kasık ağrısı ve kanama:
Eğer adet zamanı ise dismenore yani adet sancısı olarak yorumlanabilir ancak adet zamanı olan yani kanama varken olan her kasık ağrısı adet sancısı olmayabilir. Adet zamanı değilken kasık ağrısı ve kanama olması dış gebelik veya rahim içerisinde, rahim ağzında büyük bir polip vb. patolojiler nedeniyle olabilir. Vajinadan kanama olması ve cinsel ilişki sırasında kanama olması kasık ağrısı ile birlikte olsa da olmasa da doktor muayenesi gerektiren bir durumdur.

Kasık ağrısına ne iyi gelir?
Kasık ağrısını geçirmek için doktor önerisi dışında işlemlere başvurmamak gerekir çünkü önemli olan ağrıyı geçirmek değil, sebebini yok etmektir. Ağrının sebebi çok çeşitli olabileceği için her sebebe göre tedavi de değişecektir. Kimisi için ilaç, kimisi için ameliyat, kimisi için ağrı kesici tedaviler antibiyotikler uygulanır. Doktor önerisi olmadan rastgele uygulanan işlemler teşhisi geciktireceği için sakıncalı sonuçlara neden olabilir. Bitkisel ilaçlar, otlar, kürler, soğan kürü vb. zararlı olabilir, ağrı geçirmek için uygulanmamalıdır. Adet (mens, regl) zamanında olan bir kasık ağrısı bile adete bağlı değil başka bir hastalığa bağlı olabilir.

Kasık ağrısına hangi bölüm doktoru bakar?
Kasık ağrısı olan kadınların öncelikle başvurması gereken uzman kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarıdır. Eğer ağrı nedeni kadın üreme organları ile ilgili değilse daha sonra başka branş doktorlarına yönlendirme yapılacaktır.

Ameliyat sonrası kasık ağrısı olur mu?
Karın ameliyatları sonrasında özellikle rahim ve yumurtalık kistleri ile ilgili ameliyatlardan sonra veya sezaryen ameliyatı sonrasında kasık bölgelerinde ağrı sık olarak görülür. Ağrı genellikle 1-2 hafta içerisinde tamamen geçer.

İlişki sırasında ve sonrasında kasık ağrısı neden olur?
Genellikle yumurtalık kistleri ve enfeksiyonlar cinsel ilişki sırasında veya sonraki günlerde kasık ağrısına neden olurlar ancak başka nedenler de olabilir. İlişkiye yeni başlamış bir kadında ilk dönemlerde ilişki sırasında kasık ağrısı olabilir ancak daha sonraları ağrı veya ilişki sırasında kanama oluyorsa doktora başvurmak gerekir. Yumurtalık kistleri olan kadınlarda nadiren ilişki sırasında kist patlaması meydana gelebilir, bu durumda şiddetli kasık ağrısı, bulantı, kusma gibi acil belirtiler başlar, acilen hastaneye başvurmak gerekir.

Kasık ağrısı kanser belirtisi olabilir mi?
Kadın üreme organları ile ilgili kanserler yani rahim ve yumurtalık kanserleri karında şişlik ve kasık-karın ağrısı gibi şikayetlere neden olabilirler ancak kasık ağrısı olan bir kadında sebep olarak kanser tespit edilme olasılığı çok nadirdir. Kasık ağrısına neden olan çok daha yaygın sebepler (yumurtalık kisti, enfeksiyon) vardır. Hatta kasık ağrısı olan bir kadında zaman zaman hiç bir neden bulunamayabilir.

Kasık ağrısı düşüğe neden olur mu?
Gebelikte kasık ağrısı bazen rahmin büyümesine bağlı normal bir durum olabileceği gibi bazen bazı problemlerin belirtisi de olabilir. Rahmin büyümesine bağlı normal bir kasık ağrısı düşük nedeni değildir ancak diğer problemler var mı anlamak için muayene şarttır. Kasık ağrısına eşlik eden kanama veya lekelenme varsa durum düşük tehtidi olabilir. Bu şikayetler gebelikte acil muayene gerektirir.


İlgili Konular:
- Kasık Ağrısı
- Gebelikte Karın Ağrısı ve Kasık Ağrısı
Tamamını oku >>

KADINDA RAHİM, YUMURTALIK, TÜPLER (SORU CEVAP YORUMLAR)

Rahim organı nerededir? Görevi nedir?
Kadında rahim yani diğer adıyla dölyatağı denilen organın tıbbi adı uterus'tur. Leğen kemiği yani pelvis içerisinde ortada bulunur. Çift rahim olması çok nadiren olan bir doğumsal anomalidir, normalde tek bir tane bulunur. Büyüklüğü 5-6 cm kadar yani küçük bir armut kadardır, şekil olarak da armuta benzer kenarları. Gebelikte büyüyerek bütün karını dolduracak kadar irileşir, menopozdan sonra da biraz daha küçülerek 3-4 cm boylara iner. Miyom rahim içerisinde bulunan iyi huylu urlara denir, miyom içeren rahim organı normalden daha büyük olur, çok sayıda miyom varsa 15-20 cm kadar büyüklüğe erişebilir.
Rahim organının alt tarafında rahim ağzı (tıbbi adı serviks) bulunur, bununda altında vajina bulunur. Alttaki resimde bu organlar görülebilmektedir.
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın
Rahim ve vajinanın farkı?
Halk arasında bazen rahim ve vajina karıştırılmaktadır. Üstteki resimde görüldüğü gibi rahim vajinanın üst tarafındaki iç organdır ve gebelikte bebek rahim içerisinde büyür. Vajina ile rahim arasındaki mesafe yaklaşık 3-4 cm kadardır ve bu kısma rahim ağzı denir. Vajina resimde görüldüğü gibi dışarıya açılır ve ilişki sırasında penisin girdiği kısım sadece burasıdır. Penis vajinadan daha ileriye yani rahim ağzına ve rahime girmez, sadece vajina içerisinde kalır, sperm boşalması da vajina içerisine olur. Vajina içerisine boşalan spermler hareket ederek rahim içerisine hatta tüplere kadar ilerler, orada yumurta hücresi ile buluşarak gebelik oluşmasını sağlar. Vajinanın uzunluğu yaklaşık 8-10 cm kadardır, genişliği 3-4 cm kadardır; ancak esneyerek daha fazla uzayabilir ve genişleyebilir. Rahim ağzının uzunluğu 3-4 cm, rahmin uzunluğu 5-6 cm kadardır.

Muayene sırasında doktor tarafından vajinadan içeriye enjektörle sıvı verildiğinde bu sıvı rahim ağzını da geçerek rahmin en üstüne kadar ilerleyebilir, çünkü bu organların içerisindeki boşluk birbiriyle devam eder. Daha sonra sıvı rahim içerisinden kenarlara doğru tüplere doğru da devam eder, tüplerden sonra karın içerisine geçer. Yani kadında karın içerisindeki boşluk dış ortama yani vajina girişine anatomik olarak direk açıktır.

Rahmin görevi nedir?
Rahmin en birinci görevi döllenmiş yumurtanın içerisine yerleşmesini sağlamak ve yumurtanın burada büyüyerek doğuma kadar bebeğin büyümesini, gelişmesini sağlamaktır.

Rahim ağzının görevi nedir?
Rahim ağzı vajina ile rahim arasında geçiş köprüsü görevi görür. Vajinadaki spermlerin rahim içerisine geçişini sağlar. Dış ortamdaki zararlı mikroorganizmaların rahim içerisine girmesini önler. Rahim ağzı da rahim gibi tek bir adet olur normalde.




Tüpler nerededir? Görevi nedir?
Üstteki resimde görüldüğü gibi tüp organı (tuba) rahmin her iki yanında yumurtalıklara doğru uzanır. Yumurtlama olduğunda yumurtayı içerisine alır ve sperm mevcutsa tüp içerisinde döllenme oluşur. Döllenen yumurta buradan rahim içerisine ilerleyerek oraya yerleşir. Yani tüplerin görevi yumurta hücresini yakalamak ve sperm ile döllenmesini sağlamaktır. Tüpler tıkalı (kapalı) ise sperm ve yumurta buluşamaz, gebelik oluşamaz.Tüpler uzunluğu 5-6 cm kadar, içerisindeki boşluk 1-2 mm kadar ince boru şeklinde organlardır.

Vajina nerededir? Görevi nedir?
Vajinanın dış kısmını kaplayan ve küçük dudaklarla büyük dudakları içeren yani dıştan bakıldığında görülen kısım vulva'dır, burası vajina değildir. Vajina dışarıdan gözle bakmakla görülmez, ancak aletle vulva aralanırsa görülebilir. Dış kısımdan içeriye rahim ağzına doğru uzanan 8-10 cm uzunluğunda 3-4 cm eninde boru şeklinde organdır. Bu uzunluk ve kalınlığı esneyerek çok fazla artabilmektedir, çünkü katlantılar içeren esnek bir organdır. Görevi cinsel ilişki sırasında spermlerin içerisine boşalmasını sağlamak, daha sonra bu spermlerin rahim içerisine iletilmesini sağlamaktır. İçerdiği salgılarla zararlı mikroorganizmaların üremesini engeller ve rahim içerisine enfeksiyon geçisini engeller.

Yumurtalıklar nerede bulunur?
Yumurtalıklar leğen kemiği (pelvis) içerisinde her iki yanda bulunur. Yaklaşık 3x5 cm boylarında yani bir ceviz büyüklüğündedir ancak küre şeklinde değil yassı şekillidir. Rahimin sağında ve solunda olmak üzere toplam iki adet yumurtalık bulunur. Yumurtalıklar içerisinde yumurtalar (folikül) bulunur, bunlar üreme çağındaki kadınlarda ultrasonla veya ameliyat sırasında gözle görülebilmektedir. Menopozdaki kadınlarda yumurtalıklar küçülür ve 2-3 cm çapında daha ince hale gelirler, içerdiği yumurtalar yani foliküller bittiği için görülemez.

Doğum sırasında rahim, rahim ağzı ve vajina:
Doğum sırasında rahim ağzının açılması ile bebek vajina içerisine doğru ilerler. Vajina çok esnek bir organ olduğu için bebek burada ilerleyerek ve dönüş hareketleri yaparak çıkıma kadar gelir ve doğar. Bu esnada kasılmalar yapan rahim organı (uterus) bebeğin ilerlemesini sağlar. Rahim ağzı ve vajina doğum esnasında kasılma yapmaz, bebeğin ilerlemesi için itiş kuvveti yapmaz.

Kadın üreme organları ultrasonla görülebilir mi?
Rahim (uterus), rahim ağzı (serviks) ve yumurtalıklar (overler) ultrason cihazı ile görülebilirler, boyutları ölçülebilir, içerisinde myom veya kist varsa görülebilir, bu organlara ait çoğu hastalık ultrason ile anlaşılabilir. Tüpler (tuba) ultrasonla genellikle görülemez çünkü ince, uzun organlardır. Ancak tüplerin içerisinde sıvı veya iltihap toplanması gibi bir hastalık varsa ve bu nedenle tüp şişmişse o zaman ultrasonla rahatlıkla görülebilir. Tüplerin kapalı olup olmadığı ultrasonla anlaşılamaz çünkü içerisindeki boşluk çok incedir ve ultrasonla görülemez. Tüplerin açık olduğunu kontrol etmek için vajinadan içeriye tüplere kadar sıvı verilerek röntgen filmi çekilir, bu işleme HSG denir veya laparoskopi ile karın içerisinden kamera ile tüplerden sıvı geçisi kontrol edilerek açık olduğu anlaşılabilir.

Vajinanın hemen üzerinde yani dudakların arasında görülen delik nedir?
Bu kısımda dıştan görülebilen delik idrar çıkışının sağlandığı üretra deliğidir. Bu delikten 4-5 cm  içerisi mesaneye yani idrar torbasına gider. Bu deliğin hemen üzerinde dıştan görülebilen 1-2 cm boyunda dışa doğru uzamış organ klitoris'tir. Klitoris aslında erkeklerdeki penis organının kadınlardaki karşılığıdır, penisin kadınlarda gelişmeyerek geri kalmış dokusudur, penis gibi erekte olma yani sertleşme özelliği vardır.
Resmi büyütmek için üzerine tıklayınİlgili Konular:

- Kadın Üreme Organları
- Jinekolojik Muayene
Tamamını oku >>

YUMURTALIK KİSTİ (SORU CEVAP YORUMLAR)

YUMURTALIKTA KİST OLMASI (SORU CEVAP YORUMLAR)

Yumurtalık ve rahim kisti aynı şey mi?
Yumurtalıklarda yani overlerde sıklıkla kist şeklinde içi sıvı dolu yapılar oluşurken, rahimde genellikle solid yani içi boş olmayan urlar oluşur. Rahimde kist veya kistik yapı oluşması çok çok nadir bir durumdur, bu nedenle rahminde kist olduğunu sanan hastaların çoğu yumurtalık kisti ile karıştırmaktadır. Rahim kisti diye bir terim yoktur, kanama yapan veya ağrı yapan, patlayan yumurtalık kistidir. Yumurtalık kistleri patlayabilir veya burkulabilir yani etrafında dönebilir. Yanlışlıkla rahim kisti diye adlandırılan ve aslında kist olmayan miyomlar solid yapılar olduklarından yani içleri dolu olduğundan patlamazlar.

Yumurtalık kisti veya çikolata kistinde rahim alınır mı?
Yumurtalık kisti, çikolata kisti, dermoid kist gibi kistler ameliyat edilirken amaç öncelikle sadece kistin veya yumurtalığın alınmasıdır, rahimi almak öncelikle şart değildir. Ancak ameliyat sırasında oluşabilecek bir sorun, örneğin kanama gibi bir durumda veya kistin incelemesinin kötü huylu görünmesi durumunda çok nadiren rahimin de alınması gerekebilir. Menopozdaki hastalarda rahim organının bir fonksiyonu kalmadığı için genellikle bir sorun olmasa bile yumurtalık alınırken beraber alınırlar.

Yumurtalık kisti için kullanılan ilaçlar nedir?
Yumurtalık kistlerinin tedavisi için nadiren doğum kontrol hapı gibi hormonal ilaçlar kullanılırlar. Bunların dışında bitkisel ilaçlar, doğal otlar, kürler, soğan kürü vb. uygulamak faydalı olmadığı gibi zararlı da olabilmektedir. Yumurtalık kistlerinin esas tedavisi ilaç değil cerrahi tedavi yani ameliyattır. İlaçlar ile düzelen hatta hiç ilaç kullanmadan kendiliğinden geçen kistler vardır, bunların belirlenmesi önemlidir, bunların dışında kalan ve çok büyük olan kistler ise gerekirse ameliyat ile tedavi edilir.

Yumurtalık kisti tedavi edilmezse ne olur?
Basit kistler tedavi edilmezse kendi kendine iyileşebilir ve hiçbir sorun yaratmayabilir. Komplike kistler ve büyük kistler tedavi edilmezse patlayabilir ve iç kanamaya neden olabilir veya burkulma (torsiyon) meydana gelebilir. Bunların ayırt edilmesi önemlidir. Kötü huylu bir kist ameliyat edilmezse büyüyüp karın içerisine yayılabilir, bu yüzden kötü huylu olma şüphesi olan kistler mutlaka ameliyat edilmelidir.

Yumurtalık kisti ağrısına ne iyi gelir?
Yumurtalık kistleri, çikolata kistleri zaman zaman kasık ağrısı hatta sırt ağrısı, batar gibi veya iğne saplanır gibi aniden ağrı şikayetlerine neden olabilir. Her ağrı gibi bu ağrılar da ağrı kesici ilaçlar ile rahatlayabilir ancak öncelikli olan ağrı kesici ile ağrıyı geçirmek değil mutlaka doktor muayenesine başvurmaktır. Çünkü bir kist ağrı yaptığında patlamış olabilir, burkulma meydana gelebilir veya aşırı büyümüş olabilir; bunlar acil müdahale gerektirebilecek durumlardır. Doktora başvurmadan ağrı kesici içmek şikayeti azaltıp teşhisi geciktirebilir, bu nedenle doktora başvurmadan ağrıyı geçirmek amacıyla ilaç kullanılmamalıdır.

Yumurtalık kisti ile hamile kalınır mı?
Yumurtalık kistleri olan çoğu kadın hamile kalabilir ve anne olabilir, ancak doğru olan hamile kalmadan önce kistin tedavisini tamamlamaktır. Çünkü gebelik sırasında kist daha fazla büyürse ve patlama, burkulma gibi durumlar meydana gelirse hamilelik sırasında tedavisi daha zor olabilir. Büyüyen bir kist gebelikte hiç soruna neden olmadan doğuma kadar kalabilir veya hamilelik sırasında kendiliğinden kaybolabilir. Basit yumurtalık kistleri çoğunlukla doğurganlığı etkilemez yani kısırlığa neden olmaz ancak çikolata kistleri bazen yapışıklıklara neden olarak gebe kalmayı zorlaştırabilir.

Yumurtalık kisti doğumu engeller mi?
Yumurtalık kistleri aşırı büyük olmadığı sürece normal doğumu engellemez, doğumu zorlaştırmaz ve sezaryen gerektirmez. Eğer sezaryen esnasında kistin alınması gerekiyorsa iki ameliyat birlikte olacak şekilde planlanabilir veya normal doğumdan bir süre sonra yeni bir ameliyat kist için planlanabilir. Sezaryen sırasında tesadüfen görülen yumurtalık kistleri genellikle aynı esnada alınabilir ancak bu her zaman mümkün olmayabilir.

Yumurtalık kistinden parça alınır mı?
Yumurtalık kistini ameliyat etmeden karından veya alttan içeriye iğne sokarak parça alma işlemi genellikle uygulanmaz. Eğer takiplerde iyileşmeyen bir kistse, kist ameliyatla tamamen çıkarılır veya yumurtalıkla beraber çıkarılır. Kistin bir kısmının çıkarılması veya parça alınması uygulanmaz.

Yumurtalık kistlerinden nasıl korunulur, olmaması için ne yapmak gerekir?
Yumurtalık kistleri bazı hastaların sandığının aksine yemeklerle veya içeceklerle ilgili değildir. Kişinin beslenmesi veya yorulması, aşırı çalışması kiste neden olmaz. Kistler zaman zaman tedaviden sonra tekrarlayabilir. Kistlerin tekrarlamasını önlemek için de hastanın kendisinin yapabileceği bir önlem yoktur, kiste sebep olan bir ilaç kullanıyorsa bunu doktor önerisi olmadan asla almamalıdır. Bunların dışından kistlerden korunmak ve tekrarlamasından kaçınmak için yapılabilecek önlem yoktur, düzenli doktor takibinde olmak kistlerin erken saptanmasını sağlar, kontroleri aksatmamak önemlidir.

Septasyon içeren, bilobüle, homojen, heterojen, komplike kist?
Septasyon içeren yani septalı kist demek kistin içerisini ikiye bölen ince perde olmasıdır, birbirine komşu iki veya daha fazla sayıda kist var gibidir. Homojen demek kistin her tarafında benzer görüntünün olmasıdır. Heterojen demek kistin yer yer değişik alanlar görüntüler içermesidir. Bilobule terimi iki loblu yani iki odacıklı kist anlamına gelir, daha fazla odacık varsa multilobüle terimi kullanılır. Düzgün sınırlı kist etrafı yusyuvarlak olan kistleri tarif eder. Düzgün sınırlı olmayan, içerisinde solid alanlar içeren ve kalın septaları olan kistler genel olarak komplike kist diye tarif edilirler.


İlgili Konular:
- Yumurtalık (Over) Kisti
- Yumurtalık Kisti Tedavisi
- Yumurtalık Kisti Ameliyatı
Tamamını oku >>

MİYOM (SORU CEVAP YORUMLAR)

RAHİMDE MİYOM (SORU CEVAP YORUMLAR)

Miyom nerede oluşur?
Miyomlar (leiomyom) vücutta bir çok organda oluşabilen iyi huylu benign oluşumlardır ancak kadında en sık rahim (uterus) dokusunda oluşur. Rahim ağzında da (serviks) miyom oluşabilir ancak daha nadirdir. Yumurtalıklarda yaygın görülen benign oluşum miyom değil kistlerdir, yumurtalıklarda miyom yani leiomyom çok çok nadir olur. Vücutta kol ve bacaklardaki kas dokularında veya diğer iç organlarda nadiren oluşabilir.

Miyom ameliyatını kim yapar?
Rahimde oluşan miyom ameliyatını kadın hastalıkları ve doğum uzmanları (jinekolog) yapar. Ameliyat kapalı veya açık yöntemlerle yapılabilir. Diğer organlarda miyom oluşması nadirdir ve o organla ilgili branş uzmanı tarafından ameliyat edilir, örneğim ortopedi uzmanı veya genel cerrahi uzmanı...

Miyom ameliyatı olanlar hamile kalabilir mi?
Miyom ameliyatından sonra en az 3-6 ay gebe kalınmaması önerilir, bu durum ameliyata ve myomun yerine göre değişebilir. Miyom ameliyatında rahim tamamen alınmışsa hamilelik doğal olarak imkansızdır ancak sadece miyomlar alınmışsa hamile kalınabilir.

Miyom ameliyatı genel anestezi ile mi olur?
Miyom ameliyatında sadece miyomların alınmasına miyomektomi denir ve bu operasyon açık veya kapalı yöntemle (laparoskopi) yapılabilir, bu miyomun yeri ve sayısına göre değişebilir. Rahmin iç boşluğuna doğru büyümüş miyomlar histeroskopi yöntemi ile alttan vajinal yolla alınabilir. Miyomla birlikte rahmin tamamen alınmasına histerektomi denir. Bu ameliyatların hepsi genellikle genel anestezi ile yapılır yani hasta tamamen uyutulur. Nadiren spinal anestezi (belden uyuşturularak) da yapılabilmektedir bazı ameliyatlar.

Miyom ameliyatından sonra karında şişlik ve kanama ne kadar sürer?
Miyom operasyonu sonrasında bir kaç gün, en fazla bir hafta az miktarda kanama veya lekelenme olabilir, kanama adet kanamasından fazla ise doktora başvurmak gerekir. Karında şişlik her ameliyattan sonra ilk gün gaz çıkaramama nedeniyle olabilir ancak ilk günden sonra gaz çıkarmaya başlayınca geçmesi gerekir.

Miyom ameliyatından sonra cinsel ilişkine zaman başlamalı?
Miyomektomi veya rahmin tamamen alınmasından sonra en az bir ay süre ile cinsel ilişki yasaklanır. Hasta zaten ağrı ve lekelenme gibi nedenlerle ilk ay cinsel ilişkide zorlanabilir. İlk aydan sonra cinsel ilişki başlayabilir mi diye doktorunuza danışmanız gerekir.

Miyomlar hangi büyüklükte ameliyat edilir?
Miyomler eğer aşırı kanama ve ağrı, adet (regl) düzensizliği gibi sorunlara neden oluyorsa her boyutta yani bir iki cm bile olsa ameliyat edilerek alınır. Kesin bir ölçü kuralı olmamakla beraber genellikle 5 santimetreye kadar olan miyomlar  bir şikayete neden olmuyorsa ameliyat edilmez (rahmin iç yüzüne doğru büyüyenler hariç); 5 cm'den büyük miyomlar bir şikayete neden olmuyorsa bile rahmin dışına doğru büyüdüğü için ve etraf dokulara baskı yapıp rahasızlığa neden olabileceği için ameliyat edilir genellikle. Hızlı büyüyen miyomlar için genellikle küçük de olsa ameliyat düşünülür.

Miyom karında şişkinlik yapar mı?
Miyomun karında şişlik yapması için yani dıştan bakınca hamile gibi karnın büyüdüğünün belli olması için çok büyük boyuta erişmiş olması gerekir. Örneğin 20 cm boyutunda bir miyom dışardan belli olabilir.

Miyom, kist ve polip aynı şey mi, farkları nedir?
Miyomlar ve polipler içi dolu solid urlardır, kistler ise içi sıvı dolu baloncuk şeklinde yapılardır. Miyom ve polip sıklıkla rahimde olurken, kistler sıklıklar yumurtalıklarda olur (over kisti).

Miyom büyümesi belirtileri nelerdir?
Miyomlar özellikle üreme çağındaki kadınlarda zamanla büyüyebilir, menopozdaki kadınlarda genellikle büyüme olmaz. Üreme çağında yani 20-50 yaş arasında miyom büyüdükçe adet kanamaları daha fazla olmaya başlar ve kasık-bel ağrısı başlar. Büyüme genellikle çok hızlı olmaz, örneğin bir miyomun boyunun iki katına çıkması genellikle aylar içinde değil yıllar içerisinde gerçekleşir. Hızlı büyüyen miyom sıra dışı bir durum olduğundan miyom olmaması konusunda şüphe yaratabilir ve ameliyat gerektirebilir. Gebelikte de miyomlar büyüyebilir ve ağrıya neden olabilir. Menopozdan sonra genellikle büyümezler hatta miyom boyutlarında bir miktar küçülme meydana gelebilir.

Yumurtalıkta miyom olur mu?
Yumurtalıkta (overde) miyom çok çok nadir olabilecek bir durumdur. Miyomlar sıklıkla rahimde, daha az olarak rahim ağzında oluşurlar. Yumurtalıkta miyom olması primer ovaryan leiomyom olarak adlandırılır ve çok nadirdir; böyle bir görüntü varsa ameliyat ile yumurtalıktan alınması gerekir.

Miyom kisti nedir?
Miyom kisti diye bir terim yoktur, miyom ve kist farklı yapılardır. Doğru terim miyom veya miyom dokusudur. Kistlerde yumurtalık kistleri, çikolata kistleri gibi çeşit çeşit isimler alırlar. Kist denilen kavram içi boş yani içi sıvı ile dolu olan yapıları tanımlar, oysa miyom denildiğinde vücutta içi sıvı ile dolu olmayan, solid yapılar akla gelir.

Miyomu olanlar neler yememeli?
Miyomlar yemek veya içmek ile etkilenen yapılar değildir. Miyomu olan hastalara özel bir beslenme önerisi yoktur. Her kadın ile aynı sağlıklı beslenme kurallarına uymalılardır. Miyomu olanların yememesi gereken yasaklanan yiyecekler, içecekler de yoktur. Bitkisel ilaç önerileri, otlar, kürler, soğan kürü, çaylar, doğal besin tedavileri miyomlar konusunda fayda sağlamaz.


İlgili Konular:
- Miyom Nedir?
- Miyom Tedavisi
Tamamını oku >>

RAHİM AĞZINDA YARA (SORU CEVAP YORUMLAR)

Rahim ağzı yarası nedir? Neden olur?
Alttan muayene sırasında rahim ağzının yani serviks denilen organın normalden farklı, kırmızı renkte veya hafif kanamalı olarak izlenmesi halk arasında "rahim ağzında yara var" diye sıklıkla ifade edilir. Tıbbi karşılığı erezyon veya ektropion olabilen bu görüntünün başka sebepleri de olabilir. Rahim ağzında her tür patoloji veya hastalık bu tür kırmızı, anormal görüntüye (yara görüntüsü) neden olabilir.
Çoğu zaman nedeni bilinemez. Ancak bazen ektropion, polip, bazı neoplaziler gibi patolojiler bu yara görüntüsünün nedeni olarak saptanabilir. Spiraller rahim ağzında yaraya veya rahim ağzı kanserine sebep olmaz.

Rahim ağzı yarası tedavi edilmezse ne olur?
Bu yaranın sebebine göre değişir. Yaranın sebebi eğer ektropion gibi basit bir hadise ise ve smear testleri, diğer muayene bulguları normalse, hasta smear testlerine her yıl düzenli devam ettiği sürece bu yara görüntüsü tedavi edilmese de problem oluşmaz çünkü yaraya sebep olan bir hastalık yoktur burada. Ama yara şüpheli görünümde ise, smear testi anormal ise veya biyopsi (parça almayı) gerektirecek bir şüphe varsa o durumda bunlar yapılmalı ve sonuca göre uygun tedavi verilmelidir. Dondurma ve yakma gibi tedaviler bir şikayete neden olmayan ve smear testi ile diğer bütün bulguları normal olan yaralarda şart değildir. Rahim ağzında "yara" görüntüsü olan hastada tedaviden önce en önemli şey smear testi ve diğer muayeneler ile altta yatan sebep var mı açıklamaktır. Tedavi buna göre yönetilir.

Rahim ağzı yarası için bitkisel doğal tedavi nedir?
Bu tür durumlarda asla bitkisel tedaviler, otlar, soğan kürleri, çaylar, bitkisel yiyecekler, içecekler gibi bilimsel temeli olmayan yöntemlere başvurmamak gerekir. Bu tür yöntemler durumun esas tedavisini geciktirir, tedavi edici bir etki göstermez, hatta bazı bitkiler rahim kanseri gibi durumlara neden olabilir.

Rahim ağzı yarası kanser yapar mı?
Yara denilen görüntü eğer preinvaziv bir hadise ise yani smear testi veya biyopsi sonucunda bir kanser öncesi lezyon saptanmışsa ileri yıllarda kansere dönüşmesi olasıdır, bu nedenle bu tür lezyonlar gerekli şekilde tedavi edilir. Smear testi ve biyopsi gibi bütün bulgular normalse ve yara görüntüsüne sebep olan bir hastalık saptanmamışsa bu tür "normal yaralar" bir tehlike veya kansere dönüşme riski taşımazlar. Her kadın gibi düzenli aralıklarla smear tahlili ve muayene olmaya devam etmek gerekir.

Rahim ağzı yarası kanama, adet düzensizliği ve ağrı yapar mı?
Rahim ağzı yaraları alt tarafta ağrıya veya kasık ağrısına neden olmaz. Yara yapan neden polip veya neoplazi gibi erezyone bir lezyonsa özellikle ilişki esnasında az miktarda kanamaya, lekelenmelere neden olabilir. Adet gecikmesi, erken adet olma, aşırı adet kanaması gibi mens (regl) düzensizliklerine neden olmaz. Hamilelik sırasında da ektropiona bağlı yara görüntüsü oluşabilir ancak bunlar genellikle kanama veya başka şikayete neden olmaz. Hamilelikte her kanama hatta lekelenme hemen muayene olmayı gerektirir.

Rahim ağzında yara varken spiral takılır mı?
Eğer yaraya neden olan bir hastalık veya smear bozukluğu yoksa spiral takılabilir. Ancak önemli olan spiral takılmadan önce rahim ağzında bir hastalık veya patoloji olmadığının net olarak açıklanmasıdır.

Rahim ağzı yarası olanlar gebe kalabilir mi?
Rahim ağzı yarası hamile kalmayı engellemez, kısırlık (infertilite) sebebi değildir. Bu hastalar hamile kalabilir. Ancak hamile kalmadan önce rahim ağzında yara görüntüsü dışında bir hastalık olmadığının netleştirilmesi ve gerekirse tedavi edilmesi gereklidir çünkü hamilelikte bu tür tedaviler daha zor olacaktır.

Rahim ağzı yarası normal doğuma engel mi?
Rahim ağzında yara olması normal doğuma engel olmaz veya doğumu zorlaştırmaz. Rahim ağzında yara olduğu için sezaryen kararı verilmez, sezaryen ameliyatı ile doğuma karar verilmişse yara görüntüsü dışında ek bir patoloji daha vardır. Rahim ağzı yarası yakıldıktan veya dondurma yapıldıktan sonra hamile kalmadan önce 2-3 ay geçmesi yeterlidir. Doğumdan sonra smear testi ve muayeneler ile yara görüntüsü değerlendirilir ve gerekli tedavi takip planlanır.

Rahim ağzında yara için ameliyat olmak:
Sadece rahim ağzında yara görüntüsü (erezyon) var diye herhangi bir ameliyat yapılmaz. Yaraya neden olan ek bir patoloji varsa o durumda alttan veya karından bazı ameliyatlar yapılabilir ancak ameliyat çok nadir gereklidir. Örneğin rahim ağzında yara görüntüsüne neden olan bir polip için alttan ameliyat uygulanabilir, veya yaraya eşlik eden büyük bir miyom varsa karından ameliyat uygulanabilir. Smear testi (rahim ağzı kanser tarama testi) bozuk çıkan yaralarda alttan LEEP veya konizasyon ameliyatları ile rahim ağzından parça almak gerekebilir. Ancak rahim ağzında yara görüntüsü olan kadınların çok az kısmında ameliyat gerekir, çoğunlukla sadece takip veya yakma (koterizasyon) , dondurma (kriyo) tedavileri uygulanır.

Rahim ağzında yara için ilaç tedavisi?
Rahim ağzında yara görüntüsünü iyileştirmek için bir ilaç tedavisi yoktur ancak eşlik eden bir enfeksiyon varsa onun için hap veya fitil (ovül) türü ilaç tedavileri uygulanır ve enfeksiyonun iyileşmesi ile yara da düzelir. Ancak eşlik eden bir enfeksiyon yoksa sadece yara için ilaç uygulanmaz genellikle.

Rahim ağzı yarası ultrasonla görülür mü?
Rahim ağzı yarası alttan vajina içinden yapılan ultrasonla veya karın üzerinden yapılan ultrasonla görülemez, sadece alttan muayene sırasında gözle bakarak görülebilir. Rahim ağzıyla ilgili, miyom, büyük polip veya kanser gibi durumlar ultrasonla görülebilir ancak yüzeysel bir yara ultrasonla hatta tomografi veya MR (emar) ile görülemez.


İlgili Konular:
Rahim Ağzında Yara (Erozyon - Ektropiyon)
- Smear Testi (Rahim Ağzı Kanseri Tarama Testi)
Tamamını oku >>

HAMİLELİKTE KAN UYUŞMAZLIĞI (SORU CEVAP YORUMLAR)

GEBELİKTE KAN UYUŞMAZLIĞI (SORU CEVAP YORUMLAR)

Kan uyuşmazlığı nedir? Eşler arsında hangi kan gruplarında uyuşmazlık olur?
Bir gebelikte anne kan grubunun Rh (+) pozitif, bana kan grubunun Rh (-) negatif olmasına kan uyuşmazlığı yani Rh uygunsuzluğu dedir. Bunun önemi nedir? Bu gebeliklerde anne ve bebek kanları arasında etkileşim olursa anne antikor üretebilir ve bu antikorlar bir sonraki gebelikteki bebekte problemlere neden olabilir.

Kan uyuşmazlığımız var, bebek kesin etkilenir mi?
Kan uyuşmazlığı olan her çiftte anne ve bebek arasında etkileşim olmaz, bir kısmında olur. Anne ve bebek arasında etkileşim olabilmesi için öncelikle bebeğin kan grubunun annenin tersi yani Rh pozitif (+) olması gerekir. Bu nedenle bebeğin kan grubuna doğumda kordondan kan alınarak bakılır ve eğer pozitif ise anneye kan uyuşmazlığı iğnesi yapılır. Bebek kan grubu negatif ise iğne yapılmaz çünkü anne de negatif olduğu için aralarında uyuşmazlık olmaz.

Anne kan grubu pozitif, baba negatif ise kan uyuşmazlığı olur mu?
Bu durumda kan uyuşmazlığı olmaz çünkü bebek pozitif de olsa negatif de olsa anne bebek kanına karşı antikor üretmez. Bebek pozitif ise anne ile aynı olacağı için anne antikor üretmez. Bebek negatif ise negatif kan grubu antijen taşımadığı için pozitif olan anne buna karşı yine antikor üretmez. Yani her iki durumda da anne  bebek arasında bir etkileşim gerçekleşmiyor.
Sonuç olarak kan uyuşmazlığı sadece anne negatif, baba pozitif olan bazı gebeliklerde etkileşime neden olur; bunların da hepsinde etkileşim olmaz.

Kan uyuşmazlığı olanlarda iğne yapılmazsa bebek kesin özürlü olur mu?
Hayır, iğne gebeliğin 28. haftasında ve doğumdan sonra anne - bebek arasındaki etkileşim ihtimalini en aza indirmek için yapılır. İğne yapılma imkanı olmayan bir yerde gerçekleşmiş doğumlarda her zaman anne bebek arasında etkileşim olmaz. Çünkü bu etkileşimin olabilmesi için bebekten anneye yeterli miktarda kan geçmiş olması gerekir, bu kadar geçiş her zaman olmaz.

A, B ve 0 (sıfır) kan grupları anne babada aynı değilse uyuşmazlık olur mu?
Bu gruplar arasındaki uyuşmazlık önemli değildir bu nedenle bu etkileşim araştırılmaz. Önemli olan rh grupları arasındaki uygunsuzluktur. Anne Rh negatif, baba Rh pozitif ise uygunsuzluğa bağlı etkileşim olabilir.

rh uygunsuzluğu, kan uyuşmazlığı
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

Evlenmeden önce kan uyuşmazlığı varsa ne yapmalı?
Kan uyuşmazlığı olan çiftlerin evlenmemesi gibi bir öneri olamaz çünkü kan uyuşmazlığı iğnesi (rh immunglobulin) ve yapılan testler sayesinde bu problem çözülebilmektedir. Ancak her çift gibi bu çiftlerinde gebelik oluşmadan doktor muayenesine başvurmaları ve gerekli önerileri alıp, gebelikte düzenli takiplerle ilerlemeleri gerekir. Bu şekilde sorun yaşanma ihtimali çok çok düşüktür.

Akraba evliliğinde kan uyuşmazlığı varsa ne yapmalı?
Kan uyuşmazlığı ve akraba evliliği farklı konulardır. Çiftin akraba olması kan uyuşmazlığına bağlı riskleri daha fazla arttırmaz ancak akrabalık farklı riskler taşır. Akraba evliliği ve taşıdığı riskler hakkında ayrıntılı yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kan uyuşmazlığı düşüğe sebep olur mu?
Hamilelikte kan uyuşmazlığı düşüğe veya kanamaya neden olmaz. Düşüklerin çoğunda sebep genetik anomalili fetus olmasıdır. Kan uyuşmazlığı olan çiftlerde düşük riski diğer çiftlerden fazla değildir.

Hamilelikte kan uyuşmazlığı olup normal bebek doğuranlar ne kadardır?
Hamilelikte kan uyuşmazlığı saptanan çiftlerin hemen hemen hepsinin günümüzde kan uyuşmazlığı iğneleri ve düzenli takipler, tetkikler sayesinde anomalili bebek sahibi olmaları önlenebilmektedir. Hidrops fetalis denilen durum kan uyuşmazlığına bağlı gelişen bir problemdir ve bu tür kontrol altında olan çiftlerde çok nadir gerçekleşir.

Kan uyuşmazlığı normal doğum veya sezaryen seçimini etkiler mi?
Kan uyuşmazlığının doğum şekli ile ilgisi yoktur. hangi tip doğum gerekiyorsa o şekilde doğum yaptırılır. Normal doğum da olsa sezaryen de olsa doğumdan sonra 72 saat içerisinde anneye kan uyuşmazlığı iğnesi yapılır (bebek kan grubu pozitifi ise).


İlgili Konular:
- Kan Uyuşmazlığı (Rh Uygunsuzluğu)
Tamamını oku >>

DOĞUMDAN SONRA VAJİNADA GENİŞLEME VE DARALMA (SORU CEVAP YORUMLAR)

Bazen hastalar tarafından bu soru "doğumdan sonra veya düşük/kürtajdan sonra rahim genişler mi?" şekline sorulabilmektedir ancak burada kastedilen rahim değil vajinadır. Rahim (uterus), bebeğin içerisinde büyüyüp geliştiği organdır, gebelik sırasında bütün karnı dolduracak kadar genişlediği halde doğumdan sonra eski boyutuna iner ve yaklaşık küçük bir armut boyutundadır, ilişki ile direkt ilgili olmayan bir organdır. İlişki sırasında rahim içerisine temas olmaz sadece vajina içerisine temas olur, vajinaya halk arasında sıklıkla "hazne" denir. Kadın genital organları hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hamilelik (gebelik) vajinada genişlemeye yol açar mı?
Vajinada genişlemeye yol açan gebelik değil doğumdur. Yani doğum olmadan örneğin düşükle sonuçlanan bir gebelik vajinada genişlemeye yol açmaz. Çünkü vajinada genişlemeye neden olan gebeliğe bağlı rahimin genişlemesi değildir; bebeğin doğum kanalından geçerken vajinadan geçmesidir. Aynı şekilde vajende daralma da ancak doğumdan sonra olabilir, gebelik ve düşük, kürtaj, muayene gibi işlemler daralmaya neden olamaz.

Düşük ve kürtaj sonrası vajina genişler mi?
Düşükler küçük boyutlarda olduğu için vajinada genişlemeye neden olmaz. Düşük nedeniyle kürtaj yapılması da vajinada genişlemeye neden olmaz. Kürtaj sırasında kullanılan aletler veya muayene sırasında kullanılan aletler vajinada genişlemeye neden olmaz. Hamile olmayan bir kadında alttan muayene yapılması da vajinada (haznede) genişlemeye neden olmaz.

Sezaryen sonrası vajinada genişleme veya daralma olur mu?
Sezaryen ameliyatında bebek vajinadan (hazneden) geçmediği için genişleme veya daralma (küçülme) olmaz. Ancak önce normal doğum denenmişse ve bebek çıkıma gelene kadar anne sancı çekmişse ve son anda bir nedenle sezaryene karar verilmişse vajinada bebek ilerlediği için genişlemeye neden olabilir. Ancak sancıların başlangıcında ve bebek çok ilerlemeden sezaryene alınma durumunda vajinada genişleme olmaz.

Normal doğumdan sonra vajinada (haznede) genişleme neden olur?
Normal doğumdan sonra vajinada genişleme her zaman olmaz. Genellikle 1 veya 2 doğum yapan kadınlarda bu şikayet nadirdir. 3 veya daha fazla doğum yapanlarda vajinada genişleme, gevşeme, bollaşma, sarkma gibi şikayetler daha sık görülür. Bunun olmasının ana nedeni bebeğin doğum kanalından geçmesidir ve bu geçiş sırasında vajina duvarındaki dokuları esnetmesidir. Kişinin doku yapısı da önemlidir bu noktada. Eğer kişinin doku yapısı yeterince esnek değilse bu genişleyen dokular eski haline gelemez ve vajina doğumdan sonra bollaşabilir. Bebeğin iri olmsı bu riski daha da arttırır. Doğum kesisi (epizyotomi) vajende genişlemeye neden olmaz çünkü bu kısım dikildiği için eski halini alır hatta bazen mecburen büyük ve düzensiz yırtıkların dikilmesi vajende daralmaya bile neden olabilir.  Vajinada genişleme her kadında olmaz, bazılarında çok sayıda doğum olmasına rağmen böyle bir şikayet olmaz, bebeklerin kilosu ve annenin doku yapısı bunda etkilidir.
Vajina genel olarak kolay esneyebilen ve eski haline kolay gelebilen, yırtık dikiş gibi bölgeleri kolay eski haline dönebilen bir organdır, yani kendi kendini kolay toplayabilen bir organdır; bu nedenle doğumdan sonra bir veya bir kaç doğum yapanlarda bile bu tür genişleme - daralma şikayetleri nadir görülür.

Doğumdan sonra vajinada şekil değişikliği:
Doğumdan sonra yırtık ve dikişlere bağlı olarak vajinanın dıştan görünen kısmında ufak şekil değişiklikleri olabilir. Küçük ve büyük dudakların simetrisi hafif bozulmuş olabilir. Çok ileri derecede şekil bozukluğu olmadıkça bunlar cinsel ilişkide ve günlük hayatta sorun yaratmaz ancak şikayete sebep olacak derecede ise ameliyatla düzeltilebilir.

Normal doğumdan sonra vajinada daralma (kısalma, küçülme) neden olur?
Doğumda yırtık çok olmuşsa veya düzensiz yurtıkların onarımı gerekmişse nadiren dikişler sonrasında vajina (rahim değil) daralarak eskisinden daha sıkı bir şekilde iyileşebilir. Vajina esnek ve çok iyi iyileşen, kolay toparlayan bir doku olduğu için bu durum çok ender görülür. Bazen ileri derecede daralmalar cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabilir, hatta cinsel ilişkiyi zorlaştırabilir; bu durumlarda vajinanın ameliyatla genişletilmesi, eski haline getirilmesi mümkündür. Vajina genişletme ve daraltma ameliyatları yaklaşık yarım saat süren ve alttan yapılan ameliyatlardır, karından kesi yapmak gerekmez.

Doğumdan sonra vajina ne zaman düzelir, toparlanır?
Normal doğumdan sonra ilk haftalarda vajinanın geniş olması ve ağrı, yanma gibi hisler normaldir. Doğum dikişlerinin iyileşmesi ile 1-2 hafta içinde ağrı, yanma, idrar yaparken yanma geçer. Doğumdan sonra ortalama 5-6 hafta ilişki yasaklandığı için kadın veya erkek vajinadaki (haznedeki) genişlemeyi zaten farkedemez, ancak ilk 1-2 hafta geniş olması normaldir. Bu genişlik yaklaşık 4-6 haftada tamamen toparlanarak sıkılaşır, vajina eski haline döner. Lohusalık dönemi bittikten sonra yani halk arasındaki değimiyle kırkı çıktıktan sonra vajina hala çok geniş ise ve ilişkide problem yaşanıyorsa doktor muayenesine başvurmak gerekir. Doğumdan sonra en geç 2-3 ayda vajinanın sıkılaşıp eski haline dönmüş olması gerekir.


İlgili Konular:
- Normal Doğumdan Sonra Cinsel İlişki
- Doğum Sonrası Oluşabilecek Sorunlar
Tamamını oku >>

BEBEĞİN DOĞUM ANI (SORU CEVAP YORUMLAR)

BEBEĞİN NORMAL DOĞUM ANI (SORU CEVAP YORUMLAR)

Normal doğum nasıl yapılır?
Anne adayı sancılarının başlaması veya su gelmesi sayesinde doğumun başlayacağını anlar. Bu durumda hemen hastaneye başvurmalıdır. Muayene edilir ve su gelmesi kesinse hastaneye yatırılır. Muayenede ve NST'de sancının başladığı ve açılma olduğu anlaşılır ise yatış verilerek doğum gözlenmeye başlar. Rahim ağzında açılma olduğunu anlamak için alttan parmakla muayene yapmak gerekir. Normal doğum için hastaneye yatış verilen anne adayının yavaş yavaş sancıları sıklaşmaya başlar, eğer sancılar yeterli değilse ve gerek görülürse suni sancı (indüksiyon, oksitosin) başlanır. Doğum sancısı ortalama 3-5 dakikada bir gelir ve her seferinde 1 dakika kadar sürer. Bu sancılar her seferinde rahim ağzının daha fazla açılmasını ve incelmesini sağlar, aynı zamanda bebek her sancı ile biraz daha doğum kanalından aşağıya iner ve çıkıma doğru yol alır. Anne adayı sancıları hisseder ancak rahim ağzının açıldığını kendisi anlayamaz, bunu anlamak için bir kaç saat arayla alttan parmakla muayene yapılır. Bebeğin aşağıya inişini ilk başlarda anne adayı anlayamaz ancak bebek saatler sonra çok aşağıya indiğinde anne adayı makatında baskı hisseder, bu bebek çıkıma yaklaşmış demektir. Bu sancıların devam etiği saatler boyunca eğer su kesesi açılmamışsa doktor veya ebe tarafından açılır, alttan küçük bir aletle su kesesi yırtılır, anne adayı bir ağrı veya sıkıntı yaşamaz bu anda. Açılma tam yani 10 santimetre olduğunda, bebek iyice aşağıya indiğinde tam doğum anı gelmiş demektir.

Doğum anı nasıl geçekleşir? Bebeğin doğumu nasıl olur?
Doğum anı geldiğinde anne doğum masasına alınır. Doğum masasında bebek tam çıkıma geldiğinde gerekli ise doğum kesisi yani epizyotomi yapılır. Bu kesi cilt iyice uyuşturularak yapıldığı için anne adayı kesiyi hissetmez. Kesi yapıldıktan sonra veya kesi gerekmeyenlerde bebek tam çıkıma yaklaşıp saçları göründüğünde anne adayına ıkınması söylenir. Sancı yokken ıkınılmaz çünkü rahim yumuşaktır, ıkınmanın faydası olmaz. Ikınma sancı geldiğinde yapılır, anne adayına sağlık personeli bunu hatırlatır. Annenin her ıkınması ile bebeğin saçları ve kafası biraz daha dışarı çıkar ve bebeğin başı sonunda tamamen dışarı çıkar. Bundan sonra bebeğin başı doktor tarafından tutularak hafifçe çekilir ve omuzların ve gövdenin doğması sağlanır. Bacaklar çıkarken yakalanır ve bebek baş aşağı çekilde havada tutularak göbek kordonu kesilir. Bu esnada anne bebeğini ilk defa görür. Bebek hemen temizlenmek ve giydirilmek için bakım masasına alınır. Bebeğin doğumıu bu şekilde olur, daha sonra bebeğin eşinin doğumu ve dikiş aşamaları başlar.

Doğum anından sonra plasentanın ayrılması:
Bebek doğumu gerçekleşmiştir ancak bebeğin eşi (plasenta) hala içeridedir ve buna bağlı olan göbek kordonu dışarı sarkık vaziyette bulunur. Ortalama 10-20 dakika içerisinde bebeğin eşi rahimdem ayrılarak düşer veya el yardımıyla çekilir. Bundan sonra kanama kontrolü ve varsa yırtık ve epizyotomi kesisi onarımı yapılır. Bütün bu işlemler yaklaşık 30 dakika sürer yani anne bebek doğduktan 30 dakika sonra genellikle doğum masasından kalkmış ve bebeği ile beraber odasına geçmiş olur. Bazı hastanelerde hasta odasındaki yatak şekil değiştirerek doğum masası haline geldiği için anne aynı odada doğum yapar; bazı hastanelerde ayrıca doğum odası vardır anne oraya alınır doğum için.

Doğum sancısı geldiğinde bebek hareket eder mi?
Doğum başladıktan sonra sancılar başladığında veya sancıların arasında annenin rahatladığı dakikalarda bebek hareketleri nadirdir ve azdır. Genellikle bu ana kadar su boşaldığı için bebeğin hareket kabiliyeti azalır. Bu nedenle doğum için sancı çekerken anne bebek hareketlerini çok farketmez.

Doğum anında ıkınma olur mu?
Yukarıda anlatıldığı gibi sancılar geldiğinde ıkınma yapılır ancak bebeğin kafası çıkmak üzereyken artık ıkınma kesilir, bundan sonra ıkınmaması için anne uyarılır çünkü artık ıkınmanın faydası yoktur, bebek zaten doğmuştur ve bundan sonrasında doktorun el hareketleriyle baş, omuzlar ve gövdenin doğumu rahatça gerçekleşir.

Normal doğum anında ve doğumdan sonra sancı olur mu?
Bebeğin çıkıma geldiği ana kadar 3-5 dakika aralıklarla sancı gelir ancak çıkımda son bir sancı ve annenin son ıkınmasından sonra bebeğin kafası çıkınca artık sancılar biter çünkü bebek doğmuştur. Bu andan itibaren bebeğin eşi yani plasenta doğana kadar önceki kadar şiddetli olmasa da daha hafif sancılar gelebilir, ancak anneyi öncekiler gibi rahatsız etmez. Bebek doğduktan sonra gelebilen bu hafif sancılar rahmin bebeğin eşini yani plasentayı atmaya çalışmasından kaynaklanır.

Doğum anında anneden kaç kilo gider?
Doğum anında yaklaşık 4 kilo bebek, 1 kilo bebeğin eşi (plasenta), 500 cc kan kaybı düşünüldüğünde doğumun olduğu yarım saatlik sürede anneden 5-6 kilo ayrılmış olur. Ayrıca doğumdan önce sancı saatleri sırasında suyun gelmesi ile de neredeyse 1 litre su akar, bununla birlikte 6-7 kilogram bir ağırlık o gün kaybolmuş olur. Doğumdan sonra anne sağlıklı beslenmeye devam ederse hızla normal kilosuna ve formuna kavuşur. (bkz: doğumdan sonra kilo vermek ve egzersiz)

Doğum anında ve sancılar sırasında yaşanabilecek sorunlar:
Bazen sancıların devam ettiği ve rahim açılmasının beklendiği dönemde bebeğin kalp atımlarında bozulma izlenir. Bebek kalp atımları sık sık NST ile gözlendiği için bozulma olduğunda fark edilir ve bazen sezaryen kararı verilir. Bunun dışında sancıların çekildiği dönemde veya bebeğin çıkıma gelip doğumun gerçekleşeceği ana yakın dönemde fazla miktarda kanama olabilir; bu da çok nadiren olabilecek bir durumdur ve sezaryen gerektirebilir. Bebeğin kalp atımlarında yavaşlama ve kanama olması dışında, rahim ağzında açılma olmaması, bebeğin doğum kanalından aşağıya bir türlü inememesi gibi durumlar da nadiren olabilir ve bunlar genellikle annenin çatı darlığı veya bebeğin doğum kanalına uygun pozisyonda girmemesi nedeniyle olan durumlardır; bu durumda doğum ilerlemez ve mecburen sezaryen ile bebeği doğurtmak gerekir.


doğumun evreleri, normal
Resmi büyütmek için üzerine tıklyın

İlgili Konular:
- Normal Doğum Nasıl Yapılır?
- Doğumhanede Sizi Bekleyen Aşamalar
- Doğumun Başladığı Nasıl Anlaşılır?
Tamamını oku >>

DIŞ GEBELİK (SORU CEVAP YORUMLAR)

EKTOPİK GEBELİK (SORU CEVAP YORUMLAR)

Dış gebelik ameliyatı nedir? Ne kadar sürer?
Dış gebelik yani tıbbi adıyla ektopik gebelik ilaçla veya ameliyatla tedavi edilebilmektedir. Ameliyat kararı verilmişse bu açık ameliyat (laparotomi) veya kapalı (laparoskopik) ameliyat şeklinde iki türlü olabilir.
Açık ameliyat uygulaması genellikle karnın en alt bölgesinde enine 8-10 cm bir kesi şeklinde uygulanır, sezaryen ameliyatlarında uygulanan kesi ile bu aynıdır. Nadiren kesi karnın ortasında dikine olacak şekilde uygulanabilir.
Kapalı ameliyat (laparoskopik ameliyat) halk arasındaki adı ile kapalı ameliyat yönteminde karına büyük kesi yapılmaz sadece 1 santimetrelik küçük deliklerden içeriye sokulan boru şeklindeki aletlerle ameliyat yapılır. Bu delikler küçüktür yaklaşık bir kalem geçebilecek kalınlıktadır. Deliklerden birisi göbek bölgesinde, diğerleri kasık bölgesinde olur genellikle. Bu delikler ameliyattan sonra iyileştiğinde neredeyse tamamen belli olmayacak hale gelir.
Kapalı veya açık ameliyat süresi hastaya göre değişebilmekle beraber ortalama 30-60 dakika civarında sürer.

Dış gebelik ameliyatı nasıl yapılır?
Her ameliyat gibi genel veya spinal anestezi uygulanır. Açık yöntemle yapılacaksa genel anestezi veya spinal anestezi uygulanabilir. Kapalı laparoskopik yöntemle uygulama yapılacaksa genel anestezi şarttır, bu durumda spinal anestezi uygulanamaz. Hasta her iki durumda da ameliyatta bir şey hissetmez.

Dış gebelik ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
Dış gebelik ameliyatından bir kaç gün sonra B-HCG (kanda gebelik testi) değeri kontrol edilir ve gebelik tamamen alındığı için bu değerin düştüğü görülür. Bu değer sıfır olana kadar hasta kan vermeye devam eder belli aralıklarla. Dış gebelik ameliyatı kapalı da olsa açık da olsa hasta genellikle en fazla 1-2 gün yatar hastanede, daha sonra taburcu edilir. Hasta 1-2 günde kalkıp yürüyebilir ve her şeyi yiyip içebilir hale gelir. İyileşme süreci aynı sezaryen ameliyatında olduğu gibidir yaklaşık olarak. Ameliyattan sonra ilk ay cinsel ilişkiye girmek ve çok ağır şeyler kaldırmak yasaktır. Hasta aşırı yorulmayacak şekilde günlük ev işlerini yapabilir. Ameliyat sonrası ilk hafta çok az kanama ve lekelenmeler olabilir, Aşırı kanama, kötü kokulu akıntı, ateş, aşırı ağrı olması halinde doktora başvurmak gerekir.

Dış gebelik ameliyatında tüp alınır mı?
Dış gebeliğin en çok geliştiği organ tüptür. Tıbbi adı: tüp = tuba. Çok nadiren yumurtalık ve karın içerisindeki diğer bölümlerde gelişebilir, buralarda gelişmisse tüple ilgili bir ameliyat çoğunlukla gerekmez. Dış gebeliklerin yüzde 95'i tüp içerisinde oluşur ve buna tubal gebelik adı verilir. Gebelik tüpte oluşmuş ise ya tüp gebelikle birlikte komple alınır ya da sadece tüpün içerisindeki gebelik alınır; buna genellikle ameliyat sırasındaki görüntüye göre, organların durumuna göre karar verilir. Eğer tüp organı tamamen alınırsa bu durumda ileride tekrar gebelik olma ihtimali sadece gebeliğin alınıp tüpün bırakılmasına göre daha düşüktür. Tüpü alınan hasta karşı tüpü ve yumurtalığı ile hamile kalabilir. Yumurtalık alınması genellikle söz konusu olmaz, çok nadiren yumurtalığın da hastalığa dahil olduğu veya yapıştığı durumlarda alınabilir ancak çok çok nadirdir.
Salpingostomi  (lineer salpingostomi) veya salpingotomi demek tüpün alınmadan sadece tüp duvarının kesilmesi demektir. İçindeki gebeliğin alınması için duvar kesilir ve sonra tekrar onarılır. Bu işlemde tüp alınmamıştır. Salpenjektomi ise tüpün tamamen alınması anlamına gelir.

Dış gebelik geçiren tekrar dış gebelik geçirir mi?
Dış gebelik geçiren kadınlarda sonraki gebeliğin dış gebelik olma ihtimali yaklaşık yüzde 10 civarında bulunmuştur. Bu sonraki gebeliğin yüzde 90 ihtimalle dış gebelik olmayacağı, normal bir hamilelik şeklinde rahim içerisinde büyüyeceği anlamına gelir. Hastanın tekrar dış gebelik geçirmesini önlemek için bir ilaç veya uygulanan bir yöntem vb. yoktur.

Dış gebelik ameliyatından sonra kanama ve adet görme ne zaman olur?
Ameliyattan sonraki ilk haftalarda olan hafif kanama ve lekelenmeler adet değildir. İlk adet (regl, mens) genellikle ameliyattan 30-45 gün sonra olur. Adet düzeni eskiden nasılsa ameliyattan sonra da aynı şekilde devam eder genellikle. Yalnız ilk aylar stres nedeniyle hafif düzensizlikler olabilir. Tüpün alınması veya tüpün kesilerek sadece dış gebeliğin alınması adet düzenini değiştirmez. Yumurtalık alınmışsa hormon düzeyleri etkilenebileceği için adet düzeni değişebilir.

Dış gebelik ameliyatından sonra sezaryen veya normal doğum yapılır mı?
Dış gebelik ameliyatında çok nadir haller dışında rahim duvarı kesilmez sadece tüp ile ilgili kesi yapılır; bu nedenle sonraki doğumların şekli etkilenmez. Sezaryen ve myom ameliyatı gibi ameliyatlarda rahim duvarı kesildiği için sonra olacak normal doğumlarda bu kesi yapılmış duvar kısmı yurtılabilir, bu nedenle normal doğum önerilmez. Ancak dış gebelik ameliyatında rahim duvarında yırtık riski oluşmaz. Hasta daha önceden sezaryen veya myom ameliyatı gibi ameliyatlar geçirmemişse dış gebelik ameliyatı oldu diye sonraki doğumlarını sezaryenle yapması gerekmez. Doğum zamanı nasıl uygun görülürse o şekilde doğum uygulanır.

Dış gebelikten sonra rahim filmi çekilmesi?
Dış gebelik ameliyatından sonra rahim filmi (HSG) çekilmesi şart değildir ancak çiftler çocuk istiyorsa ve tüpün tıkalı olup olmadığı merak ediliyorsa film ile kontrol edilebilir. Dış gebelik oluştuğu tüpte hasara ve yapışmaya neden olabileceği için tüpün tıkanması söz konusu olabilir nadiren, bu durumda bu tüpün olduğu taraftan gebelik olamayacaktır.

Dış gebelik geçirenler ne kadar ara vermeli?
Dış gebelik ameliyatından sonra tekrar hamile kalmamak için en az 3 ay korunmak önerilir. Hastanın tamamen iyileştiğinden emin olununca ve kendini sonraki gebeliğe hazır hissedince korunma bırakılır. Her kadının yapması gerektiği gibi yine gebe kalmadan önce doktor muayenesi yapılmalıdır. Bu arada korunma yöntemi için rastgele ilaç vb. kullanılmamalıdır, mutlaka doktor önerisi ile bir yöntem seçilmelidir.

Dış gebelik olduğunu nasıl anlarız?
Dış gebelik oluştuğunda en sık görülen şikayetler kasık ağrısı ve adet gecikmesidir. Ancak kasık ağrısı normal hamilelerde de hatta hiç hamile olmayanlarda da idrar yolu enfeksiyonu vb. nedeniyle çok sık görülen bir durumdur. Adet gecikmesi her hamilelikte olur zaten. Dış gebelikte nadiren kanama da olabilir. Bu nedenle belirtilere ve şikayetlere bakarak hastanın dış gebelikten şüphelenmesi veya dış gebelik olduğunu anlayabilmesi mümkün değildir. Dış gebelik teşhisi genellikle ultrason muayenesinde rahim içerisinde gebelik görülmediği halde kanda gebelik testinde yüksek değer gebelik çıkması ile tanınır. Yani tanı için muayene, ultrason ve kan tahlillleri (b-hcg) birlikte kullanılır.


İlgili Konular:
- Dış Gebelik (Ektopik Gebelik)
Tamamını oku >>

HAMİLELİKTE KANSIZLIK (SORU CEVAP YORUMLAR)

Hamilelikte kanın düşük olması neden olur?
Anemi yani halk arasında kanın düşük olması veya kansızlık olarak adlandırılan durum kandaki hemoglobin miktarının normalden düşük olmasıdır. Hemoglobin kanda oksijenin taşınmasını sağlayan moleküldür. Bunun yapısında demir bulunur, bu nedenle demir eksikliğinde hemoglobin miktarı düşer. Normal insanlarda ve hamilelerde kansızlığın yani hemoglobin düşüklüğünün en sık nedenir demir eksikliğidir. Bunun dışında bazı kalıtsal anemiler, megaloblastik anemi gibi sebepler daha nadir olabilir.

Hamilelikte kansızlık nelere yol açar? Zararı nedir?
Hafif derecede kansızlığın hamileliğe bir etkisi veya bebeğe zararı beklenmez, zaten hamilelerin çoğunda hafif kansızlık vardır. Ancak ciddi derecede kansızlık gebelikte erken doğum, düşük doğum ağırlığı , gelişme geriliği gibi durumlara neden olabilir.

Hamilelikte kansızlık için ne yemeli içmeli?
Kansızlık tespit edilen hamileler mutlaka doktor önerisi ile ilaç kullanmalıdır. Kansızlık için üretilen ilaçlar (kan hapları denir halk arasında) tablet, kapsül, küçük şişelerde şurup, serum içerisinde ilaçlar, iğneler gibi çeşitli formlarda mevcuttur. Doktorunuz size en uygun olan ve en rahat kullanabileceğiniz ilaç formunu reçete edecektir. İlaç kullanmadan sadece yiyeceklerle, içeceklerle, sebzelerle vb. kan eksikliğini yerine koymak, kansızlığı düzeltmek mümkün değildir. Yiyecekler ve dengeli beslenme ancak kansızlığı olmayan bir kadının kanının eksilmesini engeller, ancak kanszılığı olan bir kadının kan değerlerinin yükselerek düzelmesini sağlayamaz. Karaciğer, kırmızı et, tavuk, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler demirden zengindir. Kansızlığım düzelsiz diye aşırı yemek yemek veya içmek fazla kiloya neden olacağı için faydadan çok zarar getirebilir.

Hamileler için kansızlık değerleri kaç olmalıdır?
Gebelikte kan hemoglobin (tahlil kağıdında Hb diye kısaltılarak yazılır genellikle) değeri 11'in üzerinde olmalıdır. Hemotokrit (Hct) değeri %30'dan düşük olmamalıdır. Bu değerlerin altı kansızlık yani anemi olduğu anlamına gelir. Kan tahlilinde bulunan değerlerle ilgili ayrıntılı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilrisiniz.

Kansızlığı olan gebeler düşük yapar mı?
Kansızlık düşüğe neden olmaz ancak aşırı kansızlık varsa ileri gebelik aylarında erken doğum ve düşük doğum ağırlığına neden olabilir.

Kansızlık gebe kalmayı engeller mi? Kısırlığa neden olur mu?
Kansızlık veya kan değerlerinin düşük olması kısırlık, infertilite gibi problemlere neden olmaz, hamile kalmayı engellemez. Ancak her kadın gibi hamile kalmak için tedavi gören kadınların da kansızlık (anemi) varsa bir yandan bunun için tedavi görmeleri faydalı olacaktır, kansızlık için kullanılan demir ilaçları kısırlık tedavisine engel oluşturmaz, aynı anda kullanılabilirler.

Kansızlık doğumu veya doğum şeklini etkiler mi?
Kansızlık doğumun zor olmasına veya normal doğum yerine sezaryen olmasına neden olmaz ancak kansızlığı ciddi olan kadın doğum sırasında olan kanamalar nedeniyle daha fazla kansız (anemik) hale gelebilir. Aşırı kansızlık durumlarında doğumda olan kanama hayati tehlike oluşturacak sonuçlara neden olabilir, bu nedenle kansızlığın doğum yaklaşmadan önce düzeltilmesi şarttır. Kansızlık (anemi) olan bir gebenin normal doğum veya sezaryenle bebeğini dünyaya getirmesi mümkündür.


İlgili Konular:
- Hamilelikte Anemi (Kansızlık)
Tamamını oku >>

HAMİLELİKTE BEBEĞİN KALP ATIŞI OLMAMASI (SORU CEVAP YORUMLAR)

Hamilelikte bebeğin kalp atışı ne zaman başlar?
Gebeliğin 5. haftasında bebeğin kalp atışları belli olur ve transvajinal ultrason (alttan ultrason) ile görülebilir, doppler ultrason ile duyulabilir. Karından ultrasonda bebeğin kalp atışı en erken 5-6 hafta arasında (bir buçuk aylık) görülebilir. Geç yumurtlama (geç döllenme) olmuşsa son adete göre 7 hafta civarına kayabilir kalp atımının görülebilmesi. Anne adayının kalp atışlarının başlaması için acele etmemesi önerilir çünkü endişe ve stres gebelikte istenmeyen durumlardır.

Bebeğin kalp atışları kaçıncı haftada duyulur?
Doppler ultrason ile 5. - 6. haftalarda duyulabilir ancak el doppler cihazı ile 10. haftadan sonra duyulabilir.

Hamilelikte bebeğin kalp atışının olmamasının  nedenleri?
Hamileliğin ilk haftalarında yani 4-7 haftalar arasında embriyo yani bebek çok küçük olduğundan kalp atımı her zaman net görülemeyebilir veya duyulamayabilir. Bu durumda birkaç gün sonra tekrar kontrol edilir, bebeğin yeterince büyümesine rağmen kalp atımı oluşmamışsa bu durumda bebeğin ölü olduğu, gebeliğin sağlıksız geliştiği, düşük, boş gebelik gibi durumlardan birisi olabilir. Gebeliğin ileri aylarında (2-9 ay arasında) kalp atımı yoksa bebek anne karnında ölmüştür. Ölü gebeliğin çok çeşitli nedenleri olabileceği gibi çoğu zaman görünen hiçbir neden bulunamaz. Bebekte genetik kromozomal bir anomali, çeşitli enfeksiyonlar, kanama gibi durumlar anne rahminde bebeğin kaybedilmesine yol açabilir. Bebeğin ölü olduğu ultrasonda kalp atışının görülmemesi ile anlaşılır. Daha önceden kalp atımı olduğu halde sonradan durması ve fetusun ölçümleri bebeğin kaç haftadır anne karnında ölü olabileceği konusunda fikir verir.

NST'de bebeğin kalp atım hızı kaç olmalı?
NST gebeliğin son aylarında bebeğin kalp atımlarını ve annenin sancılarını değerlendirmeye yarayan testtir, annenin karnında bağlanan problarla makineye kağıt çizdirilerek veya ekrandan gözlenir. Bebeğin kalp atımları ortalama 110-160 arasında olmalıdır. Daha altındaki değerler kalp atımlarında yavaşlama olduğunu (bradikardi) gösterir, daha yüksek değerler ise kalp atımlarında hızlanma (taşikardi) anlamına gelir; her iki durum da ileri değerlendirmeyi gerektirir.

Ultrasonda bebeğin kalp atım hızı kaç olmalıdır?
Gebeliğin ilk haftalarında yani kalp atımının oluştuğu ilk zamanlar 5. - 6. haftalarda kalp atımı yavaş olabilmektedir, dakikada 60 - 100 arasında değişen sayılarda atım sayılır. 10. haftaya doğru hızlanmış hale gelir ve bundan sonra en az  dakikada 100 civarında atar. Gebeliğin orta döneminde yani 4.-7. aylar arasında (12-28) haftalarda yaklaşık 120-180 arası değerler normal kabul edilir. Gebeliğin son 3 ayında ise dakikada 110-160 arası atım sayısı normal kabul edilir.
Bebeğin kalp atım sayısı 1 dakikada sayılan kalp atımı olarak tanımlanır. Bebeğin kalp atım hızı ultrasonla, renkli doppler ultrasonla, el doppler cihazı ile veya NST aleti ile anlaşılabilir.

Anne karnında bebeğin kalbi durursa ne yapılır?
Annenin sancıları varsa düşük veya doğum olması beklenir; 20 haftadan öncekilere düşük denir, 20 haftadan sonrakilere doğum denir. Eğer annenin sancısı yoksa ilaçla sancı başlatılabilir bebeğin rahim dışına atılması için. Düşük veya doğum olduktan sonra bebeğin eşi de ayrılır ve rahim içerisinde parça kalmışsa bazen aletlerle temizlenir.

Anne karnında bebeğin kalp atımı durmasının nedenleri?
Anne karnında bebeğin kalp atşının durması yani anne karnında ölüm çok farklı nedenlerle olabilir. Bebekte bir anomali (özür), annede yüksek tansiyon, preeklampsi, şeker hastalığı, bazı enfeksiyonlar, kanama, bebeğe kordon dolanması, anne karnına vurma çarpma kaza gibi olaylar...

Bebeğin kalp atımının durmasının belirtileri nedir, nasıl anlaşılır?
Genellikle bir belirti olmaz. Nadiren kanama, ağrı, sancı gibi belirtiler olabilir. Gebelikte en ufak kanama olması acilen muayene olmayı gerektirir. Muayene sırasında ultrason ile kalp atımı görülemezse bebeğin ölü olduğu anlaşılır.

Bebeğin kalp atışı görülemedi, tekrar kalp atışı başlar mı?
Erken gebelik haftalarında bebeğin henüz çok küçük olmasına bağlı kalp atımı görülememişse sonradan kalp atımı izlenebilir, bu nedenle birkaç gün veya bir hafta sonra kontrol edilir. Ancak 2. aydan sonra bebek yeterince büyüdüğünde kalp atımı kesin yoksa sonradan kalp atımı başlaması olmaz.


İlgili Konular:
- Anne Karnında Bebek Ölümü
Tamamını oku >>

HAMİLELİKTE AŞIRI TÜYLENME (KILLANMADA ARTIŞ)

Hamilelik döneminde artan androjen hormonlarının etkisi nedeniyle normal bir hamilelikte vücut ve yüzdeki tüylerde fazla büyüme ve koyulaşma (kıllanma artışı) izlenebilir. Tüylenmeye neden olan
anormal bir durum yoksa normal bir hamilelikten 3-6 ay sonra tüyler gebelik öncesi haline döner ve aşırı tüylenme bu süre içerisinde geçer. Hamilelikte birçok kadın üst dudak, çene, yanaklar, boyun, sırt, göğüsler, kol, bacak ve karında istenmeyen fazla tüylerin büyüdüğünden şikayet eder.
Bunun dışında hamilelikte aşırı tüylenmeye neden olan bazı diğer nedenler aşağıda sıralanmıştır.

Gebelikte hirsurtismus (aşırı tüylenme) nedenleri:
- Gebelik luteoması (Yumurtalıklarda gelişen bir tür kitle)
- Teka lutein kisti (Bir tür yumurtalık kisti)
- Plasental aromataz eksikliği
- Sitokrom P450 oksidoredüktaz eksikliği
- PCOS
- Virilizan over tümörleri
- Adrenal karsinom

Luteoma, plasental aromataz eksikliği, over tümörleri, adrenal karsinom ve sitokrom P450 oksidoredüktaz eksikliği hem annede hirutismus hem fetusta virilizasyona neden olabilirken, teka lutein kistleri sadece annede hirsutismusa neden olabilir.
Gebelik luteoması solid ve tek taraflı kitledir, teka lutein kistleri ise genellikle bilateral ve multikistik yapılardır.

Hamilelikte fazla tüylerden kurtulmak için ne yapılmalı?
Cımbızla almak, epilasyon, ağda, traş, lazer, elektroliz gibi yöntemler gebelikte sakıncalı değildir. Ancak beyazlatıcı (tüy ağartıcı) kremlerin bazıları, tüy dökücü kremlerin bazıları kana karışabilir ve gebelikte sakıncası olabilir; bu tür kremleri kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
Eğer yukarıda sıralanan anormal kistler ve hormonal bozukluklar yoksa normal hamileliğe bağlı aşırı tüylenme doğumdan sonra 3-6 ay içerisinde geçecektir. Bunun dışında anormal bir durum varsa onun tedavisi yapılmadan tüylenme düzelmez. Doğumdan sonra tüylenmede düzelme ve kıllarda azalma olmazsa doktorunuza başvurmalısınız.
Bitkisel çözümler aranmamalıdır, bunlar hamilelik sırasında gebeliğe ve bebeğe zararlı etkiler oluşturabilir. Çeşitli bitkiler, çaylar, otlar, kürler bu amaçla bilinçsizce kullanılmamalıdır; bebek açısından zararlı olmaları dışında bazen tam tersi etki ile kıllanmada artış yapabilirler.

Hamilelikte tüylerde azalma olabilir mi?
Nadiren bazı hamile bayanlar hamile kaldıktan sonra vücut veya yüz tüylerinde azalma, solma, dökülme olduğunu ifade edebilmektedir. Bu hamilelikte bir anormallik olduğu anlamına gelmez. Nadiren görülebilen normal bir durumdur.

İlgili Konular:
- Hamilelikte Ve Doğumdan Sonra Saç Dökülmesi
- Hamilelikte Tırnaklardaki Değişiklikler
- Hamilelikte Epilasyon Ve Ağda Yapılabilir Mi?
Tamamını oku >>

HAMİLELİKTE TIRNAKLARDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

GEBELİK VE  TIRNAK BAKIMI
Nadiren hamilelerde tırnaklarda beyazlama, morarma, beneklenme gibi değişiklikler izlenebilmektedir. Bu değişiklikler hamilelikte mantar enfeksiyonuna işaret edebilir. Bu değişiklikleri izlediğinizde muayene için doktorunuza başvurmanız gerekir. Bazı hamileler tırnaklarının sertleştiğini fark ederken, bazıları tersine tırnaklarda yumuşama ve kırılganlaşma fark eder. Bunlar gebeliğe bağlı normal değişiklikler olabileceği gibi nadiren bazı dermatolojik hastalıklara bağlı da olabilir; bu nedenle tırnak değişiklikleri durumunda mutlaka cilt doktorunuza muayene olmalısınız.
Hamilelikte hormonların etkisi ile tırnaklar daha hızlı uzar ve tırnaklarda yumuşama, kırılganlaşma izlenebilir.
Hamilelik döneninde hassaslaşan ve kırılganlaşan tırnakları korumak için bulaşık ve temizlik işlemleri sırasında eldiven giymek, tırnak ve etrafındaki cilde nemlendirici bakım kremleri sürmek yeterli olabilir. Tırnakları uzatmamak, kısa tutmak, ayak tırnaklarını ve parmak aralarını banyodan sonra kurutmak, nemli bırakmamak tırnakları korumak açısından faydalıdır. Tırnakları ısırmak, tırnak yeme gibi alışkanlıklar varsa mutlaka terk edilmelidir.

Halk arasında bazı yanlış inanışlar gibi anne adayının tırnaklarındaki değişikliklere bakarak bebeğin cinsiyetinin erkek veya kız olduğunu tahmin etmek imkansızdır, anne tırnakları ile bebek cinsiyeti arasında bir ilgi yoktur.

Manükür ve pedikür:
Gebelik sırasında manikür ve pedikür gibi bakımlar için salonlara gidilebilir ancak kullanılan aletlerin steril olduğundan emin olduğunuz güvenilir yerlere gitmelisiniz. Zararlı kimyasal maddeler içeren tırnak cilası, oje, oje temizleme solüsyonları vb. maddelerden gebelik sırasında kaçınmak gerekir. İçerikleri bilinmeyen temizlik solüsyonları ile tırnakları silmeye ve temizlemeye gerek yoktur, bazıları zararlı maddeler içerebilir. Manikür uzmanınız tırnak diplerindeki ince deri kısmını kesip geri itmemeli, çünkü bu kısım tırnakları enfeksiyondan korur. En güvenli ve mantıklı tutum gebelikte tırnaklara ve ellere nemlendirici krem dışında bakım maddesi sürmemektir.

İlgili Konular:
- Hamilelikte Ve Doğumdan Sonra Saç Dökülmesi
Hamilelikte Ve Emzirirken Saç Boyatmak, Saç Kestirmek
- Hamilelikte Aşırı Tüylenme (Kıllanmada Artış)
Tamamını oku >>

JİNEKOLOJİK KANSERLERDE KEMOTERAPİ (İLAÇ TEDAVİSİ)

Jinekolojik kanserlerde yani kadın üreme organları ile ilgili olan rahim, rahim ağzı, yumurtalık, tüp, vajen, vulva kanserlerinde kullanılan tedavi yöntemlerinden birisi de kemoterapidir. Jinekolojik kanserlerde en yaygın kullanılan ve genellikle ilk uygulanan tedavi yöntemi ameliyattır ancak kemoterapi de ameliyattan sonra veya önce zaman zaman uygulanan bir yöntemdir. Genellikle ameliyat (cerrahi tedavi) jinekolojik onkoloji uzmanı tarafından uygulanır, kemoterapi ise tıbbi onkoloji (medikal onkoloji) uzmanı tarafından uygulanır.

Uygulama şekline  göre kemoterapi (KT):
- Primer kemoterapi: Ameliyat uygulanmadan tedavi amaçlı direkt kemoterapi verilmesidir.
- Neoadjuvan kemoterapi: Ameliyat öncesi tümörü küçültmek amacıyla kemoterapi verilmesidir. Ameliyatın zor olabileceği düşünülen durumlarda öncelikle kemoterapi ile tümör boyutu ve yaygınlığı azaltılır daha sonra ameliyat uygulanır, bu sayede ameliyat daha kolay ve daha az cerrahi riskle uygulanabilir.
- Adjuvan kemoterapi: Ameliyat sonrası uygulanan kemoterapidir. Hastaya ilk olarak cerrahi tedavi uygulanır, ameliyat sonrası kemoterapi başlar. Jinekolojide kemoterapinin en yaygın uygulanma yöntemi budur.
- Palyatif kemoterapi: Hastanın belirti ve semptomlarını rahatlatmak amacıyla verilen kemoterapidir.

Kemoterapinin yan etkileri:
Her kemoterapi ilacı aynı yan etkilere neden olmaz, ilaca göre farklı yan etkiler görülmektedir. Her hastada aynı yan etkiler görülmez. Jinekolojik kanserlerde en sık kullanılan ilaçlara ait yan etkiler şu şekildedir:
- Karboplatin, Sisplatin: Sitopeni (kan değerlerinde azalma), bulantı, kusma, yorgunluk, stomatit, böbrek toksisitesi, hemorajik sistit, işitme problemleri, yumurtalık fonksiyonlarında azalma; ellerde, ayaklarda  uyuşma, karıncalanma, diğer bazı nadir yan etkiler...
- Paklitaksel: Sitopeni (kan hücrelerinde azalma); ellerde, ayaklarda  uyuşma, karıncalanma; kan ve eklem ağrıları; saç dökülmesi (saçlar tedaviden sonra tekrar uzar), ishal, ağızda acı tat ve yaralar, yumurtalık fonksiyonlarında azalma, diğer bazı nadir yan etkiler...
- BEP (bleomisin, etoposid, sisplatin): Sitopeni (kan hücrelerinde azalma) ve buna bağlı enfeksiyon riski, anemi, halsizlik, yorgunluk, saç dökülmesi (saçlar tedaviden sonra tekrar uzar), ağızda tat bozukluğu ve yaralar, tırnaklarda kırılganlaşma, ishal... Bleomisin akciğer toksisitesine neden olabilir, buna bağlı öksürük, ateş görülebilir. İçeriğindeki sisplatine bağlı yan etkiler (işitme bozukluğu, böbrek fonksiyonlarında bozulma...)


YUMURTALIK (OVER) KANSERİNDE KEMOTERAPİ
Yumurtalık kanserlerinde en yaygın uygulanan tedavi yöntemi ameliyattır. Genellikle öncelikle ameliyat yani cerrahi tedavi uygulanır ve sonrasında patoloji raporuna göre hastalığın evresi, yaygınlığı belirlenir. Yumurtalık kanserlerinin çok türleri vardır. Kanserin hangi türü olduğuna göre ve patoloji raporu ile ameliyattaki görüntüye göre belirlenen yaygınlığa göre hastanın ameliyat sonrası kemoterapi alıp almayacağına karar verilir. Hasta kemoterapi alacaksa ameliyattan bir kaç hafta sonrası genellikle tıbbi onkoloji uzmanları tarafından kemoterapi verilir, buna adjuvan kemoterapi denir. Kemoterapi genellikle 6 kür kadar sürer, bazen bu süre değişebilir.
Ameliyatta amaç karın içerisinde gözle görülebilen bütün tümör dokusunu (kanserin yayıldığı her yeri) temizlemektir, buna sitoredüksiyon veya debulking cerrahi denir.  Kanserin görüldüğü her yer tamamen temizlense bile yine de kemoterapi verilebilir çünkü kemoterapi sayesinde ilerde oluşabilecek nüks (rekürrens) yani tekrarlama riski azalır. Kanser sadece yumurtalık içerisinde ise ve karın içerisine hiç yayılmamışsa bu durumda sadece ameliyat tedavisi yeterli olabilir ve sonrasında kemoterapi verilmeyebilir.

Yumurtalık kanserinde neoadjuvan kemoterapi:
Bazı durumlarda ameliyattan önce ilk tedavi olarak kemoterapi verilir, buna neoadjuvan kemoterapi (NACT) denir. Bu uygulamada amaç öncelikle kemoterapi ile tümör hacmini ve yaygınlığını azaltmak ve bu sayede ameliyatın daha rahat olmasını sağlamaktır. Bu sayede ameliyat ile karın içerisindeki tümör maksimum seviyede temizlenmeye çalışılır.
Neoadjuvan kemoterapinin tercih edildiği hastalar ilk tedavi olarak cerrahi uygulanmasının riskli olacağı düşünülen hastalardır. Çok yaşlı olan ve ciddi hastalıkları bulunan büyük ameliyatın riskli olacağı hastalarda da öncelikle kemoterapi verilebilir.
Neoadjuvan kemoterapi sonrası mümkün ise ameliyat uygulanır ve kalan tümör dokusu temizlenir, buna interval debulking ameliyatı denir. Ameliyattan sonra tekrar kemoterapi verilir. Neoadjuvan kemoterapi ve ameliyat sonrası kemoterapi genellikle üçer kür uygulanır.

Epitelyal over (yumurtalık) kanserinde en yaygın kullanılan kemoterapi ilaçları karboplatin, sisplatin, paklitaksel. Germ hücreli over seks kord stromal tümörlerde ise genellikle BEP (bleomisin, etoposid, sisplatin) en sık kullanılan ilaçlardır.

Rekürren over kanseri (nüks) yani tedaviden sonra tekrarlama olan durumlarda da ameliyat ve kemoterapi birlikte veya ikisinden birisi uygulanır.


ENDOMETRİUM (RAHİM) KANSERİNDE KEMOTERAPİ
Endometrium yani rahim iç zarı kanserinde de yumurtalık kanseri gibi öncelikle yani ilk olarak ameliyat tedavisi uygulanır genellikle. Bu sayede hem tümör rahim ile birlikte alınır hem de çıkarılan dokular patolojik olarak incelenerek kanserin yaygınlığı, evresi belirlenir. Bu sayede ameliyat sonrası patoloji raporuna bakılarak ek tedavi verilip verilmeyeceğine karar verilir. Ek tedavi kemoterapi ve/veya radyoterapi olabilir. Kanserin türü ve yaygınlığı, rahim duvarındaki derinliği, derecesi, evresi radyoterapi veya kemoterapi gerekme kararını etkiler. Çok erken evrede, düşük derece (grade) olan bazı tümörlerde hiçbir ek tedavi verilmeden sadece ameliyat tedavisi yeterli olabilir.
Nadiren bazı durumlarda ameliyat tedavisi uygulanmadan öncelikle ve tek tedavi olarak kemoterapi ve radyoterapi uygulanması gerekebilir.


SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİNDE KEMOTERAPİ
Serviks kanserinde bazı durumlarda ilk baştan ameliyat uygulanırken, bazı durumlarda öncelikle kemoterapi ve radyoterapi uygulanır. İlk tedavi olarak ameliyat uygulanan rahim ağzı kanseri hastalarına ameliyat sonrası bazen radyoterapi ve kemoterapi verilir; bunu belirleyen kanserin yaygınlık derecesi ve patoloji sonucudur.
Tedaviden sonraki yıllarda tekrarlama (nüks, rekürrens) olursa ameliyat veya radyoterapi, kemoterapi uygulanabilmektedir.


VAJİNA KANSERİNDE KEMOTERAPİ
Vajen kanserinde ameliyat tedavisi ve kemoterapi, radyoterapi uygulamaları aynen üstte anlatılan serviks kanserinde olduğu gibidir.


VULVA KANSERİNDE KEMOTERAPİ
Vulva yani genital bölgenin dışını kaplayan cilt bölgesinden kaynaklanan kanserlerde öncelikli tedavi genellikle ameliyattır. Ameliyat sonrası tümörün evresi ve yaygınlığına, patoloji sonucuna göre radyoterapi, kemoterapi uygulanabilmektedir.


İlgili Konular:
- Jinekolojik Kanserlerde Radyoterapi (Işın Tedavisi)
Tamamını oku >>

YASAL UYARI: Bu site sağlık hizmeti vermemektedir. Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde asla kullanılmamalıdır. Yazıların hiçbiri yazarın izni olmaksızın kullanılamaz. Devamını mutlaka okuyunuz >>

iletişim: webtasarim@jinekolojivegebelik.com , (2007 - 2017)
Şu an sitede ziyaretçi var. Haritada izle >>
"Gebelik ve kadın hastalıkları konusunda 10 yıldır en çok tıklanan, en geniş içerikli site"