HAMİLELİKTE HAFTA HAFTA BEBEĞİNİZ
[ 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 ]
[ 21 - 22 - 23 - 24 - 25 - 26 - 27 - 28 - 29 - 30 - 31 - 32 - 33 - 34 - 35 - 36 - 37 - 38 - 39 - 40 - 41 ]

UTERİN SEPTUM (RAHİM İÇERİSİNDE PERDE)

Uterin septum (rahimde perde, bölme) nedir?
Rahim (uterus) armut büyüklüğünde ve içerisi boş olan bir organdır. Rahim içerisindeki bu boşluğu sağ ve sol şeklinde ikiye ayıran perde şeklinde oluşuma septum denir. Uterusun en sık görülen doğumsal anomalisidir. Rahim içi perde veya rahim içi bölme, çatal rahim, uterus septus, septat uterus gibi isimler de kullanılır. Bu perde rahimin en üstünden başlayarak rahim ağzına hatta bazen daha da aşağıya vajina boyunca kadar inebilmektedir (vajinal septum, vajinada perde). Bazen rahim içerisinde septum olmadan sadece vajinayı ikiye ayıran bir septum olabilmektedir. Uterusun dış taraftan görünümü normaldir fakat iç kısımda iki endometrial kavite vardır. Bikornuat uterusta dışardan çökük vaziyette fundus ve iki endometrial kavite vardır. Arcuat uterusta ise minimal bir fundal çöküklük şeklinde görüntü vardır.

Uterin septum neden olur?
Rahim, rahim ağzı ve vajina anne karnında organların gelişim aşamasında sağ ve sol iki ayrı parça olarak gelişir ve sonradan orta hatta birleşerek tek organ halini alır (müller kanalı). Bu birleşme işleminde problem olduğunda orta hatta septum oluşmaktadır (rezorpsiyon defekti). Bu tür müllerian kanal gelişim hatalarının en sık görüleni uterin septumdur.

Belirtiler:
Uterin septum (rahim içerisinde perde, bölme) olan hastaların genellikle gebe kalmakta problem yaşamadıkları kabul edilir ancak gebeliklerinde düşük ve erken doğum daha sık görülmektedir. İnfertilite (kısırlık) problemi olan hastalarda genellikle tek neden olarak septum bulunmamaktadır, bu nedenle bu hastalarda ameliyat kararı vermekden önce diğer infertilite nedenlerinin araştırılması gerekir. Tersini iddia eden araştırmalar olsa da septum dışında infertilite için bir neden bulunamayan hastaların septum rezeksiyonu sonrası gebe kalma oranlarında artış olduğunu gösteren araştırmalar da vardır (kaynak). Uterin septum tekrarlayan düşüğe (3 kere arka arkaya düşük yapmak) neden olabilir. Diğer bir belirti dismenore (ağrılı adet görme) olabilmektedir.
Vajinal septum varlığında cinsel ilişkide zorlanma, zor doğum gibi belirtiler olabileceği gibi yıllarca fark edilmeyen vakalar da olabilmektedir. Vajinal tampon yerleştirildiği halde adet kanının dışarıya sızması da vajinal septumun bir belirtisi olabilir.

Uterin anomaliler ve abortus:
Uterin anomaliler sıklık sırasıyla: Septum (en sık), bikornus, arkuat, unikornus, didelfis şeklindedir. Bunlar içerisinde abortus riski en yüksek olan uterin septum iken, preterm doğum riski en yüksek olan uterin didelfistir. Uterin septumdan sonra abortus riski en fazla olan anomali unikorn uterustur.

Tanıda HSG, ultrasonografi (özellikle transvajinal ultrason) ve MR faydalıdır.

Tedavi - Histeroskopik septum rezeksiyonu ameliyatı:
Uterin septum tedavisinde (perde, bölme ameliyatı) en yaygın uygulanan yöntem histeroskopik rezeksiyondur. Vajinadan rahim içerisine uzanan kamera yardımıyla septum kesilir (bkz: histeroskopi). Histeroskopik septum rezeksiyonu ameliyatında myometrium kesisi yapılmadığı için daha sonraki doğumların sezaryen ile gerçekleştirilmesini gerektirmez. Septum rezeksiyonu sonrası gebe kalma oranının arttığı, düşük oranının azaldığı, canlı bebek doğurma oranının arttığı bildirilmektedir (kaynak 1, 2). Tekrarlayan düşüğü olan hastalarda (arka arkaya 3 düşük) septum rezeksiyonu sonrası canlı doğum oranları artmaktadır.
Günümüzde septum rezeksiyonu çoğunlukla histeroskopik yöntemle yapılsa da bunun mümkün olmadığı hallerde laparotomi ile uterin fundustan yapılan kesi ve wedge ezeksiyon ile septum rezeke edilerek yeniden kavite oluşturulabilmektedir (Jones metroplasty, Tompkins metroplasty). Bu tür amelyatlardan sonra oluşacak gebeliklerde doğumun sezaryenle gerçekleştirilmesi gerekir.
Septum rezeksiyonundan iki ay sonra çekilen HSG ile kontrol edilmesi önerilir. Bu kontrolde 1 cm'den büyük rezidü septum varsa tekrar ameliyat edilmesi önerilmektedir.

Uterusla ilgili diğer anomalilere (unikornus, bikornus didelfis) üriner sistem anomalileri eşlik edebilmektedir ancak uterin septum ile üriner anomaliler ilişkili değildir.


İlgili Konular:
- Rahimin Doğumsal Anomalileri
- Rahmin Doğuştan Olmaması (RKM Sendromu)
- İnmemiş Over (Ektopik Over)


ABDOMİNAL GEBELİK

GEBELİĞİN KARIN İÇERİSİNE YERLEŞMESİ

Gebelik normalde uterus içerisinde yerleşir ve doğuma kadar büyümesine burada devam eder. Uterus dışında tüplerde , overlerde, servikste gebelik oluşmasına dış gebelik (ektopik gebelik) denir. Abdominal gebelikte ise yerleşim bütün bu yerlerin dışında karın içerisinde peritoneal kavitede gerçekleşmektedir. Abdominal gebelik dış gebeliğin bir türü olarak tanımlanabilir. Dış gebeliklerin yaklaşık %1'i abdominal gebeliktir ve mortalite oranı yaklaık %0.5 civarındadır (kaynak). İnsidansı her 10bin-30 bin gebelikte bir civarında bildirilmektedir. Histerektomize hastalarda da abdominal gebelik gelişebilmektedir (kaynak).

Ektopik gebelik türleri içerisinde morbidite ve mortalitesi en yüksek türdür. En geç tanı alan ektopik gebelik abdomial gebeliklerdir.

Abdominal gebelik karın içerisinde karaciğer, dalak, barsak, omentum, pelvik yan duvarlar, broad ligament, diafram gibi çeşitli organlara implante olabilmektedir (kaynak 1, 2, 3). Bir vaka bildiriminde karaciğere implante olan gebeliğin cerrahi tedavi uygulanmadan metotreksat tedavisi ve potasyum klorid enjeksiyonu ile tedavi edildiği bildirilmiştir (kaynak).

Abdominal gebelik sperm ve ovumun direkt karın içerisinde fertilize olmasıyla oluşursa buna primer abdominal gebelik denir, fertilizasyonun tubada meydana gelmesinden sonra tubal abort sonrası gebeliğin karın içerisinde bir bölgeye implante olmasıyla oluşursa buna sekonder abdominal gebelik denir. Studdiford kriterleri'ne uyan abdominal gebelikler perimer abdominal gebelik olarak sınıflandırılır, bu kriterler:
- Tuba ve overlerin normal yapıda olması
- Uteroplasental fistül olmaması
- Tubal abort ihtimalini ekarte etmek için erken gestasyonel haftalarda kesenin sadece peritoneal yüzeye bağlı olması

Belirtiler:
Belirtiler abdominal gebeliğin yerleşim yerine göre değişiklik gösterebilir. Bazen gebeliğin çok ileri aylarına kadar hatta terme kadar farkedilmeyebilir. Ağrı, karın içi kanama, karın içi organ rüptürleri, hemorajik şok gibi komplikasyonlar meydana gelebilir. Termde canlı doğumla sonuçlanan abdominal gebelikler mevcuttur (kaynak 1, 2). Abdomainal gebeliklerde bebeğe ait konjenital anomaliler normaldan daha sık görülmektedir. Bebekte IUGR, yüz ve ekstremite defektleri sık görülmektedir.
Çok nadiren abdominal gebelikte fetus ölür ve kalsifiye olarak "taşlaşır", yıllarca bu şekilde farkedilmeden anne karnında kalabilir (bkz: taş bebek, lithopedion).

Artan B-HCG hormonuna rağmen uterus içerisinde ve tubalarda gebelik izlenememesi başlıca şüpheyi yaratır ve ultraosonografi, MR, CT gibi yöntemler ile tanıya gidilir.

Risk faktörleri:
- PID (Pelvik enflamatuar hastalık)
- Multiparite
- IVF ve ICSI gibi yardımı üreme teknikleri

Tedavi:
Cerrahi tedavi öncelikli uygulanan yöntem olmakla beraber nadiren metotrexate tedavisi de uygulanmaktadır ancak metotreksat tedavisi tubal ektopik gebeliklerdeki kadar başarılı olmamaktadır. Ameliyat sırasında özellikle plasentanın çıkarılması esnasında çok ciddi büyük kanamalar meydana gelebilir bu nedenle laparotomi tercih edilir ancak laparoskopi ile tedavi edilen vakalar da vardır. Bazı vakalarda kanama riski nedeniyle sadece fetus çıkarılarak plasenta yerinde bırakılmıştır ve metotreksat tedavisi verilmiştir.


İlgili Konular:
- Ektopik Gebelik (Dış Gebelik)
- Servikal Gebelik
- Heterotopik Gebelik


SPERM ALERJİSİ (SEMİNAL PLAZMA ALERJİSİ)

CİNSEL İLİŞKİ SONRASINDA ALERJİ OLMASI

Sperm sıvısı (semen, meni) içerisindeki maddelere karşı kadında meydana gelen alerjiye sperm alerjisi denir. Aslında sperm alerjisi terimi yanlıştır çünkü alerji spermlere karşı değil spermin içinde bulunduğu seminal plazmaya (semen sıvısı) karşı gelişir, bu nedenle seminal plazma alerjisi denir. Bunun dışında halk arasında balayı alerjisi, vajina alerjisi gibi isimlendirmeler de kullanılmaktadır. Seminal plazma alerjisi veya seminal sıvı alerjisi en doğru isimlendirmedir.
Lokal olarak vajina ve etrafında alerjik reaksiyonlar meydana gelebileceği gibi bütün vücutta yaygın reaksiyonlar da görülebilir. Alerjik reaksiyon cinsel ilişki sırasında veya sonrasında meydana gelebilir.
Sperm alerjilerinin yaklaşık yarısı ilk cinsel ilişkide meydana gelmektedir. Ancak daha önceki ilişkilerde hiçbir sorun yaşanmadığı halde sonradan başlayan seminal plazma alerjisi vakaları da bildirilmiştir (kaynak).

Belirtiler:
- Vulva ve vajinada kaşıntı, şişme, ağrı, yanma, kızarıklık
-Yüzde, dudaklarda, dilde şişme ve ödem, nefes darlığı, gözlerde kaşıntı gibi sistemik belirtiler meydana gelebilir. Sistemik şikayetleri olan hastaların çoğu atopik bünyeye sahiptir.
Belirtiler erkeğin kadının içerisine boşalmasından hemen sonra başlayabileceği gibi dakikalar hatta saatler sonra da meydana gelebilir. Alerji ile ilgili şikayetler çoğunlukla ilişkiden sonraki yarım saat içerisinde başlar ve bir gün içerisinde geçer. Bahsedilen belirtilerin ilişki ile meydana gelmesi fakat kondom kullanıldığında görülmemesi tanıda şüphe yaratan en önemli kriterdir. Tanı cilt testleri ile desteklenebilmektedir.
Vajina içerisine boşalma olmadan sadece spermlere (meni) cilt teması ile de alerjik reaksiyon oluşabilmektedir (kaynak).
Alerjinin ilişki sırasında kullanılan kayganlaştırıcı kremler, latex veya başka maddelere karşı gelişip gelişmediği sorgulanmalıdır. Kandidiyazis (mantar), vulvovajinit, kontakt dermatit ayırıcı tanıda düşünülmelidir.

Kısırlık:
Seminal plazmaya karşı alerji olması infertiliteye (kısırlığa) direkt olarak neden olmaz ancak bu çiftler kondomsuz cinsel ilişkiye giremedikleri için ilk aşamada gebelik elde edemezler (kaynak). Hamilelik  planlayan çiftlerin aşılama yöntemi ile gebelik elde etmeleri mümkündür. Aşılama yönteminde seminal plazmadan arındırılarak yıkanan spermler rahim içerisine verildiği için alerji oluşmamaktadır. Gebelik planlayan çiftler için diğer bir seçenek desensitizasyon tedavisi sonrası normal yolla ilişki ile gebelik elde etmektir.

Tedavi:
Tedavide en pratik yöntem kondom (prezervatif) kullanılmasıdır. Bunun dışında ilişki öncesi anti-alerjik ilaçlar alınması, desensitizasyon (immünoterapi) tedavileri gibi uygulamalar da vardır. Geri çekme yöntemiyle ilişkide içeri boşalma olmayacağı için alerji maydana gelmez.
Desensitizasyon tedavisi amacıyla dilüe edilmiş semen dereceli olarak intravinal uygulanır veya erkeğin semeninden elde dilmiş seminal plazma proteinleri subkutan uygulanır.

Not: TDK'ya göre doğru yazılışı: alerji, alerjik (allerji, allerjik: yanlış)

İlgili Konular:
- Cinsel İlişki Sırasında Ağrı Olması (Disparoni)
- Vajinada Akıntı (Vajinit)
- Vajinada Mantar Enfeksiyonu


KAPALI RAHİM ALMA AMELİYATI (LAPAROSKOPİK HİSTEREKTOMİ)

Laparoskopik histerektomi diğer laparoskopik ameliyatlar gibi son 20 yılda giderek artan şekilde uygulanmaktadır. Histerektomi yani rahmin alınması ameliyatı çoğu zaman açık yöntemle uygulanan bir ameliyat olsa da bazı durumlarda kapalı yöntemle yani laparoskopik olarak gerçekleştirilmesi mümkündür. Laparoskopik (kapalı yöntemle) ameliyat nedir, nasıl yapılır, avantajları nelerdir gibi konularda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Kapalı rahim alma ameliyatında over kisti ve diğer jinekolojik ameliyatlarda olduğu gibi genellikle göbekten ve kasık bölgelerinden yaklaşık 1 santimetrelik küçük delikler vasıtasıyla karın içerisine kamera ve diğer aletler yerleştirilir, ameliyat bu şekilde gerçekleştirilir. Diğer laparoskopik ameliyatlar gibi genel anestezi ile gerçekleştirilir, spinal veya epidural anestezi (belden aşağısının uyuşturulması) ile yapılması mümkün değildir.

Kapalı yöntemle rahmin alınması (laparoskopik histerektomi) ameliyatı en yaygın olarak myom, adenomyozis, tedaviye dirençli vajinal kanama, premalign lezyonlar, endometrial hiperplazi gibi nedenlerle uygulanır. Jinekolojik kanserlerde de lenf nodu diseksiyonu dahil olabilecek şekilde uygulanabilmektedir.

Laparoskopik histerektomi serviks (rahim ağzı) dahil alınacak şekilde uygulanabilir (laparoskopik total histerektomi) veya serviks alınmadan uygulanabilir (laparoskopik supraservikal histerektomi). Uterus (rahim) karından dışarıya vajinal yoldan veya morselatör ile karındaki deliklerden çıkarılabilir. Kapalı yöntemle rahim alma ameliyatında gerekli ise yumurtalıklar da alınabilmektedir (ooforektomi).

Uterusun karın içerisinde yeterli çalışma alanı bırakmayacak kadar büyük olduğu durumlarda ve ciddi karın içi yapışıklıklar varlığında laparoskopik yöntem genellikle tercih edilmez.

Kapalı (laparoskopik) rahim alma ameliyatı sonrası:
Kapalı yöntemde açık yapılan rahim alma (histerektomi) ameliyatında olduğu gibi karın bölgesine büyük bir kesi yapılmaz. Bu nedenle ameliyattan sonra yara yeri enfeksiyonu, yara açılması, ağrı gibi problemler çok daha az olur. Hastanın günlük hayatına başlaması ve işine dönmesi daha erken gerçekleşir. Hasta genellikle 1-2 gün hastanede kalır sonrasında taburcu edilir, çalışan hastaların işine dönmesi genellikle 2-3 hafta içerisinde gerçekleşebilir. Ameliyattan ortalama bir ay sonra doktor muayenesinde bir sakınca görülmezse cinsel ilişki başlayabilir. Ameliyattan sonraki ilk hafta çok az miktarda vajinal kanama veya lekelenme olabilir, fazla miktarda kanama ve ağrı durumunda doktora başvurulmalıdır. Ağrı ameliyattan sonraki ilk günlerde hafif derecede olur daha sonra tamamen geçer, ciddi boyutta rahatsız edici bir ağrı ameliyat gününden sonra görülmez genellikle. Ameliyatı yapan doktorun önerileri doğrultusunda banyo, duş v.b işlemlere genellikle ameliyattan 2-3 gün sonra başlanabilir. Eğer ameliyatta yumurtalıklar alınmışsa ameliyattan sonraki haftalarda ateş basması, sıcak basması, terleme gibi menopoz şikayetleri bazı hastalarda başlayabilir, bu durumları doktorunuza iletmelisiniz.
Kapalı rahim ameliyatında rahim ağzı (serviks) alınmışsa ameliyattan sonraki yıllarda smear (simir) testi yapılmasına artık gerek yoktur, ancak rahim ağzı alınmamışsa smear testi yapılmaya devam edilir.

Ameliyattan sonra aşağıdaki durumlarda acilen doktora başvurulmalıdır:
- Ateş
- Fazla miktarda vajinal kanama (adet kanaması kadar veya daha fazla)
- Ağrı kesici alınmasına rağmen çok rahatsız edici karın veya kasık ağrısı
- Kötü kokulu vajinal akıntı
- Bulantı, kusma
- Göğüs ağrısı, nefes alıp vermede zorlanma
- Ciltteki yara yerlerinden beyaz veya kanlı akıntı olması
- Bacaklarda aşırı şişme, renk değişikliği, kızarma, morarma
- İdrar yaparken yanma, ağrı (ameliyattan sonraki ilk günlerde sonda takıldığı için sık görülür)

Laparoskopi yardımlı vajinal histerektomi:
Laparoskopi yardımlı vajinal histerektomi (LYVH, LAVH) ameliyatında ameliyatın ilk kısmı laparoskopik yöntemle karından yapılırken kalan ikinci kısım vajinal yoldan (alttan) tamamlanır. Laparoskopik histerektomide vajinal herhangi bir işlem yapılmaz bütün ameliyat karından tamamlanır. Laparoskopi yardımlı vajinal histerektomi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Rahim sarkması gibi bazı durumlarda rahim alma ameliyatının tamamı vajinal yoldan yapılabilmektedir, bu durumda karından açık veya kapalı hiçbir işlem yapılmaz, bu ameliyata vajinal histerektomi denir.


İlgili Konular:
- Histerektomi (Rahim Alma Ameliyatı)
- Laparoskopi Yardımlı Vajinal Histerektomi
- Vajinal Histerektomi
- Laparosopik Myomektomi


KAPALI MİYOM AMELİYATI (LAPAROSKOPİK MYOMEKTOMİ)

Miyom (myoma uteri) kadınlarda en yaygın görülen iyi huylu tümörlerden birisidir. Miyomlar her zaman tedavi veya ameliyat gerektirmezler ancak ameliyat gerektiren myomlar için uygulanan tekniklerden birisi de laparoskopik ameliyat yöntemidir. Her miyom için laparoskopik ameliyat mümkün değildir ancak mümkün olan hastalarda çeşitli avantajlar içerir. Laparoskopik miyom ameliyatının açık yöntemle yapılan miyom ameliyatına göre başlıca avantajları karında daha az yara izi olması, ameliyat sonrası iyileşme süresinin daha kısa olması, yara yeri enfeksiyonu riskinin çok düşük olması, ameliyat sonrası daha az ağrı olmasıdır. Açık yöntemle ve diğer yöntemlerle miyom ameliyatı yapılması hakkında bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Laparoskopi (kapalı ameliyat) miyomlar dışında da karın içerisindeki bir çok hastalığın tedavisi için jinekolojide ve diğer branşlarda yaygın olarak uygulanan bir yöntemdir, laparoskopi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Laparoskopik (kapalı) miyomektomi subseröz ve intramural miyomlarda tercih edilir (bkz: miyom türleri). Ameliyat planlanan bir miyom hastasında laparoskopik yöntemin tercih edilmesi esnasında en önemli kriter cerrahın tecrübesidir. Bu yöntemde tecrübeli olan cerrahlar kendi tecrübeleri doğrultusunda laparoskopi için uygun vakaları seçseler de genellikle çok büyük olmayan (8-10 cm'den küçük), ve 4'ten az sayıda myomu bulunan hastalar tercih edilmektedir. Bazı araştırmalar 4 ve daha fazla miyom varlığında, intraligamanter miyomlarda, büyük miyomlarda laparoskopi uygulandığında komplikasyon oranında artış olduğunu bildirmiştir (kaynak). Ameliyattan önce miyomların yeri ve büyüklükleri ultrasonografi ile dikkatlice değerlendirilir hatta bazı durumlarda MR ile değerlendirilir. MR miyomların boyutu ve lokalizasyonu konusunda, adenomyozis varlığı konusunda daha net bilgi verebilmektedir.

Laparoskopik myom ameliyatında myomlar rahim duvarından çıkarıldıktan sonra karın dışarısına genellikle "morselatör" denilen alet ile parçalanarak alınır.

Ameliyattan sonra miyomlar tekrar oluşur mu?
Açık ameliyatta olduğu gibi laparoskopik myomektomiden yıllar sonra da miyomların tekrarlama riski vardır. Tekrar miyom oluşma riski ameliyat sırasında 35 yaşından genç olanlarda ve çok sayıda miyom varlığında daha fazladır, bir veya iki myom nedeniyle uygulanan ameliyatlardan sonra tekrar miyom oluşma riski düşüktür (kaynak). Daha sonraki yıllarda tekrar miyom oluşsa dahi bunların büyük kısmı tekrar ameliyat gerektirmemektedir. Yapılan araştırmalarda miyom ameliytatının laparoskopik (kapalı) veya açık yöntemle yapılmasının tekrarlama açısından fark yaratmadığı gözlenmiştir (kaynak).

Laparoskopik (kapalı) miyom ameliyatı sonrası:
- Hamilelik planlayanların ameliyattan sonra en az 6 ay korunmaları önerilir. Daha erken dönemde gebe kalınması riskli olabilir.
- Laparoskopik miyom ameliyatı olanlar ameliyattan sonra kendini iyi hissettiğinde, ağrı hissetmediğinde cinsel ilişkiye başlayabilir. Bu süre genellikle 15-30 gün arasında değişir.
- Laparoskopik miyomektomi ameliyatından genellikle bir veya iki gün sonra hasta taburcu edilir ve bir hafta sonra kontrole gelmesi önerilir. İlk kontrollerden sonra 6 ay veya yılda bir kontroller ile takibe devam edilir.
- Ameliyat sonrasında hastanın günlük hayatındaki her işi rahat yapabilmesi 1-2 hafta içerisinde gerçekleşir. Çalışan hastalar işlerine 2-4 hafta arasında dönebilmektedir genellikle. İyileşme süreci açık ameliyata göre daha kısa sürer ve daha ağrısız geçer.


İlgili Konular:
- Myomektomi (Miyom Alınması Ameliyatı)
- Miyom Nedir?
- Miyom Tedavisi
- Miyomlarda Embolizasyon Tedavisi
- Laparoskopik Histerektomi


YASAL UYARI: Bu site sağlık hizmeti vermemektedir. Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde asla kullanılmamalıdır. Yazıların hiçbiri yazarın izni olmaksızın kullanılamaz. Devamını mutlaka okuyunuz >>

© jinekolojivegebelik.com, 2007 - 2014
iletişim: webtasarim@jinekolojivegebelik.com
Şu an sitede ziyaretçi var. Haritada izle >>
jinekolojivegebelik.com aylık 1 milyondan fazla ziyaretçi sayısıyla en çok ziyaret edilen hamilelik sitesidir.