HAMİLELİKTE HAFTA HAFTA BEBEĞİNİZ
[ 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 ]
[ 21 - 22 - 23 - 24 - 25 - 26 - 27 - 28 - 29 - 30 - 31 - 32 - 33 - 34 - 35 - 36 - 37 - 38 - 39 - 40 - 41 ]

PELVİMETRİ

Pelvimetri kısaca kadın pelvisindeki kemik yapıların normal doğuma uygunluk açısından değerlendirilmesidir.

Pelvis çeşitli kemiklerin birleşmesinden oluşur ve pelvik girim, orta pelviks, pelvik çıkım şeklinde üç önemli açıklık içerir. Ayrıca kadınlarda pelvis yapısal olarak 4 çeşittir: Jinekoid pelvis, android pelvis, andropoid pelvis, platipelloid pelvis. Jinekoid pelviste pelvik girim oval şekildedir ve bu pelvis yapısına sahip kadınlar normal vajinal doğum açısından en şanslı grubu oluştururlar. Platipelloid pelvis yassı şekildedir. Android pelvis tipinde pelvik girim kalp şeklindedir, buna erkek tipi pelvis yapısı da denir.

Pelvimetri el muayenesi ile ve radyolojik görüntüleme yöntemleri, bilgisayarlı tomografi, MR, ultrasonografi ile değerlendirilebilir. Ayrıca bu amaç için üretilen ve "pelvimetre" denilen aletler geçmiş yıllarda yaygın kullanılmıştır.

Klinik pelvimetri
- Klinik pelvimetri pelvis yapısındaki bazı uzunlukların ve açıların el muayenesi ile değerlendirilmesidir. Klinik pelvimetride değerlendirilen yapılar:
- Conjugara diagonalis: Pubis kemiğinin altından sakral promontoryuma kadar olan mesafedir, orta parmak ve işaret parmağı bu düzlem boyunca uzatılarak mesafe ölçülür. Conjugata diagonalis 11.5 cm'den küçük olmamalıdır.
- Sakral konkavite
- Spina ischiadica'ların belirginliği ve aralarındaki mesafe
- Pubis altı açı
- Sakrokoksigeal eklem

Pelvimetre kullanılarak yapılan ölçümler (Eksternal pelvimetri)
Pelvimetre denilen aletler yardımıyla pelvis büyüklüğü dışarıdan değerlendirilerek yorumlanır.
Eksternal konjugat ölçümü, interspinal mesafe, interkristal mesafe gibi ölçümler yapılır.

X-ray pelvimetri
Pelvis kemiklerinin röntgen ışınları ile direk grafi yardımıyla görüntülenmesidir. Burada kemikler arasındaki mesafe ve açılar değerlendirilir. 1960-70'lerden sonra fetusun röntgen ışınlarından zarar görmesi riski nedeniyle kullanımı yaygın olarak bırakılmıştır. Yapılan çalışmaların bir kısmı doğum şeklini veya CPD varlığını öngörmede başarılı olmadığını göstermiştir.
2013 yılında Washington Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada x-ray pelvimetrinin klinik muayeneye ek olarak kullanıldığında doğum şeklini öngörmede faydalı olabileceği bildirilmiştir. (kaynak)
2006 yılında Fransa'da yapılan bir çalışmada daha önce sezaryen geçirmiş olan 1190 gebe sonraki doğumlarında vajinal yolla doğumu denemek üzere değerlendirilmiştir. Transvers diameter ölçümü 12 cm altında olan gebelerde vajinal dğum oranında belirgin azalma gözlenmiştir ve normal doğumuma izin verilebilecek eski sezaryenli vakaları seçme konusunda x-ray pelvimetrinin faydalı olabileceği bildirilmiştir. (kaynak)
2012 yılında Nijerya'da yapılan bir çalışmada x-ray pelvimetri doğum şeklini öngörmede faydalı bulunmuştur. (kaynak)

Ultrasonografik pelvimetri
Bu yöntemde röntgen ışınları kullanılmaması ve uygulamanın kolay olması bir avantajdır. Ultrasonografi abdominal, transvajinal veya transperineal olarak uygulanabilmektedir. Fetusun başının çapı ile pelvik kemikler arasındaki mesafe karşılaştırılır.
Ülkemizde bu konuda 2005 yılında yapılan bir araştırmada transvajinal ultrasonografi ile orta pelvik transvers ve ön-arka çapları ölçülmüş ve sefalopelvik indeks hesaplanmıştır. Sefalopelvik indeksin CPD ve normal yolla doğurabilecek hastaları öngörmede faydalı olduğu bildirilmiştir. (kaynak)

Bilgisayarlı tomografi (BT, CT) pelvimetri
İlk kez 1982’de Federle ve ark. tarafından pelvimetri için kullanıldı. Direk grafi gibi röntgen ışınları kullanıldığı için günümüzde rutin olarak uygulanmamaktadır.

MR Pelvimetri
İlk kez 1985 yılında Stark ve arkadaşları tarafından uygulanmıştır. MRI'ın avantajı anne ve bebek ile ilgili hem kemik hem yumuşak dokuların incelenebilmesidir. Ayrıca iyonize radyasyon içermez.
2005 yılında yapılan bir çalışmada MRI pelvimetrinin distosi öngörme konusunda faydalı olduğu ifade edilmiştir. (kaynak)


İlgili Konular:
Baş Pelvis Uygunsuzluğu (CPD)
- Distosi (Zor Doğum),
- Normal Doğum
Gebelikte Çatı Muayenesi Nedir? Nasıl Yapılır?


BAŞ PELVİS UYGUNSUZLUĞU (BPU, CPD)

Baş pelvis uygunsuzluğu (uyuşmazlığı, uyumsuzluğu) (BPU, CPD) nedir?

Anne karnındaki fetusun başı ile annenin doğum kanalını oluşturan pelvik yapılar arasındaki boyutsal ve şekilsel uygunsuzluğa baş pelvik uygunsuzluğu nedir. Pelvik yapı ile kastedilen başlıca kemik yapısıdır yani annenin kalça eklemlerini  ve doğum kanalını çevreleyen kemiklerdir. Ancak doğum kanalı sadece kemik yapılar ile çevrili değildir, buradaki yumuşak doku ve kas yapısı da doğum kanalının şeklini yapısını etkileyebilir, bu nedenle baş pelvis uygunsuzluğu tanımına bunlar da dahildir.
(CPD = Cephalopelvic Disproportion)
Uygunsuzluk (uyuşmazlık) ile kastedilen ise boyutsal veya pozisyonel uygunsuzluktur. Yani ya bebeğin başı annenin doğum kanalına göre büyüktür veya baş doğum kanalına olması gerekenden farklı bir pozisyonda girmektedir veya annnenin pelvik yapısı şekilsel yapı olarak anormaldir. Her iki durum da başım doğum kanalında ilerlemesini ve doğumu zorlaştırır veya tamamen engeller. Rikets hastalığı ve travma sonucu kırıklar gibi kemik hastalıkları da kalça kemiklerinin şeklini bozarak CPD'ye neden olabilir.

Sıklığı değişik oranlarda bildirilmekle beraber ortalama tüm doğumların %1-10'ında rastlanan bir durumdur. Bir doğumunda baş pelvis uygunsuzluğu (BPU, CPD) tanısı konulan bir anne daha sonraki doğumlarında normal doğum yapabilir. Her doğumda bebeğin başı ve pelvik yapı uyumu farklı olabilir.

Tanı:
Baş pelvis uygunsuzluğu tanısı koymak için eski yıllarda ve günümüzde kullanılan yöntemler:
- Muayene: El ile muayenede fetal başın ve annenin pelvik yapısının değerlendirilmesi tanıda en önemli kriterdir. Bu muayenede başın büyüklüğü, duruşu, asinklitizm, anneni pelvik kemik yapıları ve pelvis girimi ile çıkımındaki açıklık değerlendirilir.
- Ultrasonografik pelvimetri: Pelvis çap ölçümleri ile fetal başın çap ölçümlerini karşılaştırır.
- X ray pelvimetri: Röntgen ışınları fetus açısından zararlı olabileceği için çok eski yıllarda bu yöntem terkedilmiştir. Günümüzde hiç kullanılmamaktadır.
- MR görüntüleme gebelikte sakıncalı olmamasına rağmen pratikte uygulanması (özellikle doğum başladığında) çok zor olduğu için kullanılamamaktadır.
- CT (bilgisayarlı tomografi): İyonize radyasyon içeren bir yöntem olduğu için kullanılmamaktadır.

Kemik pelvisi oluşturan yapılar:
- Pubik kemikler
- Sakrum
- Koksiks
- İlium ve ischium kemikleri doğum kanalınınm dış tarafında bulunurlar

Baş-pelvis uygunsuzluğunda sezaryen ameliyatı uygulanması:
 Baş pelvis uygunsuzluğu normal vajinal yolla doğuma engel olan bir durum olduğundan sezaryen ile doğum uygulanması gerekir. Sezaryen ameliyatının uygulanamadığı çok eski yıllarda baş pelvis uygunsuzluğu nedeniyle aşırı uzayan doğumlar nedeniyle anne ve bebek ölümleri çok fazla sayıda gerçekleşmiştir. Kesin olarak ilerlemeyen bir doğum eylemine sezaryen ile (veya kraniyotomi veya simfizyotomi ile) müdahale ederek doğum sonlandırılmazsa anne bebek ölümü dahil çok ciddi komplikasyonlar meydana gelebilir.

Erken yaşta hamile kalmak yani bir kızın adet görmeye başlamasından sonraki özellikle 3-5 yıl içerisinde hamile kalması CPD riskini arttırır. Çünkü bu yıllarda pelvik kemikler hala gelişmeye devam etmektedirler ve tamamen olgunlaşmış yapıda değildir. Özellikle gelişmekte olan fakir ülkelerde iyi beslenememe nedeniyle genç kızların kemik pelvik yapıları da kısa ve uygunsuz şekilde olmaktadır. Bu ülkelerde erken yaşta hamile kalma nedeniyle CPD ve buna bağlı birçok komplilasyon (fistül gibi) sık oluşmaktadır.

Baş pelvis uygunsuzluğu ve buna bağlı "ilerlemeyen doğum eylemi" tüm dünyada anne ölümlerinin %8'inden sorumludur. (Kaynak: World Health Organisation. The World Health Report 2005)

Baş pelvis uyuşmazlığına bağlı gelişebilecek komplikasyonlar:
- Fetal anoksi ve ölüm
- Anne ölümü (Daha çok kanama ve enfeksiyona bağlı)
- Uterin atoni ve aşırı postpartum kanama
- Puerperal enfeksiyonlar
- Vezikovajinal fistül
- Rektovajinal fistül
- Kronik pelvik ağrı
- Uterin rüptür (özellikle multigravidalarda)


İlgili Konular:
- Distosi (Zor Doğum)
- Omuz Distosisi
- Normal Doğuma Engel (Sezaryen Gerektiren) Durumlar
- Normal Doğum
Gebelikte Çatı Muayenesi Nedir? Nasıl Yapılır?
Pelvimetri


HAMİLELİKTE DONDURMA YEMEK ZARARLI MI?

GEBELİKTE DONDURMA YEMEK ZARARLI MI?
Hamileler tarafından özellikle yaz aylarında en sık merak edilen ve sorulan konulardan birisi dondurma tüketimi konusudur. Hamileler dondurma yiyebilir mi? Hamileler dondurma yemeli mi, yemek zorunda mı? Hamilelikte dondurma anne karnındaki bebeğe zarar verir mi? Dondurma bebeğin üşümesine sebep olur mu, dondurma fazla yiyince bebek üşür mü? gibi çok çeşitli formlarda sorular hamileler tarafından merak edilebilmektedir.

Özet olarak: Dondurma hamileler ve diğer insanlar için belirli miktarda tüketildiğinde zararsız olan en masum tatlı besinlerden birisidir. Ancak her besin gibi gereğinden fazla tüketildiğinde başta aşırı kilo alımı olmak üzere çeşitli zararları da beraberinde getirebilir. Hamileler açısından içerdiği maddeler veya soğuk olmasından ötürü özel bir önem arzetmez, hamilelere özel bir zararı yoktur. Dondurma diğer insanlar için nasıl değerlendiriliyorsa hamile kadın ve karnındaki bebek için de aynı şekilde değerlendirilir.

Dondurma yersem bebek üşür mü? Bebeğe zarar verir mi?
Nadiren hamile bayanlar tarafından merak edilen bir sorudur? Alınan bütün yiyecekler ve içecekler öncelikle annenin midesine, barsaklarına geçer, barsaklarda sindirim sonucu emilen maddeler annenin kanına geçer ve anne kanından da plasenta (bebeğin eşi) yardımıyla bebeğe gerekli maddeler iletilir. Yani hiçbir yiyecek veya içecek direk olarak bebeğe gitmez veya rahime gitmez. Dolayısıyla soğuk veya sıcak yiyeceklerin rahim ve bebek etrafında etki oluşturması bebeği üşütmesi veya sıcaklatması imkansızdır. Zaten anne tarafından alınan besinler soğuk veya sıcak olsa da mideye ulaştıktan kısa süre sonra normal vücut ısısına ulaşır.

Hamilelerin dondurma tüketiminde dikkat etmesi gerekenler:
- Haftada 1-2 kereden fazla dondurma tüketilmemelidir, aşırı kalori alımından dolayı anne ve bebeğin normalin üzerinde kilo almasına neden olabilir. Hamilelilkte aşırı kilo almanın zararları hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
- Bir seferde 1-2 kaşıktan fazla miktarda tüketilmemelidir.
- Hamileler kalsiyum ihtiyacını süt ve yoğurt gibi süt ürünlerinden karşılamalıdır, dondurmadan değil. Bu konuda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
- Besin zehirlenmesi gibi durumlarla karşılaşmamak için son kullanma tarihi geçmemiş ve hijyen kurallarına uyan güvenilir yerlerden alınarak tüketilmelidir.
- Pastörize edilmemiş sütlerle yapılan dondurmalardan listeria enfeksiyonu meydana gelebilmektedir! Buna dikkat edilmelidir.
- Yediğiniz dondurmanın artan kısmını buzdolabında veya derin dondurucuda saklayarak daha sonra tekrar tüketmeyin. Bu şekilde bakteri üremesi ve enfeksiyonlar meydana gelebilir. Satın aldığınız dondurmayı bir seferde tüketin.


İlgili Konular:
- Hamilelikte Beslenme
- Yaz Aylarında Hamilelik
Hamilelikte Kalsiyum İlacı ve Süt, Yoğurt Tüketimi
- Hamilelikte Faydalı Ve Zararlı Besinler


DİSTOSİ (ZOR DOĞUM)

Distosi (dystocia) özetle doğumun anormal ve zor olması anlamına gelir. Zor doğum veya anormal doğum, uzamış doğum, uzamış doğum eylemi, uzamış eylem, anormal eylem gibi isimler verilir. Doğumu zorlaştıran, doğumun gerçekleşme süresini uzatan, normal doğumun gerçekleşmesini engelleyen durumlara distosi denir. Bütün doğumların yaklaşık %10-20'sinde distosi ile karşılaşılır.

Distosi (zor doğum) nedenine göre üçe ayrılır:
1. Pelvik darlık (annenin doğum kanalında darlık) nedeniyle oluşan distosiler
2. Fetusu pozisyon, duruş ve gelişimsel anomalilerine bağlı distosiler: Fetusun makat veya transvers durması, başın asinklitik durması, başın defleksiyonu, oksiput posterior geliş, alın gelişi, yüz gelişi, bebeğin kilosunun çok fazla olması veya bebeğin başının karnının bazı anomalilerden dolayı aşırı büyük olması
3. Uterin disfonksiyona bağlı distosiler: Uterusun kasılması doğumun ilerlemesi için itici güçtür, buradaki anormallikler doğumun ilerlemesinde yavaşlama veya duraklamaya neden olabilir. Hipotonik disfonksiyon, hipertonik disfonksiyon şeklinde görülebilir. Uterin disfonksiyon varlığında yani rahim kasımlamalarının yeterli ve uygun düzende gerçekleşememesi durumunda servikste yeterince açılma ve silinme meydana gelemez.

Omuz distosisi:
Doğumun son aşamasında yani bebeğin başının doğması sırasında omuzların annenin pelvik kemikleri arasında sıkışarak doğamaması olayıdır. Omuz takılması ismi de verilir. Bu konu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Distosi (anormal doğum eylemi) için risk faktörleri:
(Kaynak: ACOG Practice Bulletin #49. Obstet Gynecol 2003; 102:1445)
- İleri anne yaşı
- Makrozomi
- Pelvik darlık
- Oksiput posterior pozisyon
- İlk doğum (nulliparite) : Omuz distosisi için multiparite risk faktörüdür.
- Kısa boy (150 cm'den kısa)
- Postterm gebelik (Günaşımı)
- Obezite, gebelikte aşırı kilo almak
- Daha önce zor doğum yapanlar (distosi öyküsü)
- Epidural analjezi uygulanması

Distosi ile ilgili maternal komplikasyonlar:
- Uterus rüptürü
- Postpartum kanama
- Doğum kanalı, vajina ve serviks laserasyonları
- Rektovajinal ve vezikovajinal fistüller
- Doğum kanalında ve pelviste hematomlar

Distosi ile ilgili fetal komplikasyonlar:
- İntrakranial kanama, intraventriküler kanama, subdural kanama
- Sefal hematom
- Kaput suksadeneum
- Klavikula, humerus ve femur gibi kemik kırıkları
- Kafatası kırıkları
- Brakial pleksus sinir yaralanmaları
- Fasial sinir yaralanması
- Fetal ölüm

Uzamış doğum eylemi süresi (Doğumun duraklaması):
Annenin sancılarının başlamasından bebeğin tamamen doğmasına kadar geçen doğum süreci çeşitli evrelere ayrılır, bu evreler hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulşabilirsiniz. Burada belirtiler sürelerin normal sınırların üzerine çıkması durumunda doğum eyleminin uzaması veya duraklaması tabiri kullanılır ve distosi olduğuna dair belirtidir.
Uzamış doğum eylemi kriterleri:
- Latent fazın ilk doğumlarda 20 saat, sonraki doğumlarda 14 saatten uzun sürmesi
- Doğum eyleminin aktif fazında ilk doğumlarda saatte en az 1.2 cm, sonraki doğumlarda saatte en az 1.5 cm servikal açılma olmalıdır. Bu değerlerin altında olması doğumun yavaş ilerlediğini veya durakladığını gösterir. Sefalopelvik uyumsuzluk (CPD, BPU) yani annenin pelvik kemikleri ve bebeğin başı arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanabilir.
- İlk doğumlarda bebeğin baş seviyesi saatte en az 1 cm, sonraki doğumlarda saatte en az 2 cm iniş göstermelidir.

Bütün sezayenlerin yaklaşık %30 kadar distosi nedeniyle gerçekleşmektedir.

İlgili Konular:
- Omuz Distosisi
- Baş Pelvis Uygunsuzluğu
- Normal Doğuma Engel (Sezaryen Gerektiren) Durumlar
- Normal Doğum


PERİMORTEM (POSTMORTEM) SEZARYEN

ANNE ÖLÜMÜ VE SEZARYEN
Perimortem sezaryen veya postmortem sezaryen annenin hayatını kaybetme riski olan ciddi durumlarda bebeği kurtarmak için yapılan sezaryen ameliyatıdır. Genellikle trafik kazaları, intihar gibi ani ve olağanüstü durumlarda gerekebilen bir girişimdir. Trafik kazası ve benzeri anne hayatını tehlikeye sokan olaylar sırasında annenin hayatını kaybetmemesi için gerekli resüsitasyon (kalp masajı v.b girişimler) yapılır ancak buna rağmen annenin kalp ve solunum fonksiyonlarının geri dönmemesi durumunda bebeğin de kaybedilmemesi için sezaryen ameliyatı ile bebek anne karnından dışarıya alınır. Annenin kalbinin durmasından itibaren bebeğin ameliyatla alınmasına kadar geçen süre çok önemlidir, bu süre fazla uzun olduğunda bebek ameliyatla alınsa bile yaşama oranı çok düşük olmaktadır. Ancak annenin kalbinin durmasından kısa süre sonra ameliyatla anne karnından alınan ve tamamen sorunsuz hayata devam eden bebekler vardır. Tabii ki bu ameliyat bebeğin yaşayabileceği kadar büyük olduğu durumlarda yapılır, genel olarak 24 haftadan küçük olan gebeliklerde bebek doğsa bile yaşama şansı pek olmadığı için bu ameliyat uygulanmaz.
(perimortem: ölüm sırasında, postmortem ölüm sonrasında)

Gebelik sırasında kardiyak arrest yani kalp atımının durması ne sıklıkla gerçekleşir net olarak bilinmese de yaklaşık 30.000 gebelikte bir olduğu tahmin edilmektedir. Bazen trafik kazası, intihar girişimi, doğal afetler gibi ani durumlar sonucunda meydana gelirken; bazen ciddi kalp hastalığı ve benzeri hastalıklar nedeniyle yoğun bakımda gözlenen gebelerde meydana gelebilir. Tromboemboli, amniyotik sıvı embolisi, kanama, travma, allerji diğer nedenlerdir.

1980'lerin başlarında yayınlanan bazı araştırmalarda postmortem sezaryenin bebek hayatını kurtarmanın yanında anne hayatını kurtarma açısından da faydalı olduğu bildirilmiştir. İçerisinde bebek bulunan büyük uterus karındaki büyük damarlara bası yaptığı için kalp damar dolaşımını engeller ve anneye uygulanan kardiyopulmoner resusitasyonun başarısını azaltır şeklinde tanımlamalar yapılmıştır. Bebeğin alınmasını takiben damarlara olan bası ortadan kalkar ve annenin kalp damar dolaşımının başlaması şansı artar. Ayrıca sezaryen sonrası uterusun kasılması ile anne kan dolaşımına daha fazla kan geçmiş olacaktır. (kaynak 1, kaynak 2)  24 haftadan küçük yani bebeğin doğsa da yaşama şansının olmadığı gebeliklerde uterusun büyüklüğü ve ağırlığı az olduğu için karında bulunan büyük damarlara fazla bası  yapmamasından dolayı anne kan dolaşımını engellemesi  gözününde bulundurulmaz, bu nedenle bu haftanın altında ameliyatın anne açısından da bir faydası beklenmez. Amerikan kalp derneği (American Heart Association, AHA) 20-23 haftalar arasında da uygulanan sezaryenin annenin kalp dolaşımının sağlanması açısından fayda sağlayabileceğini bildirmesine rağmen bunu destekleyecek fazla veri henüz yoktur, bu nedenle genel kabul 24 haftadan küçük gebeliklerde perimortem sezaryenin anne ve bebek açısından fayda sağlamayacağı için uygulanmamasıdır.

Perimortem sezaryen ne zaman uygulanmalıdır?
Kalp ve solunum fonksiyonları duran anneye uygulanan resusitasyon (CPR) başarılı olmazsa yani annenin spontan kalp atımı başlamazsa perimortem (postmortem) sezaryen uygulanır. Resusitasyon başarılı olursa yani annenin kalp atımı başlarsa sezaryen uygulanmaz.
Bebeğin yaşama şansının en fazla olması ve nörolojik sekel riskinin en az olması için kardiyak arrest gerçekleştikten 4 dakika sonra sezaryen ameliyatına başlanmalıdır ve 5. dakikada bebek dışarıya alınmış olmalıdır. Yani sezaryen ameliyatında bebeğin alınması 1 dakika kadar kısa sürede gerçekleştirilmelidir. Daha uzun sürelerde gerçekleştirilen ameliyatlar sonucunda da sağlıklı bebekler bildirilmiştir ancak oran azalmaktadır. Ameliyat öncesinde ve ameliyat sırasında kalp masajına devam edilmelidir. Ameliyat öncesi bebeğin kalp atımlarının bakılması önerilmez çünkü vakit kaybına neden olacaktır ayrıca fetal kalp atımı izlenmese dahi doğum sonrası hayata döndürülen sağlıklı bebekler bildirilmiştir. Zaman kaybı olmaması açısından anne ameliyathaneye taşınmadan kalp masajının uygulandığı yerde mümkün mertebe sterilite uygulanarak ameliyat gerçekleştirilir.

Postmortem sezaryen uygulamasında bebeğin yaşama şansını etkileyen faktörler:
- Gebelik haftası arttıkça bebeğin yaşama şansı ve nörolojik sekel gelişmeme şansı artar.
- Kalp ve solunum durmasından itibaren doğuma kadar geçen süre (en önemli faktör budur.)
- Anneye uygulanan resusitasyonun efektivitesi
- Yenidoğan yoğun bakım ünitesi ve neonatolog bulunması

Postmortem sezaryen doğum (PMCD) için kontrendikasyonlar:
- Fetusun 24 haftadan küçük olması
- Kısa süren resusitasyon sonrası annenin spontan kalp atımlarının başlaması

Cerrahi teknik:
Perimortem sezaryen için göbek altı pubise kadar uzanan midline insizyon ile batına girilmesi ve takiben uterusa vertikal kesi yapılması önerilmektedir. (Ameliyat sırasında anneye uygulanan resusitasyon devam etmelidir.) Cilt kesisinden itibaren bebeğin doğumuna kadar geçen sürenin bir dakika kadar kısa olması gerekir. Bebeğin doğurtulması ve mümkünse pediatri veya neonatoloji uzmanına teslim edilmesini takiben plasenta ekleriyle alınır, uterus ve batın katları kapatılır. Özellikle annenin kalp atımlarının geri dönme ümidinin yüksek olduğu vakalarda uterus ve batın katlarının hemostaza çok özen gösterilerek kapatılması önerilmektedir çünkü ameliyat sırasında annede yeterli kan dolaşımı olmaması kanama olasılığı olan damarların gözlenememesine neden olacaktır ve ameliyat sonrasında annenin kalp atımı geri dönerse dolaşım düzelirse bu damarlardan kanama meydana gelebilecektir. Cerrahi antibiyotik proflaksisi uygulanmalıdır.

2007 yılında bildirilen bir vakada doğum sırasında 4. kattan atlayarak intihar eden bir anne kardiyak arrest tespitinden tam 30 dakika sonra sezaryene alınabilmiş ve bebeğin tamamen sağlıklı yaşadığı bildirilmiştir. Bu vaka en uzun süre sonra sezaryene alınan olgulardan birisidir, bebeğin 4 yaşına kadar tamamen sağlıklı izlenmesi ve hiçbir nörolojik problem gelişmemesi ilginçtir. (kaynak)


İlgili Konular:
- Sezaryen Ameliyatı
- Sezaryen Ameliyatının Tarihçesi


YASAL UYARI: Bu site kişileri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, sağlık hizmeti vermemektedir. Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır. Her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılırlar. Devamını mutlaka okuyunuz >>

© www.jinekolojivegebelik.com, 2007 - 2013
Şu an sitede ziyaretçi var. Haritada izle >>
jinekolojivegebelik.com aylık 1 milyondan fazla ziyaretçi sayısıyla en çok ziyaret edilen hamilelik sitesidir.