Hoşgeldiniz...
Kadın hastalıkları ve doğum konusunda ilk Türkçe blog olan jinekolojivegebelik.com'da kadın hastalıkları ve doğum ile ilgili bütün konularda bilgilere ulaşabilirsiniz , bu konularda çeşitli haberler ve yeni gelişmeleri takip edebilirsiniz.
01 Mart 2010
26 Nisan 2009
GEBELİKTE BEL VE SIRT AĞRISI
Hamilelik sırasında en çok belirtilen şikayetlerdendir bel ağrısı ve sırt ağrısı. Bu şikayetler gebellkle doğumdan 2-3 ay sonra kaybolur. Gebelik sırasında fetusun giderek büyümesi ve ağırlaşması bel ağrısının başlıca nedenlerindendir. Diğer bir neden de gebelik sırasında vücuttaki bağlarda gevşemeye neden olan hormonların (relaxin) artmasıdır. Bu gevşemenin amacı bebeğin doğum kanalından rahat geçmesini sağlamaktır.
25 Ocak 2009
GEBELİKTE EMNİYET KEMERİ TAKILMALI MI?
Sitemizin ziyaretçileri tarafından sık sorulan sorulardan birisi de budur. Gebelikte emniyet kemeri takılmalı mı? Takılmamalı mı? Takılırsa bebeğe zarar verir mi?
24 Aralık 2008
SİSTİT - İDRAR KESESİ (MESANE) İLTİHABI
Sistiti drar kesesinin yani mesanenin iltihaplanmasıdır. En sık sebebi E. Coli akterisidir.Bakterilerin idrar yollarına bulaşması ve sistit oluşumu cinsel ilişki sırasında veya genital temizliğin kötü olduğu durumlarda meydana gelebilir.
Sistit durumunda başlıca şikayetler:
- İdrar yaparken yanma, sızı, ağrı
- Sık idrara çıkma
- Kasık ağrısı
- Bulantı, kusma, iştahsızlık
- Bulanık ve kötü kokulu idrar
- Ateş
- Terleme
- Yorgunluk
Sistit (idrar kesesi iltihabı) oluşmasından kaçınmak için tuvaletten sonra temizliğe dikkat etmek gerekir, tuvalet temizliğini önden arkaya doğru yapmak gerekir. Cinsel ilişkiden sonra kısa süre içinde idrar yapılmalıdır. Bol su içilmelidir. Genital bölgenin uzun süre nemli kalması engellenmelidir.
15 Aralık 2008
HASTA HAKLARI
İnsan sadece insan olmasından dolayı doğuştan bazı hakları kazanmaktadır. Hak hukuk kurallarının kişilere tanıdığı yetki olarak tanımlanabilmektedir. Çeşitli konularda insan hakları bulunmaktadır, hasta hakları da temel insan haklarından birisidir.
Genel olarak hasta hakları:
- Hizmetlerden genel olarak faydalanma
- Bilgilendirilme ve bilgi isteme
- Sağlık kuruluşunu ve personelini seçme ve değiştirme
- Mahremiyet
- Tedaviyi reddetme, durdurma ve rıza gösterme
- Güvenlik
- Dini vecibelerini yerine getirebilme
- İnsani değerlere saygı gösterilmesi, saygınlık görme ve rahatlık
- Ziyaret ve refakatçi bulundurma
- Müracaat, şikayet ve dava hakkı
29 Kasım 2008
HORMONLU SPİRAL - PROGESTERONLU RİA (Mirena®)
İLAÇLI SPİRAL - LEVONOSGESTREL İÇEREN RAHİM İÇİ SİSTEM (Mirena®)
Spiral rahim içerisine yerleştirilen T şeklinde bir alettir. En sık kullanılan spiraller bakır içeren spirallerdir. Bakır içeren spirallerin dışında özellikle son yıllarda gebelikten korunmak dışında başka amaçlarla da kullanılan progesteron hormonu içeren spiraller kullanılmaktadır. Ülkemizde bu tür spirallerden sadece bir marka (mirena®) bulunmaktadır. Mirena toplam 52 mg levonorgestrel içerir ve günlük olarak 20 mikrogram levonorgestrel salınır.
Progesteron hormonu içeren spiraller gebelikten korunma (kontrasepsiyon) için kullanılabileceği gibi, içerdiği hormon sayesinde aşırı adet kanamalarının tedavisinde ve endometrial hiperplazi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılabilmektedir.
Mirena bakır içeren normal spiraller gibi jinekolojik muayene masasında 1-2 dakikada basit bir şekilde ağrısız olarak uygulanabilmektedir. Diğer spiraller gibi genellikle adet döneminde takılırlar. Takıldıktan 1 ay sonra hasta kontrole gelir, bir problem yoksa daha sonra yılad bir kontrol edilir.
Mirena 5 yıllık kullanım ömrüne sahiptir. İçerdiği hormon miktarı 5 yıl yetecek kadardır. 5 yıldan sonra hala kullanılması gerekiyorsa eskişsi çıkarılarak yeni bir mirena takılmalıdır. Diğer spiraller gibi mirenanın çıkarılması da basit ve ağrısız bir işlemdir.
Progesteron hormonu içeren spiralleri kullanan kadınlarda ilk aylarda ara kanamalar, lekelenmeler olabilir ve bu durumlar sıklıkla bir kaç ay sonra düzelmektedir. Bu spiralleri kullanan kadınların bazılarında da ilerleyen aylarda adet kanamalarında azalma, seyrekleşme veya adetlerin tamamen kesilmesi (amenore) görülebilmektedir. Nadiren tüylenme ve sivilceye neden olabilir.
22 Kasım 2008
ENDOMETRİT (RAHİM İÇ TABAKASININ İLTİHABI)
Rahimin içerisini kaplayan en iç tabakaya endometriyum denir, endometrit bu tabakanın enfeksiyonudur. Endometrium tabakasının adet döneminde kanaması ve dökülmesi ile adet kanaması meydana gelir. Rahim ağzında bulunan açıklıktan yukarıya doğru rahim içerisine mikropların ilerlemesi bu enfeksiyona sebep olabilir. Bunun dışında kan yoluyla gelen mikrobik ajanlar da enfeksiyona neden olabilir.
Endometrit gebe olmayan bir kadında olabileceği gibi gebelik sonrasında, düşük veya küretaj sonrasında oluşabilir. Gebe olmayan bir kadında pelvik enflamatuar hastalık'a endometrit eşlik edebilir. Nadiren spiral takılmasından sonra da endometrit meydana gelebilir.
Endometrit kasık ağrısı, karın ağrısı, ateş, kötü kokulu akıntı, ilşki sırasında ağrı, adet aralarında kanama ve lekelenmeler gibi şikayetlere sebep olabilir.
Endometrit tedavisinde antibiyotikler kullanılır.
06 Kasım 2008
ENSEFALOSEL (SEFALOSEL)
Ensefalosel (encephalocele) (sefalosel) beyin dokusunun kafa tasındaki bir açıklıktan dışarıya çıkmasıdır. Anne rahmindeki gelişim sürecinde kafanın arkasındaki veya önündeki bir açıklık sonucu bu durum gerçekleşebilir. Buradan fıtıklaşan kesenin içerisinde beyin dokusu varsa "ensefalosel" adı verilir. Bazen fıtıklaşan kesenin içerisinde beyin dokusu olmaz, sadece beyin zarları (meninks) bulunur bu durumda "kraniyal meningosel" adı verilir. Sefalosellerde beyin omurilik sıvısının dolaşımı bozulabileceği için genellikle hidrosefali de duruma eşlik eder. Burun içerisine doğru veya buradan dışarıya taşacak kadar ilerlemiş beyin dokusuna "nazal ensefalosel" denir. Ensefalosel nadir izlenen bir doğumsal anomalidir. Onbin doğumda 1-5 arası oranlarda izlenir.
Ultrason ile kafa tasının kenarında bir kitle görülmesi durumunda ve yüksek MS-AFP değeleri varlığında tanıdan şüphelenilir.
Sefalosele başka anomalilerin eşlik etmesi yüksek olasılıkdır.
Kese içerisinde beyin dokusu varsa (ensefalosel) prognoz daha kötüdür, yarıya yakın oranda ölüm ve büyük oranda zihinsel ve nörolojik hasar gelişecektir. Kese içerisinde beyin dokusu yoksa (kranial meningosel) prognoz daha iyi hatta tamamen normal olabilmektedir.
Tedavi:
Tedavi ensefaloselin küçük olduğu ve eşlik eden başka ölümcül anomalilerin olmadığı bazı hastalarda ameliyat ile mümkün olabilmektedir.
31 Ekim 2008
PREİMPLANTASYON GENETİK TANI (PGT) (PGD)
PREİMPLANTASYON GENETİK DİYAGNOZ - Preimplantation Genetic Diagnosis (PGD)
Preimplantasyon genetik tanı tüp bebek uygulaması sırasında embriyonun anne rahmine yerleştirilmeden önce (implantasyon öncesi) genetik olarak bazı hastalıkların varlığını araştırmak amaçlı incelenmesidir. Tüp bebek uygulamasında döllenme ile embriyo elde edildikten 2 gün sonra bu embriyodan bir veya iki hücre alınır (embriyo biyopsisi) ve genetik - kromozomal incelemeye tabi tutulur.
Preimplantasyon genetik tanı ile embriyodaki kromozom sayısı eksikliği veya fazlalılığına bakılarak kromozomal hastalıkların tanısı ve ayrıca tek gen hastalıklarının tanısı konur. Embriyodan bu şekilde biyopsi yapılması embriyonun gelişimini etkilemez. Biyopsi sırasında embriyoya zarar verme ihtimali çok düşüktür. Embriyodan hücre alınması doğacak bebeğin sakat olmasına veya bazı organlarının eksik olmasına sebep olmaz. PGD yöntemi ile incelenen embriyoda genetik anormallik saptanırsa anne rahmine yerleştirme (implantasyon) yapılmaz ve böylece hastalıklı bir bebeğin doğması veya düşük gelişmesi önlenmiş olur. Genetik yapısı anormal olan embriyoların anne rahmine yerleştirilmesi kromozomal anomalili ve bazı hastalıklara sahip bebeklerin doğmasına sebep olabileceği gibi gebeliğin başlarında düşükle sonlanma ihtimali de fazladır.
Çok sayıda tekrarlayan düşüğü olan ve bir sebep bulunamayan durumlarda PGD yöntemi ile düşüklerin önlenmesine çalışılmaktadır. PGD'nin diğer bir uygulama alanı da doku nakli (kordon kanı, kemik iliği transplantasyonu) için doku uygunluğu olan bir bebeğin istenmesi gereken durumlardır. Bu durumda hasta kardeşe kendisi ile uyumlu bebekten doku nakli yapılması sağlanmış olur.
PGD yöntemi ile bebeğin cinsiyetini tahmin etmek yüzde yüz oranında mümkündür. Ancak bu işlen ahlaki açıdan doğru olmayacağı için bu amaçla PGD uygulanmaz, sadece hastalıkların tespiti için uygulanır.
PGD ile bildirilen anormal veya normal sonuçlar her zaman yüzde yüz doğru sonuç vermez. Yaklaşık %5 civarında hatalı sonuç verme ihtimali vardır.
PGD hangi durumlarda uygulanabilir:
- Aşağıda listelenen genetik hastalıklara sahip ailelerde
- Çiftlerde kromozomal translokasyon varsa
- İleri yaştaki anne adaylarında (35'den fazla)
- Daha önce genetik hastalığı olan bebek varsa ailede
- Şiddetli erkek inferilitesi durumunda
- Tekrarlayan düşük olan durumlarda
- Tekrarlayan IVF (tüp bebek) başarısızlığı
PGD ile tanısı konabilen bazı hastalıklar: Kistik fibrozis, hemofili, Tay sach's, orak hücreli anemi, talasemi, nörofibromatozis, myotonik distrofi, retinitis pigmentoza, akondroplazi...
29 Ekim 2008
ZİYARETÇİ DEFTERİNE YAZABİLİRSİNİZ
Site hakkında görüş, öneri, istek ve fikirlerinizi yeni açılan ziyaretçi defterine yazabilirsiniz. Bu şekilde jinekolojivegebelik.com ziyaretçilerin görüşleri ve istekleri doğrultusunda gelişecektir. Ziyaretçi defterine burayı tıklayarak veya sağ sütundan ulaşabilrisiniz.

