YUMURTALIK (OVER) KANSERİ

Resmi büyütmek için tıklayın
Kadınlarda yumurtalık kanserleri jinekolojik kanserler arasında endometrium kanserinden sonra 2. sıklıkla görülür. Ana olarak 3 tip over tümörü vardır, bunlar köken aldığı hücresel kaynağa göre sınıflandırılmıştır:
- Epitelyal tümörler
- Germ hücreli tümörler
- Sex kord stromal tümörler

En sık görülen grup epitelyal over tümörleridir, bunlar daha çok menopoz dönemindeki kadınlarda görülür.

Belirtileri:
Over kanserleri hiçbir belirti vermeyeceği gibi karında şişlik, karında gerginlik, ağrı, kilo kaybı gibi belirtilere neden olabilir. Tümörün barsaklara bası yapmasına bağlı kabızlık meydana gelebilir. Karında şişlik yumurtalıkta çok büyük boyutlara erişmiş bir kitleye bağlı olabileceği gibi karında aşırı miktarda sıvı (asit) birikmesine bağlı da olabilir.

Neden olur? Risk faktörleri?
Aşağıdaki risk faktörlerini taşıyan kadınlarda over kanseri daha sık görülür.
- Erken menarş
- Geç menopoz
- Hiç doğum yapmamış olmak (Nulliparite)
- İnfertilite (Kısırlık)
- Ailesel over kanserleri (HNPC - Lynch sendromu, BRCA mutasyonu)

Teşhis:
Yumurtalık kanserlerinde tanıya yardımcı yöntemler muayene, ultrason, tomografi, MR, kan tahlilleri (tümör belirteçleri, ca 125, ca 19-9, CEA, AFP, BHCG) gibi sıralanabilir. Ancak her kanserde olduğu gibi kesin tanı dokudan örnek alınarak incelenmesi neticesinde konur. Yumurtalık kanseri şüphesinde genellikle ameliyat sırasında alınan parçanın incelenmesi neticesinde kesin tanı konur. Yumurtalıkta bulunan kitlenin veya kistin incelenmesi ameliyat sırasında hızlı patolojik inceleme (frozen) şeklinde olabileceği gibi bu imkanın olmadığı hastanelerde ameliyattan sonra da gerçekleşebilir. Ameliyat sırasında frozen inceleme yapılsa bile parça mutlaka nihai kesin tanının konması için patoloji bölümüne gönderilir. Patoloji uzmanlarınca nihai kesin tanının belirlenmesi genellikle 1-2 hafta içerisinde gerçekleşir ve bu sonuca göre ameliyat dışında ek tedavi gerekiyor mu kararı verilir.

Tedavi ve ameliyat:
Yumurtalık (over) kanserlerinde hastanın ameliyat olmasına engel olan nadir durumlar dışında hemen hemen her zaman ameliyat ilk tedavi yöntemi olarak uygulanır. Ameliyatın amacı yumurtalıklardaki kitlelerin çıkarılması ve karın içerisindeki bütün dokuların gözlenerek, gerekirse bazı dokulardan ve lenf nodlarından örnek alınarak hastalığın yaygınlık derecesini belirlemektir. Yani ameliyat hastalığı hem tedavi edici hem de yaygınlığını, evresini belirleyici amaçla uygulanır. Ameliyat sonrasında alınan parçaların incelenmesi kanserin tipini, evresini belirler ve kemoterapi gibi ek tedaviler gerekip gerekmediğine karar verilir.

Ameliyat sonrasında:
Ameliyattan sonra hasta belli aralıklarla kontrollere gelir. İlk yıllarda kontroller 3 ay bir olmakla beraber daha sonrasında seyrelerek devam eder. Ameliyat sonrasında kemoterapi gereken hastalar kür sayısı tamamlanana kadar kemoterapi alırlar. Yumurtalık kanseri ameliyatından 2 ay sonra doktor muayenesinde bir sakınca yoksa cinsel ilişki başlayabilir. Ameliyattan sonraki ilk günlerde az miktarda kanama vajenden gelebilir, uzun süren ve aşırı miktarda kanama mutlaka doktor kontrolü gerektirir.

Tarama ve Önleme:
Over kanserlerinde bütün topluma uygulanan bir tarama ve önleme yöntemi yoktur. Rahim ağzı kanserinde olduğu gibi smear testi benzeri bir tarama yöntemi veya HPV aşısı gibi önleyici aşı yoktur. Ancak ailesel over kanserleri açısından riskli bireylerde belli aralıklarla muayene ve tümör markerları ile tarama yapılabilmektedir, hatta çok riski bazı durumlarda proflaktif ooforektemi uygulanabilmektedir.

Over kanseri histopatolojik tipleri:
Epitelyal over tümörleri:
- Seröz kistadenokarsinom (En sık görülen epitelyal over kanserdir.)
- Müsinöz kistadenokarsinom
- Endometrioid karsinom
- Berrak hcüreli karsinom
- Transizyonel hücreli karsinom
- İndiferansiye karsinom

Germ hücreli tümörler:
- Disgerminom (En sık görüler germ hücreli over kanseridir.)
- İmmatür teratom
- Yolk sac tümörü (Endodermal sinüs tümörü)
- Embriyonel karsinom
- Poliembriyoma
- Koryokarsinom

Seks kord stromal over tümörleri:
- Granüloza hücreli tümör
- Tekoma
- Fibroma
- Sertoli hücreli tümör
- Leydig hücreli tümör
- Jinandroblastom
- Annuler tubululi seks kord stromal tümörler
- Steroid hücreli tümörler

Metastatik over tümörleri: Over tümörlerinin yaklaşık yüzde 5'i metastatiktir. Yani kanser aslında over kaynaklı değildir, başka bir organdaki kanser yumurtalığa yayılmıştır (metastaz yapmıştır).

Evreleme:
Over kanserlerinde evrenin belirlenmesi cerrahi olarak yapılır. Ameliyat sırasındaki gözlem ve alınan dokuların patolojik incelenmesi hastalığın yaygınlığı hakkında bilgi verir ve evre netleşir. Buna göre kabaca evreler şu şekildedir:
Evre 1: Kanser sadece bir veya her iki overde sınırlıdır, başka organlara yayılmamıştır.
Evre 2: Kanser uterus, tüp veya diğer pelvik organlara yayılmıştır. Üst batına yayılma yoktur.
Evre 3: Pelvik veya paraaortik lenf nodlarına, peritoneal yüzeylere, karaciğer yüzeyine yayılan tümöral implanlar vardır.
Evre 4: Karın dışı organlara metastaz, parankimal metastaz vardır.

BORDERLINE OVER TÜMÖRLERİ:
Over tümörlerinin daha iyi seyirli daha az invazyon gösteren histopatolojik tipleridir. Over kanserlerine göre daha erken yaşlarda görülür, çoğu menopoz öncesi dönemdedir. Daha erken evrede tanı alırlar. Prognozları daha iyidir, Metastaztik implantlar olabilir ama daha nadirdir. Ovaryan stromal invazyon izlenmez.
En sık görülen tipi seröz borderline over tümörüdür. Müsinöz borderline over tümörü daha nadirdir. Endometrioid ve berrak hücreli borderline tümörler çok nadir görülür.
Tedavide over karsinomlarına göre daha sınırlı cerrahi uygulanır genellikle. Ameliyat sonrası kemoterapi uygulanması over kanserlerine göre çok daha nadiren gerekir.


İlgili Konular:
- Rahim Kanseri (Endometrium Kanseri)
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri
- Jinekolojik Onkoloji - Jinekolojik Onkolog


RAHİM KANSERİ (ENDOMETRİUM KANSERİ)

Rahim kanseri nedir?
Resmi büyütmek için tıklayın
Rahim kanseri terimiyle tek bir kanser türü değil, birden çok çeşit olabilen ve rahim dokularından gelişen kanserler ifade edilmektedir. Ancak en sık görülen tip olan endometrium kanseridir, bu nedenle rahim kanseri denildiğinde genellikle bu tip kastedilir. Endometrium rahmin iç yüzündeki boşluğu döşeyen zardır, bu nedenle endometrium kanserine halk dilinde rahim içi kanseri veya rahim iç zarı kanseri de denir. Uterin sarkomlar rahim kanserlerinin diğer tiplerini oluştururlar.

Rahim kanseri ve rahim ağzı (serviks) kanseri tamamen farklı grup kanserlerdir, bu ikisi karıştırılmamalıdır. Bu iki kanser türü sebepleri, genel özellikleri, tedavileri gibi bir çok açıdan tamamen farklılık gösterirler, bu nedenle rahim kanseri ifadesi rahim ağzı kanserlerini içermez. Sağdaki resimde rahim (uterus) ve rahim ağzı (serviks) farklı bölgeler olarak izlenmektedir.

Eş anlamlı terimler şu şekide özetlenebilir:
Rahim kanseri = Uterin kanserler = Uterus kanserleri (En sık tipi endometrium kanseri)
Rahim ağzı kanseri = Serviks kanseri (En sık tipi squamöz hücreli karsinom)

Belirtileri:
Rahim kanserlerinin en önemli ve sık görülen belirtisi vajinal kanamadır. Köken aldığı yer nedeniyle kolayca vajinal kanamaya neden olabilmesi bu kanserlerin iyi bir özelliğidir çünkü bu sayede hastanın doktora erken başvurmasına ve genellikle erken evrede tanı almasına neden olur. Rahim kanseri genellikle menopozda olan kadınlarda görüldüğü için bu kanama hemen dikkat çeker ve hasta yıllar sonra ilk defa adet kanaması oldum şeklinde şikayetle doktora başvurur. Bunun dışında daha nadiren aşırı kilo kaybı, ağrı, akıntı gibi şikayetler de görülebilir. Hiçbir belirti olmadan muayene sırasında şüphelenildiği veya biyopsi sonrasında teşhis konulduğu da sık olur.

Neden olur? Risk faktörleri?
Aşağıdaki risk faktörlerini taşıyan kadınlarda endometrium kanseri daha sık görülür.
- Aşırı kilo
- İnfertilite
- Polikistik over hastalığı (PCOS), anovulasyon
- Hiç doğum yapmamış olmak
- Geç menopoz (menopoza normalden daha ileri yaşta girmek)
- Meme kanseri nedeniyle tamoksifen tedavisi almak endometrium kanseri riskini arttırır

Teşhis:
Rahim kanserlerinin en yaygın tipi olan endometrium kanserinin kesin tanısı genellikle biyopsi (endometrial biyopsi, küretaj, rahim içerisinden parça alma) işlemi ile konur. Alınan parçanın histopatolojik olarak incelenmesi neticesinde kanser varlığı ve türü belirlenir. Muayene, ultrasonografi, tomografi veya MR gibi yöntemler kesin teşhis koydurmaz, sadece şüphe yaratabilir.
Bazen de başka nedenlerle yapılan rahim ameliyatı (histerektomi) sonrasında patolojik incelemede rahim kanseri olduğu belirtilir.

Tedavi:
Rahim kanserlerinin (uterin kanserlerin)  türüne ve histolojik tipine göre, evresine göre ameliyat, radyoterapi, kemoterapi yöntemleri çeşitli kombinasyonlar halinde uygulanır. En sık ve genellikle ilk uygulanan tedavi yöntemi ameliyattır. Ameliyatta rahim, yumurtalık, lenf bezleri gibi dokular alınarak evreleme işlemi sıklıkla uygulanır. Ameliyat genellikle açık yöntemle uygulanır ancak bazen kapalı (laparoskopik) yöntemle veya robotik cerrahi yöntemi ile de uygulanabilmektedir. Ameliyat süresi uygulanan tekniğe ve duruma göre çok değişkenlik gösterebilir, süre genellikle 2-5 saat arasında değişir.
Ameliyat sonrasında patolojik incelemeye göre hastalığın evresi belirlenir. Patoloji sonucunda belirlenen kanserin tipine göre ve evresine, derecesine (grade) göre ek olarak kemoterapi (KT) ve radyoterapi (RT, ışın tedavisi) verilir. Bazı tiplerde ve erken evrelerde ameliyattan sonra hiçbir ek tedavi gerekmez. Hormon tedavisi (progesteron hormonu) da endometrium kanserinde uygulanan yöntemlerden birisidir.
Endometrium kanseri genellikle erken evrede yakalanan bir kanser türü olduğu için başarı oranı yüksektir.

Rahim kanseri ameliyatı sonrasında:
Hastalar ameliyat ve uygulanan diğer tedaviler sonrasında düzenli aralıklarla kontrole çağırılırlar. Kontroller genellikle ilk başta 3 ay aralarla başlar daha sonra seyrelerek devam eder. Kanama ameliyattan sonra ilk günlerde olabilir sonra tamamen kesilir. Uzun süre devam eden kanama ve uzun bir aradan sonra tekrar başlayan kanama mutlaka doktora başvurmayı gerektirir. Hasta genellikle ameliyattan sonra en geç bir hafta içerisinde taburcu olur. Hasta hastaneden taburcu olduktan sonra başka bir hastalık veya ek problem yoksa normal şekilde beslenebilir. Cinsel ilişki başlaması için genellikle ameliyatın üzerinden 2 ay geçmesi gerekir, doktorunuz izin vermeden cinselliğe başlamamalısınız. Rahim kanserlerinde uygulanan ameliyatlarda vajen dokusu alınmadığı için cinsellikle ilgili probleme neden olmaz. Radyoterapi (ışın tedavisi) vajinal kuruluğa neden olabilir.

Tarama ve Önleme:
Rahim ağzı kanserini önlemek için uygulanan smear testi benzeri bir tarama önleme yöntemi rahim kanserlerinde yoktur. HPV aşısı gibi bir önleyici aşı yoktur, HPV aşısı rahim kanserinden değil rahim ağzı (serviks) kanserinden koruma amaçlı uygulanır.

ENDOMETRİUM KANSERİ
Uterin kanserler (rahim kanserleri) içerisinde en sık görülen tip endometrium kanseridir. Aynı zamanda en sık görülen jinekolojik kanserdir. Genellikle menopoz dönemindeki kadınlarda görülür, ortalama görülme yaşı 60 civarındadır. Endometrium kanserinin çeşitli histopatolojik tipleri vardır, en sık görülen tipi endometrioid adenokanserdir. Bunun dışında berrak hücreli karsinom, squamöz karsinom, müsinöz karsinom, seröz karsinom, andiferansiye karsinom gibi nadir tipler vardır.

Endometrium kanserinde evreleme (FIGO 2010):
Evreleme cerrahi olarak yapılır.
Evre 1A: Tümör uterin korpusta sınırlıdır, myometrial invazyon yok veya yüzde 50'den azdır.
Evre 1B: Tümör uterin korpusta sınırlıdır, myometrial invazyon yok veya yüzde 50'den fazladır.
Evre 2: Servikal stromal invazyon vardır, uterus dışında yayılım yoktur.
Evre 3A: Tümör seroza ve adnekslere yayılmıştır.
Evre 3B: Vajen veya parametrium tutulumu vardır.
Evre 3C: Pelvik (C1) ve/veya paraaortik (C2) lenf nodu tutulumu mevcuttur.
Evre 4A: Mesane veya barsak mukozası tutulmuştur.
Evre 4B: İntraabdominakl organlara metastaz, inguinal lenf nodu tutulumu, uzak metastaz.

UTERİN SARKOMLAR
Sarkomlar tüm uterus kanserlerinin yaklaşık yüzde 5'ini oluştururlar. En sık görülen 3 tip:
- Karsinosarkom (Malign mix müllerian tümör, MMMT)
- Leiomyosarkom (LMS)
- Endometrial stromal sarkom


İlgili Konular:
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri
- Yumurtalık (Over) Kanseri
- Jinekolojik Onkoloji - Jinekolojik Onkolog


CIN 1, CIN 2, CIN 3

SERVİKAL İNTRAEPİTELYAL NEOPLAZİ

CIN nedir?
Cervical Intraepithelial Neoplasia kelimelerinin başharfleri CIN terimini oluşturur. Türkçe "Servikal İntraepitelyal Neoplazi" olarak adlandırılır. Serviks yani rahim ağzında meydana gelen bazı hücresel değişiklikleri ifade eder. CIN bir kanser türü veya malign neoplazi değildir. CIN terimi henüz kanser aşamasına geçmemiş hücresel değişiklikleri ifade eder. Bu değişiklikler serviksten (rahim ağzından) alınan biyopsi parçalarının patolojik incelenmesi ile belirlenir, yani CIN histopatolojik bir tanıdır. Smear tahlili veya HPV testi ile CIN tanısı konulamaz, serviksten biyopsi parçası almak gereklidir tanı için. Biyopsi bazen kolposkopi sırasında bazen kolposkopi olmadan muayenede izlenen şüpheli alanlardan alınır. CIN durumunda muayenede rahim ağzında yüzeysel bir lezyon görülebileceği gibi rahim ağzı tamamen normal de izlenebilir.

AIS (Adenokarsinoma in Situ)
Serviksin dış tarafı yani ekstoserviks squamöz epitelle kaplıdır, CIN bu squamöz epitelde ve transformasyon zonunda olan değişiklikler anlamına gelir. Endoserviks glandüler epitel ile kaplıdır, buradaki preinvaziv değişiklikler adenokarsinoma insitu olarak adlandırılır.

CIN 1 ,CIN 2, CIN 3 şeklinde derecelendirme ne anlama gelir?
CIN (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) lezyonları hafiften şiddetliye doğru 1, 2, 3 şeklinde derecelendirilir. Bu derecelendirme histopatolojik incelemedeki görüntüye göre yapılır. Eğer hücresel değişiklikler serviks yüzeyindekii epitel tabakasının alt 1/3'ünde sınırlı ise CİN 1 denir. Alt 2/3'ü kaplamışsa CİN 2 denir. Epitelin 2/3'ünden fazlasını kaplayan lezyonlar CİN 3 olarak adlandılır.
CIN 1: Hafif atipik hücresel değişiklikler, hafif displazi
CIN 2: Orta şiddette atipik hücresel değişiklikler, orta dizplazi
CIN3: Şiddetli atipik hücresel değişiklikler, şiddetli displazi

CIN3'e eski terminolojilerde karsinoma in itu veya şiddetli displazi denirdi.

2012 yılında tanımlanan LAST terminolojisine (Lower Anogenital Squamous Terminology)  göre,
CIN 1: LSIL
CIN2 ve CIN 3: HSIL
olarak adlandırılmaktadır.

CIN'lerin sebebi nedir?  Kansere dönüşür mü?
CIN terimi o an hastada kanser olduğu anlamına gelmez CIN'ler tedavi edilmez ise uzun yıllar sonra kansere dönüşebilecek lezyonlardır. Rahim ağzında meydana gelen HPV virüs enfeksiyonu yıllar sonra kansere neden olabilir, CIN'ler ise bu kanserler oluşmadan önceki ara basamaklardır. Rahim ağzı kanserinde diğer çoğu kanserde olmayan bu basamaklı gelişme şekli kanseri oluşmadan yakalama şansı vermektedir. Bu nedenle CIN lezyonları tedavi edilerek kanser önlenmiş olur. CIN lezyonunun derecesi arttıkça kansere dönüşme riski artar, CIN 3 en riskli gruptur.

CIN bulaşıcı mıdır?
CIN'lerin çoğu HPV virüs enfeksiyonu nedeniyle, enfeksiyondan yıllar sonra oluşan lezyonlardır. HPV virüsü bulaşıcıdır, cinsel yolla ve cilt teması ile bulaşır. CIN lezyonunun kendisi bulaşıcı değidlir ancak hastada bulunan HPV virüsü bulaşıcıdır ve hastanın eşine veya cinsel partnerine bulaşabilir. HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

CIN ve HPV ilişkisi:
HPV virüsü ile enfekte olan kadınlarda rahim ağzında CIN 1, CIN 2, CIN 3 lezyonları oluşabilir ve daha ileri yıllarda kanser meydana gelebilir. Ancak HPV ile enfekte olan çoğu kadında bu lezyonlar ve kanser meydana gelmez. HPV enfeksiyonlarının yüzde 85'i CIN veya benzeri lezyonlara sebep olmadan kendiliğinden kaybolur. Kadınların yaklaşık %80'i hayatları boyunca HPV enfeksiyonuna maruz kalırlar ancak bunların çok az bir kısmında serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) oluşur. HPV virüsü ve HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Takip ve tedavi nasıl yapılır?
CIN lezyonlarının takibi ve tedavisi lezyonun derecesine, daha önceki smear testi sonucuna (ASC-US, LSIL, ASC-H, HSIL), hastada mevcut olan diğer patolojilere ve hastanın yaşına göre planlanır.
CIN 1 bazı durumlarda tedavi gerektirirken çoğu durunmda sadece co-test (smear testi ve HPV testi) ile takip yeterlidir. Takip neticesinde CIN 1 lezyonlarının yüksek oranda gerileyerek kendiliğinden düzeldiği izlenir.
CIN 2 ve CIN 3 çoğu zaman tedavi gerektirir, bazı durumlarda kolposkopi ve smear testi ile takip edilebilmektedir.

CIN lezyonlarının tedavisi için ilaç tedavisi değil ablatif ve eksizyonel cerrahi yöntemler kullanılır. Bu yöntemler konizasyon, LEEP, kriyoterapi (dondurma), koterizasyon (yakma), lazer gibi yöntemlerdir.

Ağızdan alınarak veya rahim ağzına sürülerek uygulanan bir ilaç, krem, ovül, fitil v.b tedavi yöntemi yoktur. Bitkisel ilaçlar ve bitki kürleri gibi yöntemler denenmemelidir, bunların bir faydası olmayacağı gibi doktora danışılmadan uygulanan her tür tedavi çok kötü sonuçlara neden olabilir.

Ameliyat:
Servikal İntraepitelyal Neoplazi (CIN) tedavisinde en sık uygulanan ameliyatlar konizasyon (soğuk konizasyon) ve LEEP (LLETZ) yöntemidir. Bu ameliyatlarda rahim ağzından koni şeklinde parça alınarak CIN lezyonu tamamen uzaklaştırılır. Eğer alınan lezyon sınırında halen CIN izlenirse yani lezyon tamamen alınamamışsa bu durumda işlem tekrarlanabilir (rekonizasyon).

CIN 2 ve CIN 3 tedavisi sonrasında  CIN nedeniyle veya başka bir nedenle rahimi ve rahim ağzı ameliyatla tamamen alınan hastalar (histerektomi ameliyatı) smear takiplerini bırakmamalıdır. Bu hastalarda ameliyattan sonra en az 20 yıl daha smear takibine devam edilmelidir. Hasta 65 yaşını geçse bile 20 yıl dolmadan takip bırakılmamalıdır.

HPV Aşısı (Rahim ağzı kanser aşısı) yapılabilir mi?
HPV aşıları hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu aşıların tedavi edici özelliği yoktur, CIN veya benzeri lezyonları, rahim ağzı kanserini tedavi etmez ancak bu lezyonlar oluşmadan önce aşı yapılırsa lezyonların oluşmasını yüksek oranda önler.
CIN 1, 2, 3 veya başka bir servikal patoloji mevcut olan kadınlara da HPV aşısı uygulanabilir. Bu kişiler zaten HPV virüsü ile enfekte oldukları için aşının koruyucu etkisi azalabilir ancak aşı ilerde başka bir tür HPV virüsü ile enfekte olmalarını önleyebilir (HPV virüsünün bir tek değil onlarca türü vardır).


İlgili konular:
- Smear Testi (Pap Test)
- HPV Testi (HPV DNA Testi)
- Kolposkopi
- HPV Virüsü (Human Papillomavirüs)
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri


HPV TESTİ (HPV DNA TESTİ)

HPV testi (HPV tahlili) son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu tahlilin yapılmasındaki amaç kadın veya erkekte HPV virüsünün (Human Papilloma Virüs) varlığını
araştırmaktır, bunun için araştırılan dokuda virüsün DNA'sı var mı diye bakılır, bu nedenle teste HPV DNA testi denir. Hibrit Capture (HC), PCR, DNA dizi analizi, Chip array gibi yöntemler mevcuttur.
HPV virüsü ve HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

HPV DNA testi nasıl yapılır?
HPV DNA testi hastalık bulunan bölgeden alınan ufak bir parçadan veya sürüntü materyalinden yapılabilir. Örneğin ciltte veya genital bölgede bulunan bir siğilden alınan milimetrik parça test için yeterlidir. Testin yapılabilmesi için hastalıklı bir lezyon olması da gerekmez tamamen normal bir dokudan sürüntü alınarak da test yapılır. Sürüntü yani smear küçük fırça gibi bir aletin doku yüzeyine sürülmesi ile hücre toplanmasıdır (rahim ağzı kanser taramasında yapıldığı gibi.) Sürüntüden toplanan hücrelerde HPV virüsüne ait DNA materyali araştırılarak tahlil yapılır.

HPV DNA testinin en yaygın kullanıldığı alan rahim ağzı (serviks) kanseri ile ilgili işlemlerdir. Burada rahim ağzından smear alır gibi sürüntü şeklinde fırça ile hücreler toplanarak bir sıvı dolu kap içerisinde laboratuvara gönderilir. Smear tahlili (pap test) için alınan materyalde HPV DNA testi de çalışılabilir, ayrıca tekrar materyal almaya gerek yoktur. Smear tahlili nasıl yapılır konusunda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Smear tahlili yapmadan, sadece HPV virüsü için de sürüntü alınarak araştırma yapılabilir. Rahim ağzından smear testi veya HPV testi jinekolojik muayene masasında spekulum takılarak yapılır, işlem 1-2 dakika sürer.

Erkekte HPV testi nasıl yapılır?
Erkeklerde penisten alınan sürüntü materyalinden HPV DNA araştırması yapılabilir. Veya testis gibi başka bir yerde lezyon varsa oradan da sürüntü veya parça alınarak tahlil yapılabilir.

Rahim ağzı kanseri veya erkekte penis lezyonları gibi durumlarda kanda HPV tahlili yapılmaz, hastalık şüphesi olan bölgeden tahlil yapılır. Virüs cilt veya mukozalardaki hücrelere yerleştiği için kan tahlilinde çıkmaz, bu nedenle kanda HPV testi yapılmaz.

HPV DNA testi neden yapılır? Kimlere yapılır?
- HPV virüsünün varlığını değerlendirmek için yapılan bu test günümüzde en yaygın olarak serviks yani rahim ağzı kanseri taraması amacıyla kullanılmaktadır. Rahim ağzı kanseri taraması kadınlar için çok önemlidir ve bu konuda en yaygın kullanılan uygulama smear testi ile HPV testinin  birlikte veya ayrı ayrı kullanılmasıdır. İki testin birlikte değerlendirmesine co-test denir. Co-test ve smear testi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. HPV DNA testinin tek başına serviks kanseri taramasında kullanılmasına primer HPV DNA testi denir.
- ASC-US gibi bazı smear sonuçlarının yönetilmesine HPV DNA testi ile karar verilir. Test sonucuna göre kolposkopi veya başka yöntemlerin uygulanmasına karar verilebilir.
- Bazı smear sonuçlarında refleks HPV testi çalışılarak yönetim planlanır.
- CIN 1 takibinde sitoloji ile birlikte kullanılır.
- CIN 2 ve CIN 3'ün tedavi sonları takibinde sitoloji ile birlikte kullanılır.
- HPV aşısı (rahim ağzı kanser aşısı) yapılmadan önce HPV testi yapılmasına gerek yoktur.

HPV tiplendirme nedir? (Tipleme, Genotiplendirme)
HPV virüsünün 200 civarında çeşidi (tipi) vardır. Bunlar tip1, tip2, tip3, tip 6, tip 11, tip 16, tip 18, tip 31, tip 33, tip 52, tip 58... gibi numaralarla adlandırılır. Bu tiplerden bazıları el, yüz gibi cilt bölgelerinde siğil oluşmasına neden olur, bazıları ise daha çok genital bölgeyi tercih eder ve orada siğil (kondilom) veya kanser oluşmasına neden olur. Bazı tip HPV virüsleri ile oluşan enfeksiyonlar kansere dönüşme açısından daha risklidir, bu yüzden araştırma yapılan bölgede HPV virüsü vardır demek her zaman yeterli olmaz, hangi tip HPV virüsünün olduğunu belirtmek gerekir. Bu işlem için tekrar bir analiz yapmak gerekebilir veya bazen ilk yapılan tahlilde tipler ayrı olarak belirtilir. Buna HPV tiplendirmesi veya HPV genotipleme denir. HPV tiplendirmesi her zaman gerekmez, örneğin yapılan HPV tahlilinde HPV negatif olarak belirtilmişse bütün tiplerin bulunmadığı anlamına gelir ve zaten tiplendirmeye gerek kalmaz.

Örneğin bazı tahlillerde sadece HPV DNA pozitif (hpv virüsü var, positive) veya HPV DNA negatif (hpv virüsü yok, negative) şeklinde ifade bulunur. Bu tahlilde tiplendirme yapılmamıştır, hangi tip HPV virüslerinin dokuda bulunduğu belirtilmemiştir. Tiplendirme yapılan tahlillerde bazen mix 1, mix 2, mix 3 şeklinde gruplandırılmış halde bir grubun pozitif veya negatif olduğu belirtilir. Bazı tahlillerde ise direk hangi tip HPV virüsünün pozitif olduğu belirtilir, Örneğin HPV tip 16, 18 pozitif saptanmıştır gibi. HPV DNA negatif çıkarsa bu virüsün bulunmadığı anlamına gelir, HPV DNA pozitif çıkarsa virüsün var olduğu anlamına gelir ancak testin pozitif olması virüsün hastalık yaptığı anlamına gelmez, virüs vardır ancak henüz bir hastalık yapmamış olabilir.

HPV DNA tahlil sonucu kaç günde çıkar?
HPV DNA testi hastaneler arasında değişkenlik göstermekle beraber genellikle birkaç gün içerisinde sonuç rapor edilir. Ancak smear testi ile beraber çalışılacaksa sonuçlanması daha uzun süre alabilir.

HPV DNA testi nerede, hangi hastanelerde yapılabilir?
Günümüzde oldukça yaygınlaşmış bir testtir, üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinin çoğunda yapılabilmektedir. Özel hastanelerin de bir kısmında mevcuttur. Fiyatı değişkenlik göstermektedir.


İlgili Konular:
- HPV Virüsü ve HPV Enfeksiyonu
- HPV Aşısı (Rahim Ağzı Kanser Aşısı)
- Smear Testi (Pap Test)
- Anormal Smear Sonuçları
- Kolposkopi
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri


ANORMAL SMEAR SONUÇLARI

SMEAR TAHLİLİ SONUÇLARI
Smear testi (Pap test) rahim ağzı kanser tarama testi olarak bilinir. Kadınlarda rahim ağzı yani serviks kanserini oluşmadan önce saptamak amacıyla yapılır. Rahim ağzı kanseri (servikal kanser) çoğu kanserde olmayan bir özelliğe sahiptir: Rahim ağzındaki hücreler kansere dönüşmeden önce daha hafif bazı değişiklikler geçirirler. Rahim ağzı kanser tarama testindeki amaç bu değişiklikleri saptamakdır, bu sayede kanser daha oluşmadan önlem alınma imkanı vardır.

Smear testi yapılan kadınlar çoğunlukla normal bir sonuçla karşılaşırlar ancak nadiren anormal smear sonuçları rapor edilir. Bu anormal sonuçlar çeşitli şekilde sınıflandırılırlar. Smear sonuç kağıdında kısaca ASC-US, ASC-H, LSIL, HSIL, AGC gibi belirtilen durumlar olabilmektedir, bu anormal sonuçların ne anlama geldiği aşağıda detaylı olarak açıklanmıştır.

NORMAL SMEAR SONUCU
Tüm smear testlerinin yaklaşık %95 kadarı normal sonuç olarak rapor edilir. Sonuç tamamen normal olan smear testleri genellikle  herhangi bir ekstra müdaheleyi gerektirmez ve hastanın normal aralıklarla smear tahlili yaptırmaya devam etmesi önerilir. Ancak her smear raporu, sonuç normal yazılmış olsa bile mutlaka bir hekime gösterilmelidir.

Normal smear tahlili sonuç kağıdında genellikle şu ifadelerle yazılır:
- İntraepitelyal lezyon ya da malignite yönünden negatif
- İntraepitelyal lezyon yada malignite yönünden negatif inflamasyonona sekonder reaktif hücresel değişiklikler
- Malignite veya intraepitelyal lezyon yönünden negatif servikovajinal smear inflamasyon bulguları
- Bazı raporlarda infeksiyon veya inflamasyon bulguları izlenmiştir, tedavi sonrası tekrar smear alınması önerilir şeklinde belirtilir.

"Malignite" terimi kanser anlamına gelir. Üstteki ifadelerde malignite izlenmediği (negatif) yani kanser benzeri bir bulguya rastlanmadığı ifade edilmektedir.

ASC-US 
(Atypical Squamous Cells Of Undetermined Significance = Önemi Belirlenemeyen Atipik Squamöz Hücreler )
Tüm smear testlerin in yaklaşık yüzde 3-5 kadarında sonuç ASC-US olarak değerlendirilir. Serviksi kaplayan yassı epitel hücrelerinde klinik önemi belirsiz değişiklikler gözlenir. Smear sonucunda ASCUS saptanması durumunda imkan varsa HPV DNA testi de yapılarak birlikte değerlendirilir veya bu test zaten smear ile birlikte yapılmıştır. HPV DNA testinde high risk yani yüksek riskli HPV pozitifliği saptanmışsa bu durumda genellikle kolposkopi yapılarak rahim ağzı ayrıntılı değerlendirilir. HPV saptanmamışsa çoğunlukla kolposkopiye gerek görülmez. ASCCP güncel önerisi bu şekildedir. Kolposkopi veya başka bir yöntemle değerlendirmeye hekimin muayene ve diğer bulguları ile birlikte karar verilir.
HPV DNA testi yapma imkanı yoksa 1 yıl sonra tekrar smear testi yapılarak hastanın değerlendirilmesi önerilir (ASCCP).
Smear sonucu ASC-US olan bir hastanın kolposkopi ve biyopsi ile ileri değerlendirmesi sonucunda CIN2, CIN 3 veya daha ileri bir lezyon saptanma ihtimali aşağıdaki diğer smear sonuçlarına göre daha düşük ihtimaldir. ASC-US herhangi bir kanser çeşidi veya kanser ismi değildir, hastada kanser olduğu anlamına gelmez. Sadece daha ileri değerlendirmelerle kanser oluşmadan önlenmesi gereken lezyonlar olabileceği anlamına gelir. O yüzden hastaya smear sonucu tamamen normalmiş gibi davranılmaz, daha yakın takip önerilir. Smear sonucunda ASC-US saptanan hastaların büyük çoğunluğunda rahim ağzında kanser veya kansere benzer erken lezyonların hiçbirisi saptanmaz.

ASC-H 
(Atypical Squamous Cells Cannot Exclude High-Grade Squamous Intraepithelial Lesion = Yüksek Dereceli Squamöz İntraapitelyal Lezyonlardan Ayırt Edilemeyen Atipik Squamöz Hücreler)
Tüm smear sonuçlarının  %1'den az bir kısmında bu sonuç ile karşılaşılır. Smear sonucunun ASC-H gelmesi yüksek dereceli lezyona benzeyen ancak tam ayırt edilemeyen hücreler izlendiği anlamına gelir ve kolposkopi ile rahim ağzının ayrıntılı değerlendirilmesini gerektirir (ASCCP).
Smear sonucunda ASC-H saptanan hastanın kolposkopi ve biyopsi ile ileri değerlendirmesi neticesinde CIN2, CIN3 veya daha ileri dereceli bir lezyon saptanma ihtimali ASC-US sonucuna göre daha yüksektir. Bu sonuç hastada rahim ağzı kanseri olduğu anlamına gelmez, sadece düşük bir risk olabileceğini gösterir ve ileri değerlendirme yapılması gerektiğini bildirir. ASC-H terimi bir kanser türünün ismi veya kanser çeşidi değildir.

LSIL (LGSIL) 
(Low Grade Squamous Intraepithelial Lesion = Düşük Dereceli Squamöz İntraepitelyal Lezyon)
Bütün smear sonuçlarının yaklaşık %1 kadarında LSIL sonucu ile karşılaşılır. Serviksi kaplayan hücre tabakasında hafif derecede değişiklikler vardır. Bu durum saptandığında kolposkopi yapılır ve gerekirse biyopsi alınabilir.  Smear sonucunun LSIL olması sonrasında yapılan kolposkopi ve biyopsi neticesinin CIN2, CIN3 gelme riski HSIL smear soncuna göre daha düşüktür. Hastaların büyük kısmında ileri değerlendirme sonucunda rahim ağzında hiçbir hastalık olmadığı görülür ancak az sayıdaki hastada kanser öncüsü lezyonlar saptanır, bu nedenle ileri değerlendirme yapılması gerekir. LSIL terimi bir kanser türünün ismi veya kanser çeşidi değildir.

HSIL (HGSIL) 
(High grade Squamous Intraepithelial Lesion = Yüksek Dereceli Squamöz İntraepitelyal Lezyon)
 Smear sonuçlarında en nadir raslanan tanılardan birisidir, %1'den az oranda görülür. Bu durum saptandığında kolposkopi (endoservikal küretaj yani ECC dahil) ve konizasyon, LEEP gibi yöntemlerle rahim ağzından parça alınarak patolojik inceleme yapılmalıdır. Kansere ilerleme riski diğer lezyonlara göre daha fazladır.Biyopsi sonucunda CIN2 ve/veya CIN 3 gelme riski yaklaşık yüzde 60-70'dir. HSIL terimi bir kanser türünün ismi veya kanser çeşidi değildir.

AGC 
(Atipical Glanduler Cells = Atipik Glanduler Hücreler)
Smear sonuçlarında nadiren rastlanan bir tanıdır.  İleri değerlendirme için kolposkopi ve ECC (endoservikal küretaj) yapılır. 35 yaş üzerinde ve veya endometrium ca açısından risk taşıyan hastalarda endometrial biyopsi de eklenir ECC'ye. Bunların sonucuna göre tedavinin devamına karar verilir. AGC terimi bir kanser türünün ismi veya kanser çeşidi değildir.

Smear testi sonucu kaç günde çıkar?
Smear testinin yapıldığı hastaneye göre çok değişkenlik gösterebilir, birkaç gün ile birkaç hafta arasında sürede rapor edilebilir sonuç. Hastanenin patoloji veya sitoloji bölümündeki yoğunluk bunda temel belirleyeci faktördür.

Smear testi soncunun pozitif veya negatif olması?
Smear testi diğer bazı testlerde olduğunun aksine test sonucu sadece pozitif veya negatif şeklinde ifade edilerek tek kelime ile rapor edilmez. Normal veya anormal şeklinde, anormal ise hangi anormalliklerin izlendiği şeklinde ayrıntılı rapor edilir. Malignite açısından negatif denmişse kanser görülmediği anlamına gelir, bu olumlu bir sonuçtur. Bazen birkaç patoloji birden izlenebilir smear testinde, bu durumda hepsi ayrı ayrı belirtilir.
Bazen yetersiz materyal, tekrar örnek alınması önerilir şeklinde rapor edilebilir, alınan sürüntüde yeterli bilgi verecek kadar hücre görülmemiştir veya kan, mukus gibi karışıklığa neden olabilecek durumlar vardır. Bu durumda tekrar smear alınır.
Endoservikal transformasyon zonu komponenti görülmedi  veya transformasuyon zonuna ait hücreler izlenmedi gibi sonuçlar da testte yeterince hücre görülmediği anlamına gelir, yeniden smear alınmasını gerektirir, test şu haliyle olumlu veya olumsuz bir sonuç anlamına gelmez.
Yeterli endoservikal transformasyon zon komponenti mevcuttur veya izlenmiştir denmişse raporda bu alınan sürüntü örneğinin inceleme için yeterli olduğu anlamına gelir. Çünkü normalde transformasyon zonu hücrelerinin görülmesi gerekir smear testinde.
Bazı smear sonuçlarında akut veya yoğun enfeksiyon veya enflamasyon bulguları izlendiği belirtilir. Bu durumda ek bir patoloji yoksa genelikle enfeksiyona yönelik (gardnerella vajinalis, trikomonas vajinalis, kandida) tedavi verilir ve sonrasında smear testi tekrar edilir. İnflamasyon ile ilişkili veya inflamasyona sekonder reaktif hücresel değişiklikler izlenmiştir ifadesi de aynı anlama gelir.
Bazen hastanın gördüğü radyoterapi gibi tedavilerin etkisi smear testinde izlenebilir, bunlar patolog tarafından radyoterapiye bağlı hücresel değişiklikler şeklinde belirtilir.
Özellikle menopozdaki hastalarda atrofi, atrofik değişiklikler gibi ifadeler olabilir.
Aktinomiçes enfeksiyonu izlenebilir özellikle RİA (Spiral) kullanan hastaların smear tahlilinde.
Matür squamöz metaplazi veya immatür squmöz metaplazi izlendiği belirtilebilir, bu hastada kanser olduğu anlamına gelen bir terim değildir. Transformasyon bölgesindeki değişime bağlı normal servikste sık görülen hücrelerdir.
Kronik servisit izlenmesi kronik bir enfeksiyon anlamına gelir, kanser veya kanser öncülü bir lezyon değildir.
Displastik epitel izlendiği belirtilebilir. Displazi hücrelerde nükleus-sitoplazma oranının değişmesi, nükleer atipi izlenmesi anlamına gelir, prekanseröz lezyonlara işaret edebilir ancak günümüzde pek kullanılmayan eski bir terminolojidir.


İlgili Konular:
- Smear Testi (Pap Test)
- Kolposkopi
- HPV Virüsü ve HPV Enfeksiyonu
HPV Testi (HPV DNA Testi)
- HPV Aşısı (Rahim Ağzı Kanser Aşısı)
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri


YASAL UYARI: Bu site sağlık hizmeti vermemektedir. Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde asla kullanılmamalıdır. Yazıların hiçbiri yazarın izni olmaksızın kullanılamaz. Devamını mutlaka okuyunuz >>

© jinekolojivegebelik.com, 2007 - 2016
iletişim: webtasarim@jinekolojivegebelik.com
Şu an sitede ziyaretçi var. Haritada izle >>