MENOPOZ TESTİ

İDRAR İLE YAPILAN MENOPOZ (FSH) TESTLERİ
Menopozun teşhisi için her zaman önerilen ve en güvenilir yöntem kanda hormon düzeyleri ölçülmesi ve doktor muayenesi ile kombine değerlendirilmesidir. Menopoz tanısı koymak için en değerli hormon ölçümü adetin 3. günü yapılan kanda FSH hormon düzeyi ölçülmesidir, FSH ve diğer hormonların menopozda değerlendirilmesi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. İdrar ile evde pratik bir şekilde menopoz testi yapılabilmesi için üretilen test kitleri vardır, bu test çubukları idrarda artan FSH hormonuna duyarlı olacak şekilde üretilmiştir. Menopoz yaklaşırken veya menopoza girildiğinde kanda FSH  hormonu düzeyi artar, bunun sonucunda idrarla atılan FSH miktarı da artar. Kanda yapılan hormon tahlilleri FSH düzeyini net olarak mililitrede kaç ünite bulunduğunu belirtecek şekilde ölçer. İdrarda yapılan testler ise ünite olarak değer vermez sadece FSH yüksek mi değil mi şeklinde sonuç verir. İdrarda yapılan gebelik testlerine benzer bir mantıkla çalışır bu testler. Ancak menopoz teşhisi hamilelik teşhisinden çok farklıdır, bu nedenle evde idrarla yapılan menopoz testlerine tek başına güvenilmemesi önerilir, mutlaka doktora başvurulması önerilir. Çünkü idrarla yapılan menepoz testinin sonucu negatif (menopoz yok) şeklinde çıksa bile kişi menopoza giriyor olabilir.
Bir kadına menopoz teşhisi konulabilmesi için kanda ölçülen FSH hormonu ve bazen diğer hormonlar, ayrıca muayene ve ultrason değerlendirmeleri, hastanın belirti ve şikayetleri topluca değerlendirilmelidir. Tek başına FSH testi veya idrarda menopoz testi ile tanı konulamaz.

İdrarda yapılan menopoz testleri kısırlık, hamilelik (gebelik) konularında bilgi verir mi?
İdrarla yapılan menopoz testleri kadının hamile kalma yeteneği veya çiftlerin kısırlık problemi hakkında bilgi vermez. Çünkü bu konularda bilgi edinebilmek için öncelikle FSH ve bazı diğer hormonların değerlerinin bilinmesi gerekir, oysa ki idrar testleri değer vermez sadece var-yok, yüksek-yüksek değil gibi niteliksel bilgi verir. Ayrıca infertilite (kısırlık), doğurkanlık kapasitesi, yumurtalık kapasitesi gibi konularda bilgi edinebilmek için sadece hormon değerleri yeterli değildir, muayene, ultrason ve bazı diğer yöntemlerin kullanılması gerekir.
FSH hormonu yüksekliği ve kadının hamile kalabilme yeteneği arasındaki ilişkiyi açıklayan ayrıntılı yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Menopoz testi nasıl, ne zaman yapılır?
Kanda yapılan menopoz hormonu testleri adetin 3. günü (veya buna yakın günler) yapılır. Adet hiç göremeyen kadınlarda herhangi bir gün yapılabilir. Hastanın aç veya tok olması sonucu değiştirmez.
İdrarda yapılabilecek şekild eüretilen menopoz test kitleri sabah ilk idrarda uygulanır. Testi sabah su içmeden, yemek yemeden önce yapmak gerekir.

FSH ölçümü testi nasıl yapılır?
FSH düzeyi idrar testlerinde belirlenemez, idar testleri sadece yüksek veya yüksek değil şeklinde bilgi verebilir, hatta bu bilgiyide %100 doğrulukla vermez çünkü kadının içtiği su miktarı, idrar konsantrasyonu gibi çeşitli faktörlerden etkilenir. Kanda FSH hormonu düzeyi adetin üçüncü gününde ölçülerek FSH hormon düzeyi net değer olarak belirlenebilir.


İlgili Konular:
- Menopozda Hormon Testleri ve Değerleri
Tamamını >>

KISIRLIK (İNFERTİLİTE) VARLIĞINDA YAPILAN TAHLİLLER, TESTLER

Bir çiftte kısırlık yani infertilite varlığı söz konusu olduğunda bunun sebebinin araştırılması için ve hangi tedavilerin gerekebileceğinin planlanması için bazı tahliller, testler yapılır. Erkekle ilgili bir problemin varlığının araştırılması için öncelikle spermiogram (sperm testi) ve üroloji uzmanı tarafından ürolojik muayene yapılır. Gerekirze daha ileri tetkikler üroloji uzmanlarınca planlanır. Kadında öncelikle pelvik muayene, ultrasonografi daha sonra yumurtalık fonksiyonlarını gösteren hormon tahlilleri, over rezerv testleri (yumurtalık kapasitesi), rahim filmi (hsg), salin infüzyon sonografi (sis) ve son olarak gerekirse histeroskopi, laparoskopi işlemleri yapılır. Bunlar aşağıda daha detaylı olarak anlatılmıştır.

Pelvik muayene ve ultrasonografi:
İnfertilite (kısırlık) değerlendirilmesinde ilk basamaktır. Hastada myom, kist veya benzeri bir pelvik patoloji varlığı araştırılır. Doğumsal rahin anomalileri veya rahim içerisinde septum (perde) varlığı ultrasonografide tespit edilebilir. Tüplerin açık veya kapalı olması ultrasonografide izlenemez bunun için rahim filmi (HSG) gereklidir, hsg (histerosalpingografi) hakkınd detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ultrasonografi ile ayrıca folikül (yumurta) büyümesi ve ovulasyon (yumurtlama) varlığı takip edilebilir.

Hormon tahlilleri:
Kısırlık durumunda mutlaka yapılması gereken tahlillerdir. Adetin üçüncü günü yumurtalık (over) fonksiyonlarını gösteren hormon tahlilleri (FSH hormonu, östrojen hormonu) yapılır. Bu tahliller kadının yumurtalık kapasitesi (over rezervi) ve gebe kalma şansı hakkında önemli bilgiler verir. Göğüslerden süt gelmesi (galaktore) gibi bir durum varsa prolaktin hormonuna (süt hormonu) ve troid hormonlarına da bakılır. Bu hormonlarla ilgili detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Adetin 21. günü yapılan progesteron hormonu ölçümü ovulasyon (yumurtlama) olması hakkında bilgi verir.

Over rezerv testleri (yumurtalık kapasitesi değerlendirmesi):
Bu testler kadının yumurtalıklarının hormon üretme ve yumurtlama kapasitesini gösteren testlerdir. Bu testler tedavinin başarısı ve planlanması hakkında önemli bilgiler verir. Bu testler hakkında ayrıntılı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Salin infüzyon sonografi (SİS):
Halk arasında "sulu ultrason" diye tabir edilir. Rahim içerisine vajinadan ince bir kanül ile sıvı verilerek ultrason yapılmasıdır. Bu verilen sıvı sayesinde rahim içerisi genişleyeceği için rahim iç duvarındaki myom, polip ve benzeri patolojiler daha rahat izlenir. HSG ve SİS rahim içindeki patolojiler hakkında bilgi veren tetkiklerdir. SİS (sulu ultrason) hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Histeroskopi:
Rahim içerisine kamera ile bakılan histeroskop denilen bir sistem kullanılır. Rahim içerisindeki patolojilerin gözlenmesi ve bunların tedavisi için kullanılır. Rahim içerisindeki polip ve myomlar histeroskopi yöntemi ile alınabilir. Histeroskopi her kısırlık hastasında yapılması şart bir işlem değildir, genellikle sis ve hsg'de (rahim filminde) bir patoloji izlendiğinde histeroskopi yapılır, sis ve rahim filmi normalse histeroskopi yapılmaz. Histeroskoi hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Laparoskopi:
İnfertilite (kısırlık) durumunda tüplerin açıklığının değerlendirilmesinde en güvenilir yöntemdir. Ayrıca saptanan kist veya benzer patolojilerin tedavisi için kullanılır. Her infertilite hastasında yapılması şart bir işlem değildir ancak kist benzeri bir patoloji saptanmışsa veya rahim filminde tüpler kapalı olarak izlenmişse yapılır. Rahim filminde tıkalı olarak izlenen tüplerin bir kısmının aslında açık olduğu laparoskopi ile izlenebilir. Laparoskopi işleminde tüp içerisine verilen mavi boya ile tüplerin açıklığı izlenir. Tüplerin etrafındaki yapışıklıklar açılabilir. laparoskopi hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


İlgili Konular:
- Kısırlık (İnfertilite)
- FSH Hormonu Yükselmesi
- AMH (Anti-Müllerian Hormon) 
Tamamını >>

OVULASYON (YUMURTLAMA) TESTİ

YUMURTLAMA GÜNÜ BELİRLENMESİ İÇİN TESTLER
Yumurtlama yani ovulasyon normalde her adet döneminin ortasında yumurtalıklardaki folikül denen keseciklerden yumurtanın salınmasıdır. Evde bayanların kendi kendine yapabildikleri ovulasyon testleri yumurtlama gününü belirleyerek bu güne yakın zamanda ilişkide bulunmak suretiyle hamilelik şansını arttırmak için kullanılır. Evde yapılan ovulasyon testlerinin hangi mekanizmayla çalıştığının anlaşılması için öncelikle yumurtlama nasıl olur ve adet döngüsü her ay nasıl gerçekleşir bunun bilinmesi gerekir.

Ovulasyon (yumurtlama) ve adet döngüsü nasıl , ne zaman olur?
Adet kanamasının başladığı gün bir adet döneminin (döngüsünün) başlangıcıdır ve toplam adet dönemi yaklaşık 1 ay sürer. (Adet döneminden kasıt sadece kanamanın olduğu günler değil, bir adetin ilk gününden sonraki adetin ilk gününe kadar geçen ortalama 1 aylık dönemdir.) Bu dönemin başlangıcında beyinde hipofizden salgılanan FSH hormonu artar ve yavaş yavaş yumurtanın büyümesini sağlar. Büyüyen yumurta folikülünden östrojen hormonu salgılanır ve bu hormon da FSH gibi giderek artar. Adet döneminin ortasına gelindiğinde (yani adet kanaması başladıktan 14 gün sonra) FSH ve östrojen hormonu en yüksek seviyelere çıkmış olur, bu sırada ayrıca hipofizden LH hormonu salgılanmasında ani bir artış olur. Bu ani LH hormonu artışı (LH piki) ovulasyonu yani yumurtlamayı sağlayan ana mekanizmadır. LH artışından 24-36 saat sonra ovulasyon olur. İdrarda yapılan ovulasyon testleri bu LH artışını saptar. Tükrükte yapılan testler de östrojenin artmasına dayanır. Ovulasyon gerçekleştikten sonra östrojen, FSH, LH hormonları azalır, progesteron hormonu artmaya başlar. Ovulasyondan sonra yumurtanın bulunduğu folikül korpus luteum'a dönüşür ve progesteron buradan salınır. Eğer gebelik oluşmazsa progesteronun daha sonra azalması yeni adet kanamasını başlatacaktır. Eğer hamilelik oluşursa progesteron gebeliğin rahim içerisinde devamını sağlayacaktır ve azalamadan salgılanmaya devam edecektir.

İdrarda yapılan ovulasyon (yumurtlama) testi,  (LH testi):
İdrarda yapılan yumurtlama testi yukarıda anlatılan LH  hormonu artışını saptar. LH hormonu kanda arttığında idrara da geçer. İdrardaki bu LH artışını yakalamak için yumurtlama gününe yakın günlerde her gün bu test yapılmalıdır. Bunun için adeti ayda bir düzenli olanlar adet kanaması başladıktan 12 gün sonra teste başlayarak 5 gün boyunca her gün test yapabilirler. Ancak adet dönemi uzunluğu farklı olan kadınlar için test başlama zamanı değişecektir. Bunun için sağdaki tabloya bakınız. Örneğin adet dönemi uzunluğu yani bir adet kanamasının ilk gününden diğer adet kanamasının ilk gününe kadar olan süre 35 gün olan kişiler teste adet kanamasının ilk gününden saymaya başlayarak 18. gün başlamalıdırlar, 5 gün test yapmalıdırlar. Çünkü bu kadınlarda yumurtlama daha geç başlayacaktır. Yumurtlama yaklaşık olarak adet kanaması "başlamadan" 14 gün önce gerçekleşir. Adetlerii çok düzensiz olan bayanlarda yumurtlama gününün tahmin edilmesi zordur, bu durumlarda teste ne zaman başlayacağınız konusunda doktorunuza danışmalısınız.

Ovulasyon testi (kiti) nasıl kullanılır? Nasıl yapılır?
Testlerin markasına göre yapılış ve okunuş şekilleri değişebilir. Bazılarında idrar kabın içerisine konur ve test çubuğu (ovulasyon kiti) idrara batırılır. Bazılarında idrar yaparken akan idrara test çubuğu tutularak yapılır. Testin yapılış ve okunma kuralları ürünlerin kutusunda detaylı olarak yazmaktdır, o kurallara göre dikkatli şekilde uygulamalısınız. Test için sabah ilk idrarı kullanmamalısınız, bu yanıltıcı olabilir. Daha sonraki idrarlar kullanılabilir. Alkol, sigara, antibiyotik, ağrı kesici, fitil (ovul) vb. testi etkilemez ancak yumurtlama tedavisi için kullanılan hormon iğneleri (çatlatma iğnesi) gibi ilaçlar testi etkileyip yanıltabilir. Çok su ve sıvı gıdalar alınması idrarı dilüe edeceği için idrardaki LH konsantrasyonu azalır ve test yanlış negatif çıkabilir, bu nedenle testi yapmadan önce 2 saat fazla sıvı almamalısınız.

Ovulasyon testi pozitif sonuç verdiğinde:
Markaya göre değişmekle birlikte genellikle iki pembe çizgi çıkması testin pozitif olduğunu yani yumurtlama olacağını gösterir, tek çizgi olması o gün yumurtlama olmayacağını gösterir. Eğer test pozitif (olumlu) çıkarsa yani LH artışı saptanırsa bu ortalama 24-36 saat sonra yumurtlama olacağı anlamına gelir. Bu durumda yumurtlama testini uyguladıktan 24 saat sonra ilişkiye girmeniz uygun olacaktır. Çünkü yumurtlama LH artışından 24-36 saat sonra gerçekleşir ve yumurta hücresi 24 saat canlı kalabilir.
Sperm ortalama 3 gün canlı kalabilir, kadının yumurtası ise ortalama 1 gün canlı kalablir. Bu nedenle insanlar tam yumurtlama gününde ilişkide bulunmasalar bile hamilelik oluşabilir. Örneğin ayın 10'unda yumurtlama olacak bir kadında ilişki ayın 7-8'inde olsa bile sperm 3 gün yaşayabileceği için gebelik oluşabilir. Aynı şekilde ilşki ayın 11'inde olsa bile yumurta hücresi 24 saat canlı kalabileceği için gebelik oluşabilir. Bu nedenle kadının her adet döngüsünde hamile kalabileceği yumurtlama öncesi ve sorasını kapsayan yaklaşık 5 günlük süre vardır. Diğer günlerde ilişki olsa da hamilelik olması imkansızdır.

Dikkat: Ovulasyon testleri doğum kontrol yöntemi olarak kullanılamaz.
Bu testlerle yumurtlama gününü saptayıp ona göre ilişki günlerini belirlemek ve hamilelikten korunmak imkansızdır. Çünkü sperm ve yumurtanın canlı kalabilme sürelerinden dolayı hamilelik oluşma günleri değişkendir, tek bir gün değildir. Örneğin siz testi yapmadan önce girdiğiniz bir ilişkiye bağlı olarak hamile kalabilirsiniz.

Tükürük ile yapılan ovulasyon testleri:
Bu testler yukarıda anlatıldığı gibi adet döneminin ortasındaki günlerde artan östrojen hormonuna bağlı olarak yumurtlama gününü tespit etmeye dayanır. İdrar testleri kadar kullanışlı değildir ve o kadar yaygın değillerdir.

Kan tahlili ile veya ultrasonografi ile ovulasyon (yumurtlama) tespiti:
LH hormonu kanda da tahlil ile ölçülebilir ve yüksekliğine bağlı ovulasyon tahmin edilebilir ancak bu yöntem pek kullanılmaz. Bunun yerine ultrasonografide yumurtanın büyümüş olması ovulasyonun yaklaştığını bize gösterir. Yumurta (folikül) büyüklüğü yaklaşık 18-20 mm olduğunda yumurtlama gerçekleşir. Ayrıca yumurtlama gününden 1 hafta sonra (adetin 21. günü) kanda yapılan progesteron ölçümünde yükseklik saptanması ile o ay yumurtlama olduğu tespit edilmektedir gerekli durumlarda. Bazen yumurtlamadan kısa süre sonra yapılan ultrasonografide yumurtlamaya bağlı karında sıvı tespiti ve yumurtlama gerçekleşen bölge görülebilmektedir ancak bu her zaman mümkün değildir.


İlgili Konular:
- Otomatik Yumurtlama Tarihi Hesaplayıcı
- Yumurtlama Belirtileri
Yumurta Çatlaması Nedir?
- Gebelik Testi
Evde Kısırlık Testi
- Hamile Kalmayı Kolaylaştırmak İçin Yapılması Gerekenler
Yumurtlama Problemi (Yumurtlama Bozukluğu)
Tamamını >>

HAMİLELİKTE (GEBELİKTE ) YAPILAN TESTLER VE TAHLİLLER

Hamileliğin başlangıcından sonuna kadar farklı dönemlerde çeşitli tahliller ve testler yapılmaktadır. Hatta bazı tahlillerin gebelikten önce çiftler hamileliğe karar verdiğinde yapılması daha uygundur. Bazı testlerin gebeliğin belirli haftalarında yapılması gerekir o haftalar dışında yapılamaz bu nedenle hamilelikte bu testler dikkatle takip edilmelidir, zamanları kaçırılmamalıdır. Gebelikte yapılan testlerin bir kısmı her gebede rutin olarak yapılır, bir kısım testlerde sadece bazı gebeliklerde belli durumlar oluştuğunda yapılır. Bu testlerin hepsi gebeliğin başından sonuna doğru yapıldığı haftalara göre sırasıyla aşağıda anlatılmaktadır.

İlk muayenede yapılan tahliller:
Bu testler çiftin doktora ilk başvurusunda yapılan tahlillerdir. En doğru olanı çiftlerin gebelik oluşmadan önce henüz gebeliğe karar verdiklerinde doktora başvurmaları ve bu görüşmede tahlillerin yapılmasıdır. Çünkü bu testlerde saptanabilecek bazı anormalliklere göre gebelik daha başlamadan önce önlemler alınabilir. Ancak çiftlerin çoğunluğu gebelik oluştuktan (adet gecikmesinden) sonra doktora başvurmaktadır. Bu ilk görülmede jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile kadın genital organları değerlendirilir. Son 1 yıl içerisinde yapılmadıysa smear testi yapılmalıdır. Genel sistemik muayene de yapılabilir ve gerekirse anormallik varlığında ilgili branş uzmanına konsültasyon yapılabilir. İlk muayenede yapılan tahliller:
- Tam kan sayımı (Hemogram): Annede kansızlık (anemi) var mı araştırmak için.
- Anne ve baba kan grupları: Kan uyuşmazlığı saptanırsa önlem alınması için.
- Kan uyuşmazlığı varsa IDC (İndirekt Coombs testi)
- Tam idrar tetkiki (Gerekirse idrar kültürü)
- TSH : Annede guatr ve troid hormon bozukluğu varsa bebeği etkileyebilir, bozukluk saptanırsa dahiliye uzmanı tarafından tedavi gerektirir.
- Toxoplazma IGM ve IGG: Detaylı bilgi için tıklayın.
- Rubella IGM - IGG (Kızamıkçık testleri): Detaylı bilgi için tıklayın.
- CMV IGM ve IGG: Detaylı bilgi için tıklayın.
- Hepatit B için HBsAg ve AntiHBs testleri yapılır: Annede Hepatit B saptanırsa bebeğe bulaşmayı engellemek için doğumdan sonra bebeğe antikor iğnesi yapılır.
- HCV testi
- HIV (AIDS) testi
- Sfiliz (frengi) için VDRL testi rutin olarak şart değildir ama yapılabilir.
- Diabet açısından riskli hastalarda açlık kan şekeri
- Biyokimya (kolesterol, böbrek ve karaciğer testleri v.b) gebelikte rutin önerilen bir test değildir. Anne yaşı ileri ise veya sistemik bazı hastalıkları varsa yapılmalıdır.

11-14 haftalar arasında:
Gebeliğin 11. haftasından sonra ultrason muayenesinde bebeğin ense kalınlığı (NT) ölçülür ve ikili test (kan tahlili) yapılır. Bu tahlil 11-14 hafta arasında yapılabilir, 14. haftadan sonra yapılamaz. Bu test hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

16-20 haftalar arasında:
Bu haftalar arasında üçlü test (triple test) veya dörtlü test yapılır. Eğer bu test sonucu riskli gelirse amniosentez (bebekten su alınması) yapılarak daha ileri inceleme yapılabilir. Bu test hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

24-28 haftalar arasında:
- 50 gr glukoz yükleme testi (Şekerli su testi) 24-28 haftalar arasında yapılır. Bu test sonucu 140'dan yüksek gelirse 100 gr OGTT testi yapılır. Bu testler hakkında detaylı bilgi için tıklayın. Bu haftaları kaçırmış ve daha ileriki haftalarda gelen hastalarda açlık ve tokluk kan şekeri bakılarak da hastanın diabete yatkınlık durumu değerlendirilebilir.
- Anne baba arasında kan uyuşmazlığı varsa 28. haftada IDC (indirekt coombs testi) yapılır ve bu test negatif çıkarsa anne-bebek arasında kan uyuşmazlığına bağlı etkilenme olmadığını gösterir. Bu durumda kan uyuşmazlığı iğnesi yapılır. Etkilenme varsa (İndirekt coombs testi pozitif çıkarsa) daha ileri tetkiklerle bebekte etkilenmenin ne derecede olabileceği araştırılır. Bu konuda detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yukarıda anlatılanlar hemen hemen her gebede yapılan rutin tahlillerdir. Gebelikte oluşan bazı durumlarda ve bazı hastalıklarda yukarıdaki tahliller dışında başka tahlillerin de yapılması gerekebilir.

35-37 haftalar arasında:
Bu haftalar arasında annede Grup B Streptokok (bakteri) taraması önerilmektedir ancak ülkemizde henüz fazla yaygınlaşmamış bir uygulamadır. Bu konu hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Gebeliğin özellikle son haftalarında, bebeğin sıkıntıda olduğundan şüphe duyulan durumlarda ve gün aşımı (günün geçmesi) durumunda NST (non stres test) çekilir, NST hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Biyofizik profili de NST'ye ek olarak yapılan bebeğin durumunu değerlendirmeye yarayan başka bir testtir, detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bebek ile ilgili bazı riskli durumlar saptandığında ileri değerlendirme için yapılan bir test de doppler ultrasonografi ölçümüdür.


İlgili Konular:
- Hafta Hafta Gebelik
- Gebelikte Zeka Testi Nedir? Ne zaman Yapılır?
- Gebelikte Grup B Streptokok Taraması
Tam Kan Sayımı Tahlili (Hemogram)
Tamamını >>

KONTRAKSİYON STRES TESTİ (CST) (OCT)

Kontraksiyon stress testi (Contraction stress test - CST) (Oksitosin challenge test - OCT)

Bu test ile anne rahminde oluşturulan kasılmalara fetusun verdiği cevaplar değerlendirilir. Rahimde (uterusta) oluşturulan kasılmalarla doğum sırasında oluşacak sancılar taklit edilmeye çalışılır. Doğuma yakın haftalarda yapılır, erken haftalarda yapılmaz çünkü yaratılan sancılar erken doğuma sebep olabilir. NST'nin nonreaktif (fetusta sıkıntı şüphesi) olduğu durumlarda OCT testi ile fetus tekrar değerlendirilir.

Anne rahmindeki kasılmaları oluşturmak için serum içerisinde oksitosin hormonu (suni sancı) verilir ya da meme ucu uyarılarak da kasılmalar oluşturulabilir. Anne karnına NST aleti (kardiyotokograf) bağlanarak kağıt üzerinde oluşan kasılmalar ve bu kasılmalara bebeğin kalp atışlarının verdiği cevaplar izlenir. Efektif kasılmalar oluştuktan sonra yani kasılmalr 10 dakikada 3 tane olacak kadar sıklaştıktan sonra bebeğin kalp atımları bu kasılmaların en az yarısında yavaşlıyorsa (geç deselere oluyorsa) OCT testi pozitiftir denir, bu fetusta sıkıntı yani fetal distress halini düşündürür. Bu durumda çoğunlukla fetusun normal doğum sırasında oluşacak kasılmalara da aynı şekilde cevap vereceği yani kalp atımının yavaşlayacağı düşünülür ve bu yüzden sezaryene karar verilir. Test sırasında oluşan kasılmalara karşın fetusun kalp atımları yavaşlamıyorsa OCT negatif olarak kabul edilir, bu fetusun sıkıntıda olmadığını rahim içerisinde iyi durumda olduğunu gösterir.

Negatif bir CST ‘i takiben bir hafta içinde fetal ölüm oranı % 0.1 ‘in altındadır. Bir çalışmada 1337 riskli gebelikte sadece bir ölüm olduğu belirtilmiş.

Aşağıdaki durumlarda CST yapılamaz:
- Klasik sezeryan ya da myomektomi ameliyatı geçirmiş hastalar
- Plasenta previa (Bebeğimn eşinin önde olması)
- Plasenta dekolmanı (Bebeğin eşinin erken ayrılması)
- Erken doğum tehtidi
- Çoğul gebelik
- Servikal (rahim ağzında) yetmezlik olanlar

CST Değerlendirilmesi - Özet:
Nonreaktif: Test sırasında akselarasyon (fetusun kalp atımlarında hızlanma) olmaması
Reaktif: Test sırasında akselarasyonların izlenmesi
Negatif: Geç deselarasyon olmaması (10 dakikada en az 3 kontraksiyon olduğu halde)
Pozitif: Kontraksiyonların yarısından fazlasında belirgin kalıcı ve tekrarlayan geç deselerasyonların olması
Kuşkulu: Kalıcı olmayan ve tekrarlanmayan geç deselerasyonlar
Hiperstimülasyon: 10 dakikada 5 den fazla ve 90 saniyeden uzun süren kontraksiyon varlığında geç deselerasyon olması
Yetersiz: Test sırasında uterus kontrakisyonlarının (kasılmaların) elde edilememesi


İlgili Konular:
- NST
Biyofizik Profil (BPP)
Tamamını >>

NST (NONSTRES TEST)

Bebeğin kalp atışlarının seyrini ve kalp atışlarının bebek hareketleriyle, varsa kasılmalarla olan ilişkisini gözlemlememize yarayan testtir. Bu teslerden en yaygın kullanılanı NST'dir.
Bu gözleme göre fetusun normal ya da sıkıntı (distres) halinde olduğu anlamaya çalışılır. NST fetusun iyilik halinin saptanması için yapılan testlerden birisidir. Fetusun iyilik halini saptamak için yapılan diğer testler ultrason, amnion sıvısının ölçümü, doppler ölçümleri, biyofizik profil, OCT gibi testlerdir.

Prop olarak adlandırılan ve gebenin karnı üzerine sabitlenen iki ucu vardır. Proplardan biri rahmin kasılmalarını diğeri ise bebeğin kalp seslerini algılar. Algılanan kasılmalar ve kalp sesleri cihaz tarafından bir grafik kağıt üzerine aktarılır. Test sırasında annenin sol yana yatar pozisyonda olması rahime kan akımını arttıracağı için gereklidir.

Yaklaşık 20 dakika süren bu işlem sırasında gebelerden bebeklerin her hareketlerini hissettiklerinde ellerine verilen küçük bir butona basmaları istenir. Böylelikle bebeğin kalp atım hızı ve reaktivitesi (atım hızındaki değişkenlikleri), rahimdeki kasılmalar ve bebeğin kalbinin bu kasılmalara verdiği cevaplar hekim tarafından değerlendirilerek bebeğin sağlığı hakkında dolaylı bir bilgi elde edilmiş olur.

Riski olmayan gebeliklerde NST uygulamasının 36. gebelik haftasından sonra haftada bir, 40. gebelik haftasından sonra ise 2-3 günde bir tekrarlanması önerilir. NST işlemi öncesi annenin karbonhidrattan zengin diyetle karnını doyurarak tok olması önerilir. 28 haftadan küçük fetuslarda NST yapılmaz çünkü fetus henüz bu tür tepkiler verecek kadar gelişmemiştir. Fetusun uykuda olması da testi yanlış nagatif gösterebilir.


Fetusun iyilik halinin NST ya da diğer yöntemlerle değerlendirilmesi gereken durumlar:
- Fetal hareketlerin az hisedilmesi
- Erken membran rüptürü (Suların erken gelmesi)
- Amnion sıvısının az ya da fazla olması
- IUGR (Fetusta gerlişme geriliği)
- Günaşımı
- İzoimmnunizasyon (Kan uyuşmazlığı)
- Fetal anomaliler
- Çoğul gebelikler
- Anormal ya da irregüler fetal kalp atımları
- Hipertansiyon
- Diyabet
- Böbrek hastalıkları
- Kollojen doku hastalıkları
- Kalp hastalıkları
- Tirotoksikoz (Guatr testlerinde bozukluk)
- Hemoglobinopatiler
- Anemi

Bütün testlerde olduğu gibi NST'nin de hata payları vardır. NST'nin reaktif (iyi sonuçlu) olması nonreaktif (kötü sonuçlu) olmasından daha güvenilir bir bulgudur. NST'de reaktif yani iyi sonuç alındığında güvenilirlik %95'ir yani fetus %95 olasılıkla gerçekten iyi durumdadır. Fakat NST non-reaktif yani kötü sonuç verdiğinde fetusun gerçekten kötü (sıkıntı, fetal distres) durumunda olma oranı %40'dır.

REAKTİF NST
NST'de 20 dakika süresinde fetusun kalp atımlarında en az 2 kere 15 atımlık ve 15 saniye süren hızlanmalar oluyorsa bu test reaktif yani iyi olarak değerlendirilir. 20 dakika süresince fetusun kalp atımında bu şekilde 2 defa hızlanma olmazsa test 40 dakikaya uzatılır. Bu ikinci 20 dakikada da fetus kalp atımlarında 2 defa hızlanma olmazsa test non-reaktif yani kötü olarak değerlendirilir. NST sonucunun reaktif yani iyi olarak değerlendirilmesi fetusun 1 hafta süreyle yüksek olasılıkla iyi durumda olacağını gösterir.

NON-REAKTİF NST
Yukarıda anlatıldığı şekilde non-reaktif yani kötü sonuçlu olduğuna karar verilen test sonucunda fetusun kesin olarak kötü yani sıkıntılı durumda olduğu söylenemez. Non-reaktif NST'nin güvenilirliği düşüktür. Bu yüzden daha ileri testler ile fetus tekrar değerlendirilir. Bunun için kontraksiyon stres testi (CST, OCT), biyofizik profil, doppler, ultrason gibi testler kullanılır.

DESELERATİF NST
NST çizelgesinde fetusun kalp atımlarında saptanan yavaşlamalardır. Fetusun sıkıntı (fetal distres) halinde olabileceğini düşündürür. Erken deselerasyon, geç deselerasyon ve değişken deselerasyon olmak üzere 3 çeşit deselerasyon varıdır. Erken deselerasyonlar NST'de izlenen kontraksiyonlardan (rahimdeki kasılmalardan) hemen önce oluşan deselerasyonlardır ve fetusun kafasının sıkışması sonucu oluşurlar, önemsiz deselerasyonlardır, fetusun sıkıntı halinde olduğu anlamına gelmez. Değişken deselerasyonlar ise kontraksiyonlardan bağımsız olarak meydana gelirler ve kordon sıkışması sonucu oluşurlar bu yüzden önemli deselerasyonlardır. Geç deselerasyonlar kontraksiyonlardan hemen sonra meydana gelirler ve plasentanın yetmezliğinden kaynaklanırlar, fetusun sıkıntı halinde olduğuna (fetal distres) işaret eder. Deselerasyonların çok şiddetli olduğu durumlarda acil sezaryen gerekebilir.

Deselerasyon nedenleri:
- Plasental yetmezlik
- Kordon basısı
- Baş basısı
- Uterin hiperaktivite
- Annede hipotansiyon
- Epidural, spinal anestezi
- Dekolman plasenta
- Eklampsi nöbeti

FETAL TAŞİKARDİ
NST çizelgesinde fetusun kalp atımının 160 /dk 'nın üzerinde seyretmesidir. 160-180 arası hafif taşikardi, 180-200 arası orta, 200'ün üstü şiddetli taşikardi olarak adlandırılır. Sebepleri:
- Annede yüksek ateş en sık sebeptir.
- Koryoamniyonit (Gebelik zarlarının iltihabı)
- Feta hipoksinin erken dönemleri, fetal distres
- Annede hipertroidizm
- Annede ve fetusta anemi
- Parasempatolitik etkisi olan ilaçlar: Ör: Atropin, hidroksizin
- Sempatomimetik etkisi olan ilaçlar: Ritodrin, terbutalin (preterm eylem tedavisinde kullanılır.)
- Fetusta kalp yetmezliği ya da başka bir kalp patolojisi
- Prematurite

FETAL BRADİKARDİ
Fetal kalp atımının 110 atım/dk altında olmasıdır. Sebepleri:
- Fetal baş basısı en sık sebeptir
- Fetal kalp bloğu
- Maternal hipotermi
- Fetal distres
- Anneye genel anestezi verilmesi

SİNÜZOİDAL TRASE
Düzenli sinüs dalgaları şeklinde oluşan trasedir, Nedenleri:
- Ciddi anemi
- Ciddi fetal hipoksi ve fetal distres
- Rh Rh etkileşmesi
- Fetomaternal kanama
- TTTS
- Kordon basısı

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

İlgili Konular:
- OCT (Kontraksiyon Stres Testi)
- Biyofizik Profil (BPP)
Tamamını >>

UYARI: Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır.
Yazıların her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz. devamı >>

Dr. Dinçer Yıldırım
"Gebelik ve kadın hastalıkları konusunda ayda 1 milyondan fazla ziyaretçi sayısı ile en çok tıklanan, en geniş içerikli site"