AKINTI GELMESİ HAMİLE KALMAYI ENGELLER Mİ?

Vajinadan iç çamaşırı üzerine akıntı gelmesi her zaman bir hastalığa işaret etmez. Kadınlarda adetin orta döneminde yani yumurtlama gününe yakın dönemde akıntı olması normaldir ancak bu akıntı berrak, kokusuz ve az miktardadır. Bunun dışında kötü kokulu; sarı, yeşil, pembe, kırmızı, kahverengi, siyah gibi renklerde ve kasık ağrısının, kaşıntının eşlik ettiği akıntılar normal akıntı olarak düşünülmemeli ve mutlaka değerlendirme için doktora başvurulmalıdır. Muayene sonucunda patolojik bir akıntı mı yani vajinal enfeksiyon (vajinit) var mı netleşecektir.

Akıntı hamile kalmayı engeller mi?
Akıntı yani vajina içerisinde enfeksiyon normalde spermlerin rahim içerisine ulaşmasını ve gebelik oluşmasını engellemez. Ancak akıntıya eşlik eden karın içerisinde daha ciddi bir enfeksiyon varsa (PID gibi) o durumda tüplerde yapışıklığa neden olarak gebelik oluşmasını engelleyebilir. Akıntı olan kadınların çoğunluğunda akıntı sadece vajina içerisinde sınırlınır, bu derece karın içerisine kadar kapsayan enfeksiyon nadirdir.

Akıntının hamileliğe bir zararı olur mu?
Kötü kokulu akıntı veya renkli akıntı varken hamile kalmanın ilk aylarda gebelik veya bebek üzerine kötü bir etkisi olmaz, hamileyken tedavi verilebilir. Hamilelik için zararı olmayan fitil (ovül) ve gerekirse kremler akıntı için reçete edilecektir.

Gebeliğin ilerleyen aylarında akıntı, vajina enfeksiyonu, idar yolu enfeksiyonu gibi her tür enfeksiyon erken sancı başlamasını tetikleyebilir yani erken doğum riski yaratabilir. Bu nedenle ileri gebelik aylarında fark edilen akıntı ve enfeksiyonlar  tedavi edilmelidir. Eğer patolojik bir akıntı değilse yani enfeksiyona bağlı olmayan normal bir akıntı ise bu durumda tedavi gerekmez.

Hamileliğin özellikle 5-9 ayları arasında görülen su gelmesi durumu bazen akıntı ile karıştırılabilir. Su gelmesi tamamen farklı bir durumdur ve akıntı ile karıştırılmamalıdır. Akıntı ve su gelmesi arasındaki fark hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Hamileliğin ileri aylarında ve doğuma yakın günlerde olan akıntıların her zaman su gelmesi ile karışabileceği akılda tutulmalıdır ve doktora başvurulmalıdır. Akıntı sanılan ve aslında su gelmesi olan bir durum gebelik ile ilgili tehlikeli sonuçlara ve erken doğuma neden olabilir, bu nedenle  akıntı görüldüğünde doktora başvurmak şarttır. Doğumun başladığını gösteren kanlı akıntı (nişan kanaması) hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


İlgili Konular:
- Hamilelikte Akıntı Normal Midir? Ne Zaman Başlar?
- Hamilelikte Vajinal Enfeksiyonlar
- Hamile Kalmayı Engelleyen, Zorlaştıran Faktörler
Tamamını >>

RAHİM VE YUMURTALIK KANSERİ OLANLAR HAMİLE KALABİLİR Mİ?

Rahim, yumurtalık (over) ve rahim ağzı (serviks) kanserleri özellikle genç yaşta görüldüğünde çocuk sahibi olmak isteyen hastalar açısından sıkıntı yaratabilmektedir. Eski yıllara kıyasla evlenmeler daha ileri yaşlarda gerçekleştiği için bu tür hastalar çocuk sahibi olmadan teşhis alabilmektedir. Bu kanserlerde çoğu zaman kadın genital organlarının yani rahim ve yumurtalıkların ameliyatla alınması gerekmektedir ancak nadir bazı durumlarda bu organlar ameliyatla alınmadan hastaya hamile kalma şansı verilebilmektedir; aşağıda bu durumlar açıklanmıştır.

RAHİM (ENDOMETRİUM) KANSERİ OLANLAR HAMİLE KALABİLİR Mİ?
Rahim kanserinin en sık türü endometrium kanseridir, bu nedenle bu yazı buna yöneliktir. Rahimde görülen diğer kanser türleri örneğin sarkomlar hemen her zaman ameliyatla rahmin tamamen alınmasını  gerektirdiği için hamile kalma şansı yoktur. Endometrium adenokanseri görülen genç hastalar şu şartları karşıladıkları taktirde ameliyat edilmeden sadece ilaç (progesteron) tedavisi ile hamile kalma şansı elde edebilirler:
- Kanserin" endometrioid" tip olması gerekir. Diğer daha riskli tiplerde rahmi almamak çok risklidir ve hamilelik şansı verilemez.
- Düşük derece (low grade) olması gerekir.
- Kanser sadece rahim içerisinde sınırlı olmalı ve diğer hiçbir organda ve lenf nodlarında tomografi ile kanser görülmemelidir.

Üstte sıralanan bu faktörler ve hastaya/hastalığa göre değişebilecek bazı diğer faktörler doktor ve hasta arasında görüşülüp tartışılarak ameliyat yerine ilaç tedavisi uygulamak konusunda karar verilir. Bu ilaç tedavisinin ameliyat tedavisine göre hastalığın geleceği konusunda daha riskli olduğu ve bunun standart tedavi olmadığı, sadece çocuk sahibi olmayan ve çocuk sahibi olmayı çok isteyen zor durumdaki hastalara bazı şartlarda uygulanabilen bir tedavi olduğu açıklanır. Hasta doğum yaparsa ve çocuk sahibi olursa, ameliyat ile rahim ve yumurtalıklar alınarak tam tedavi tekrar uygulanır.

RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ OLANLAR HAMİLE KALABİLİR Mİ?
Kadın genital kanserleri arasında en genç yaşta görülen kanser türü budur ve bu nedenle bebek sahibi olmak isteyen anne adayları ile sık karşılaşılır. Şu şartları taşıyan hastaların rahimleri ameliyatla alınmadan gebe kalma ve çocuk sahibi olma şansı verilebilmektedir.
- Kanser çok erken evre yani mikroinvaziv kanser ise (Evre 1A1, 1A2) ve 2 cm'den küçük 1B1 olanlar: Bu durumdaki hastaların bazılarına sadece konizasyon işlemi yeterlidir (1A1), konizasyon rahim ağzından koni şeklinde bir parça alınmasıdır yani rahim ağzı tamamen alınmaz sadece orta dış kısmından bir parça alınır, ameliyat vajina yoluyla yapılır. Bu hastalar hamile kalmayı deneyebilir ve yüksek oranda bebek sahibi olabilirler.
Evre 1A2 ve 2 cm'den küçük tümörü olan 1B tümör olan bazı hastalara trakelektomi denilen ameliyat uygulanabilir. Trakelektomi sadece rahim ağzının alınması anlamına gelir, rahim ve vajina alınmaz. Bu nedenle hastanın hamile kalma şansı vardır ancak üstte bahsedilen konizasyon işlemi kadar yüksek oranda hamilelik elde edilemez. Konizasyon işleminde rahim ağzından sadece koni şeklinde bir parça alınırken, trakelektomi ameliyatında rahim ağzı tamamen alınır.
- 2 cm'den büyük ve lenf nodlarına veya başka organlara yayılmış kanser durumunda hastanın hamilelik şansı olamaz. Her hasta ve her hastalık farklıdır, bu nedenle hamilelik şansı vermek veya vermemek konusu hasta doktor arasında konuşularak birlikte karar verilmesi gereken bir konudur çünkü her iki durumun da farklı riskleri vardır.

YUMURTALIK (OVER) KANSERİ OLANLAR HAMİLE KALABİLİR Mİ?
- Yumurtalık kanserinin bazı düşük riskli türlerinde sadece bir yumurtalığın ameliyatla alınması yeterli olabilmektedir, örneğin borderline tümörler, bazı germ hücreli ve seks-kord stromal tümörler... Bu durumda geriye tek yumurtalık ve rahim kaldığı için hastanın hamile kalma yani çocuk sahibi olma şansı vardır.
- Yüksek riskli yumurtalık kanserlerinde ise (örneğin seröz kistadenokarsinom), sadece kanser tek yumurtalıkta sınırlı ise ve düşük dereceli (düşük grade) ise ve karın içerisine hiçbir yayılma yoksa, bazı hastalarda tek yumurtalık alınarak hastaya gebelik şansı verilebilmektedir. İleri yaştaki hastalarda her zaman standart tedavi iki yumurtalığın ve rahmin hatta bazen lenf bezlerinin tamamen alınmasıdır. Genç yaştaki hastalar doktorları ile hamilelik şansı için kriterlerinin uyup uymadığını ve  bu kısıtlı tedavi yönteminin getirebileceği ek riskler konusunda konuşmalıdır.


İlgili Konular:
- Rahim Kanseri
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri
- Yumurtalık (Over) Kanseri
Tamamını >>

HAMİLELİKTE IKINMAK BEBEĞE ZARAR VERİR Mİ?

Hamileler kabızlık gibi nedenlerle ıkınmaktan endişe edebilmektedir. Hiçbir problem olmayan ve sancı başlamamış, su gelmemiş, kanama olmayan normal bir gebelikte tuvalette veya başka nedenle, örneğin ağır bir yük kaldırırken ıkınmak düşük veya erken doğuma sebep olmaz. Ikınmak karın içi basıncını arttıran bir harekettir bu nedenle doğum sırasında doğumu kolaylaştırmak için bebeği itmek için özellikle uygulanır ancak açılma başlamamış yani doğum başlamamış bir gebede ıkınmanın doğumu başlatması veya düşüğe sebep olması mümkün değildir.

Düşük tehtidi, kanama, su gelmesi, sancı, açılma olan bazı gebelik durumlarında ıkınma ile kanama ve su gelmesi artabileceği içi doktorunuz bu tür harketlerden kaçınmanızı önerir. Normal ve her şeyin yolunda gittiği bir gebelikte ıkınmanın zararı olmaz.

Kabızlık, hamilelik döneminde artan bir şikayet olduğu için tuvalet sırasında ıkınmak ve zorlanma gibi şikayetler sık görülür. Hamilelikte kabızlık problemi ve nasıl önleneceği konusunda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Tamamını >>

HAMİLEYKEN ÜŞÜTMEK BEBEĞE ZARAR VERİR Mİ?

Halk arasında üşütmek deyimi bazen üst solunum yolu enfeksiyonları, bazen mide hastalıkları bazen ayak veya diğer vücut bölgelerinin sızlaması, üşümesi gibi anlamlarda kullanılır.

Mide ile ilgili problemler gebelik veya bebek ile ilgili bir probleme genellikle sebep olmaz. Ancak aşırı ishal gibi ciddi durumlar varsa annenin çok susuz (dehidrate) kalması ve beslenememesi gibi nedenlerle erken doğum sancılarının başlamasına sebep olabilir. Mide ağrısı ve yanma için gebelikte kullanılabilen ilaçlar vardır, mide şikayetleri varlığında doktora başvurmak gerekir.

Baş ağrısı, üst solunum yolu enfeksiyonları ve idrar yolları ile ilgili enfeksiyonlar varsa hamilelikte çeşitli belirtiler ile kendini gösterebilir. Boğaz ağrısı, yutkunma zorluğu, öksürük, ateş, idrar yaparken yanma gibi şikayetler varsa hemen doktora başvurulmalıdır. Gebelikte bu tür enfeksiyonlar, özellikle yüksek ateşe sebep olacak kadar şiddetli ise zararlı olabilir. Yüksek ateş ve enfeksiyonlar erken doğum gibi çeşitli problemlere neden olabilir. Hamilelikte kullanılabilen bazı antibiyotikler ve ateş düşürücüler vardır ancak bu tür ilaçların hepsi hamileler için uygun değildir, bu nedenle asla doktora başvurmadan ilaç kullanılmamalıdır.

Üşütmek hamile kalmayı engeller mi?
Yukarıda bahsedilen enfeksiyonlar bir kadının yumurtlamasını veya hamile kalmasını engellemez. Hamile kaldıktan sonra şiddetli bir enfeksiyon geçirilirse gebeliğin kaybına neden olabilir.
Tamamını >>

GEBELİKTE ÇOK UYUMAK BEBEĞE ZARAR VERİR Mİ?

Hamilelik döneminde bazı anne adaylarında gündüz ve gece fazla uyku isteği olabilmektedir. Eğer aşırı uyuma isteğinin altında yatan bir problem yoksa uyumak bebeğe bir zarar vermez. Bazan aşırı uyku isteği kansızlık (anemi) gibi bir hastalıktan kaynaklanır ve hamile anne adayı sürekli halsizlik, yorgunluk, bitkinlik, sürekli yatma ve ayağa kalkmak istememe gibi belirtiler hisseder. Bu durumda altta yatan sebep tedavi edildiğinde uyuma isteği kaybolur.  Bu nedenle bu tür belirtileri olan anne adaylarının mutlaka muayene olması ve durumu doktorlarına bildirmesi gerekir.

Sürekli yatmak ve uyumak doğal olarak hareketsiz bir yaşama sebep olacaktır ve bu da annede fazla kilo alımına sebep olacaktır. Fazla kilonun hem anne hem bebek üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır.

Hamileler kaç saat uyumalıdır?
Hamlelikte fazla uyumanın iyi bir şey olduğu veya bebeğe faydalı olduğu düşüncesi yanlıştır. Hamileler için uygun olan uyku süresi diğer insanlarla aynıdır. Günde en az 6-7 saat, en fazla 9-10 saat uyku süresi idealdir. Çok az uyumak da çok fazla uyumak da annenin kendisi iyi hissetmemesine ve günleri bitkin geçirmesine neden olur.

Ayrıca sanıldığının aksine çok veya az uyumanın bebeğin cinsiyetiyle ilgisi yoktur,  bebeğin kız veya erkek olduğu anlamına gelmez.


İlgili Konular:
- Hamilelikte Uykusuzluk - Uyku Problemleri
Tamamını >>

HAMİLELİKTE İDRARIN RENGİ VE KOKUSU NASIL OLUR?

Hamilelik döneminde idrar rengi ve kokusu genel olarak hamile olmayan kadınlar ile aynıdır. Gebelik isteyen ve ilişkide bulunmuş bir kadının idrar renginde veya kokusunda olan değişiklik gebe kaldığı konusunda fikir vermez yani gebelik oluşması idrarın rengi ve kokusunda değişikliğe neden olmaz.

Hamilelikte idrar renginin koyulaşması:
Hamilelerde veya diğer kadınlarda bazı dönemlerde idrar renginde koyulaşma fark edilebilir, bunun en sık nedeni az su içmektir. Gün içerisinde az su içildiğinde veya diğer sıvılar fazla tüketilmediğinde idrar konsantre olur ve koyulaşır. Bunun dışında bazı ilaçlar, vitamin hapları, antibiyotikler, havuç gibi bazı meyveler idrar renginde koyulaşmaya sebep olabilir.
İdrar rengindeki koyulaşma kırmızı tonda ise mutlaka doktora başvurmak gerekir çünkü gebelerde veya diğer kadınlarda bazen enfeksiyon, taş gibi nedenlerle idrar yollarında kanama olabilir ve idrardaki kırmızılığın nedeni idrara kan karışması olabilir. Bu kanlı idrar halini bazı hastalar "çay rengi" diye tarif ederler.
Nadiren yeşilimsi veya açık yeşil idrarı olduğunu ifade eden hastalar olabilmektedir ve bu durum çoğunlukla idrara yeşil pigment boyası veren bir ilaç veya meyve sebzelerden birisinin aşırı tüketilmesinden kaynaklanmaktadır.

İdrar renginin açık ve parlak olması:
Çok bol su içmekle böbreklerden bol miktarda su atılacağı için idrar rengi açılır ve saman sarısı gibi renkte olur, hastalar bu durumu"renksiz idrar" yapıyorum diye ifade edebilirler. Bunun bir zararı yoktur hatta bol su tüketmek hem gebelerde hem diğer insanlarda faydalıdır.

İdrarın kötü kokması:
İdrar kokusu normalde gebelikte değişmez ancak su tüketilmediğinde idrarın koyulaşması kokuya neden olabilir veya bazı ilaçlar, antibiyotikler kokulu idrara neden olabilir. Hasta vajina enfeksiyonu yani akıntı nedeniyle (mantar vb.) olan kokuyu idrarından geliyor sanabilir. Bu nedenle rahatsız edici bir koku varlığında muayene ve gerekirse tedavi gereklidir.

İdrarın köpürmesi:
Hamilelikte idrarının köpürdüğünü ifade eden anne adaylarıyla karşılaşılabilmektedir ancak bunun gebelik ile bir ilgisi yoktur. Bazen idrarın fazla biriktirilmesi yani fazla sıkışma ve ardından hızla aşırı miktarda idrar yapmaya bağlı olabilmektedir. Bir hastalık belirtisi değildir fakat koku veya pembe-kırmızı renk eşlik ediyorsa mutlaka muayene ve tahlil gerekir.

Bebeğin cinsiyetiyle idar renginin veya kokusundaki değişimin hiçbir ilgisi yoktur, bebeğin erkek veya kız olması hakkında bir fikir vermez.


İlgili Konular:
- Hamilelikte İdrarda Kan Görülmesi
- Hamilelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu
Tamamını >>

SPERM YUTMAKLA HAMİLE KALINIR MI?

Oral seks, kadının erkeğin cinsel organını yani penisini ağzına alması ve yalamasıdır. Oral seks sırasında kadının erkeğin penisinden boşalan spermleri (meni) ağzına boşaltması veya tamamen yutması durumunda hamilelik oluşması imkansızdır. Yutulan spermler mide ve barsak ortamında ölür. Spermler ölmese bile buradan yumurtalıklara ulaşarak yumurta döllemesi imkansızdır çünkü mide barsak sistemi ile yumurtalığın bulunduğu yer arasında bir bağlantı yoktur.

Ağız yoluyla hamile kalınması münkün mü?
Oral seks sırasında kadının hamile kalmasının tek yolu erkeğin boşalması esnasında bazı spermlerin ciltten aşağı akarak vajina bölgesi etrafına bulaşmasıdır. Vajina etrafındaki cilde veya vajina içerisine sperm bulaşması olmadıktan sonra spermlerin (meni) kadının ağzına akması veya kadının yutması ile gebelik oluşamaz.

İlgili Konular:
- Anal İlişki İle Hamile Kalınır Mı?
- Gebeliğin Oluşumu
Tamamını >>

ANAL (ARKADAN, TERS) İLİŞKİ İLE HAMİLE KALINIR MI?

Anal yolla yani makat yoluyla (kalçadan) cinsel ilişkiye girmekle hamile kalınır mı?

Özetle çok düşük de olsa hamile kalma riski vardır, nasıl?
Anal seks yani halk arasındaki isimleri ile ters ilişki veya kalçadan ilişki ile makat içerisine veya etrafına boşalan spermler vajina etrafına doğru akarsa, buradan vajina içerisine doğru hareket ederek hamileliğe neden olabilir. Bu düşük bir olasıklıktır ancak çok nadir de olsa görülebilmektedir.

Anal ilişkide hamilelik olmaması için:
Kondom yani prezervatif kullanmak hamilelik riskini sıfıra yaklaştırır, kondomda yırtılma, delinme olmadığı sürece veya herhangi bir nedenle vajina etrafına sperm bulaşmadığı sürece hamilelik olamaz. Anal ilişkide spermler vajina etrafına bulaşmadığı sürece, makat içerisinde bulunan spermlerin makat yani barsak içerisinden yumurtalıklara veya rahim içerisine geçerek hamileliğe neden olması imkansızdır, böyle bir anatomik geçiş yolu yoktur.

Adet döneminde anal ilişkide hamilelik olabilir mi?
Tıbbi olarak anal ilişki önerilmese de çiftler bazen adet (regl) kanaması nedeniyle veya başka nedenlerle anal seks yapabilmektedirler. Adet gören kadının normalde hamile kalması mümkün değildir ancak bazen adet kanaması sanılan kan başka nedenle gelen bir kan olabilmektedir, bundan kadın hiçbir zaman yüzde yüz emin olamaz. Örneğin rahim ağzında veya rahim içerisinde olan bir hastalık nedeniyle tam da adet göreceği günlerde kanama olmuşsa kişi kendisi bunu adet kanaması sanabilir ve bu nedenle o gün girilen normal vajinal ilişkide veya anal ilişkide hamilelik meydana gelebilir.

Makat içerisine boşalma ile akan spermler normalde makattan dışarıya tekrar akar yani içeride herhangi bir organa veya boşluğa gitmesi veya içeride kalması imkansızdır.


İlgili Konular:
- Sperm Yutmakla Hamile Kalınır Mı?
- Gebeliğin Oluşumu
Tamamını >>

KALÇANIN ALTINA YASTIK KOYMAK HAMİLE KALMAYI KOLAYLAŞTIRIR MI?

İlişki sonrası kalçanın altına yastık koyarak bir süre yatmak vajina (hazne) içerisindeki spermlerin dışarı akmasını önler. Her ne kadar bu yöntemin gebe kalmayı kolaylaştıracağına inanılsa da aslında ispatlanmış bir faydası yoktur çünkü ilişkiden sonra spermler vajina dışına aksa da içeride kalan az miktarda sperm bile kolayca rahim içerisine giderek döllenmeye sebep olabilir. Yani hamileliğin oluşmadığı aylarda sorun vajinada yeterince sperm bulunmaması değildir.

Ancak ilişkiden sonra kalça veya bel altına yastık koyarak yatmanın hiçbir zararı yoktur, bu nedenle isteyen anne adayları bu yöntemi uygulayabilir. Ancak parmağı veya başka bir şeyi vajina içerisine sokmak veya bu şekilde spermlerin dışarı çıkmasını engellemek zararlı olabilir.

Yastığı nereye koymak gerekir?
İlişkiden hemen sonra sırt üstü yani yüzünüz tavana bakar pozisyonda yatarken yastığı bel altına veya bel ve kalçayı kaplayacak şekilde alta koymak gerekir. Amaç vajinanın hafif yukarı doğru dönük kalmasını sağlamaktır; yastık koyduktan sonra vajina ve bacaklar düz değil, biraz yukarı tavana doğru dönmüş vaziyette durmalıdır, bu şekilde spermlerin aşağı yani dışarı akması zorlaşır.

İlgili Konular:
- Hamile Kalmayı Kolaylaştırmak İçin Öneriler
Tamamını >>

HAMİLELİKTE VAJİNADA VEYA İÇ ÇAMAŞIRINDA ISLAKLIK NEDEN OLUR?

Hamile anne adayının iç çamaşırında su gibi ıslaklık veya berrak çok sulu akıntı hissetmesinin başlıca sebepleri:
- Hamilelik hormonlarının etkisi ile vajinanın kendi normal salgılarındaki artış: Bu normal bir durumdur ve tedavi gerektirmez, zararsızdır.
- Vajinadaki bazı enfeksiyonlar (vajinit): Hamileliğin her ayında olabilir. Son aylarda bile bazı enfeksiyonlar ıslak akıntı olarak ifade edilir ve sıklıkla su gelmesi ile karıştırılır.
- Bebeğin su kesesinin açılması ve su gelmesi: Bu nadir olur ve genellikle hamileliğin 5. ayından sonra olur. Şeffaf su gibi bir akıntı olur genellikle. Anne adayı bacaklarıma doğru durduk yere su gibi  bir şey akıyor şeklinde ifade eder. Su kesesindeki açılma küçük ise bacaklardan aşağı kadar değil sadece iç çamaşırında kalacak kadar az miktarda su akması da olabilir. Hamilelikte amnion suyunun gelmesi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
- İdrar kaçırma: Gebe anne adayı bazen hiç fark etmeden az miktarda idrar kaçırır ve bu külotunda ıslanmaya neden olabilir.

Su gibi şeffaf akıntı hamilelik belirtisi mi?
Adet günlerine yakın berrak su gibi akıntı hamilelik belirtisi olarak yorumlanamaz, adet döneminin özellikle son kısmında hormonların etkisi ile vajinal akıntı akışkan ve daha sulu hale gelir. Tam da bu günlerde adet gecikmesini ve hamilelik olmasını bekleyen anne adayı bu akıntıyı gebelik işareti sanabilir. Gebeliğe bağlı sulu akıntı bu ilk günlerde olmaz, gebeliğin daha ileri haftaları ve aylarında olur.

Hamilelikte su gibi şeffaf veya renkli akıntı gelmesi durumunda mutlaka doktora başvurmak gerekir. Muayenede veya bazı testler ile akıntının sebebi anlaşılır. Bazen sadece gebelik hormonlarına bağlı normal vajinanın kendi akıntısı olduğuna karar verilir ve bu durumda hiçbir tedavi verilmez. Enfeksiyona bağlı ise genellikle fitil (ovül) tedavisi verilir. Bebeğin suyu gelmişse hastaneye yatırılarak gözlem, antibiyotik ve başka tedavilerin uygulanması gerekebilir.

İlgili Konular:
- Hamilelikte Su Gelmesi
- Hamilelikte Akıntı
Tamamını >>

HAMİLELİKTE NEDEN SAFRA KUSULUR?

Hamilelikte en sık görülen belirtilerden birisi bulantı ve kusmalardır. Özellikle gebeliğin ilk aylarında kusma (istifra etmek) sık görülür. Sabah bulantıları gebelik dönemine özgü bulgulardandır ve sabah yataktan kalkarken meydana gelir genellikle. Sabah mide boş olduğu için kusma sarı-yeşil renkte olur genellikle. Bu sarı veya yeşil renk kusma safralı kusma olarak da bilinir. Sarı rengin sebebi mide boş olduğu için ve midede yiyecek bulunmadığı için mide salgılarının atılmasıdır.

Hamilelikte bu safralı yani sarı renk kusmalar için bazı önlemler:
- Sabahları yataktan kalkarken kraker bisküvi gibi küçük şeyler yemek
- Gün içerisinde sık sık ve azar azar yemek
- Mide bulantısını tetikleyecek aşırı yağlı ve baharatlı, yoğun kokulu yiyeceklerden uzak durmak

Bu önerilerle şikayetler hafifleyebilir ve genellikle kendiliğinden 3. aydan sonra geçer. Sarı veya beyaz su kusma aşırı olduğu taktirde gebelikte kullanılabilecek bazı ilaçlar vardır, doktorunuza başvurmanız gerekir. Çok nadiren bu kusmaların hamilelik dışında mide veya ilişkili bazı organlarla ilgili bazı nedenleri de olabilir, bu nedenle şiddetli durumlarda doktor muayenesi şarttır.

İlgili Konular:
- Hamilelikte Bukantı Kusma
Tamamını >>

HAMİLELİKTE FİTİL KULLANMAK ZARARLI MI?

Hamilelerin akıntı ve kaşıntı, mantar gibi (vajinit, vajen enfeksiyonu) gibi nedenlerle fitil kullanması gerekebilmektedir. Hamile kadınlar fitilin rahim içerisine gidebileceği veya bebeğin su kesesine değebileceği gibi konularda endişe edebiliyorlar. Normal bir hamilelikte veya hamile olmayan bir kadında fitil sadece vajina (hazne) içerisinde kalır ve daha geriye rahim içerisine gitmesi imkansızdır. Bu nedenle fitil (ovül) denilen ilaçların temas yoluyla bebeğe veya gebeliğe zarar vermesi imkansızdır.

Donaxyl, Mixovül, Neopenetran, Zalain, Gyno-Lomexin ovül gibi fitil formatındaki çeşitli ilaçlar hamile olan ve olmayan kadınlara sık reçete edilmektedir. Kullandığınız fitilin gebeler için uygun olup olmadığını mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Bu fitillerin yanı sıra bazen krem de reçete edilir ve kremler vajina içerisine değil dış kısımdaki cilde (vulva kısmına) sürülür. Doktorunuza hamile olduğunuzu bildirdiğinizde size gebelik kategorisi uygun ilaçları reçete edecektir.

Fitil veya ovül şeklindeki ilaçların genellikle gece uyumadan önce vajinaya yerleştirilmesi önerilir, bunun sebebi kayarak düşmesini engellemektir. Gündüz ayakta geçen zamanlarda fitil vajina içerisinden kayıp düşebilir, ancak çok derine geriye yerleştirilerek bu önlenebilir. Fitilin derine yerleştirilmesinde bir sakınca yoktur, ne kadar derine konsa bile gebeliğe veya bebeğe temas etmesi, zarar vermesi mümkün değildir.

Hamilelik sırasında bazı fitil şeklinde ilaçlar makat yoluyla da kullanılabilmektedir. Doktorunuzun reçete ettiği ilacın hangi yolla kullanılacağı konusunda emin olmalısınız.


İlgili Konular:
- Gebelikte İlaç Kullanımı ve Zararlı İlaçlar
Tamamını >>

HAMİLELİKTE AĞIR KALDIRMAK ZARARLI MI?

Hamilelerin gebeliğin hiçbir ayında çok ağır yük kaldırmaması gerekir. Ev işleri ve günlük aktiviteler sırasında gereken ağırlıklar kaldırılabilir, örneğin su kovası, süpürge, çanta, çok ağır olmayan alışveriş eşyaları gibi...

Ağır kaldırmak düşük veya erken doğuma sebep olur mu?
Hamilelerin 5 veya 10 kiloya kadar olan ağırlıkları kaldırmalarında bir sakınca olmaz. Ağır yük kaldırmanın bebeğe zarar verdiği veya düşüğe, erken doğuma sebep olduğu doğru değildir. Düşük veya erken doğum ancak rahim ağzında bir problem olan veya suyu gelen, kanaması olan bir hamilenin ıkınacak kadar ağır yük kaldırması durumunda olabilir.

Hamile olduğun bilmeden ağır kaldırmak yani adet gecikmesi olan ilk günlerde veya haftalarda ağır kaldırmak gebeliğe hiçbir zarar veremez çünkü bebek henüz gözle bile zor görülecek kadar küçüktür.

Yerdeki bir kova veya ağırlığı kaldırırken, eğilerek değil diz çökerek alıp kaldırmak gerekir. Beli eğerek uzanmak bel kemiğine daha fazla ağırlık ve zarar gelmesine sebep olabilir.


İlgili Konular:
- Gebelikte Nelere Dikkat Edilmeli?
Tamamını >>

HAMİLELER NEDEN ÇOK ACIKIR?

Hamileler tarafından sık sorulan durumlardan bazıları sık sık acıkmak veya sürekli aç gibi hissetmek, bir türlü doymamak gibi şikayetlerdir. Hamilelikte sık sık acıkma hissi bazılarında ilk aylarda başlar iken, bazılarında insülin direncinin maksimuma ulaştığı 7. aydan sonra başlar. Gebeliğin ilk aylarında çok acıkma ve doymama, sürekli yeme ihtiyacı gibi hisler pek olmaz çünkü ilk haftalarda gebe kadın genellikle bulantı ve yiyeceklerden tiksinme gibi şikayetlere sahiptir.

Bu durumun başlıca sebebi düzensiz ve yanlış beslenmedir. Fazla karbonhidrat, şeker ve unlu gıdalar, ekmek, hamur işi tüketimi kalıcı bir tokluk hissi vermez ve kısa süre sonra tekrar aç hissedilmesine sebep olur. Her insan gibi hamilelerin de karbonhidrattan az, proteinden zengin beslenmesi gerekir. Et, süt, yumurta gibi protein kaynağı olan yiyecekler hem daha uzun süreli tokluk hissi sağlar hem de anne-bebek açısından daha faydalıdır.

Şeker yükselmesi - insülin hormonu ve açlık hissi ilişkisi:
Şekerli besinler tüketildiğinde kan şekerinin çok fazla yükselmesine neden olurlar. Bu yükselme kısa süreli bir tokluk ve tatmin duygusu verse de arkasından fazlaca insülin hormonu salgılanmasına neden olduğu için kan şekerinin düşmesi izlenir. Bu düşüş de anne adayında tekrar acıkma veya canının tekrar şekerli bir şeyler istemesi gibi hislere sebep olur.

Gebelikte değişen hormonal durum sebebiyle kan şekerinin düzenlenmesi de bozulabilir, hatta bazı anne adaylarında gebeliğe bağlı şeker hastalığı ortaya çıkabilir. Bu durumun da varlığı her gebelikte doktor tarafından yapılan testlerle araştırılır.

Hamileler gece acıkınca ne yemeli?
Hamile kadınların veya diğer insanların gece hiçbir şey yememesi gerekir. Hatta akşam geç saatlerde bile yemek, tatlı vb. yenilmemelidir. Eğer kişi gece bir şeyler yeme isteği duyuyorsa mutlaka gündüz yediklerini ve beslenme düzenini gözden geçirmelidir. Gündüz düzensiz ve aşırı şekerli besinlerle beslenmek gece de açlık hissetme ve bir şeyler yeme ihtiyacına sebep olabilir. Gece yemek yemek zararlıdır ve mutlaka doktor danışmanlığı ile beslenme düzeninin normale getirilmesi gerekir.

Gece yendiğinde kilo yapmayan bir yiyecek yoktur, gece tüketilen her şey (yumurta, salata, yoğurt) fazla kiloya sebep olur ve zararlıdır.

Bebek anne karnında acıkır mı?
Bazı anne adaylarının endişe ettiğinin aksine annenin acıkması bebeğin de acıktığı anlamına gelmez. Bebek anne karnında ağız ve mide barsak yollarıyla değil kan yoluyla beslenir. Anne kanında plasenta aracılığıyla bebek kanına geçen besin maddeleri bebeğe enerji ve beslenme sağlar. Bu nedenle anne açlık da hissetse tokluk da hissetse bebek kan yoluyla besinlerini almaya devam eder. Eğer anne adayı gün içerisinde yeterince besleniyorsa bebek kendisine yetecek besin ve enerji kaynaklarını alabilir, bunun ötesinde annenin daha fazla beslenmesi veya aşırı yiyecek tüketmesi fayda değil zarar getirir.


İlgili Konular:
- Gebelikte Beslenme
Tamamını >>

PMS VE GEBELİK BELİRTİLERİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Premenstrüel sendrom yani adet öncesi gerginlik denilen durum çok çeşitli belirtilerle ortaya çıkabileceği için bazen bu belirtiler gebelik belirtilerine benzeyebilir ve kişi kendisini hamile sanabilir.

PMS (premenstrüel sendrom) belirtileri ve hamilelik belirtileri arasında bazı farklar ve benzerlikler şu şekilde sıralanabilir:
- Memelerde hassasiyet ve şişme her iki durumda da benzer şekilde görülebilir.
- Gebeliğin başlangıç haftalarında kanama ve ufak lekelenmeler sık rastlanan şikayetlerdir fakat PMS'de kanama izlenmez.
- PMS'de sinirlilik, gerginlik ve anksiyete gibi duygusal bozukluklar sık görülürken, gebeliğin ilk haftalarında bu belirtiler görülmez.
- Yorgunluk, bitkinlik ve uyuyamama PMS döneminde sık görülen belirtilerdir ve adet kanamasının başlaması ile genellikle geçer. Gebeliğin ilk haftalarında hafif halsizlik görülebilir ancak uykusuzluk pek görülmez.
- Sabah bulantıları gebeliğin ilk haftalarında sık görülmesine rağmen kusma derecesine ulaşması genellikle 1 ay sonra olur. PMS döneminde bulantı ve kusma atakları görülebilir.
- PMS döneminde çikolata, şeker, tatlı gibi yiyeceklere aşırı bir istek ve karbonhidrat tüketim artışı meydana gelir. Erken gebelik haftalarında ise bu tür aşermeler olmaz, tersine yiyeceklerden ve kokularından tiksinme, yeme isteksizliği meydana gelir.
- Baş ağrısı ve bel ağrısı hem erken gebelik haftalarında hem PMS döneminde izlenebilir.
- Karın ve kasık bölgesinde şiddetli kıramp ve ağrılar, sancılar PMS döneminde ve adet dönemi yaklaşırken görülebilir. Gebelik başlangıcında ise sadece hafif kasık ağrıları olabilir veya hiç ağrı olmaz.
Tamamını >>

BİRİNCİ VE İKİNCİ HAMİLELİKLER ARASINDAKİ FARK NEDİR?

İlk ve ikinci hamilelikler arasında fark var mıdır?
Annelerin ilk hamilelikleri ve ikinci, hatta üçüncü hamilelikleri arasında belirti ve şikayetler açısından fark yoktur. Örneğin bulantı, kusma, kilo alma, uykusuzluk, yorgunluk, halsizlik, şişlik, ödem gibi belirtiler hem ilk hem sonraki hamileliklerde hemen hemen aynı oranlarda görülür.

İkinci ve daha sonraki hamileliklerde bebeklerin ilk hamileliğe göre biraz daha fazla kilolu olma ihtimali fazladır. Ancak bu da herzaman geçerli olması gereken bir kural değildir, bazen ilk doğumdaki bebek sonraki kardeşlerden daha iri olabilmektedir.

Gebelik süresi açısından fark var mıdır?
Birinci, ikinci, üçüncü veya daha sonraki hamileliklerin gebelik süresi açısından büyük bir fark beklenmese de gün aşımı veya gün geçmesi denilen durum ilk gebeliklerde daha sık olmaktadır. Normal gebelik süresi olan 40 hafta her hamilelikte aynıdır ancak doğumların çoğu 38-40 hafta arasında değişen sürelerde gerçekleşmektedir. 41. haftanın dolmasına rağmen hala doğumun gerçekleşmemesine gün aşımı (halk arasında gün geçmesi) denir ve bu durum birinci hamileliklerde daha sık görülmektedir.

Doğum açısından fark var mıdır?
Normal doğum veya sezaryen riski açısından genel olarak bir fark yoktur ancak ilk doğumunu normal doğumla gerçekleştirmiş bir anne adayının doğum kanalının normal doğuma müsait olduğu anlaşılmaktadır ve bu nedenle sonraki doğumlarda bebek ters gelmediği sürece veya çok iri olmadığı sürece normal doğum şansı yüksektir. Ancak yine de bu kesin kural değildir; ilk doğumu normal olduğu halde  ikinci veya üçüncü doğumda bebek iri olmadığı halde normal yolla doğamadığı ve sezaryen gerektiği durumlar olabilmektedir.


İlgili Konular:
- Hamilelik Belirtileri
- Hamilelikte Görülen Şikayetler
Tamamını >>

KIZ VE ERKEK HAMİLELİKLERİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Kız ve erkek bebek hamileliği arasında fark mıdır? Aynı mıdır?
Halk arasında karnında kız ve erkek bebek taşıyan hamilelerin şikayetleri, belirtileri hatta karın şekilleri arasında bazı farklar olduğuna dair bilgiler vardır ancak bunların hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur.

Kız ve erkek bebek hamileliği hakkında yanlış bilinenler:
- Kız bebeğe veya erkek bebeğe hamile kalmakla annenin damak tadı, aşermesi arasında bir ilişki yoktur. Annenin canının tatlı veya ekşi yiyecekler çekmesi bebeğin kız veya erkek olduğunu göstermez.
- Kız ve erkek gebeliklerinin süresi arasında fark yoktur. Her iki durumda da gebelik ortalama 38-40 hafta kadar sürer ve sonrasında doğum gerçekleşir.
- Kız ve erkek bebek hamilelikleri arasında sezaryen gereksinimi veya sezaryen oranları açısından bir fark yoktur
- Kız bebeğin veya erkek bebeğin normal doğumu daha zor veya daha kolay olur diye bir fark yoktur.
- Annenin karın şeklinin sivri veya yuvarlak veya büyük/küçük olması bebeğin kız/erkek olduğunu göstermez.
- Kız veya erkek annelerinde hamilelik süresince bulantı, kusma, tansiyon yüksekliği, akıntı, lekelenme, kanama, düşük riski gibi belirti ve şikayetler açısından fark yoktur.
- Kız ve erkek bebeğe hamile olan anne adaylarının kilo alması açısından bir fark yoktur.
- Annenin aşırı uykuya düşkün olması bebeğin kız veya erkek olduğunu göstermez.
- Birinci veya ikinci gebeliğin kız/erkek bebek olması tamamen yüzde elli-elli şansa bağlıdır. Birinci ikinci arasında cinsiyet açısından dağılım farkı yoktur.

Özetle:
Hamilelik boyunca görülen hiçbir belirti, şikayet bebeğin kız veya erkek olması ile ilgili değildir, kız hamilelikleri ve erkek hamilelikleri benzer özellikler taşır.


İlgili Konular:
- Bebeğin Cinsiyeti Nasıl, Ne Zaman Belli Olur?
- Bebeğin Cinsiyetini Seçmek Mümkün Mü?
Tamamını >>

HAMİLELİK VE GEBELİK ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Hamilelik ve gebelik kelimeleri Türkçe'de neredeyse tamamen aynı anlamda kullanılan iki kelimedir. Çoğu yerde her iki kelime tamamen birbir yerine değiştirilerek kullanılabilir ancak bazı durumlarda aralarında fark vardır ve bu kelimelerden sadece biri kullanılır  Örneğin:

Benzer veya aynı anlamda kullanıldıkları yerler:
- 5 aylık hamileyim, 5 aylık gebeyim
- 5 aylık gebeliğim var, 5 aylık hamileliğim var
- Gebelik oluşması, Hamilelik oluşması
- Gebeyim, Hamileyim
- Gebe kadın, Hamile kadın
- Gebelik testi, Hamilelik testi
Üstteki bu cümlelerde her iki kelime kullanılabilir ve arada hiçbir anlam farkı yoktur. Ancak:

Farklı anlam verdikleri yerler:
- Dış gebelik ve ektopik gebelik  yerine dış hamilelik, ektopik hamilelik kelimeleri kullanılmaz.
- Mol gebelik veya üzüm gebeliği: Burada da mol hamilelik, üzüm hamileliği kullanılamaz.
- Gebelik düştü yerine hamilelik düştü kelimesi kullanılmaz.
- Gebelik kesesi yerine hamilelik kesesi kullanılmaz.
- Ultrasonda 2 aylık gebelik göründü yerine ultrasonda 2 aylık hamilelik göründü kullanılmaz.
- Riskli gebelik uzmanı yerine riskli hamilelik uzmanı kullanılmaz
- Gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) yerine hamilelik zehirlenmesi kullanılmaz.
- Rahim içerisinde gebelik izlenemedi yerine rahim içerisinde hamilelik izlenemedi pek kullanılmaz.
- Gebe polikliniği yerine hamile polikliniği kullanılmaz.
- Gebelik muayenesi yerine hamilelik muayenesi kullanılmaz.

Üstteki örneklere bakıldığında genellikle halk arasında yaygın kullanılan alanlarda her iki kelime de kullanılabiliyor ancak tıbbi terminoloji ve tanı, teşhis, hastalık alanlarında genellikle gebelik kelimesi kullanılıyor. Rahmin içerisinde bulunan oluşumu kastederken genellikle hamilelik değil gebelik kelimesi kullanılıyor, hamilelik anne ve bebeğin içerisinde olduğu genel durumu tarif ediyor genellikle.

İlgili Konular:
- Hamileler İçin Başlıca Bilgiler
Tamamını >>

HAMİLELİKTE KAN UYUŞMAZLIĞI (SORU CEVAP YORUMLAR)

GEBELİKTE KAN UYUŞMAZLIĞI (SORU CEVAP YORUMLAR)

Kan uyuşmazlığı nedir? Eşler arsında hangi kan gruplarında uyuşmazlık olur?
Bir gebelikte anne kan grubunun Rh (+) pozitif, bana kan grubunun Rh (-) negatif olmasına kan uyuşmazlığı yani Rh uygunsuzluğu dedir. Bunun önemi nedir? Bu gebeliklerde anne ve bebek kanları arasında etkileşim olursa anne antikor üretebilir ve bu antikorlar bir sonraki gebelikteki bebekte problemlere neden olabilir.

Kan uyuşmazlığımız var, bebek kesin etkilenir mi?
Kan uyuşmazlığı olan her çiftte anne ve bebek arasında etkileşim olmaz, bir kısmında olur. Anne ve bebek arasında etkileşim olabilmesi için öncelikle bebeğin kan grubunun annenin tersi yani Rh pozitif (+) olması gerekir. Bu nedenle bebeğin kan grubuna doğumda kordondan kan alınarak bakılır ve eğer pozitif ise anneye kan uyuşmazlığı iğnesi yapılır. Bebek kan grubu negatif ise iğne yapılmaz çünkü anne de negatif olduğu için aralarında uyuşmazlık olmaz.

Anne kan grubu pozitif, baba negatif ise kan uyuşmazlığı olur mu?
Bu durumda kan uyuşmazlığı olmaz çünkü bebek pozitif de olsa negatif de olsa anne bebek kanına karşı antikor üretmez. Bebek pozitif ise anne ile aynı olacağı için anne antikor üretmez. Bebek negatif ise negatif kan grubu antijen taşımadığı için pozitif olan anne buna karşı yine antikor üretmez. Yani her iki durumda da anne  bebek arasında bir etkileşim gerçekleşmiyor.
Sonuç olarak kan uyuşmazlığı sadece anne negatif, baba pozitif olan bazı gebeliklerde etkileşime neden olur; bunların da hepsinde etkileşim olmaz.

Kan uyuşmazlığı olanlarda iğne yapılmazsa bebek kesin özürlü olur mu?
Hayır, iğne gebeliğin 28. haftasında ve doğumdan sonra anne - bebek arasındaki etkileşim ihtimalini en aza indirmek için yapılır. İğne yapılma imkanı olmayan bir yerde gerçekleşmiş doğumlarda her zaman anne bebek arasında etkileşim olmaz. Çünkü bu etkileşimin olabilmesi için bebekten anneye yeterli miktarda kan geçmiş olması gerekir, bu kadar geçiş her zaman olmaz.

A, B ve 0 (sıfır) kan grupları anne babada aynı değilse uyuşmazlık olur mu?
Bu gruplar arasındaki uyuşmazlık önemli değildir bu nedenle bu etkileşim araştırılmaz. Önemli olan rh grupları arasındaki uygunsuzluktur. Anne Rh negatif, baba Rh pozitif ise uygunsuzluğa bağlı etkileşim olabilir.

rh uygunsuzluğu, kan uyuşmazlığı
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

Evlenmeden önce kan uyuşmazlığı varsa ne yapmalı?
Kan uyuşmazlığı olan çiftlerin evlenmemesi gibi bir öneri olamaz çünkü kan uyuşmazlığı iğnesi (rh immunglobulin) ve yapılan testler sayesinde bu problem çözülebilmektedir. Ancak her çift gibi bu çiftlerinde gebelik oluşmadan doktor muayenesine başvurmaları ve gerekli önerileri alıp, gebelikte düzenli takiplerle ilerlemeleri gerekir. Bu şekilde sorun yaşanma ihtimali çok çok düşüktür.

Akraba evliliğinde kan uyuşmazlığı varsa ne yapmalı?
Kan uyuşmazlığı ve akraba evliliği farklı konulardır. Çiftin akraba olması kan uyuşmazlığına bağlı riskleri daha fazla arttırmaz ancak akrabalık farklı riskler taşır. Akraba evliliği ve taşıdığı riskler hakkında ayrıntılı yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kan uyuşmazlığı düşüğe sebep olur mu?
Hamilelikte kan uyuşmazlığı düşüğe veya kanamaya neden olmaz. Düşüklerin çoğunda sebep genetik anomalili fetus olmasıdır. Kan uyuşmazlığı olan çiftlerde düşük riski diğer çiftlerden fazla değildir.

Hamilelikte kan uyuşmazlığı olup normal bebek doğuranlar ne kadardır?
Hamilelikte kan uyuşmazlığı saptanan çiftlerin hemen hemen hepsinin günümüzde kan uyuşmazlığı iğneleri ve düzenli takipler, tetkikler sayesinde anomalili bebek sahibi olmaları önlenebilmektedir. Hidrops fetalis denilen durum kan uyuşmazlığına bağlı gelişen bir problemdir ve bu tür kontrol altında olan çiftlerde çok nadir gerçekleşir.

Kan uyuşmazlığı normal doğum veya sezaryen seçimini etkiler mi?
Kan uyuşmazlığının doğum şekli ile ilgisi yoktur. hangi tip doğum gerekiyorsa o şekilde doğum yaptırılır. Normal doğum da olsa sezaryen de olsa doğumdan sonra 72 saat içerisinde anneye kan uyuşmazlığı iğnesi yapılır (bebek kan grubu pozitifi ise).


İlgili Konular:
- Kan Uyuşmazlığı (Rh Uygunsuzluğu)
Tamamını >>

HAMİLELİKTE KANSIZLIK (SORU CEVAP YORUMLAR)

Hamilelikte kanın düşük olması neden olur?
Anemi yani halk arasında kanın düşük olması veya kansızlık olarak adlandırılan durum kandaki hemoglobin miktarının normalden düşük olmasıdır. Hemoglobin kanda oksijenin taşınmasını sağlayan moleküldür. Bunun yapısında demir bulunur, bu nedenle demir eksikliğinde hemoglobin miktarı düşer. Normal insanlarda ve hamilelerde kansızlığın yani hemoglobin düşüklüğünün en sık nedenir demir eksikliğidir. Bunun dışında bazı kalıtsal anemiler, megaloblastik anemi gibi sebepler daha nadir olabilir.

Hamilelikte kansızlık nelere yol açar? Zararı nedir?
Hafif derecede kansızlığın hamileliğe bir etkisi veya bebeğe zararı beklenmez, zaten hamilelerin çoğunda hafif kansızlık vardır. Ancak ciddi derecede kansızlık gebelikte erken doğum, düşük doğum ağırlığı , gelişme geriliği gibi durumlara neden olabilir.

Hamilelikte kansızlık için ne yemeli içmeli?
Kansızlık tespit edilen hamileler mutlaka doktor önerisi ile ilaç kullanmalıdır. Kansızlık için üretilen ilaçlar (kan hapları denir halk arasında) tablet, kapsül, küçük şişelerde şurup, serum içerisinde ilaçlar, iğneler gibi çeşitli formlarda mevcuttur. Doktorunuz size en uygun olan ve en rahat kullanabileceğiniz ilaç formunu reçete edecektir. İlaç kullanmadan sadece yiyeceklerle, içeceklerle, sebzelerle vb. kan eksikliğini yerine koymak, kansızlığı düzeltmek mümkün değildir. Yiyecekler ve dengeli beslenme ancak kansızlığı olmayan bir kadının kanının eksilmesini engeller, ancak kanszılığı olan bir kadının kan değerlerinin yükselerek düzelmesini sağlayamaz. Karaciğer, kırmızı et, tavuk, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler demirden zengindir. Kansızlığım düzelsiz diye aşırı yemek yemek veya içmek fazla kiloya neden olacağı için faydadan çok zarar getirebilir.

Hamileler için kansızlık değerleri kaç olmalıdır?
Gebelikte kan hemoglobin (tahlil kağıdında Hb diye kısaltılarak yazılır genellikle) değeri 11'in üzerinde olmalıdır. Hemotokrit (Hct) değeri %30'dan düşük olmamalıdır. Bu değerlerin altı kansızlık yani anemi olduğu anlamına gelir. Kan tahlilinde bulunan değerlerle ilgili ayrıntılı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilrisiniz.

Kansızlığı olan gebeler düşük yapar mı?
Kansızlık düşüğe neden olmaz ancak aşırı kansızlık varsa ileri gebelik aylarında erken doğum ve düşük doğum ağırlığına neden olabilir.

Kansızlık gebe kalmayı engeller mi? Kısırlığa neden olur mu?
Kansızlık veya kan değerlerinin düşük olması kısırlık, infertilite gibi problemlere neden olmaz, hamile kalmayı engellemez. Ancak her kadın gibi hamile kalmak için tedavi gören kadınların da kansızlık (anemi) varsa bir yandan bunun için tedavi görmeleri faydalı olacaktır, kansızlık için kullanılan demir ilaçları kısırlık tedavisine engel oluşturmaz, aynı anda kullanılabilirler.

Kansızlık doğumu veya doğum şeklini etkiler mi?
Kansızlık doğumun zor olmasına veya normal doğum yerine sezaryen olmasına neden olmaz ancak kansızlığı ciddi olan kadın doğum sırasında olan kanamalar nedeniyle daha fazla kansız (anemik) hale gelebilir. Aşırı kansızlık durumlarında doğumda olan kanama hayati tehlike oluşturacak sonuçlara neden olabilir, bu nedenle kansızlığın doğum yaklaşmadan önce düzeltilmesi şarttır. Kansızlık (anemi) olan bir gebenin normal doğum veya sezaryenle bebeğini dünyaya getirmesi mümkündür.


İlgili Konular:
- Hamilelikte Anemi (Kansızlık)
Tamamını >>

UYARI: Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır.
Yazıların her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz. devamı >>

Dr. Dinçer Yıldırım
Şu an sitede   ziyaretçi var. Haritada izle >>
"Gebelik ve kadın hastalıkları konusunda ayda 1 milyondan fazla ziyaretçi sayısı ile en çok tıklanan, en geniş içerikli site"