MİYOM GÖRÜNTÜLERİ

RAHİMDE MİYOM (UR) GÖRÜNTÜLERİ VE ULTRASON RESİMLERİ

Bu sayfada rahimden kaynaklanan miyom yani ur görüntüleri mevcuttur. Resimlerin bir kısmı ultrason görüntüsüdür, bir kısmı ameliyat görüntüsüdür.

-  Rahimde miyom (ur) konusunda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
- Miyomların tedavisi hakkında ayrntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

- Yumurtalık kist ve kitleleri ile ilgili görsellere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Resimlerin üzerine tıklayarak büyük hallerini görebilirsiniz.



6 cm civarında bir myomun (subseröz myom) ultrason görüntüsü ve fotoğrafı:






10 cm civarında büyüklüğe sahip bir miyom (rahimde ur) görüntüsü:





9 cm civarında büyüklüğe sahip intramural bir miyoma ait ultrason görüntüsü ve fotoğraf:






Rahimdem dışarıya doğru büyümüş çok sayıda irili ufaklı miyom nüveleri.
Oklar miyomları gösteriyor:








Rahim içerisinde ve dış yüzeyinde büyümüş çok sayıda miyomlar (urlar) izleniyor.
Rahim bu çok sayıda myomla birlikte çıkarılmış:




Rahim kesilerek iç tarafı açılmış ve içe doğru büyümüş miyomlar görünüyor:





Büyük bir miyomun ultrason resimleri ve fotoğrafı.
İlk fotoğraf rahim kesilmeden önce çekişmiş ve miyomlar rahim içerisinde belli oluyor.
İkinci fotoğraf aynı miyomların rahimden çıkarıldıktan sonraki şeklini gösteriyor.
Myomektomi (myom alma ameliyatı) yapılmış.







İri miyomlar içerdiği için çok büyümüş bir rahim (uterus) görseli:





Rahmin yan tarafından dışarıya doğru büyümüş 5-6 cm kadar bir myom ok işareti ile gösterilmiş.
Ameliyatta rahim ve miyom birlikte alınmış:





10 cm'den büyük bir intramural myom nedeniyle büyümüş bir rahim (uterus) fotoğrafı.
Rahim ve miyom ameliyatta bütün olarak çıkarılmış:




Tamamını >>

MİYOM KİMLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR?

Miyom (myoma uteri) kimlerde daha sık görülür? risk faktörleri nelerdir? sorularına cevap vermeden önce şunu belirtmek gerekir ki myom zaten kadın popülasyonda çok sık görülen bir patolojidir, bazı yaş gruplarındaki kadınların neredeyse yarısında ufak da olsa myom izlenmektedir. Ancak bazı durumlarda myom gelişiminin arttığı, bazı durumlarda azaldığı görülmektedir.

Myomlar genç ve çocuk yaşlarda pek görülmezler daha çok doğurganlık çağları dediğimiz 25-40 yaş arasında görülürler. Bir kadında 40-45 yaşlarına kadar myom oluşmamışsa bu yaştan sonra veya menopozdan sonra oluşması çok nadirdir. Menopozdan önce oluşan myomların menopoza girdikten sonra büyümesi durur hatta küçülme izlenir.

Myom patogenezinde başlıca genetik faktörler ve hormonal faktörler rol alır. Myomların yumurtalıklardan salınan östrojen hormonundan etkilendiği bilinmektedir. Son yıllarda bazı araştırmalar progesteron hormonunun da etkileyebileceğini göstermiştir. Östrojen ve progesteron myometriumda ve myom dokusunda bazı büyüme faktörlerini (TGF, EGF, FGF, IGF gibi) etkiler. Menopzodan sonra yumurtalıklardan salınan östrojen hormonu azaldığı için myomlar küçülür.

Miyomlar kimlerde daha sık görülür:
- Doğum yapmayan veya az doğum yapanlarda sık görülür.
- Siyah ırkta myom daha sıktır.
- Adet görmeye erken yaşta başlayanlarda (erken menarş) daha sık görülür.
- Bazı araştırmalara göre obezite yani şişmanlık da bir risk faktörüdür.
- Ailesinde anne ve kız kardeşlerinde myom olanlarda daha sık görülür.
- Yaş ilerledikçe myom görülme insidansı artar.
- Kırmızı etten zengin beslenenlerde daha sık görülür. Yeşil sebzelerden zengin beslenenlerde daha az görülür.

Miyom kimlerde daha az görülür:
- Çok doğum yapanlarda myom daha az görülür.
- Sigara kullananlarda daha az görülür.
- Düzenli egzersiz ve spor yapanlarda daha az görülür.
- Doğum kontrol hapları (oral kontraseptifler) kullanımı myom gelişimini azaltır.


İlgili Konular:
- Miyom Nedir?
Tamamını >>

MİYOM TEDAVİSİ

Miyom (myoma uteri) konusunda tedavi yöntemleri başlıca üçe ayrılabilir. Bunlar 1. gözlem, 2. ameliyat ve 3. diğer (ilaç, embolizasyon vb.) tedavilerdir. Bu tedavilerden hangisinin uygulanacağı myomun boyutuna, moyonların sayısına, hastanın yaşına, çocuk sayısına ve diğer bazı özelliklerine göre belirlenir.

Miyomlarda gözlem:
Özellikle küçük olan (1 - 5 cm arası) ve herhangi bir şikayete neden olmayan myomlar hiçbir tedavi verilmeden gözlenebilir. Gözlem için ortalama 6 ay aralıklarla ultrasonografi yapılır ve myom büyüklüğündeki değişiklik karşılaştırılır eğer myom boyutlarında artma yoksa gözleme devam edilir, myom boyutlarında fazla artma varsa genellikle ameliyata karar verilir. 5 cm'den küçük myomlar için nadir haller dışında ameliyat kararı verilmez bunun yerine izlem yapılır, özellikle yaşı menopoza yakın olan hastalarda zaten menopoza girdikten sonra myom boyutlarında küçülme olacağı için bir süre izlenerek beklenmesinde fayda olabilir. Rahim iç duvarında (endometrium) olan summüköz myomlar ve aşırı kanama gibi şikayetlere neden olan myomlar küçük dahi olsalar ameliyat ile tedavi gerektirebilirler.

Ameliyat tedavisi:
Myomlarda en sık uygulanan tedavi şeklidir. Myomlarda iki türlü ameliyat planlanabilir. Birincisi sadece myomların (myom nüvelerinin) alındığı myomektomi ameliyatıdır. İkincisi myomların rahimle birlikte alındığı histerektomi ameliyatıdır. Bu ameliyatlardan hangisinin yapılacağı myomların sayısına, büyüklüğüne, hastanın diğer hastalıklarına ve durumuna, yaşına, çocuk sayısına göre seçilir. Bu ameliyatlar laparoskopik (kapalı) veya açık ameliyat şeklinde yapılabilmektedir. Myomlar çok büyükse ve sayıca fazlaysa, hastanın yaşı ortalama 40'dan fazlaysa ve yeterince çocuğu varsa histerektomi ile rahmin tümden alınması planlanabilir. Histerektomi ile rahmin alınmasının avantajı bir dha myomun tekrarlaması gibi bir durumun söz konusu olmamasıdır. Myomektomi ameliyatı yapılan hastalarda rahim durduğu için ileleride tekrar myom oluşma riski vardır ancak bu ameliyatın avantajı hastanın hala hamile kalabilmesi, çocuk sahibi olabilmesidir.



İlaç tedavisi:
Myomların tedavisinde günümüzde çok nadir haller dışında ilaç tedavisi uygulanmamaktadır. Myom boyutlarında küçülme sağlayabilen ilaçlar arasında başlıca GNRH analogları gelir. Bu ve diğer bazı ilaçlar teorik olarak myom boyutunda küçülme sağlayabilse de bu etki geçici olabilmektedir bu nedenle pratikte pek uygulanan yöntemler değillerdir.

Uterin arter embolizasyonu:
Rahim (uterus) içerisine kan veren damarların tıkanmasıdır. Bu sayede myoma giden kan azalacağı için myom boyutları küçülür. Embolizasyon işlemi ameliyatsız sadece damartan katater ile uygulanır. Bu konuda detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hangi durumlarda miyom ameliyat tedavisi gerektirir?
- Myom boyutları fazla büyükse (genellikle 8-10 cm'den büyükler)
- Aşırı kanamaya ve kansızlığa (anemi) neden oluyorsa
- Ağrı, sık idrara çıkma, kabızlık gibi bası semptomları yaratıyorsa
- Dejenere olmuş ve ağrılı ise
- Vajene doğmuş myomlar
- Menopoz sonrasında büyümeye devam eden myomlar
- Torsiyone olmuş subseröz myom
- İnfertilite (kısırlık) sebebi olarak düşünülen myomlar

Miyomlarda bitkisel tedavi yöntemi var mıdır?
Myom tedavisinde bitkisel tedavi yöntemi yoktur. Bitkisel çaylar, içecekler, yiyecekler hiçbir fayda sağlamaz, myomları küçültmez. (Zaten myom tedavisinde ilaçlar da pek fayda sağlamamaktadır.) Bitkisel ürünler ile ilgilenerek vakit kaybetmek yerine myomların doktor takibinde uygun tedavisi yapılmalıdır.


İlgili Konular:
- Miyom Nedir?
- Myomektomi (Miyom Alınması) Ameliyatı
Laparoskopik Myomektomi (Kapalı Myom Ameliyatı)
- Histerektomi (Rahim Alınması) Ameliyatı
- Miyomlarda Ebmolizasyon Tedavisi
Tamamını >>

MİYOM İLE İLGİLİ BELİRTİLER VE ŞİKAYETLER

Miyom (myoma uteri, halk arasında rahimde ur olması) çeşitli belirti ve şikayetlerle ortaya çıkabilir ancak myom saptanan hastaların çoğunda hiçbir şikayet veya belirti yokken muayene sırasında tesadüfen myom saptanır. Küçük yani bir kaç cm çağındaki myomlar genellikle hiçbir zaman şikayete neden olmazlar ve büyümedikleri sürece bir problem oluşturmazlar bu nedenle küçük haldeyken tedavi edilmezler.

Myomlarla ilgili en sık rastlanan belirtiler aşırı ve uzun süren adet kanamalarıdır (menometroraji). Myomlara bağlı seyrek adet görme olmaz ancak sık adet görme, kanamanın uzun sürmesi, kanama miktarının aşırı olması ve buna bağlı kansızlık (anemi) gelişmesi gibi belirtiler olabilir. Adet sancılarında artış (dismenore) meydana gelebilir. Myomlara bağlı cinsel ilişki sırasında veya sonrasında kanama nadiren olsa da özellikle adet dönemi ortalarında kanama, lekelenme gibi belirtiler olabilir.

Myomlara bağlı diğer sık görülen şikayetler arasında kasık ağrısı, bel ağrısı, sık idrara çıkma gibi şikayetler vardır. Bu şikayetler büyük (en az 5-10 cm) myomlara bağlı gelişebilir. Küçük 2-3 cm boyutunda myomalara bağlı kasık ağrısı, bel ağrısı, sık idrara çıkma meydana gelmez, bu hastalarda bu şikayetlerin başka bir nedeni araştırılmalıdır. Sık idrara çıkma büyük ve rahim ön tarafında bulunan bir myomun idrar torbasına baskı yapması sonucu meydana gelir. Yine bu tür büyük myomlara kalın barsağa (rektum) baskı yaparak kabızlık, zor tuvalete çıkma gibi şikayetlere neden olması mümkündür.

Myomlara bağlı kısırlık (infertilite) veya düşük ancak myom rahmin iç tarafındaki boşluğa komşu şekilde bulunuyorsa ve rahim iç boşluğundan çıkıntı yaratacak şekilde büyümüşse beklenir. Bunlara summüköz myomlar denir. Rahim dış duvarından dışarıya oğru büyümüş (subseröz) myomların düşük veya kısırlık gibi durumlara neden olması beklenmez.

Çok büyük myomlar (en az 8-10 cm) karında şişlik şeklinde belirti verebilir, bunu hasta kendisi de farkedebilir bazen.

Bunların dışıda eğer hamile bir bayanda büyük bir myom varsa buna bağlı doğum sırasında aşırı kanama (atoni) meydana gelebilir.Gebelik sırasında  dejenerasyon denilen durum nedeniyle ağrıya neden olabilir.


İlgili Konular:
- Miyom (Myoma Uteri)
Tamamını >>

GEBELİKTE MİYOM

HAMİLELİK VE MİYOM (MYOMA UTERİ)
Gebeliklerin %5-10’unde rahimde miyom vardır. Büyük bir çoğunluğu gebeliği etkilemez. Ancak büyük olduklarında sorunlar başlar. Düşüğe, erken gebelik kanamalarına, erken doğum eylemine, plasenta yerleşim anomalilerine, erken membran rüptürüne, plasenta dekolman ve retansiyona neden olabilirler.

Miyom hamilelik sırasında büyür mü?
Miyomların %30’u gebelik esnasında büyür ve bu büyüme ilk 10 haftada en sıktır. Myomu olan hastaların çoğunda gebe kaldıktan sonra doğuma kadar myom boyutlarında bir değişiklik olmaz.

Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterinde myomlar bazılarında büyüyebilir, vasküler yetmezlik ve sonucunda dejeneratif değişikliklere gidebilir. (Kırmızı dejenerasyon) Klinik olarak bu sıklıkla ağrı ve lokalize hassasiyete neden olur, ancak erken (preterm) doğumu da başlatabilir. Yatak istirahati ve ağrı kesiciler hemen daima ağrıyı durdurmada başarılıdır, fakat tokolitikler sancıları durdurmak için gerekebilir.

Doğum sırasında leiomyomlar uterin tembelliğe, fetüsün pozisyon bozukluklarına, doğum kanalının obstrükte olmasına neden olabilir. Büyük servikal veya istmik myomların varlığında sezaryen gerekebilir. Leiomyomlar doğum sonrasındaki etkin uterus kontraksiyonlarını bozarak, kanamaya neden olabilirler.

Sezaryen sırasında myomun yeri ve büyüklüğü uygunsa alınabilir. Fakat bazı myomlar gebelikte rahim fazla kanlandığı için aşırı kanamaya sebep olabilir o yüzden sezaryen sırasında her zaman myomların alınması (myomektomi) tercih edilmez.

Gebelikte myoma bağlı artan riskler:
Gebeliklerin yaklaşık %10'unda myom vardır ve myom olan gebeliklerin çoğunluğunda hiçbir problem yaşanmaz. Ancak nadiren myoma bağlı olarak hamilelikte aşağıdaki riskler görülebilir:
- Abortus
- Preterm eylem (erken doğum)
- Malprezentasyon
- Plasenta previa
- Dekolman plasenta (plasenta arkasında bulunan myomlar)
- Uterin atoni riski artar


İlgili Konular:
- Miyom (Myoma Uteri)
- Myom Kısırlık Yapar Mı?
Tamamını >>

YUMURTALIK KİSTİ (OVER KİSTİ)

Yumurtalık kistleri (over kistleri) küçük içi sıvı dolu yapılardır. Boyutları bir kaç santimetreden 30-40 santimetreye kadar olabilen çok değişken büyüklüklerde kistler oluşabilmektedir.

Kasıklarda ağrı, ilişki sırasında ağrı, adet zamanlarında ağrı gibi şikayetlerin yanı sıra rüptüre olursa (patlarsa) ve torsiyone olursa (burkulursa) şiddetli karın ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma gibi şikayetlere de neden olabilirler.

Over kistlerinin çeşitli tipleri vardır:
Fonksiyonel over kistleri: Folikül kisti, korpus luteum kisti, teka lutein kisti (hiperreaksio luteinalis) bu gruptandır. En sık görülen fonksiyonel over kisti folikül kistidir. Teka lutein kisti gebelikte BHCG etkisi ile overlede çok sayıda kist oluşmasıdır, genellikle çift taraflıdır.
- Prepubertal kız çocuklarında, adölesanlarda ve reprodüktif çağda en sık görülen over kisti fonksiyonel kistlerdir. Postmenopozal yaşlarda ise benign ve malign neoplastik kitleler daha sıktır.

over kisti, yumurtalık kisti
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

Folikül kisti: Bu kistler gelişmiş folikülde yumurtlama (ovulasyon) olmaması sonucu gelişirler. Genellikle 3-5 santimetre boyutlarında olurlar. Çoğu kadında hiçbir şikayete neden olmadan bir kaç ay içerisinde kendiliğinden kaybolurlar. Bazı kadınlarda kasık ağrısına neden olabilirler. Bu kistler rüptüre olursa yani patlarlarsa mittelschmerz denen kasıkta keskin bir ağrı hissedilmesine sebep olurlar. Bu ağrı adet döneminin ortasına denk gelen zamanlarda hissedilir.
Bu kistlerin boyutları ultrason takipleri ile izlenir ve kendiliğinden kaybolmaları beklenir, eğer giderek boyutları artar ve kaybolmazsa tedavi gerektirebilir.

Korpus luteum kisti: Normalde her kadında ovulasyon yani yumurtlama gerçekleştikten sonra yumurtalıkta korpus luteum denen yapı oluşur. Bu korpus luteum daha sonra eğer gebelik oluşmamışsa kendiliğinden kaybolur. Nadiren bu kaybolma gerçekleşmez ve korpus luteum içerisi sıvı ve kan ile dolu bir kist haline gelir. Genellikle 4-5 santimetre boyutlarında fazla şikayete neden olmayan kistlerdir. Kendiliğinden bir kaç ayda kaybolabilirler. Detalı bilgi >>

Hemorajik kist: Bir kistin içerisine kanama olmasıyla meydana gelen kistlere verilen isimdir. Sık görülürler. Çok büyük olasılıkla kendiliğinden birkaç ay içerisinde kaybolurlar. Detalı bilgi >>

Teka lutein kisti: Gebelik sırasında yüksek HCG etkisi ile overlerde aşırı uyarılmaya bağlı multiple kistler oluşması sonucunda maydana gelir, overler genellikle büyük boyutlarda olur. Genellikle bilateraldir. Molar gebeliklerde ve çoğul gebeliklerde HCG daha yüksek olduğu için daha sık görülür. Ayrıca dışarıdan verilen overleri uyarıcı ilaçlar (ovulasyon indüksiyonu) ile de meydana gelebilir. Androjen salgılayabilir ve annede androjenik etki meydana getirebilirler. Gebelik sona erdiğinde HCG düzeyi azalmasıyle kendiliğinden kaybolur.

Gebelik luteoması: Teka lutein kisti gibi gebelik sırasında yüksek HCG etkisi ile meydana gelir ancak solidtir ve genellikle tek taraflıdır. Teka lutein kistleri gibi gebelik sona erdiğinde HCG düzeyi düştüğünde kendiliğinden kaybolur. Annede ve fetusta androjenik etki gösterebilir.

Dermoid kist (Matür kistik teratom): Genellikle genç kadınlarda görülen 5-10 santimetre civarında boyutları olan kistlerdir. Bu kistlerin içerisinde kemik, diş, saç, yağ dokusu bulunabilir. Kendi etrafında dönerek ovaryan torsiyon denen ağrılı duruma sebep olabilirler. Detaylı bilgi >>

Endometrioma (Çikolata kisti): Bu kistler rahmin en iç tabakasının yani endometrium tabakasının yumurtalıklar üzerinde bulunması ve kistleşmesi sonucunda oluşur. Çikolata kistleri hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Doğum kontrol hapları ovulasyonu (yumurtlamayı) engelleyerek over kisti oluşumunu engellerler.

Teşhis:
Teşhis muayene ve ultrason ile rahatlıkla koyulabilir. Bazı tür over kistlerinde kanda CA-125 ve benzeri tümör belirteçleri yüksek bulunabilir. Bazı kistlerde nadiren CT, MR gibi yöntemler ayırıcı tanı v.b durumlar açısından gerekebilmektedir.

Ultrason bulguları: Ultrasonda kist çapının 8-10 cm'den büyük olması, multiloküle olması, solid komponenet olması, kalın cidarlı olması, internal ekojeniteler içermesi, mural nodül olması, papiller oluşum içermesi, yüzeyinin düzensiz olması, etraf dokulara yapışık olması, bilateral olması, batında eşlik eden asit olması, doppler PI değerinin 0.4'ten küçük olması, hastanın menopozda olması malignite lehine kriterlerdir.



Tedavi:
Folikül ve korpus luteum kistleri gibi fonksiyonel over kistleri en sık görülen over kistleridir ve bunlar genellikle kendiliğinden kaybolurlar, nadiren tedavi gerektirirler. Kendiliğinden kaybolmaz veya giderek büyürlerse laparoskopik ya da açık ameliyatla tedavi gerektirebilirler.
Çapı 5 cm'den küçük kistler genellikle birkaç ay içinde kendiliğindan kaybolur. Bu kistlerin küçülmesini sağlamak amacı ile doğum kontrol hapları kullanılabilir. Kendiliğinden veya doğum kontrol hapları kullanıldığında kaybolmayan kistler cerrahi olarak çıkarılır.

Çapı 5 cm'den küçük olanlar genellikle iyi huylu kistlerdir. Eğer ağrı yoksa bu kistler bir süre izlenebilir. Çapı 5 cm'den büyük, diğer organlara yapışık, septalar içeren ve solid (katı) yapıdaki tümörlerin ise hiç bir bulgu vermese dahi cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir. Çapı 8 yada 10 cm'den büyük kistlere ise genellikle ameliyat önerilmektedir.

Yumurtalık kistleri gebeliği (hamileliği) engeller mi?
Yumurtalık kistleri çoğunlukla gebeliği engellemezler. Kistler kaybolduktan sonra hatta kist varken de gebe kalmak münkündür. Ancak daha az görülen endometrioma (çikolata kisti) gebeliğe engel olabilecek bazı yapışıklık gibi problemler yaratabilir. Bu durumlarda gebelik için tedavi veya ameliyat sonrası tedavi gerekebilir.


İlgili Konular:
- Yumurtalık Kisti Belirtileri
- Yumurtalık Kisti Tedavisi
- Yumurtalık Kisti Ameliyatı
- Folikül Kisti
- Korpus Luteum Kisti
Hemorajik Kist (Korpus Hemorajikum)
Çikolata Kisti (Endometrioma)
Dermoid Kist (Matür Kistik Teratom)
- Polikistik Over Sendromu
- Gebelikte Yumurtalık Kistleri
Menopoz Sonrası Yumurtalık Kistleri
- Yumurtalık Kisti (Soru Cevap Yorumlar)
- Adneksiyal Kitle (Pelvik Kitle)
- Yumurtalık Kisti Ve Kitle Görüntüleri
Tamamını >>

MİYOM (MYOMA UTERİ) NEDİR?

Miyomlar rahim ve rahim ağzında görülen, rahim yapısında bulunan düz kas dokusundan gelişen selim (iyi huylu) tabiatlı tümöral yapılardır. Halk arasında "ur" diye adlandırılır. Myomlar bir bezelye tanesi büyüklüğünden basket topu büyüklüğüne kadar değişebilen boyutlarda olabilir. Genellikle yuvarlak ve pembemsi renktedirler ve uterus (rahim) içinde her yerde bulunabilirler. Myoma uteri veya uterin fibroid diye adlandırılır. Rahimde bulunan myomların her birine myom nüvesi denir.

20-35 yaş arasındadaki kadınların %20'sinde görülür. Yaş ilerledikçe, myom insidansında da artma olmaktadır. 35 yaş üzerindeki kadınların yaklaşık %40'ında myom vardır. Myomlara en çok 35-45 yaş grubu kadınlarda rastlanır. Ergenlik döneminde görülmesi çok ender bir durumdur. Rahimde myom olmasına rağmen gebelik de oluşabilir. Bu durumda, gebeliğin erken dönemlerinde yani ilk 3 ayında myom büyür. Daha sonra küçülebilir, değişmeyebilir veya büyümeye devam edebilir. Bunu önceden kestirmek zordur. Menopoz döneminde de myom görülme sıklığı düşüktür ve doğurganlık yaşlarında myom tanısı almış çoğu kadında menopoza girdiklerinde myom nüvelerinde küçülme izlenir.

Yapılan histerektomilerin (rahmin alınması ameliyatı) en sık nedeni (%35) myomlardır.

Bir kadının rahminde bir tek myom olabileceği gibi (buna myoma uteri denir) birden fazla sayıda myom bir arada da bulunabilir.(buna uterus myomatosus denir)

Miyom tipleri:
1-Subseröz myom: Rahmin dışına doğru büyüyen myomlardır.
2-İntramural myom: Myometrium  içerisinde büyüyen myomlardır.
3-Submüköz myom: Endometrial kaviteye doğru büyümüş myomlardır.
En sık görülen myomlar intramural myomlardır. Uterusu global olarak büyüten tek bir intramural myom varsa buna Kugel myomu denir.
Bir subresöz myom uterusa sapla bağlı ise buna saplı miyom denir. Subseröz myom ligamentum latum içerisine doğru büyümüşse buna intraligamenter myom adı verilir. Subseröz bir myom uterusla bağlantısını kesip başka bir dokuya bağlanıp oradan beslenmeye başlarsa buna parazitik myom denir. Servik içerisinden gelişen myomlara servikal myom denir.

myom, miyom, myoma uteri,leiomyoma
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

FIGO myom sınıflaması:
- Tip 0: Saplı submüköz myomdur, tamamı uterin kavite içerisindedir.
- Tip 1: %50'den fazlası endometrial kavite içerisinde, daha az kısmı intramuraldır.
- Tip 2: %50'den azı endometrial kavite içerisinde, daha fazla kısmı intramuraldır.
- Tip 3: Endometrioma bitişik intramural myomdur ancak intrakaviter uzanım göstermez.
- Tip 4: Myometriumun tam ortasında bulunan, endometrium veya serozayla ilişkisi olmayan myomdur.
- Tip 5: %50'den azı subseröz olan, daha fazlası myometrium içerisinde olan myomdur.
- Tip 6: %50'den fazlası subseröz olan daha azı intramural olan myomdur.
- Tip 7: Saplı subseröz myomdur.
- Tip 8: Servikal myom, parazitik myomlar bu gruba girer.

Belirtiler:
Myomlar sıklıkla belirti vermezler. Rutin jinekolojik muayeneler sıraısnda tesadüfen tespit edilirler. Ancak; çoğu zaman büyüme ile orantılı olarak şu bulguları verebilirler:
Fazla adet kanamaları, adet düzensizliği (menoraji en sık belirtidir.)
Cinsel ilişki sonrası kanama
Adet arası dönemde ara kanama
Sık sık idrara çıkma
Karında büyüme veya şişlik
Adet dönemlerinde ya da cinsel ilişki sırasında kuyruk sokumuna doğru ağrı
Fazla miktarda kanamalara bağlı kansızlık
Tüplerin ya da rahmin ağzını kapayan myomlar infertiliteye (kısırlık) neden olabilirler
Submüköz myomlar infertiliteye neden olabilirler

Büyük myomlar barsaklara bası yaparak barsak içinde dışkının ilerlemesine engel olmak suretiyle kabızlığa neden olurlar.
Döllenmiş yumurtanın rahmin içinde gömülüp kalmasına engelleyici şekilde yerleşmiş myomlar tekrarlayan düşüklere neden olurlar.

Myomların gelişiminin vücuttaki hormonlarla yakından ilgisi vardır. Örneğin menopoza girildikten sonra hormonlarda azalma olduğu için myomlar çoğunlukla küçülürler. Myom gelişiminden başlıca östrojen hormonu sorumlu tutulmakla birlikte son yapılan araştırmalarda progesteron hormonunun da etkili olduğu gösterilmiştir.

Miyom gelişimini arttıran risk faktörleri:
- Siyah ırk
- Nulliparite (Doğum yapmamış olmak)
- Erken menarş (İlk adetin erken yaşta başlaması)
- Kırmızı etten zengin beslenme
- Obezite
- Alkol
- Ailesel yatkınlık
- Hipertansiyon

Egzersiz ve sigaranın myom gelişimini azaltan faktörler olduğu düşünülmektedir. Doğum kontrol hapları myom gelişimine karşı koruyucu etki gösterebilir.

Myom nüveleri bazen dejenerasyon denen değişikliklere uğrayabilirler. Bunlardan en sık (%65) görüleni hyalen dejenerasyondur. Yağlı dejenerasyon, kistik dejenerasyon, gebelikte sık rastlanan kırmızı dejenerasyon (karneoz dejenerasyon), menopoz sonrası sık görülen kalsifik dejenerasyon diğer dejenerasyon tipleridir. Gebelikte görülen kırmızı dejenerasyonlar şiddetli karın ağrısına neden olabilirler.

Teşhis:
Myomlar çok küçük değilse çoğunlukla musayene sırasında elle hissedilirler. Ultrason ile myomlar çok iyi bir şekilde görülebilir ve boyutları ölçülebilir. Bazen serviksten (rahim ağzından) vajene doğru ilerlemiş myomlar spekulum muayenesinde görülebilirler. Bazen CT, MR, SİS, HSG, laparoskopi gibi diğer tanı yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir.

Tedavi:
Myomlar genellikle küçük ve şikayete neden olmadıklarından tedavi gerektirmezler. Buna rağmen belirgin şikayet yaratanlar, doğurganlığı etkileyecek kadar büyüklükte olanlar veya kanser ya da benzeri habis (kötü huylu) tümörlerle karışabilecek özellikte olanlar tedavi gerektirirler. Myomunuz eğer küçük ise 6 ay arayla kontrol muayeneleri yapılmalıdır. Myomun büyüme hızı böylelikle takip edilmiş olunur. Tedavi için hemen hemen her zaman ameliyat uygulanır. Çok başarılı ve yaygın kullanılan bir ilaç tedavisi henüz yoktur.

İlaç olarak bir hormon olan GnRH Anologları nadir olarak kullanılmaktadır. Bunlar geçici olarak menopoz yaratırlar ve bu sayede myomların geçici bir süre için küçülmesini sağlarlar. Fakat etki kalıcı olmaz. Özellikle büyük myomlarda ameliyattan önce verilirse myomun küçülmesini ve ameliyatın daha kolay olmasını sağlayabilir. Fakat bunun yanında küçük myomların daha da küçülmesini ve ameliyat sırasında gözden kaçmasına sebep olabilir ve myomların ameliyatta uterus duvarından ayrılmasını güçleştirebilir.

Diğer nadiren ve daha çok araştırmalarda uygulanan ilaçlar: GnRH agonistleri, GnRH antagonistleri, mifepriston, danazol, gestrinon, selektif östrojen reseptör modulatörleri, selektif progesteron reseptör modulatörleri, levonorgesterol içeren RİA (mirena)

Myomektomi ameliyatı:
Myomun uterus (rahim) duvarında basitçe sıyrılarak çıkartılması işlemidir. Laparoskopik yada açık olarak yapılabilir. Çocuk isteyen kişilerde rahmin korunmasını sağlayan bir yaklaşımdır. Myomektomi ile myomları alınmış bir kişide 5 yıl içerisinde tekrar myom oluşma riski %50-60 kadar bulunmuştur, bunların dörtte birinde (%10-15) tekrar ameliyat gerekmiştir. Bu işlem uterus duvarında incelmeye neden olabileceğinden sonraki gebeliklerde normal (vajinal) doğum yerine sezeryan tercih edilmek zorunda kalınır. Myom çıkartıldıktan 6 ay sonra hasta arzu ederse gebeliğe izin verilir. Konu hakkında detaylı bilgi için tıklayın>>




Histerektomi ameliyatı (Rahmin alınması) :
Hızla büyüyen yakınmalara yol açan myomları olan, ileride gebelik düşünmeyen hastalarda uygulanan bir yöntemdir. Rahim myomla beraber tamamen alınır. Hastanın menopoza girmesini önlemek için yumurtalıklar alınmadan bırakılabilir. Konu hakkında detaylı bilgi için tıklayın>>

Myomların tedavisi için çoğunlukla ameliyat uygulanmakla birlikte yapılan çalışmalar ve araştırmalar bazı yeni tedavi yöntemlerinin uygulanmasını sağlamaktadır. Bunlara örnek olarak ülkemizde de uygulanan uterin arter embolizasyonu veya uterin arter oklüzyonu veya myoliz gibi yöntemler verilebilir.

UTERİN ARTER EMBOLİZASYONU rahme (uterusa) kan götüren atar damarların özel tekniklerle tıkanması işlemidir. Uterin arter embolizasyonu ile myomlara giden kan azalır ve bu sayede myomlar küçülür. Ameliyat lokal anestezi ile damardan girilerek yapılır, karın açılmaz. Detaylı bilgi >>

Daha yeni ve henüz araştırma aşamasında olup ülkemizde uygulanmayan bir yöntem de "MR Eşliğinde Uygulanan Odaklanmış Ultrason Sistemi (MR Guided Focused Ultrasound)" yurtdışındaki ismi "ExAblate® 2000 System" dir. Bu yöntemde magnetik rezonans görüntüleme (MR) ile myomların yeri görüntülenerek ultrason dalgaları ile myomda doku yıkımı yapılmaya çalışılır. Hasta ameliyat edilmeden dışarıdan yapılan bir yöntemdir. Rahim alınmadığı için çocuk istemi olan hastalarda uygundur.

Doğumdan sonra myomlarım küçülür mü?
Myomlar doğumdan sonra rahmin kanlanması azalacağı için ve hormon seviyeleri düşeceği için çoğunlukla küçülür ancak her zaman küçülmeyebilir.

Miyomlar kansere dönüşebilir mi?
Myomlar kanser değildir, iyi huylu (benign) tümörlerdir. Kansere dönüştüklerine dair herhagi bir kanıt yoktur.

Miyomlar ameliyattan sonra tekrar oluşur mu?
Myomların oluşmasında genetik faktörler çok önemlidir. Bu yüzden myom üretmeye yatkın bir rahim (uterus) tekrar myom üretebilir. Ameliyatta myomların tamamı alınsa bile tekrar yeni myomlar oluşabilir. Ayrıca ameliyatta tüm myomların alındığı düşünülebilir ama gözle farkedilmeyecek kadar küçük myomlar uterus içerisinde olabilir ve bunlar ameliyattan sonra zamanla büyüyüp farkedilir hale gelebilir. Büyük bir kaç myomu olanlara göre küçük çok sayıda myomu olanlarda tekrarlama riski daha fazladır. Ortalama tekrar myom oluşma oranı %15 kadardır.

(Not: TDK'ya göre doğru yazılışı: miyom)


İlgili Konular:
- Miyom İle İlgili Belirtiler ve Şikayetler
- Miyom Kimlerde Daha Sık Görülür?
- Miyomlarda Tanı - Teşhis Yöntemleri
- Miyom Tedavisi
- Gebelikte Miyom
- Miyom Alınması Ameliyatı (Myomektomi)
- Laparoskopik Myomektomi (Kapalı Myom Ameliyatı)
- Rahmin Alınması (Histerektomi)
- Miyomlarda Embolizasyon Tedavisi
- Miyom Kısırlık Yapar Mı?
- Miyom (Soru Cevap Yorumlar)
- Miyom Görüntüleri
Tamamını >>

UYARI: Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır.
Yazıların her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz. devamı >>

Dr. Dinçer Yıldırım
"Gebelik ve kadın hastalıkları konusunda ayda 1 milyondan fazla ziyaretçi sayısı ile en çok tıklanan, en geniş içerikli site"