MENOPOZDA BİTKİSEL İLAÇLARLA TEDAVİ

MENOPOZ SIKINTILARINA BİTKİSEL ÇÖZÜM

Menopoz tedavisinde (ateş basması) bitkisel ilaçlar kullanılabilir mi? Menopozda görülen ateş basması (sıcak basması), terleme, yüzde ve vücudun diğer bölgelerinde yanma, kızarma gibi şikayetler hafif boyutta olduğunda bazı yaşam tarzı değişiklikleri, fiziksel aktivite, egzersiz, sıcak yerlerde bulunmama, baharatlı ve acılı yiyeceklerden kaçınma gibi öneriler çoğu zaman hastaların rahatlaması için yeterli olabilmektedir, bu nedenle şikayetleri hafif olan hastalarda hormon ilaçları veya bitkisel ilaçların kullanılması önerilmez.  Ancak bu tür şikayetler şiddetli olduğunda en etkili tedavi yöntemi hormon ilaçlarıdır. Hormon ilaçlarının kullanımı her zaman her hastada mümkün olmayabilir veya bazı risklerinden dolayı hasta kullanmak istemeyebilir. Çeşitli nedenlerle hormon ilaçlarının kullanılamadığı durumlarda bitkisel kaynaklı ilaçlar kullanılabilmektedir. Bitkisel ilaçların etki düzeyi çok değişken olabilir ancak bazı hastaların şikayetlerinde rahatlama sağlayabilmektedir. Bitkisel ilaçlar bazı bitkilerdeki çeşitli maddelerin saflaştırılmasından elde edilir ve ilaç şeklinde eczanelerde satılır. Bitkisel kaynaklı bu ilaçların insanlar üzerindeki olumsuz yan etkileri diğer hormon ilaçları kadar detaylı araştırılmamıştır, bu nedenle sadece kısa süreli (en fazla 6 ay) kullanılmaları önerilir. Asla doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamaları gerekir. İleriki yıllardan bu tür bitkisel ilaçlarla ilgili daha fazla araştırmalar yapıldığında önnerilen kullanım süreleri daha uzun olabilir veya önemli yan etkiler tespit edilirse kullanım süreleri kısalabilir.

Bitkisel ilaçlar da diğer normal ilaçlar gibi çeşitli yan etkilere sebep olabilirler. Bitkilerin yanlış kısımlarının kullanılması veya toplama sırasında başka maddelerin içeriye karışması, miktarını doğru ayarlayamama gibi nedenlerle yan etkiler meydana gelebilir.

YILAN OTU (SİYAH YILAN KÖKÜ) (BLACK COHOCH)
Diğer isimleri: Actaea racemosa = Actea macrotys = Centiyane
Ülkemizde de bulunan bu ilaç menopoz tedavisinde en yaygın kullanılan bitkisel ilaçlardandır. Piyasada tek bir tane isimle satılmaktadır (Klimadynon tablet). İlacın prospektusunda actea racemosa bitkisinin (yılan otu) yumru köklerinin  kuru ekstresinden elde edildiği belirtilir. Bu veya benzer bitkilerin eczanede satılan ilaç formu dışında alınarak yenmesi, kaynatılarak veya başka şekilde suyunun içilmesi önerilmez çünkü şlaç formu dışında alındığında vücuda ne kadar madde alındığı bilinemez ayrıca bu şekilde tek bir madde değil faydalı ve zararlı çok sayıda madde vücuda alınmış olur ve bunun önemli yan etkileri olabilir. Eczanelerde satılan ilaç formunun ise doktor tavsiyesi olmadan asla kullanılmaması gerekir, karaciğere toksik etki ve başka yan etkileri olabilmektedir. Bu ilaç prospektusunda belirtildiği üzere menopozda görülen sıcak basması, terleme, uykusuzluk, vajinal kuruluk, sinirlilik, depresyon gibi şikayetlerin giderilmesinde yardımcı olur.
Araştırmaların çoğunda yılan otunun menopoz şikayetleri üzerine faydalı etkileri olduğu gösterilmiştir ancak faydasız olduğunu gösteren araştırmalar da mevcuttur.
Amerika Birleşik Devletlerinde yılan otu Gıda-İlaç Onay Komitesi (FDA) tarafından güvenirliliği belirsiz bitkiler arasında listelenmiştir. 1989'da Almanya'da ilaç kontrol komitesi  6 aya kadar kullanımını onaylamıştır, daha uzun kullanımında olası yan etkiler net bilinmediği için 6 ay dan fazla kullanılmasını onaylamamıştır.

FİTOÖSTROJENLER (SOYA İZOFLOVANLARI)
Fitoöstrojenler soya fasulyesi içerisinde bulunan östrojen hormonuna benzer etkiler gösteren maddelerdir. Japonyada insanlar soya fasulyesini yemeklerinde çok tükettikleri için kadınlarda menopoz şikayetleri, sıcak basması, terleme v.b batı toplumlarına göre çok az görülür. Soya izoflovanalrı yani fitoöstrojenler sıcak basması, terleme, depresyon, vajinal kuruluk şikayetleri için kullanılan bitkisel ilaçlardır. Soya fasulyesinden elde edilir. Doktor tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerekir.

DONG QUAİ (ANGELİCA SİNENSİS)  
(Angelika - Melekotu Kökü Ekstresi) 
Çinde bulunan bir bitkidir. Östrojen benzeri etkileri olduğu için meopoz şikayetlerine faydalı olduğu bildirilmiştir. Yan etkileri hakkında yeterli bilgi olmadığı için şu an menopozda kullanımı önerilmemektedir.

E VİTAMİNİ
Bazı araştırmalar manopoz şikayetlerini azalttığını gösterse de bazıları faydasız olduğunu göstermiştir. Diğer ilaçlar gibi doktor tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerekir.

Yukarıda belirtilenler dışında da menopoz tedavisi amacıyla üretilmiş ve satılan bitkisel ilaçlar, yiyecekler, içecekler, bitki kökleri, gıda takviyeleri, kürler, şifalı bitkiler, adıyla satılan ürünler olabilir. Bunların asla doktora danışılmadan kullanılmaması gerekir çünkü bilinçsiz kullanımda kanser benzeri çok önemli yan etkiler meydana gelebilir.

ERKEN MENOPOZDA BİTKİSEL TEDAVİ:
Erken menopoz öncelikle nedenin, belirtilerin, şikayetlerin değerlendirilmesi için mutlaka jinekoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Erken menopozda menopoz nedeniyle olabilecek komplikasyonlar da (kemik erimesi gibi) daha erken gelişecektir. Jinekoloji uzmanınız bu tür komplikasyonların önlenmesi için gerrekli tetkik ve tedavileri planlayacaktır. Yukarıda anlatılan ve menopozda ateş basması benzeri şikayetler için kullanılan bitkisel ilaçlarla ilgili bilgiler ve uyarılar erken menopoz durumu için de geçerlidir.


İlgili Konular:
- Menopozda Hormon Tedavisi
- Menopozda Hormon Tedavisinin Alternatifleri
Tamamını >>

HAMİLELİKTE (GEBELİKTE) BİTKİ ÇAYLARI İÇİLEBİLİR Mİ?

Hamileler hangi bitki çaylarını içebilir?
Hamilelik döneminde her bitkisel çay ve içecek tüketilmemelidir, seçici olunmalıdır ve sık tüketilen güvenli olduğu bilinen çaylar tercih edilmelidir. Bitkisel çayların içerisinde çok çeşitli maddeler bulunabilir ve bunların gebelik ve bebek üzerinde zararlı etkileri olabilir.

Hamilelerin içmesinde sakınca olmayan bitkisel çaylar:
- Ahududu
- Nane
- Limon
- Zencefil
- Ihlamur
- Elma
- Portakal
- Turunç
- Kuşburnu
- Papatya
- Rezene
- Yeşilçay


Hamilelikte hangi bitki çayları içilmemelidir?
Bu çaylar rahim kasılmalarını uyarıcı vb. etkilerde bulunabilir, gebelikt etüketilmemelidir.
- Aloe Vera
- Karanfil yapı
- Sarı çiğdem
- Kimyon
- Lavanta
- Fesleğen yağı
- Ökseotu
- Tarçın
- Kekik Yağı
- Sinameki
- Safran
- Maydonoz içillmemelidir (yemeklerde kullanılabilir)
- Akçaağaç
- Melekotu
- Kimyon
- Yasemin

İlgili Konular:
- Gebelikte Çay İçmek Zararlı Mı?
- Gebelikte Bol Su İçmenin Önemi
- Gebelikte Beslenme
Tamamını >>

MİYOM TEDAVİSİ

Miyom (myoma uteri) konusunda tedavi yöntemleri başlıca üçe ayrılabilir. Bunlar 1. gözlem, 2. ameliyat ve 3. diğer (ilaç, embolizasyon vb.) tedavilerdir. Bu tedavilerden hangisinin uygulanacağı myomun boyutuna, moyonların sayısına, hastanın yaşına, çocuk sayısına ve diğer bazı özelliklerine göre belirlenir.

Miyomlarda gözlem:
Özellikle küçük olan (1 - 5 cm arası) ve herhangi bir şikayete neden olmayan myomlar hiçbir tedavi verilmeden gözlenebilir. Gözlem için ortalama 6 ay aralıklarla ultrasonografi yapılır ve myom büyüklüğündeki değişiklik karşılaştırılır eğer myom boyutlarında artma yoksa gözleme devam edilir, myom boyutlarında fazla artma varsa genellikle ameliyata karar verilir. 5 cm'den küçük myomlar için nadir haller dışında ameliyat kararı verilmez bunun yerine izlem yapılır, özellikle yaşı menopoza yakın olan hastalarda zaten menopoza girdikten sonra myom boyutlarında küçülme olacağı için bir süre izlenerek beklenmesinde fayda olabilir. Rahim iç duvarında (endometrium) olan summüköz myomlar ve aşırı kanama gibi şikayetlere neden olan myomlar küçük dahi olsalar ameliyat ile tedavi gerektirebilirler.

Ameliyat tedavisi:
Myomlarda en sık uygulanan tedavi şeklidir. Myomlarda iki türlü ameliyat planlanabilir. Birincisi sadece myomların (myom nüvelerinin) alındığı myomektomi ameliyatıdır. İkincisi myomların rahimle birlikte alındığı histerektomi ameliyatıdır. Bu ameliyatlardan hangisinin yapılacağı myomların sayısına, büyüklüğüne, hastanın diğer hastalıklarına ve durumuna, yaşına, çocuk sayısına göre seçilir. Bu ameliyatlar laparoskopik (kapalı) veya açık ameliyat şeklinde yapılabilmektedir. Myomlar çok büyükse ve sayıca fazlaysa, hastanın yaşı ortalama 40'dan fazlaysa ve yeterince çocuğu varsa histerektomi ile rahmin tümden alınması planlanabilir. Histerektomi ile rahmin alınmasının avantajı bir dha myomun tekrarlaması gibi bir durumun söz konusu olmamasıdır. Myomektomi ameliyatı yapılan hastalarda rahim durduğu için ileleride tekrar myom oluşma riski vardır ancak bu ameliyatın avantajı hastanın hala hamile kalabilmesi, çocuk sahibi olabilmesidir.



İlaç tedavisi:
Myomların tedavisinde günümüzde çok nadir haller dışında ilaç tedavisi uygulanmamaktadır. Myom boyutlarında küçülme sağlayabilen ilaçlar arasında başlıca GNRH analogları gelir. Bu ve diğer bazı ilaçlar teorik olarak myom boyutunda küçülme sağlayabilse de bu etki geçici olabilmektedir bu nedenle pratikte pek uygulanan yöntemler değillerdir.

Uterin arter embolizasyonu:
Rahim (uterus) içerisine kan veren damarların tıkanmasıdır. Bu sayede myoma giden kan azalacağı için myom boyutları küçülür. Embolizasyon işlemi ameliyatsız sadece damartan katater ile uygulanır. Bu konuda detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hangi durumlarda miyom ameliyat tedavisi gerektirir?
- Myom boyutları fazla büyükse (genellikle 8-10 cm'den büyükler)
- Aşırı kanamaya ve kansızlığa (anemi) neden oluyorsa
- Ağrı, sık idrara çıkma, kabızlık gibi bası semptomları yaratıyorsa
- Dejenere olmuş ve ağrılı ise
- Vajene doğmuş myomlar
- Menopoz sonrasında büyümeye devam eden myomlar
- Torsiyone olmuş subseröz myom
- İnfertilite (kısırlık) sebebi olarak düşünülen myomlar

Miyomlarda bitkisel tedavi yöntemi var mıdır?
Myom tedavisinde bitkisel tedavi yöntemi yoktur. Bitkisel çaylar, içecekler, yiyecekler hiçbir fayda sağlamaz, myomları küçültmez. (Zaten myom tedavisinde ilaçlar da pek fayda sağlamamaktadır.) Bitkisel ürünler ile ilgilenerek vakit kaybetmek yerine myomların doktor takibinde uygun tedavisi yapılmalıdır.


İlgili Konular:
- Miyom Nedir?
- Myomektomi (Miyom Alınması) Ameliyatı
Laparoskopik Myomektomi (Kapalı Myom Ameliyatı)
- Histerektomi (Rahim Alınması) Ameliyatı
- Miyomlarda Ebmolizasyon Tedavisi
Tamamını >>

POLİKİSTİK OVERDE İLAÇ VE TEDAVİ

Polikistik over sendromu (PKO, PKOS, PCOS) kesin tedavisi olan bir hastalık değildir. Ancak çeşitli ilaç ve tedavi yöntemleri ile şikayetler tedavi edilir, hastalığın kendisi tamamen ortadan kaldırılamaz. Örneğin tedavi yöntemleri ile hastanın tüylenmesi azaltılılabilir, adetleri düzenlenebilir, çocuk istemi varsa çocuk sahibi olabilir ancak polikistik over sendromu veya overlerdeki (yumurtalıktaki) küçük kistler ortadan kaldırılamaz.

Polikistikjk over sendromunda tedavide ilaçlardan önce vurgulanması gereken ilk nokta kesinlikle kilo verme ve yaşam tarzı değişikliğidir. Şişmanlık hastalığın sebebi değildir ancak bu hastalıktaki bütün şikayetleri arttıran ve tedaviyi zorlaştıran başlıca fktördür. Her polikistik over hastasında şişmanlık (obezite) olmak zorun da değildir ancak şişmanlık varsa mutlaka normal kiloa inecek kadar zayıflamalı, diyet, egzersiz, yaşam tarzı değişikleri uygulamalıdır. Bu sayede ilaç tedavisi almasa bile bir çok şikayet azalacaktır ve tedavi kolaylaşacaktır. Kilo vermek polikistik over hastalığında gelişen en önemli mekanizmalardan biri olan insülz direncisi (rezistansını) azaltır, bunun azalması androjen hormonlarını, tüylenmeyi azaltır. Yumurtlama düzeni artar ve çocuk sahibi olmak kolaylaşır.

Polikistik over sendromunda kullanılan ilaçlar:
Doğum kontrol hapları (Diane 35, Gynelle ve diğerleri): Bu ilaçlar polikistik over sendromunda en sık kullanılan ilaçlardır. Doğum kontrol haplarından özellikle siproteron asetat  içeren diane 35 (ve gynelle) en sık kullanılanlardır. Bunlar tüylenmeyi (kıllanma), akneleri azaltır ve adet düzenlenmesi sağlar. Çocuk istemi olmayan hastalarda sık kullanılırlar. Tüylenmeyi azaltıcı etkilerinin başlaması için en az 6 ay sürekli kullanılmaları gerekir. Bazen hastalar ilk kutudan itibaren etki göstermediğini ve bu nedenle kullanmayı bıraktıklarını ifade etmektedirler, bu yanlıştır. Bu haplar en az 6 ay kullanıldıklarında (daha uzun da olabilir) tüylenme oluşumunu azaltırlar. Ancak daha önce oluşmuş tüylere etki etmezler bu tüylerin kozmetik yöntemlerle (lazer vb.) alınması gerekir. Çocuk isteyen hastalarda kullanılmazlar.

Metformin (glukofen, gluformin, glucophage, glifor): Bu ilaçlar şeker hastalığında (diabet) kullanılan insülin duyarlaştırıcı ilaçlardır aslında. Polikistik over sendromunda da insülin direnci (rezistansı) arttığı için bu ilaçlarla insülin direncinin azalması ve bir çok belirtinin düzelmesi sağlanır. Metformin ilaçları aynı zamanda zayıflamaya çok yardımcı olur ve kilo verilmesi sayesinde de şikayetler düzelir, yumurtlama düzeni artar, hamilelik kolaylaşır, kıllanma azalır, androjenler (testosteron) azalır. Gebelik için yumurtlama tedavisi verilen hastalarda klomifen sitrat (klomen, serophene) tedavisi ile birlikte metforminin aynı anda kullanılmasının tedavi başarısını arttırdığını bildiren araştırmalar vardır.

Klomifen Sitrat (Klomen, Serophene): Çocuk istemi olan hastalarda ovulasyon indüksiyonu (yumurta büyütücü) olarak verilirler. Adetin 3. veya 5. günü başlanarak 5 gün süre ile kullanılırlar. Doktor kontorlü altında olmadan (buradaki diğer ilaçlar gibi) asla kullanılmamalıdır. Tek başına veya metformin ile birlikte gebelik tedavisinde ilk basamağı oluşturur. Klomifen ile 6 aylık tedavi sonrasında yaklaşık %80 hastada ovulasyon (yumurtlama) elde edilir ve yaklaşık %40-50 hastada gebelik elde edilir. 6 aydan sonra gebelik oranı çok düştüğü için daha uzun tedavi önerilmemektedir.

Antiandrojen ilaçlar (Flutamid, Finasterid, Spiranolakton): Bu ilaçlar androjen (testosteron) senetezini azaltarak tüylenmeyi azaltırlar. Çok sık kullanılmazlar. Doğum kontrol hapları ile birlikte kullanılabilirler. Flutamid hepatotoksik (karaciğere yan etkileri) olabilmektedir. Finasterid testosteronun dihidrotestosterona dönüşümünü sağlayan 5-alfa-redüktaz enzimini inhibe eder.

Progesteron (gestagen): Hirsutismus (aşırı tüylenme) şikayeti olmayan hastalarda sadece adet düzensizliği olanlarda adetleri düzenlemek için ayda 14 gün siklik olarak kullanılabilirler.

GnRH analogları: Gonadotropinlerin azalması ve overlerde androjen üretiminin azalmasını sağlayabilirler. pratikte pek kullanılmazlar.


Polikistik overde bitkisel tedavi mümkün mü?
Polikistik over tek bir şekilde, hep aynı belirtilerle görülen bir hastalık değildir. Bu hastalık farklı belirti ve bulgularla, geniş spektrumda etkiler gösterebilen bir sendromdur bu nedenle tek bir tip ilacı, tek bir tip tedavi yaklaşımı yoktur. Her hastaya ve bulgularına özel ilaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleri ile tedavi gerekir. Mutlaka doktor denetiminde ve dikkatli tedavi takibii yapılması gereken bir hastalıktır. Tedavi ve takip edilmediği taktirde uzun dönem bazı komplikasyonlar (kalp-damar sistemi ile ilgili, endometrial hiperplazi vb.) çıkması da muhtemeldir. Bu nedenle hastaların bitkisel tedaviler, çaylar, yiyecekler, içecekler gibi yöntemlerle ilgilenmeleri fayda getirmeyeceği gibi vakit kaybı ve zarar da getirebilir.


İlgili Konular:
- Polikistik Overde Ameliyat
- Polikistik Over Sendromu
Tamamını >>

YUMURTALIK (OVER) KİSTİ TEDAVİSİ

Yumurtalık (over) kistlerinin bir çoğu ilaç tedavisi veya ameliyat yapılmadan kendiliğinden birkaç ay içerisinde kaybolur. Ancak bazı kistlerde ilaç tedavisi veya ameliyat tedavisi gerekebilir. Bu noktada kistin kendiliğinden kaybolmasını takip etmek için beklemek veya ilaç tedavisi vermek veya ameliyat kararı vermek bazı faktörlere göre belirlenir, bu faktörler kistin boyutu, kistin görüntüsü, kan tahlilinde belirlenen ca-125 ve diğer tümör markerları, hastanın hikayesi, hastanın yaşı gibi, hastanın şikayetleri gibi faktörlerdir.

Genel olarak yumurtalık kisti 7-8 cm'den küçükse, hasta genç veya orta yaşlardaysa (menopozdan önce), kistin görüntüsünde ve kan tahlilinde ca-125 benzeri belirteçlerde kanser şüphesi yaratacak bir bulgu yoksa bu kistler en azından bir kaç ay kendiliğinden kaybolma şansı verilerek takip edilirler. Bu durumlarda hastanın kullanmasında sakınca yoksa doğum kontrol hapları da tedavi de kullanılabilecek bir seçenektir ancak ilaçsız takip etmekle doğum kontrol hapı kullanmak arasında fark saptanmamıştır.

Çocuklarda ve menopozda bulunan hastalarda (50 yaşından sonra) saptanan yumurtalık kistleri hangi boyda olursa olsun, yukarıda sayılan diğer özelliklerine bakmadan genellikle ameliyat ile alınarak patolojik inceleme gerektirirler.

Yumurtalık kisti aşırı ağrıya sebep oluyorsa, patlama (yırtılma, rüptür), torsiyon (burkulma, dönme) gibi şüpheler varsa bu durumda kistin boyu ve özellikleri, hastanın yaşı ve diğer özellikleri ne olursa olsun genellikle ameliyat gerekir. Bazü rüptür durumlarında karın içerisine kanama az olur ve kendiliğinden durursa ameliyatsız takip yeterli olabilir.


Hangi kistler ameliyat gerektirir?
- 8-10 cm'den büyük kistler
- Menopoz döneminde ve çocuklarda (adet görmeye başlamadan önce) saptanan kistler
- Ultrasonografide dermoid kist, endometrioma veya kötü huylu (malign) kist görüntüsü varsa
- Ultrasonografide kist içerisinde papiller çıkıntılar varsa
- Hastada asit veya başka kanser şüphesi yaratabilecek bulgu varsa
- Solid adneksial kitleler
- Tümör markerlarında (CA-125 vb.) yükselme saptanan hastalar
- Kistin takip edilmesine rağmen küçülmemesi veya büyümesi
- Şiddetli ağrı, rüptür (yırtılma), torsiyon (burkulma), karın içerisine kanama olması
Yumurtalık kisti ameliyatı hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.



Patoloji Sonucu:
Her iki ameliyat yönteminde de ameliyatta çıkarılan kist (veya yumurtalık) patolojik incelemeye gönderilir ve kistin türü, iyi-kötü huylu olduğu, kesin teşhis ancak patoloji sonucunda belirlenir.

Bitkisel tedavi mümkün müdür?
Yumurtalık kistlerinin tedavisi ve takibinde asla bitkisel yöntemler, çaylar, içecekler, yiyecekler uygulanmamalıdır. Yumurtalık kistlerinin mutlaka bir kadın doğum uzmanı tarafından takip ve tedavilerinin planlanması gerekir. Bilimsel yöntemler dışında denenecek bitkiler vb. uygulamalar hastaya şifa getirmeyeceği gibi takip ve tedaviyi geciktirerek daha büyük sorunların doğmasına neden olabilecektir.


İlgili Konular:
- Yumurtalık Kisti Ameliyatı
- Yumurtalık Kistleri
- Gebelikte Yumurtalık Kistleri
- Yumurtalık Kisti Belirtileri
Tamamını >>

ADET AĞRISI (SANCISI) İÇİN BİTKİLER ÖNERİLİR Mİ?

Bayanlar arasında adet (regl) ağrısı, adet düzenleme, adet geciktirme, adet söktürme gibi amaçlarla bitkisel çözümler sık araştırılan konulardır ancak bu tür yöntemlerin faydası yoktur ve zarar verme ihtimali de vardır. Adet ağrısı rahmin kasılması ve yumurtlama sonucu prostaglandinlerin etkisine bağlı bir olaydır bu nedenle önlenmesinde prostaglandin sentezini azaltan ağrı kesiciler veya yumurtlamayı engelleyen doğum kontrol hapları kullanılır. Ayrıca adet sancısının şiddetli olmasına sebep olan bir hastalık varsa bunun da araştırılması ve tedavisi gerekir. Bu nedenle bu tür durumlarda tıbbi yöntemler dışında bitkisel çaylar, içecekler, yiyecekler gibi çözümler aramak hem faydsız olacaktır hem de duruma neden olan bir hastalık varsa bunun tespit edilmesini geciktirecektir.

İlgili Konular:
- Ağrılı Adet Görme (Dismenore)
- Adet Ağrısında İlaç ve Diğer Tıbbi Yöntemler
Tamamını >>

ADET GECİKTİRİCİ BİTKİLER

Bazan hastalar adet geciktirici veya adet söktürücü gibi amaçlarla bitkisel ilaçlar, içecekler, çaylar denemek istemektedir. Bu kesinlikle sakıncalı ve faydasız bir harekettir. Bu ilaçların ne tür hormonal etkileri olduğu ve vücutta ne gibi yan etkiler yaratabilecekleri belli değildir. Adet geciktirici olarak fayda göstermeyecekleri gibi aksine istemediğiniz zaman ve yerde adet görmenize neden olacak ve daha da kötüsü belki ciddi yan etkiler gösterebilecektir. Bu nedenle adet geciktirmenizi gerektirecek bir durum söz konusu olduğunda mutlaka doktorunuza muayene olarak size uygun adet geciktirici ilaçları kullanmanız gerekir. Bu tür bitkisel içecekler, yiyecekler, çaylar denememelisiniz ve kendi kendinize adet geciktirme mühalelerinden kaçınmalısınız.


İlgli Konular:
- Adet Geciktirici İlaçlar
- Adet Söktürücü Bitkiler
Tamamını >>

ADET SÖKTÜRÜCÜ BİTKİLER

Adet söktürücü (regl) söktürücü amacıyla bitkisel ilaç veya bitkisel yiyecek - içeceklerin, çayların kullanılması kesinlikle sakıncalıdır (adaçayı, kekik, soğan suyu, soğan kürü). Adet söktürücü olarak kullanılan ve reçete edilen ilaçlar hormon içeren ilaçlardır. Bazı bitikiler de alındığın da vücutta hormonal etkiler gösterebilirler ancak bunların faydadan çok zarar getirme riskleri de vardır çünkü hormonların çok çeşitleri vardır ve çok çeşitli organlar üzerinde etki ederler. İlaçlardaki hormonların türü, miktarı uzun çalışmalar sonucunda en uygun şekilde ayarlanır ancak bitkilerin içerdiği maddelerin türleri ve miktarları belli değildir. Bu nedenle hormonal etki veya adet söktürücü veya başka nedenlerle bitkisel ürünler kullanmak sakıncalıdır. Bir hormon vücuda alındığında sadece rahim üzerinde etki göstermez, hormonun türüne ve alınan doza göre farklı organlar üzerinde de çeşitli etkiler gösterir. Hatta bazı bitkilerin aşırı miktarda ve uzun süre alınması rahim iç duvarı gibi bazı organlar üzerinde proliferatif etki göstererek kanser riskini arttırdığı yönünde şüpheler vardır. Bu nedenle bitkisel çözümlerden kaçınılması gerekir ve doktor muayenesi sonucunda uygun görülürse ilaçları kullanmak gerekir.

İlgili Konular:
- Adet Söktürücü İlaçlar
- Adet Geciktirici Bitkiler
Tamamını >>

BİTKİSEL DOĞUM KONTROL HAPLARI VAR MI?

BİTKİSEL DOĞUM KONTROL YÖNTEMİ VAR MI?
Bu soruları hastalarımızdan zaman zaman duymaktayız. Ülkemizde bitkisel olanın her zaman daha zararsız olduğu sanıldığı için doğum kontrol yöntemlerinde de bitkisel olan var mı, bitkisel doğum kontrol hapı var mı diye arayışa giren hastalar zaman zaman olmaktadır. Öncelikle herşeyin bitkisel olanı zararsızdır, daha faydalıdır demek yanlış olur. Bitkiler de içerdikleri bazı maddelerden dolayı bazı hastalıklarda etki gösterebilirler ama bitkilerin içerdiği maddelerin türleri ve miktarları kontrol edilemediği için faydadan çok zararlar verebilir ve istenmeyen yan etkiler görülebilir. İlaçların da başlıca özelliği budur zaten, yani içerisindeki maddelerin çeşitleri ve miktarları bellidir.

Doğum kontrol yöntemlerine gelince bitkisel doğum kontrol yöntemi yoktur. Bitkisel doğum kontrol hapı yoktur. Halk arasında bazı doğum kontrol haplarının bitkisel sanılması çok ilginçtir ama tamamen asılsızdır. Malesef bazı reklam ve tanıtımlar insanları bu şekilde yanıltıyor olabilir. Bütün doğum kontrol hapları aynı hormonları içerirler, hepsinde östrojen ve progesteron hormonu bulunur. Östrojen ve progesteron hormonlarını içermeyen bir doğum kontrol hapı yoktur. (Minipill denen haplarda sadece progesteron bulunur ancak eskiden olmasına rağmen uzun yıllardır ülkemizde yoktur bu haplar.) Östrojenin veya progesteronun türü değişebilir ancak hepsinde mutlaka bu hormonlar bulunur ve başka bir ek ilaç maddesi bulunmaz. Doğum kontrolü zaten hormonal olarak hassas bir durumdur ve bitkisel bir çözümü de olamaz. Doğum kontrol hapları aynı hormonları içerdiği için yan etkileri de hepsinde hemen hemen aynıdır. Bu konuda yanılmayınız. Doğum kontrol haplarını kullanmadan önce hepsinin yan etkileri olabileceğini, yan etkisi hiç olmayan bir doğum kontrol hapı olmadığını, başlıca yan etkilerin hepsinde aynı olduğunu biliniz ve yan etkiler hakkında deyaılı bilgi edininiz. Aşağıdaki linklerden bu konularda detaylı bilgi edinebilirsiniz.


İlgili Konular:
- Doğum Kontrol Hapları
Tamamını >>



UYARI: Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır.
Yazıların her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz. devamı >>

"Gebelik ve kadın hastalıkları konusunda ayda 1 milyondan fazla ziyaretçi sayısı ile en çok tıklanan, en geniş içerikli site"