ameliyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ameliyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

JİNEKOLOJİK KANSERLERİN TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİ (KAPALI AMELİYAT)

RAHİM VE YUMURTALIK KANSERİNDE LAPAROSKOPİ YÖNTEMİ 

Laparoskopik cerrahi yöntemi yani diğer yaygın kullanılan ismi ile kapalı yöntemle ameliyat tekniği yıllar içerisinde yaygınlaşmış ve geniş kullanım alanı bulmuştur. Son yıllarda özellikle kadın hastalıkları ile ilişkili kanserlerin ameliyatı için de kullanılır hale gelmiştir. Kadın hastalıkları yani jinekoloji konusunda uzun yıllardır laparoskopi yöntemi yaygın olarak kullanılmaktadır; yumurtalık (over) kistleri, myomlar ve rahim alma (histerektomi) ameliyatı, tüp bağlama ameliyatları yaygın olarak kapalı yöntemle uygulanmaktadır. Rahim, rahim ağzı ve yumurtalık kanserlerinin tedavisinde yani jinekolojik onkoloji alanında laparoskopi yöntemi daha geç kullanılmaya başlansa da son yıllarda giderek yaygınlaşır hale gelmiştir. Sadece kadın üreme organları ile ilgili kanserlerde değil; diğer organlarla ilgili kanserlerde de laparoskopi yöntemi yani kapalı ameliyat yöntemi giderek yaygınlaşmaktadır (mide kanseri, barsak kanseri, rektum kanseri, böbrek kanseri, mesane kanseri gibi...) Onkolojik cerrahide laparoskopi gibi minimal invaziv cerrahi tedavi yöntemleri giderek yaygınlaşmaktadır.

Laparoskopik cerrahi yönteminde (kısaca LS) karına büyük bir kesi yapılmadan 3-4 adet küçük delikten karın içerisine uzatılan aletlerle ameliyat gerçekleştirilir. Laparoskopik ameliyatların nasıl yapıldığı konusunda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ameliyat için açılan deliklerin yeri ve büyüklüğü aynı diğer ameliyatlarda olduğu gibidir genellikle; bir delik göbekte, bir kaç delik de karnın sağ ve dol kısmında olacak şekilde ameliyat yapılır. Deliklerin büyüklüğü yarım ve bir santimetre arasında değişir.

Kanser tedavisinde laparoskopinin avantajı:
Kapalı yöntemle yapılan ameliyat ile açık yöntemle yapılan ameliyat arasında sadece yapılış tekniği açısından fark vardır. Yani aynı organlar aynı şekilde çıkartılır ve değerlendirilir. Sonuç olarak aynı işlem yapılmış olur sadece kullanılan alet ve yöntemler değişir. Bu nedenle hastanın tedavisinin başarısı ve hastalığın tekrarlaması, yaşam süresi gibi konularda bir fark beklenmez. Ancak kapalı yöntemde hastanın karnına daha küçük kesiler yapıldığı için hastanın ameliyat sonrası ağrısı daha az olur, ayağa kalkması ve işlerini yapar hale gelmesi daha kısa sürer. Ameliyat süreleri her iki yöntemde benzerdir. Her iki yöntemde de genel anestezi uygulanır. Her iki yöntem de cerrahi açıdan benzer riskleri içerir; örneğin kanama, organ yaralanması, enfeksiyon gibi...

Kadın üreme organları kanserlerinde laparoskopik yöntemle yapılan ameliyatlar:
- Rahmin alınması (basit histerektomi, radikal histerektomi)
- Sadece rahim ağzının alınması (trakelektomi)
- Parametrektomi
- Yumurtalıkların alınması (ooforektomi), tüplerin alınması (salpenjektomi)
- Lenf nodlarının alınması yani lenfadenektomi (pelvik lend nodları, paraaortik lenf nodları)
- Omentektomi (barsakların üzerini örten yağlı dokunun alınması)
- Apendektomi (Bazı yumurtalık kanserlerinde yapılır.)
- Periton biyopsisi

Hangi kanserlerin tedavisinde laparokopik ameliyat uygulanır?
Jinekolojik kanserler yani kadın üreme organlarından gelişen rahim kanseri (endometrium kanseri),  rahim ağzı kanseri (serviks kanseri), yumurtalık kanseri (over kanseri) tedavisinde laparoskopik ameliyat yöntemi uygulanabilmektedir. Bir jinekolojik kanser hakkında karar verirken öncelikle ameliyat için uygun mu diye karar verilir, ameliyat için uygun ise açık ameliyata mı kapalı ameliyata mı uygun diye karar verilir. Çünkü her kanser hastası ameliyat tedavisine uygun değildir, bazılarında öncelikle radyoterapi (ışın tedavisi) veya kemoterapi uygulanır.
Bir kanser hastasında ameliyat tedavisi uygun görülmüşse bu hasta için laparoskopi yani kapalı yöntem uygun mu diye değerlendirilirken dikkate alınan kriterlerden bazıları şunlardır:
- Hastanın kilosu
- Hastanın diğer hastalıkları
- Hastanın daha önce geçirdiği cerrahi operasyonlar
- Kansere ait kitlenin büyüklüğü ve yeri, karın içerisinde yaygınlık derecesi

Rahim (endometrium kanseri) tedavisinde laparoskopi:
Laparoskopi yani kapalı yöntemin en yaygın kullanıldığı jinekolojik kanser endometrium kanseridir. Endometrium kanserinin evresinin belirlenmesi ameliyat ile çıkarılan dokuların patolojik değerlendirmesi sonucunda yapılır; bu nedenle laparoskopi yöntemi ile rahim, yumurtalık, tüpler, omentum, lenf bezleri çıkarılır. Bu dokuların hepsi her ameliyatta çıkarılmayabilir, kanserin türüne ve hastanın diğer özelliklerine göre bu karar değişebilir. Laparoskopi yöntemi bazı hastalarda uygun olmayabilir, bu durumda açık ameliyat ile de aynı organ ve dokular çıkarılabilir. Bazen kapalı ameliyat sırasında çeşitli nedenlerle açık yönteme geçmek gerekebilir.

Rahim ağzı (serviks) kanserinde laparoskopi:
Rahim ağzı yani serviks kanseri tedavisinde bazen ameliyat, bazen ışın (radyoterapi) ve kemoterapi kullanılabilmektedir. Eğer ameliyat tedavisi uygun görülmüşse genellikle radikal histerektomi ve lenf nodlarının alınması (lenfadenektomi) uygulanır. Radikal histerektominin normal basit histerektomiden farkı rahim etrafındaki dokunun rahimle birlikte daha geniş şekilde çıkarılması (parametrektomi) ve vajinanın üst kısmının alınmasıdır (vajenektomi). Bu nedenle normal basit histerektomiye göre ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında daha fazla riskler içerir. Radikal histerektomi ameliyatı açık veya kapalı yöntemle yapılabilmektedir, hangi yöntemin hangi hastaya uygun olacağına muayene, tümörün büyüklüğü, hastanın kilosu, hastanın diğer hastalıkları gibi bir çok özellik değerlendirilecek karar verilir. Bazen kapalı ameliyat sırasında çeşitli nedenlerle açık yönteme geçmek gerekebilir.
Rahim ağzı kanserinde tümör boyutu küçükse bazen rahim tamamen alınmadan sadece rahim ağzı alınabilmektedir ,bu işleme trakelektomi denir.

Yumurtalık (over) kanserinde laparoskopi:
Yumurtalıklarda kanser süphesi içeren bir kist veya kitle varsa bazı durumlarda laparoskopi yani kapalı yöntemle alınarak patolojik değerlendirmesi yapılabilir. Eğer kistin patolojik değerlendirmesi sonucunda kanser olduğu belirtilirse ameliyata rahim alınması, lenf bezlerinin alınması, omentum alınması gibi ek işlemler eklenebilir. Kistte kanser özelliği izlenmezse genellikle bu ek işlemler eklenmez ancak hastanın özelliklerine göre bu kararlar değişebilir. Bazen kapalı ameliyat sırasında çeşitli nedenlerle açık yönteme geçmek de gerekebilir.

(UK)

İlgili Konular:
- Laparoskopi (Kapalı Ameliyat)
- Laparotomi (Açık ameliyat)
Tamamını oku >>

AMELİYAT SONRASI DİKİŞ İZLERİ

SEZERYAN VE DİĞER AMELİYATLARDA DİKİŞ İZİ
Skar cilt yaralanmasından sonra veya  ameliyatlarda cildin kesilmesinden sonra oluşan fibröz dokudur. Cildin iyileşmesi neticesinde oluşan fizyolojik bir oluşumdur. Bazen çok az belli olacak kadar olmasına rağmen bazen çok belirgin görülebilecek hatta kabarıklık oluşturabilecek kadar belirgin yara iyileşmeleri olabilir. Skar Türkçe'de yara izi olarak adlandırılır ancak yaraların çoğuna dikiş atıldığı için yaygın olarak dikiş izi terimi de kullanılmaktadır, ancak dikiş olsun veya olmasın her yara iyileşmesinde mutlaka az veya çok iz meydana gelir. Yara izi (dikiş izi) oluşmasında rol alan bazı etkenler vardır. Bunlar içerisinde en önemli faktör genetik faktördür. Çünkü aynı cerrah tarafından aynı büyüklükte, aynı aletlerle, tıpatıp aynı şekilde yapılan kesilerin sonucunda farklı kişilerde çok farklı yara izleri oluşabilmektedir.

Skar dokusu aslında sadece cilt değil vücuttaki farklı dokularda da oluşan yara sonrası iyileşme sürecinde oluşan bir biyolojik süreçtir. Skar oluşum sürecinde eğer kollojen dokusu çok fazla sentezlenirse ciltten bariz kabarık ve kırmızı renkte oluşan skara "hipertrofik skar" denir. Bunların daha belirgin ve tümöral kitle şeklinde oluşanlarına "keloid" denir, genellikle siyah cilt rengine sahip kişilerde meydana gelir. Ameliyat sonrası bu kadar çok belirgin yara izi oluşmuşsa bu durumda estetik cerrahi müdahale ile düzeltme yapılabilmektedir.

Skar (kesi izi) oluşumunu etkileyen faktörler:
- Yaş ilerledikçe derinin elastikiyeti ve kalınlığı azalır. Bunun sebebi ciltteki kollajenin değişmesi ve yağ dokusunun azalmasıdır. Bu nedenle ileri yaşta cilt dokusunun iyileşmesi daha kötü olur, daha uzun zaman alır, yara izi daha belirgin olabilir.
- Siyah ırk skar oluştırmaya daha yatkındır. Daha büyük ve kalın skarlar oluşur.
- Genetik ve aile: Anne babasında ve kardeşlerinde skar oluşmaya yatkınlık olan kişilerde de benzer durum izlenebilir.
- Büyük ve derin cilt kesileri daha çok skar dokusu oluşturma eğilimindedirler. Çünkü büyük kesilerin iyileşmesi daha uzun sürer ve yaraya binen gerilim kuvveti daha fazla olur.
- Sigara bazı yaraların iyileşmesini geciktireceği için skar oluşumunu arttırabilir. Bu nedenle bazı plastik cerrahlar ameliyattan önceki birkaç hafta hiç sigara içilmemesini isterler.
- Alkol ve kafein vücutta su kaybına neden olduğu için dikiş izi oluşumunu arttırabilir bu nedenle yara iyileşmesi tamamlanana kadar uzak durmak gerekir.
- Sağlıklı ve dengeli beslenme yara iyileşme sürecini etkiler. Özellikle et ve süt ürünleri ile proteinden zengin beslenmek önemlidir.
- Bol su içmek önemlidir. Susuz (dehidrate) kalındığında cilt elastikiyeti azalır bu da yara iyileşmesi üzerine olumsuz etki eder.
- Aşırı kilo yara iyileşmesini olumsuz etkiler.
- Taburcu oldukta sonra doktorunuz yara yeri bakımı ile ilgili önerilerde bulunmuşsa bunları değiştirmeden aynen uygulamanız gerekir.
- Yara yerinde oluşabilecek enfeksiyon yara iyileşmesini geciktirir ve fazla skar oluşumuna neden olur.
- Diyabet ve diğer kronik hastalıklar olumsuz etki gösterir. Diyabet hastalarının ameliyattan önce ve sonra kan şekerlerinin normal seviyede tutulması yara iyileşmesini olumlu etkiler.
- Yara yeri yani dikiş bölgesinin çekilmesi, gerdirilmesi, baskı yapılması gibi üzerine basınç uygulayan eylemlerden kaçınmak gerekir. Bunlar yara iyileşmesini geciktirir ve fazla dikiş izi oluşmasına neden olur.
- Dikiş yerinin direk güneş ışığına fazla maruz kalmasından kaçınmak gerekir.

Dikiş bölgesinin bakımı:
- Ameliyat sonrası taburcu olmadan önce yara yerinizin kaç gün kuru kalması gerektiği ve ne zaman banyoya başlayabileceğiniz konusunda doktorunuzdan bilgi alın, bunları dikkatlice uygulayın.
- Yara yerinize hergün kızarıklık, akıntı, kanama var mı diye göz atın.
- Yara yerini ve dikişlerin üzerini ovalamaktan kaçının.
- Dikiş bölgesindeki iplik veya zımbaları dotorunuzdan habersiz almayın.
- Doktorunuzdan habersiz dikiş yerine krem, yağ, pudra, losyon v.b sürmeyin.
- Dikiş bölgesini 3-6 ay direk güneşe maruz bırakmayın.
- Doktorunuz önermişse pansumanı uygun şekilde yapın.
- Yara yerinin deri katlantısı arasında kalıp, nemlenmesinden sakının.
- Yara yerini kirletmemeye özen gösterin.

Normal doğum sorası dikiş izleri:
Normal doğumda epizyotomi (doğum kesisi) yapılmışsa dış tarafta 3-4 cm uzunluğunda hafif bir dikiş izi genellikle belli olur. İlk doğumlarda sıklıkla epizyotomi kesisi uygulanır ancak sonraki doğumlarda daha azalır uygulama sıklığı. Epizyotomi kesisi yapılmamışsa ve yırtık meydana gelmemişse dikiş atılmayacağı için normal doğum sonrası dış tarafta herhangi bir iz veya skar dokusu oluşmaz.

Sezaryen doğum sonrası dikiş izleri:
Sezaryende en sık uygulanan kesi yatay ve pubik tüylerin hemen üzerinden uygulanan bir kesi olduğu için ameliyat sonrası iz belirgin bile olsa genellikle mayo, bikini gibi giysilerin altında kalır ve dışarıdan belli olmaz. Sezeryan ameliyatında uygulanan cilt dikişleri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bitkisel çözümler, yağlar, kremler, merhemler:
Bu tür maddeler asla doktor tavsiyesi olmadan dikiş bölgesine sürülmemelidir. Sakıncalı ve ters etkileri olabilir. Doktor önerisi dahilinde yara iyileşmesi için bazı kremler, merhemler kullanılabilir. Bitkisel çözümler, otlar, bitkisel tedaviler yara iyileşmesi veya dikiş izi konusunda fayda sağlamaz.


İlgili Konular:
- Sezaryen Dikişleri
- Sezaryen Sonrası Yara Yeri Enfeksiyonu
- Sezaryen Ameliyatı
- Sezaryen Sonrası Öneriler ve Yapılması Gerekenler
Tamamını oku >>

DIŞ GEBELİK TEDAVİSİ

DIŞ GEBELİKTE AMELİYAT VE İLAÇ İLE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Dış gebelik (ektopik gebelik) tedavisinde uygulanan başlıca iki yöntem vardır. Bunlar ilaç (metotreksat, methotrexate) tedavisi ve ameliyat tedavisidir. Bazı hastalarda dış gebelik bu iki tedavi yöntemine de gerek kalmadan takipler sırasında kendiliğinden kaybolabilir, buna izleme tedavisi denir ancak bu her zaman mümkün değildir, çoğunlukla başlangıçtaki B-HCG değeri çok düşük olan hastalarda mümkündür.

DIŞ GEBELİKTE İLAÇ TEDAVİSİ 
(Metotreksat, Methotrexate, MTX) :
Dış gebelik tedavisinde kullanılan metotreksat bir kemoterapi ilacıdır, bazı kanserlerin tedavisinde de kullanılmaktadır. Dış gebelik kanser veya benzeri bir hastalık değildir ancak buradaki hücrelerin de ölümünü sağladığı için bu ilaç son derece etkilidir tedavide. Metotreksatın tüp içerisine (intra-tubal) veya gebeliğin amniyon kesesi içerisine uygulamaları da yapılmış olsa da günümüzde rutin kullanım olarak intramuskuler (kas içerisine enjeksiyon) şeklinde uygulanmaktadır. Metotrexate folik asit antagonisti bir maddedir ve hücrelerde DNA sentezini bozarak etkisini gösterir.

Metotreksat ile ilaç tedavisi durumu stabil olan hastalarda yani karın içerisine fazla kanama olmayan hastalarda veya kanama olmuş ancak sonradan durmuş olan hastalarda tercih edilir. Ayrıca gelecekte çocuk sahibi olmayı isteyen hastalar için de uygun tercihtir. Çünkü metotreksat tedavisinin başarılı olması durumunda ameliyat yapılmadan ve tüplerden birisi alınmadan dış gebelik tamamen kaybolacaktır.

İlaç tedavisi hangi hastalar için uygun değildir:
- Rüptüre ektopik gebelik: Karın içerisine kanamanın sürdüğü durumlar
- Ektopik gebelik kistlesinin çok büyük olması (4 cm'den büyük)
- Ektopik gebelikte bebeğin kalp atımlarının izlenmesi
- HCG değerinin 10.000 IU'den yüksek olması
- Bebek emzirmek zorunda olan hastalar
- İmmün yetmezlik olan hastalar (Bağışıklık sisteminde bozukluk)
- Karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerinde bozukluk olan hastalar
- Aktif akciğer veya barsak hastalığı bulunan hastalar
- Kan hastalıkları ve kemik iliği hastalığı olanlar
- Alkolizm

Metotreksat tedavisi tek doz veya multidoz (çoklu doz, tekrarlayan doz) olmak üzere iki şekilde verilebilmektedir. Araştırmaların çoğunda tek doz ve multi doz tedavi protokollerinin başarı şansı yakın çıkmıştır ancak tek doz tedavide yan etkiler daha bulunmuştur. Metotreksat (mtx) tedavileri sırasında belli aralıklarla tam kan, platelet ve karaciğer, böbrek fonksiyon testleri kontrol edilir. Metotreksat tedavisinin  ağızdan oral yolla da kullanımı da mümkündür ancak günümüzde bu yol tercih edilmez,  intramuskuler (kas içerisine, kalçadan enjeksiyon) şekilde kullanılır yaygın olarak.

Tek doz metotreksat tedavisi:
Hastaya bir kere 50 mg/m2 dozunda metotreksat uygulanır ve arkasından 4. ve 7. günlerde B-HCG tahlili yapılarak düşme var mı araştırılır. Bu iki gün arasında en az %15 düşme beklenir HCG değerlerinde, bu düşüş gerçekleşirse  HCG değeri sıfırlanana kadar haftada bir tahlil yapılırak takip edilir. 4. ve 7. günler arasında HCG  değerinde beklenen %15'ten az düşüş olması veya artma olması durumunda metotreksat dozu bir kere daha tekrar edilir. Bundan sonra da HCG değerlerinde düşme olmaması, sabitlenme (plato) veya artma olması durumunda tek doz metotreksat tedavisi başarısız kabul edilir ve başka tedavi yöntemleri uygulanır.

Multidoz (çoklu, tekrarlayan doz) metotreksat tedavisi:
Bu protokolde hastaya bir gün metotreksat (1.0 mg/kg dozunda) diğer gün folinik asit (0,1 mg/kg dozunda) olacak şekilde sırayla maksimum sekiz gün ilaç verilir. İlaçlar intramuskuler (kas içerisine) enjeksiyonla uygulanır. B-HCG değerinde yeterince düşme saptanınca haftalık takiplerle sıfırlanıncaya kadar takip edilir.

Metotreksat ile ilaç tedavisinin yan etkileri:
 Bulantı, kusma, ishal, ağız içerisinde yara oluşması (stomatit), baş dönmesi, sersemlik, saç dökülmesi,  nadiren nötropeni gib yan etkiler meydana gelebilir. Saç dökülmesi kalıcı değildir, tedaviden sonra yeniden saçlar eski haline gelir.

DIŞ GEBELİKTE AMELİYAT TEDAVİSİ:
Dış gebelik tedavisinde hastane imkanları müsaitse ve hastanın ilaç tedavisine karşı yukarıda belirtilen engellerinden birisi yoksa öncelikle ilaç tedavisi uygulanır genellikle. Ancak hasta yukarıda sıralanan ve ilaç tedavisine engel oluşturan kriterleri taşıyorsa veya uygulanan ilaç tedavisi başarısız olmuşsa veya karın içerisine aşırı kanama gibi bir durum meydana gelmişse veya hastanın kişisel tercihi bu yönde ise ameliyat tedavisi uygulanır. Ameliyat tedavisi açık ameliyat (laparotomi) veya laparoskopik ameliyat şeklinde iki şekilde uygulanabilir.

Açık ameliyat mı? Laparoskopi mi?
Fazla şişman olan, daha önceden karın ameliyatları geçirmiş olan veya karın içerisine aşırı kanama izlenen hastalarda  laparoskopik yöntem yerine açık cerrahi tercih edilir. Laparoskopik ameliyatta (kapalı ameliat) da açık ameliyatta da yapılan işlemler benzerdir ancak laparoskopik ameliyatın hastanın karnında daha az yara izi oluşturması, daha az ağrıya neden olması, hastanın hastanede daha az yatması gibi avantajları vardır. Ameliyatta dış gebelik tüpte izleniyorsa tüp dış gebelikle beraber tamamen alınabilir (salpenjektomi) veya tüpün içerisinden dış gebelik temizlendikten sonra tüpe yapılan kesi onarılarak tüp yerinde bırakılabilir (salpingotomi, salpingostomi). Ya da fimbrial ekspresyon (milking) denen yöntemle dış gebelik tüpten dışarıya çıkartılabilir fakat bu yöntem pek tercih edilmez. Dış gebeliğin aşırı büyümesinden dolayı tüp yırtılmışsa, parçalanmışsa bu durumda tüpü tamamen almak gerekir. Çok nadiren dış gebeliğin rahime (uterusa) çok yakın yani interstisyel bölgede olduğu durumlarda mecburen rahimin de alınması (histerektomi) gerekebilir.
Açık ameliyatta karın kesisi çoğunlukla aynı sezaryen kesisi gibi yatay olarak yapılır, nadiren özellikle ek patolojiler varsa karın ortasında göbekten aşağıya kadar dikey bir kesi yapılması gerekebilir.
Ameliyat tedavisinde sonra B-HCG değerleri hızla düşer. Hasta genellikle bir-iki gün içerisinde taburcu olur. Hasta bir kaç gün en geç bir haftada günlük işlerini yapabilir hale gelir.

Ameliyat veya ilaç tedavisi sonrası cinsel ilişkiye başlama zamanı:
Dış gebelik teşhisi konular her hastanın cinsel ilişkiye başlamadan önce doktoruna danışması gerekir çünkü bazı riskli durumlarda cinsel ilişki yasaklanabilir. Doktor tarafından bir sakınca belirtilmemişse dış gebelik nedeniyle ilaç tedavisi gören hastalar tedavi süresince cinsel ilişkide bulunabilirler ancak tedavi bitiminden bir ay sonrasına kadar korunmaları gerekir ve ilişki sırasında karın içerisine, kasıklara  fazla baskı yapmaktan kaçınmaları gerekir dış gebelik kitlesine baskı olmaması için. B-HCHG değeleri sıfırlandıktan sonra kitle tamamen kaybolmuşsa cinsel ilişkide herhangi bir kısıtlama yoktur. Kitlesi büyük olan hastalara ve rüptür (kitlenin yırtılması, patlaması) riski fazla olan hastalara cinsel ilişki tedavi bitene kadar yasaklanır.
Laparoskopik veya açık ameliyat tedavisi gören hastalar genellikle bir iki hafta içerisinde tamamen iyileşip, kendilerini iyi hissederler, ameliyattan bir iki hafta sonra cinsel ilişkiye başlayabilirler. Bu hastalarında tedaviden sonra ortalama üç ay korunmaları gerekir.
Tedavi sonrasında bazen olabilecek vajinal kanamalar cinsel ilişkide rahatsızlık yapabilir, ancak cinsel ilişkide bulunmak için engel değildir.

Kan uyuşmazlığı iğnesi  yapılmalıdır (Rh uygunsuzluğu):
Hastanın kan grubu Rh nehatif (-) ise sensitizasyonu engellemek için kan uyuşmazlığı iğnesi (Anti-D immunglobulin) tek doz yapılmalıdır. Kan uyuşmazlığı için proflaktik immunglobulin uygulanması annenin sonraki gebeliklerinde Rh sensitizasyonuna bağlı sorun yaşamasını engeller. Kan uyuşmazlığı hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Hastanın kan grubu Rh pozitif (+) ise kan uyuşmazlığı iğnesi uygulanmasına gerek yoktur.





İlgili Konular:
- Dış Gebelik (Ektopik Gebelik)
Dış Gebelik Sonrası Hamile Kalma
Tamamını oku >>

POLİKİSTİK OVERDE AMELİYAT

Polikistik over sendromunda (PKO, PKOS, PCOS) önceliklike tedavi varsa fazla kiloların verilmesi, yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekli ise ilaç tedavileridir. Ameliyat tedavileri (cerrahi tedavi) nadiren uygulanan yöntemlerdir.
Ameliyat çocuk istemi olan ve ilaç tedavileri ile yumurtlama sağlanamayan hastalarda uygulanabilir. Klomifen veya  diğer iğneler ile yapılan yumurtlama tedavilerine rağmen yumurtlama sağlanamayan bazı hastalarda ameliyattan sonra yumurtlama sağlanabilmiştir. Bu hastalarda ameliyat yapılmadan direkt tüp bebek yöntemine de başvurulabilir.

Ameliyat eski yıllarda wedge rezeksiyon denilen overden (yumurtalıktan) üçgen kama şeklinde bir bölgenin kesilerek çıkarılması şeklinde uygulanırken günümüzde drilling (overlere delik açma) şeklinde uygulanmaktadır. Bu ameliyatlar laparoskopik olarak yapılır. Laparoskopik ovaryan drilling (LOD) ameliyatında hastanın her bir yumurtalığına koter veya lazer aleti ile 4-5 adet delik (4-10 mm derinliğinde) uygulanır. Laparokkopik ovaryan drilling hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bu ameliyatlardan sonra:
- Ovulasyon (yumurtlama) oranlarında artış izlenmiştir (Spontan veya ilaç tedavisi ile)
- Androjenler ve tüylenme azalmıştır
- LH düşer
- Bazı araştırmalar drilling ameliyatı snrasında çoğul gebelik ve ohss riskinde azalmayla birlikte gebelik oranlarında artış bildirmiştir.

Her ameliyatta olduğu gibi ameliyatın kendisine ve anesteziye bağlı riskler vardır. Bu ameliyatlara bağlı over etrafında yapışıklık oluşabilir. Buna karşılık faydaları da yukarıda anlatıldığı şekilde mevcuttur. Seçilmiş bazı hastalarda uygulanabilecek tedavi alternatiflerinden birisidir. Özellikle tüp bebek uygulanması için imkanı olmayan veya istemeyen hastalarda drilling uygulanabilir.


İlgili Konular:
- Polikistik Overde İlaç ve Tedavi
- Polikistik Over Sendromu
Tamamını oku >>

YUMURTALIK (OVER) KİSTİ TEDAVİSİ

Yumurtalık (over) kistlerinin bir çoğu ilaç tedavisi veya ameliyat yapılmadan kendiliğinden birkaç ay içerisinde kaybolur. Ancak bazı kistlerde ilaç tedavisi veya ameliyat tedavisi gerekebilir. Bu noktada kistin kendiliğinden kaybolmasını takip etmek için beklemek veya ilaç tedavisi vermek veya ameliyat kararı vermek bazı faktörlere göre belirlenir, bu faktörler kistin boyutu, kistin görüntüsü, kan tahlilinde belirlenen ca-125 ve diğer tümör markerları, hastanın hikayesi, hastanın yaşı gibi, hastanın şikayetleri gibi faktörlerdir.

Genel olarak yumurtalık kisti 7-8 cm'den küçükse, hasta genç veya orta yaşlardaysa (menopozdan önce), kistin görüntüsünde ve kan tahlilinde ca-125 benzeri belirteçlerde kanser şüphesi yaratacak bir bulgu yoksa bu kistler en azından bir kaç ay kendiliğinden kaybolma şansı verilerek takip edilirler. Bu durumlarda hastanın kullanmasında sakınca yoksa doğum kontrol hapları da tedavi de kullanılabilecek bir seçenektir ancak ilaçsız takip etmekle doğum kontrol hapı kullanmak arasında fark saptanmamıştır.

Çocuklarda ve menopozda bulunan hastalarda (50 yaşından sonra) saptanan yumurtalık kistleri hangi boyda olursa olsun, yukarıda sayılan diğer özelliklerine bakmadan genellikle ameliyat ile alınarak patolojik inceleme gerektirirler.

Yumurtalık kisti aşırı ağrıya sebep oluyorsa, patlama (yırtılma, rüptür), torsiyon (burkulma, dönme) gibi şüpheler varsa bu durumda kistin boyu ve özellikleri, hastanın yaşı ve diğer özellikleri ne olursa olsun genellikle ameliyat gerekir. Bazü rüptür durumlarında karın içerisine kanama az olur ve kendiliğinden durursa ameliyatsız takip yeterli olabilir.


Hangi kistler ameliyat gerektirir?
- 8-10 cm'den büyük kistler
- Menopoz döneminde ve çocuklarda (adet görmeye başlamadan önce) saptanan kistler
- Ultrasonografide dermoid kist, endometrioma veya kötü huylu (malign) kist görüntüsü varsa
- Ultrasonografide kist içerisinde papiller çıkıntılar varsa
- Hastada asit veya başka kanser şüphesi yaratabilecek bulgu varsa
- Solid adneksial kitleler
- Tümör markerlarında (CA-125 vb.) yükselme saptanan hastalar
- Kistin takip edilmesine rağmen küçülmemesi veya büyümesi
- Şiddetli ağrı, rüptür (yırtılma), torsiyon (burkulma), karın içerisine kanama olması
Yumurtalık kisti ameliyatı hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.



Patoloji Sonucu:
Her iki ameliyat yönteminde de ameliyatta çıkarılan kist (veya yumurtalık) patolojik incelemeye gönderilir ve kistin türü, iyi-kötü huylu olduğu, kesin teşhis ancak patoloji sonucunda belirlenir.

Bitkisel tedavi mümkün müdür?
Yumurtalık kistlerinin tedavisi ve takibinde asla bitkisel yöntemler, çaylar, içecekler, yiyecekler uygulanmamalıdır. Yumurtalık kistlerinin mutlaka bir kadın doğum uzmanı tarafından takip ve tedavilerinin planlanması gerekir. Bilimsel yöntemler dışında denenecek bitkiler vb. uygulamalar hastaya şifa getirmeyeceği gibi takip ve tedaviyi geciktirerek daha büyük sorunların doğmasına neden olabilecektir.


İlgili Konular:
- Yumurtalık Kisti Ameliyatı
- Yumurtalık Kistleri
- Gebelikte Yumurtalık Kistleri
- Yumurtalık Kisti Belirtileri
Tamamını oku >>

GEBELİK (HAMİLELİK) DÖNEMİNDE AMELİYAT

HAMİLEYKEN AMELİYAT OLMAK
Gebelik sırasında çeşitli nedenlerle ameliyat gerekebilmektedir. Bu ameliyatlar gebelikle ilgili ameliyatlar olabilir veya gebelikle ilgisiz başka hastalıklara bağlı ameliyatlar olabilir. Ayrıca bu ameliyatları acil olanlar ve planlı olanlar diye de ikiye ayırmak mümkün.

Gebelik ile ilgili ameliyatlara örnekler: Rahim ağzına dikiş atılması (Mc Donalds, servikal serklaj), dış gebelik ameliyatı, sezaryen...
Kadın hastalıkları ile ilgili myom ameliyatları, yumurtalık (over) torsiyonu ameliyatları, pelvik abse amliyatları örnek verilebilir.
Gebelikle ilgisi olmayan ameliyatlardan hamilelik döneminde en çok yapılan apandisit ameliyatıdır. Gebelikte apandisit ameliyatı hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bunun dışında mide perforasyonu (delinmesi), barsak, hemoroid (basur), safra kesesi gibi bir çok ameliyat yapılabilir. Ayrıca acil durumlarda gebelik olmasına rağmen mecburen yapılan ameliyatlar vardır, bunlar trafik kazaları, travma, kesici alet yaralanmaları, ateşli silah yaralanmaları, kırıklar, ortopedik ve beyin cerrahisi ameliyatları gibi ameliyatlardır. Hamilelerin yaklaşık %1-2'sinde gebelik sırasında gebelik ile ilgisi olmayan bir sebepten dolayı ameliyat gerekmektedir.

hamilelikte ameliyat
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

Gebelik sırısında ameliyat olmak riskli midir?
Gebelik sırasında yapılan ameliyatın anne ve bebek açısından bazı riskleri olabilir. Tabi bu yapılan ameliyatın türüne göre ve gebeliğin hangi döneminde yapıldığına göre değişen bir risktir. Gebeliğin ilk 3 ayında yapılan ameliyatlarda düşük riski vardır, son 3 ayında yapılan ameliyatlarda da erken doğum riski vardır bu nedenle acil olmayan planlı yapılan ameliyatlar için en çok tercih edilen dönem gebeliğin ortasındaki 3 ay yani 4, 5, 6. aylardır. Ameliyatın türü de risk konusunda önemlidir, örneğin bir apandisit ameliyatı hemoroid (basur) ameliyatına göre daha risklidir. Karın bölgesini ilgilendirmeyen küçük ameliyatlar daha risksizdir gebelik açısından.

Gebelik sırasında ameliyatlar lokal anestezi veya genel anestezi veya spinal anestezi ile yapılabilir. Bu ameliyatın ve hastalığın durumuna göre planlanır. Ayrıca bazı ameliyatlar laparoskopik olarak (kapalı yöntemle) yapılabilmektedir. Örneğin apandisit ameliyatı, safra kesesi ameliyatı, yumurtalık kisti ameliyatı gibi.

Özet olarak gebelik sırasında zorunlu olmadıkça ameliyat yapılmaz ve doğum sonrasına ertelenir. Doğum sonrasına ertelemek mümkün değilse ilk 3 ayın bitmesi beklenebilir ve 4 ,5, 6. aylarda yapılabilir riski azaltmak için. Ancak bazı ameliyatlarda ertelemek hiç münkün değildir bu durumlarda ameliyatın gerekliliği ve gebelik üzerinde yaratabileceği riskler aile ile paylaşılarak ameliyat yapılır.


İlgili Konular:
Gebelikte Laparoskopi (Kapalı Ameliyat)
- Gebelikte Yumurtalık (Over) Kistleri
Tamamını oku >>

LAPAROSKOPİK OVARYAN DRİLLİNG (LOD)

Laparoskopik ovaryan drilling (LOD) ovulasyon yani yumurtlama düzensizliği olan polikistik over sendromu hastalarında ovulasyonun düzenlenmesi ve bu sayede gebelik şansının artması amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir. Hastanın yumurtalıklarına elektrokoter veya lazer aletleriyle 4-5 noktadan müdahale edilerek, ufak delikler şeklinde yakılır.

Laparoskopik ovaryan drilling her polikistik over hastasına yapılmaz, özellikle zayıflama ve yumurtlamayı uyaran ilaçlara cevap vermeyen hastalarda kullanılır. LOD uygulanmasından sonra yumurtlamayı uyaran (ovulasyon indüksiyonu yapan) ilaçların daha başarılı olduğunu ve tüp bebek tedavisinin daha başarılı olduğunu gösteren bazı çalışmalar vardır.

İşlem laparoskopik olarak yapıldığı için hastaya genel anestezi uygulanır ve hasta ameliyattan sonra çok kısa sürede normal hayatına dönebilir. Hasta genellikle ameliyattan 1 gün sonra taburcu edilir.


İlgili Konular:
- Polikistik Overde Ameliyat
Tamamını oku >>

YUMURTALIK KİSTİ AMELİYATI (OVER KİSTEKTOMİ)

YUMURTALIK KİSTİ ÇIKARMA AMELİYATI
Yumurtalık (over) kistleri her zaman ameliyat gerektirmezler. Yumurtalık kistlerinin tedavisi hakkında detaylı bilgileri burayı tıklayarak okuyabilirsiniz, bu yazıda sadece kist çıkarma ameliyatı (kistektomi) konusundan bahsedilecektir. Kistleri çıkarma işlemine tıp dilinde kistektomi denir. Yumurtalık kistleri için yapılan ameliyatlar hem laparoskopik hem de açık ameliyat olarak yapılabilmektedir. Laparoskopi veya açık ameliyat seçilmesi kistin boyutuna ve hastanın çeşitli özelliklerine göre planlanmaktadır. Yumurtalık kistleri için yapılan ameliyatlarda her zaman kistektomi yapılmaz yani sadece kist alınmaz; bazen kist yumurtalıkla beraber (ooforektomi veya salpingoooforektomi) hatta rahimle beraber alınmaktadır. Örneğin kanser türünden bir yumurtalık kisti ameliyatında rahim de yumurtalıklarla beraber alınmaktadır. İyi huylu kistlerde de her zaman sadece kistin alınması mümkün olmayabilir kistin etrafa yaptığı yapışıklıktan dolayı veya sağlam yumurtalık dokusu izlenememesinden dolayı yumurtalık tamamen alınabilir.

Kistektomi ameliyatı ortalama 1 saat kadar sürer. Ameliyat laparoskopik yapılmışsa hasta genellikle 1 gün sonra taburcu olur, açık ameliyatlarda bu süre 2-3 günü de bulabilir.

LAPAROSKOPİK (KAPALI ) YUMURTALIK KİSTİ AMELİYATI
Yumurtalık kisti ameliyatları laparoskopi (kapalı yöntemle ameliyat) veya açık ameliyat şeklinde yapılabilir. Laparoskopide göbek deliği altında ve kasık bölgesine yakın  1 cm boyutunda delikler açılarak kist çıkarılır. Kesinin az olması nedeniyle hastanın ameliyat sonrası ağrısı az olur ve iyileşmesi daha kolay olur. Bu nedenle mümkün olan durumlarda laparoskopi tercih edilir, günümüzde yaygın olarak kullanılan yöntem laparoskopidir. Endometrioma (çikolata kisti), dermoid kist, persiste fonksiyonel kistler, over kist torsiyonu gibi durumlarda laparoskopik yöntem uygulanabilir. Ancak kistin çok büyük olması veya hastanın hamile olması, hastanın çok şişman olması, karın içerisine aşırı kanama olması gibi durumlarda laparoskopik yöntem uygulanamayabilir. Menopoz sonrası görülen over kistlerinde tümör markerları (CA-125) yüksekliği veya başka malignite lehine bulgu yoksa laparoskopik yöntem uygulanabilir. Laparokopik ameliyat (kapalı yöntemle ameliyat) hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Laparoskopik (kapalı ameliyat) yöntemle over kisti ameliyatının dezavantajı kistin malign (kötü huylu) olması durumunda karın içerisine malign hücrelerin dağılması riskidir, bu prognozu kötü etkiler. Bu nedenle malignite riski olan durumlarda laparoskopik yöntem tercih edilmez. Uniloküler ince cidarlı kistler postmenopozal hastada bile çok yüksek oranda benign olmaktadırlar, bu nedenle bu tür kistlerde mümkünse laparoskopi tercih edilir. Kistte papiller formasyon, 2 mm'den kalın septum veya solid alan görüntüleri varsa malignite riski artar bu durumda laparoskopi tercih edilmez (kaynak). Hastada asit olması, peritoneal kitle veya büyük lenf nodları olması malignite lehine diğer bulgulardır. Özetle hastada malignite şüphesi veya laparoskopi açısından diğer kontrendikasyonlar yoksa over kistinin tedavisi için (kistektomi veya ooforektomi) öncelikle laparoskopik yöntem tercih edilir.

Laparoskopik (kapalı) ameliyat sırasında malignite şüphesi, yapışıklık, kanama gibi nedenlerle işlemi açık ameliyata çevirmek gerekebilir. Bu olasılık ameliyattan önce laparoskopi uygulanacak hasta ile görüşülmelidir.



Hangi durumlarda sadece kist alınmaz, yumurtalığın tamamen alınması gerekir?
Açık veya kapalı ameliyatlarda bazı nedenlerle sadece kistin çıkarılması mümkün olmayabilir veya tercih edilmeyebilir. Bu durumlarda kist ile birlikte over (yumurtalık) dokusu tamamen çıkarılır (ooforektomi). Bu durumlara bazı örnekler:
- İleri yaşta, menopoz sonrası dönemde kistin tekrarlama riskini veya ileride malignite gibi başka hastalıklar gelişme riskini ortadan kaldırmak için
- Nekroze adneksiyel torsiyon
- Malignite (kötü huylu tümör)
- Tuboovaryan abse
- Endometriozis nedeniyle bazen (definitif cerrahi)
- Baştan bu şekilde planlanmasa da diddi yapışıklık ve kanama gibi nedenlerle ameliyat sırasında overin tamamen alınması gerekebilir.

Kistin kendisinin çıkarılmadan sadece laparoskopik olarak aspirasyon (kist içindeki sıvının emilmesi) veya fenestrasyon (kist duvarına delik veya pencere açma) yapılması önerilmez çünkü histopatolojik inceleme mümkün olmamaktadır. Mutlaka kist kapsülünün histopatolojik inceleme amaçlı çıkarılması gerekir. Kist içeriğindeki sıvının sitolojik incelemesi malignite ekartasyonu açısından güvenilir değildir. Aspirasyon sonucunda kistin tekrarlama oranı yüksektir.

Kist ameliyatından sonra tekrar oluşma riski var mı?
Yumurtalık tamamen alınmışsa kistin tekrarlama riski yoktur, ancak alınmayan karşı taraf yumurtalıkta yeniden bir kist oluşabilir. Ameliyatta sadece kist alınmışsa o yumurtalıkta tekrar kist oluşma riski vardır. Özellikle endometrioma (çikolata kistleri) tekrarlamaya daha yatkın kistlerdir.

Yumurtalık kisti ameliyatında iyileşme süreci nasıldır?
Yumurtalık (over) kisti ameliyatı açık yöntemle yapılmışsa hasta genellikle hastanede ameliyattan sonra 1-2 gün yatar. Laparoskopik (kapalı yöntemle) yapılan ameliyatlarda genellikle ameliyattan sonraki gün taburcu edilir. Kapalı yöntemle ameliyatta iyileşme süreci çok daha kısa ve ağrısızdır. Kapalı yöntemde hasta birkaç gün içerisinde rahatlıkla günlük işlerini yapabilecek hale gelir, eğer çalışıyorsa 1-2 hafta içerisinde işine başlayabilir. Açık ameliyatta bu süreler iki kat daha uzun olabilir. Genel bir benzetme yapmak gerekirse açık yapılan kist ameliyatı sonrası iyileşme süreci ve ağrı sezaryen ameliyatı ile benzerlik gösterir fakat kapalı ameliyatta daha kısa sürede, daha az ağrı ile iyileşme gerçekleşir.

Yumurtalık kisti ameliyatı nasıl yapılır?
Açık yapılan yumurtalık (over kisti) ameliyatlarında sıklıkla kullanılan karın kesisi aynı sezaryen ameliyatlarında uygulanan pubik tüylerin üzerinden yanlamasına yapılan yaklaşık 8-10 cm uzunluğunda kesidir (pfannenstiel kesi). Nadiren kistin çok büyük olması nedeniyle veya başka nedenlerle karın ortasından dikine yapılan kesi ile ameliyat gerçekleştirilebilir, bu durumda pubik tüylerden göbeğe doğru orta hatta yaklaşık 10 cm kesi yapılır. Kapalı (laparoskopik) yöntemle yapılan yumurtalık kisti ameliyatlarında göbekten ve kasık bölgelerinden açılan yaklaşık 1 cm'lik delikler vasıtasıyla ameliyat yapılır, karında büyük bir kesi veya ameliyat izi olmaz. Laparoskopik yöntem hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Açık ameliyatta genel anestezi veya spinal anestezi uygulanabilir ancak kapalı yöntemde her zaman genel anestezi  uygulanır.

Yumurtalık kisti ameliyatı ne kadar sürer?
Açık ve kapalı yöntemde ameliyat süreleri benzerdir, ortalama 1 saat kadar sürer ancak yarım saat ile 2-3 saat arasında değişiklik gösterebilir ameliyat süresi. Kistin büyüklüğü, türü, karın içerisindeki yapışıklıklar ve varsa ek sorunlar, hastanın kilosu gibi birçok faktör ameliyat süresini etkiler.

Yumurtalık kisti ameliyatından sonra cinsel ilişki?
Yumurtalık (over) kisti ameliyatından sonra hastanın ağrılarının geçtiği ve kendisini rahat hissettiği zaman cinsel ilişkiye başlamasında sakınca yoktur. Ameliyatta rahim alınmışsa bu durumda en az 1 ay cinsel ilişki yasaklanır, daha sonra doktor muayenesinde engel görülmezse yasak kaldırılır (dikişlerden dolayı). Ancak sadece kist veya yumurtalıkların alındığı durumlarda sıklıkla hasta ameliyattan birkaç hafta sonra kendini ağrısız ve rahat hissettiğinde cinsel ilişkiye başlayabilir. Kapalı veya açık ameliyatlarda cinsel ilişki açısından fark yoktur ancak kapalı ameliyatta hastanın ağrılarının çabuk geçmesi ve hızlı iyileşmesi bu süreyi kısaltır.

Yumurtalık kisti ameliyatından sonra adet ne zaman başlar?
Yumurtalık kisti ameliyatlarından genellikle 20-30 gün sonra adet (mens, regl) kanaması başlar ancak bu süre hastanın ameliyattan önce ne zaman adet gördüğüne göre değişebilir. Genellikle önceki adetinden 1 ay sonra başlar kanama.  Ameliyat stresine bağlı olarak ilk aylarda adet düzensizliği meydana gelebilir. Amerliyattan sonra olan her kanama adet olmayabilir,bu nedenle kanama olması durumunda doktora danışılması gerekir.


İlgili Konular:
- Yumurtalık Kisti Tedavisi
- Yumurtalık Kistleri
- Gebelikte Yumurtalık Kistleri
Tamamını oku >>

LAPAROSKOPİ YARDIMLI VAJİNAL HİSTEREKTOMİ (LYVH, LAVH)

Laparoskopi yardımlı vajinal histerektomi (LYVH) (Laparoscopically Assisted Vaginal Hysterectomy, LAVH) ameliyatında öncelikle laparoskopi yöntemi ile karından açılan bir kaç delikten yapılan işlemler sonrası vajina kısmından ameliyata devam edilir ve rahim (bazen yumurtalık ve tüplerle birlikte) vajinadan çıkarılır. Karında sadece 1 santimetre kadar küçük delikler açılır, karın açık ameliyatlardaki gibi kesilmez. Laparoskopik histerektomi'de ise rahim alma ameliyatının tamamı karından tamamlanır, vajinal yoldan hiç bir işlem yapılmaz.  Her iki ameliyat da laparoskopik ameliyatlar gibi genel anestezi ile gerçekleştirilir, spinal veya epidural anestezi (belden aşağısının uyuşturulması) ile yapılması mümkün değildir.

Vajinal histerektomide karın kısmından hiçbir işlem yapılmadan ameliyat tamamen vajina kısmından yapılır ve rahim (nadiren yumurtalıkla beraber) vajinadan çıkarılarak alınır. Bu ameliyat yöntemi genellikle sarkma mevcut olan hastalarda tercih edilir. Vajinal histerektomi genel veya spinal anestezi ile

Laparoskopi yardımcı vajinal histerektomide açık ameliyatla yapılan histerektomiye göre iyileşme süreci daha kısa sürer. Ameliyat sonrası ağrı ve yarı yeri enfeksiyonu gibi problemler daha az görülür. LAVH'de amelşyat sonrası dönem laparoskopik histerektomiye benzerlik göstermektedir, günlük yaşama ve işe başlama daha erken gerçekleşir.


İlgili Konular:
- Histerektomi (Rahim Alma Ameliyatı)
Kapalı Rahim Alma Ameliyatı (Laparoskopik Histerektomi)
- Vajinal Histerektomi
Tamamını oku >>

VAJİNAL HİSTEREKTOMİ

Vajinal histerektomi (VAH) vajinanın üst tarafından açılan küçük bir kesikten rahim (uterus) ve
rahim ağzının (serviks) alınmasıdır. Çok yaygın olmasa da bazen aynı anda yumurtalıkların alınması da olanaklı olmaktadır.

Adet dönemlerinin çok ağır geçmesi ya da rahmin sarkması, vajinal histerektomi yapılmasının en yaygın nedenleridir. Her kadın vajinal histerektomiye uygun değildir ve vajina genişlemişse ya da vajinal doğum yapılmamışsa çok zor olabilmektedir. Vajinal histerektomi sırasında yumurtalıkların da alınması genelde olanaklı olmamaktadır. Vajinal histerektomi sırasında gerekli ise vajina ön duvarı veya arka duvarı onarımı (Kolporafi anterior ve posterior) da yapılır. Genellikle ameliyat süresi 30 dakika ile 2 saat arasında değişir.

Hasta ameliyattan genellikle 2 gün sonra bir problem yoksa taburcu edilir ve yaklaşık bir buçuk ay sonra kontrole çağrılır. Bu kontrolden sonra bir problem saptanmamışsa cinsel ilişkiye başlanmasına izin verilebilir.



Vajinal histerektomi ameliyatında gelişebilecek komplikasyonlar
Her ameliyatta olduğu gibi vajinal histerektominin de yararları olduğu gibi riskleri de bulunmaktadır. Histerektomi yaptırmadan önce bu riskleri bilmeniz gerekmektedir. Nadir görülen, ancak olası ciddi riskler:
- Mesanenin, bağırsağın ya da üreterin (böbrek ve mesane arasındaki tüp) yaralanması
- Kan naklini gerektirecek kanama
- Kanamanın kontrol altına alınması ya da yaranın onarılması için yeniden ameliyathaneye
dönülmesi. Bu durumda karnınız ameliyat için açılabilir.
- Pelviste ya da kan dolaşımında ciddi iltihap oluşması
- Bacakta ya da akciğerde tromboz (kan pıhtılaşması)

Daha sık görülen, ancak daha önemsiz riskler
- Göğüste, mesanede, yarada ya da pelviste küçük iltihaplanmalar
- Pelviste kan toplanması (hematom)
- Batında sürekli ağrı (bu pelvisteki yapışmalarla ilgili olabilmektedir)
- Ameliyattan sonra idrarınızı uygun bir şekilde boşaltmakta zorluk yaşayabilirsiniz (özellikle
de ön vajina duvarı onarımı gerçekleştirilmişse) Bunun olması durumunda bir sondanın
yeniden mesaneye konulması gerekebilir. Çok nadir durumlarda düzenli olarak sonda
kullanmanız gerekebilir.
- Bazı kadınlar, ameliyattan öncesiyle karşılaştırıldığında daha fazla tuvalete çıkmaktadır.
- Ön vajina duvarı onarımı yapılmış her 20 kadından yaklaşık biri ameliyat sonrası yeni bir
belirti olarak stres inkontinans (öksürürken, gülerken, egzersiz yaparken vb. durumlarda idrar kaçırma) rahatsızlığı yaşamaktadır. Bu rahatsızlığın tedavisi için başka bir cerrahi müdahale
gerekebilmektedir.
- Arka vajina duvarı onarımı yapılmış kadınlar vajinalarının biraz daraldığını ya da kısaldığını
hissedebilmektedir. Aynı anda ön vajina duvarı onarımı da yapılmış olan kadınlarda bu durum
daha kuvvetli hissedilebilmektedir. Bu yüzden cinsel ilişki sırasında ağrı ya da güçlük
yaşanabilmektedir. Bu durum genelde önlenebilmektedir; ancak bu sefer de sarkığın yeniden
oluşması riski artabilmektedir,
- Sarkma nedeniyle ameliyat olmuş kadınlar, gelecekte yeniden sarma oluşma riski taşımaktadır. Bunun nedeni büyük bir ihtimalle hamilelik ya da doğum sırasında zarar gördüğünden vücut dokularının zaten zayıf olmasıdır.

Kaynak: Women & Children Directorate


İlgili Konular:
- Laparoskopi Yardımlı Vajinal Histerektomi
Histerektomi (Rahim Alma Ameliyatı)
Kapalı Rahim Alma Ameliyatı (Laparoskopik Histerektomi)
Tamamını oku >>

ASKI AMELİYATLARI (SLİNG OPERASYONLARI)

Bu ameliyatlar idrar kaçırma (stres üriner inkontinans, SUI) şikayeti olan hastaların tedavisinde kullanılan çeşitli metodlardır. Yıllar içerisinde bu konuda yeni ameliyat metodları bulunmuştur.

Tarihsel sıralamayla bu ameliyatlar:
- Kelly (1913)
- Marshall-Marchetti-Krantz, MMK (1949)
- Burch, Retropubik üretropeksi (1961)
- TVT Tension –Free Vaginal Tape ve intravajinal slingplasti (IVS) (1996)
- Transobturator tape, TOT (2001)
- Miduretral polipropilen sling, MPS (2003)

Burch ameliyatı için karına sezaryen kesisine benzer bir kesi yapılması gerekir. TVT, IVS ve TOT operasyonları için ise karın açılması gerekmez ameliyat sadece vajina içerisinden yapılır.

Bu ameliyatların yapılış yöntemleri farklı olmakla beraber hepsinde de genel amaç idrar torbası ve üretraya (idrar torbasından idrarı dışarıya taşıyan boru şeklinde organ) alt taraftan destek sağlamak ve yukarıya doğru asmaktır. Vajen bölgesine askı materyali yerleştirilir veya idrar torbasını yukarı asmak amacıyla dikişler atılır. Her ameliyat gibi bu ameliyatların da başarı şansı yüzde yüz değildir fakat özellikle son yıllarda geliştirilen yeni ameliyatlar çok yüksek başarı oranlarına sahiptir.


İdrar kaçırma problemi olan bazı hastalarda ameliyat dışı yöntemler de uygulanmaktadır. Bunlar:
- Pelvik taban egzersizleri (Kegel egzersizleri)
- Biofeedback
- Vaginal pesser uygulaması
- Fonksiyonel elektrik stimülasyonu
- İlaç tedavileri
Tamamını oku >>

SİSTOSKOPİ

Sistoskopi mesanenin yani idrar torbasının optik ince bir borucuk (sistoskop) yardımıyla gözlenmesidir. Sistoskopi idrar yolları ve böbrek hastalıklarının araştırılmasında, mesanenin incelenmesi amacıyla veya mesane ameliyatlarında yapılabilir.

Sistoskopi yapılan ince boru şeklindeki alete sistoskop denir. Bu alet mercekler ve ışık kaynağı içerir. Aletin ucundan direky gözle bakılarak veya görüntü kamera ile bir monitöre aktarılarak izlenebilir. Sistoskopi genellikle lokal anestezi ile uygulanabilir ve 5-10 dakika kadar sürer. İşlem sırasında bir patoloji izlenirse biyopsi almak gerekebilir. Hasta işlemden sonra hemen evine gidebilir.
Tamamını oku >>

LEEP

LEEP - ELEKTROKONİZASYON
(Loop Electrosurgical Excision Procedure)

Smear testinde veya biyopside izlenen bazı tür anormallikler sonucunda rahim ağzındaki patolojinin tedavisi ve patolojik incelenmesi için rahim ağzından koni şeklinde bir parça çıkarılır. Bunun için ucunda halka şeklinde tel bulunan ve elektrikle çalışan bir alet kullanılır. İşlemin yapılma amacı ve mantığı konizasyon ile aynıdır, sadece kullanılan aletler farklıdır. LEEP (LLETZ de denir) işleminde bisturi yerine tel şeklinde elektrikli aletle kesme işlemi yapılır. İşleme LLETZ ismi de verilir (Large Loop Excision Of The Transformation Zone)

LEEP nasıl yapılır?
LEEP lokal anestezi ile veya genel anestezi ile yaklaşık 5 dakikalık sürede yapılabilecek bir işlemdir. İşlemin adet dönemi dışında bir zamanda kanama yokken yapılması gerekir. Hasta normal jinekolojik muayene pozisyonunda iken spekulum takılır ve leep aleti le rahim ağzından koni şeklinde parça çıkarılarak incelenmek üzere patolojiye gönderilir. Hasta işlem sırasında ağrı hissetmez. Hasta işlemden sonra genellikle aynı gün taburcu edilir, genel anestezi alanlarda bir kaç saat gözlem gerekir. Hasta en geç bir gün sonra işine veya günlük aktivitelerine devam edebilir.

LEEP neden yapılır?
- Rahim ağzından biyopsi ile saptanan CIN 2, CIN3  gibi patolojilerin tedavisi için
- Bazı anormal smear sonuçları nedeniyle LEEP yapılabilir


LEEP sonrası iyileşme ne kadar sürer?
Rahim ağzının iyileşmesi ve eski haline dönmesi bir kaç hafta alacaktır. İşlemden sonra bir kaç hafta kahverengi akıntı olabilir. Akıntı için ped kullanılabilir, asla tampon kullanılmamalıdır. İşlemden sonra bir ay cinsel ilişkide bulunulmamalıdır ve vajinal duş yapılmamalıdır. Hafif kasık ağrıları olabilir.

İşlemden 20-30 gün sonra hasta tekrar kontrol edilir ve rahim ağzının iyleşme durumu değerlendirilir. Patoloji sonucu mutlaka takip edilmelidir. Patolojiye gönderilen parçanın sonucuna göre ya sadece smear takipleri ile hasta izlenir veya başka tedavi gerektiren bir sonuç gelmişse o tedaviler uygulanır.

LEEP oldukça basit ve güvenilir bir metod olmasına rağmen nadiren bazı komplikasyonlar izlenebilir. Bunlar:
- Kanama
- Enfeksiyon
- Mesane spazmı

Aşağıdaki durumlarda tekrar doktorunuza başvurmalısınız:
- Aşırı vajinal kanama
- Aşırı karın ağrısı
- Ateş
- Kötü kokulu vajinal akıntı

LEEP sonrası gebelik oluşması:
LEEP ameliyatı geçiren hastalar daha sonra hamile kalabilirler. Çok olağan dışı bir komplikasyon oluşmadığı sürece hamile kalmayı engelleyici bir işlem değildir.
Gebelik sırasında LEEP işlemi invaziv kanser şüphesi dışında zorunlu kalmadıkça uygulanmaz.

LEEP sonrası cinsel ilişki:
LEEP işlemi kadının cinsel aktivitesinde veya cinsel zevkte bir değişikliğe neden olmaz. Ancak işlemden sonra yaklaşık 1 ay cinsel aktivite kısıtlanır. Rahim ağzı tamamen iyileştikten sonra cinsel ilişki serbest bırakılır.


İlgili Konular:
- Konizasyon
- Smear Testi (Rahim Ağzı Kanser Tarama Testi)
Anormal Smear Sonuçları
HPV Testi
Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri 
Tamamını oku >>

ENDOMETRİAL ABLASYON

Endometrial ablasyon rahmin içerisini kaplayan endometrium tabakasının alınmasıdır.

Fazla miktarda adet kanaması olan ve ilaç tedavisi yeterli olmayan hastalarda daha büyük ameliyatlar yerine endometrial ablasyon yapılması denenebilir. Özellikle çocuk istemi devam eden hastalarda rahmin alınması mümkün olmayacağından endometrial ablasyon uygun bir seçenek olabilir. Endometrial ablasyon sonrası hastalar ya hiç adet görmezler ya da çok az adet görürler. Aşırı adet kanamaları tedavisinde endometrial ablasyon her zaman başarılı olamaz ve ablasyondan sonra tekrar aşırı adet kanamaları başlayabilir, bu durumda genellikle histerektomi (rahmin alınması) ameliyatı yapılır.

Endometrial ablasyondan sonra hastanede uzun süre yatış gerekmez genellikle bir gün içinde taburculuk yapılır. Hasta 1-2 gün içerisinde normal günlük aktivitelerine dönebilir.

Endometrial ablasyon sonrası rahim içerisinde yapışıklıklar oluşabilir (Asherman sendromu). Bu yapışıklıklardan dolayı infertilite (kısırlık) problemi meydana gelebilir.
Tamamını oku >>

BURCH AMELİYATI

Burch operasyonu idrar kaçırma (stres inkontinans) problemleri için yapılan ameliyatlardan birisidir. Burch ameliyatında amaç mesane (idrar torbası) ve üretrayı (mesaneden dışarıya idrarın içinden aktığı organ) normal yerlerine getirerek idrar kaçırma problemini ortadan kaldırmaktır. Ameliyat genellikle karın alt kısmından enine yapılan bir kesiyle (sezaryen kesisi gibi) yapılır fakat laparoskopik yapan merkezler de vardır.

Genel veya spinal anestezi ile yapılabilir. Ameliyattan sonra genellikle idrar sondası 1-2 gün takılı kalır ve daha sonra çıkarılır. Ameliyattan sonra hastanede kalma süresi ortalama 1-2 gündür.
Tamamını oku >>

KOLPORAFİ ANTERİOR - KOLPORAFİ POSTERİOR

KOLPORAFİ ANTERİOR - VAJEN ÖN DUVAR ONARIMI
KOLPORAFİ POSTERİOR - VAJEN ARKA DUVAR ONARIMI

Kolporafi anterior yani vajina ön duvar onarımı genellikle sistosel tedavisinde uygulanan bir ameliyattır. Sistosel mesanenin yani idrar torbasının vajina içerisine doğru sarkmasıdır.

Kolporafi posterior yani vajina arka duvar onarımı genellikle rektosel tedavisinde uygulanan bir ameliyattır. Rektosel rektumun (yani kalın barsağın makata yakın olan parçası) vajina içerisine doğrı sarkması, şişlik yaratması durumudur.

Sistoseli olan hastaların idrar kaçırma şikyeti de varsa genellikle kolporafi anterior bu şikayeti geçirmez, ek başka cerrahi işlemler de yapmak gerekir.

Bu ameliyatlar genel anestezi veya spinal anestezi ile yapılabilmektedir. Bu ameliyatlardan sonra hastanede kalış süresi genellikle 1-2 günü geçmez.


İlgili Konular:
- Pelvik Organ Sarkması
- Sistosel (İdrar torbası Sarkması)
- Rektosel (Makat Sarkması)
Tamamını oku >>

LAPAROTOMİ (LPT)

Laparatomi (abdominal explorasyon) karının gözlem ve ameliyat amacıyla açılmasına verilen isimdir.
Tanısal laparotomi: Karın içerisinin gözlenmesi amacıyla yapılan laparotomidir.
Terapötik laparotomi: Karın içerisinde ameliyat yapmak amacıyla karının açılmasıdır.


Laparotomi hangi durumlarda yapılabilir?
- Apendisit
- Karın içi abseler
- Endometriozis
- Kanserler
- Mide veya barsak delinmesi
- Dış (ektopik) gebelik
- Yumurtalık (over) kistleri
- Myomlar ve diğer rahim hastalıkları

Laparotomi sırasında karına yapılacak kesinin yeri ameliyatın amacına göre ve düşünülen teşhise göre değişir. En sık midline yani karnın ortasında dikine yapılan kesidir.

Laparotomi genellikle genel anestezi ile yapılır fakat nadiren spinal anestezi ile de yapılabilir.

İlgili Konular:
- Laparoskopi
Tamamını oku >>

YUMURTALIK VEYA TÜPLERİN ALINMASI

OOFOREKTOMİ VE SALPİNGOOOFOREKTOMİ
Ooforektomi (Oophorectomy, ovariectomy) bir yada her iki yumurtalığın (overlerin) alınması ameliyatıdır. Nadiren ovaryektomi terimi de eş anlamlı olarak kullanılır. Her iki yumurtalığın ameliyatla alınmasına bilateral ooforektomi denir. Çoğu zaman yumurtalıkla beraber tüp de alınır ve buna salpingoooforektomi denir. Hem sağ hem sol tüpler ve overler beraber alınırsa bilateral salpingoooforektomi denir. Bu ameliyat laparoskopi ile veya laparotomi (açık ameliyat) ile yapılabilir.

Hangi durumlarda bu ooforektomi yapılır?
Aşağıdaki durumlarda bazen ooforektomi ameliyatı yapılabilir, hepsi her zaman ooforektomi yapılması gereken durumlar değillerdir.
- Over (yumurtalık) kisti varlığında bazen sadece kist alınırken (kistektomi) bazen yumurtalık tamamen alınır yani ooforektomi yapılır
- Endometriozis
- Endometrioma
- Tubaovarian abse
- Over kanseri ameliyatlarında bilateral ooforektomi yapılır
- Dış gebelik (ektopik gebelik)

Bir yumurtalığın alınması ameliyattan sonra gebe kalmayı zorlaştırabilir. Adet düzensizliği başlayabilir. Ooforektomi ameliyatından sonra hasta menopoza girebilir.

Yumurtalık ve tüp alınması ameliyatları ile ilgili terimler:
Over: Yumurtalık demektir.    Tuba veya salpenks: Tüp demektir. Bilateral: İki taraflı. Unilateral: Tek taraflı
Ooforektomi: Yumurtalığın alınması
Unilateral ooforektomi: Tek taraftaki yumurtalığın alınması.
Bilateral ooforektomi: İki taraftaki yumurtalığın birden alınması
Unilateral salpenjektomi: Tek taraftaki tüpün alınması
Bilateral salpenjektomi: İki taraftaki tüpün birden alınması
Unilateral salpingoooforektomi (USO): Tek taraftaki yumurtalık ve tüpün birlikte alınması
Bilateral salpingoooforektomi: Her iki taraftaki yumurtalıkların ve tüplerin hepsinin alınması
Histerektomi: Rahmin alınması

İlgili Konular:
- Tek Yumurtalıkla Veya Tek Tüple Gebelik Olabilir mi?
- Ovaryan Remnant Sendromu
Tamamını oku >>

KONİZASYON

KONİZASYON (KONİ BİYOPSİ)
Rahim ağzının ortasından koni biçiminde parça çıkarılması işlemine servikal konizasyon (soğuk konizasyon) veya koni biyopsi adı verilir. Bu işlem yapılırken kullanılan yönteme göre farklı isimler alır. Bistüri ile yapılırsa soğuk konizasyon, lazer ile yapılırsa lazer konizasyon, elektrik ile çalışan halka şeklinde bir aletle yapılırsa LEEP (LLETZ, loop electrosurgical excision procedure) adı verilir.

Konizasyon ameliyathane şartlarında lokal veya genel anestezi ile yapılabilinir. Anestezi uygulanmadan yapılması imkansızdır.

Konizasyon işleminden sonra bir hafta kadar az miktarda vajinal kanama devam edebilir. Akıntı ve lekelenme daha uzun süre devam edebilir. Bu dönemde tampon kullanılmamalı, hijyenik pedler kullanılabilir. 1 ay cinsel ilişkide bulunmamalı ve vajinal duş yapılmamalıdır.

Konizasyon hangi durumlarda yapılır?
- Smear testinde rastlanılan bazı anormallikler
- CIN 2 ve CIN 3 gibi durumların tedavisinde
- Smear, kolposkopi ya da biyopsi sonucunda kanser şüphesi olan durumlarda

Konizasyon ile çıkarılan parça patolojik incelemeye gönderilir ve patoloji sonucuna göre tedaviye nasıl devam edileceğine karar verilir.

Komplikasyonlar:
- Kanama
- Enfeksiyon
- Servikal stenoz (Rahim ağzında darlık)
- Servikal yetmezlik
- Servikal distosi (zor doğum)

Konizasyon ameliyatı sonrası iyileşme ne kadar sürer?
Hasta hastaneden işlemin yapıldığı gün veya en geç bir gün sonra taburcu edilir genellikle. 1 İşlemden 1 gün sonra çalışma hayatına ve günlük yaşamına dönebilir. Konizasyon işleminden sonra hastanın kanama ve lekelenmeleri genellikle 1-2 hafta içersinde geçer. Rahim ağzında parça alınan kısmın tamamen iyileşmesi 1-2 ay sürer, bu süre sonunda muayene edilerek tamamen iyileştiği kontrol edilir.

Konizasyon sonrası tekrarlama olur mu?
Konizasyon işlemi sonrası bazen lezyon sınırlarında pozitiflik izlenmesi gibi hallerde tekrar konizasyon yapılması gerekebilir buna rekonizasyon denir.

Konizasyon sonrası hamilelik oluşması:
Konizasyon işlemi yapılan hastaların gebe kalması mümkündür. Ancak gebelik sırasında nadiren düşük, erken doğum gibi durumlar gelişebilir. Konizasyon ameliyatı geçiren hastalarda bu tür risklerde artma izlenebilir.
Hamilelik sırasında çok mecbur olmadıkça konizasyon işlemi uygulanmaz, ancak invaziv kanser şüphesi gibi durumlarda çok nadiren uygulanmaktadır.

Konizasyon sonrası cinsel ilişki:
Konizasyon işleminde rahim ağzından büyükce bir parça (yaklaşık 2-3 cm kadar) alındığı için cinsel birleşmeye hemen izin verilmez, genellikle en az 1 ay geçmesi gerekir. Doktor muayenesinde rahim ağzı tamamen iyileşmisse cinsel ilişkiye izin verilir. İyileşme döneminden sonra işleme bağlı cinsel aktivitede bir değişiklik olmaz, rahim ağzından parça alınması cinsel zevkin azalmasına veya başka değişikliklere neden olmaz.


İlgili Konular:
- LEEP
- Smear Testi (Rahim Ağzı Kanser Tarama Testi)
- Anormal Smear Sonuçları
- HPV Testi
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri 
Tamamını oku >>

YASAL UYARI: Bu site sağlık hizmeti vermemektedir. Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde asla kullanılmamalıdır. Yazıların hiçbiri yazarın izni olmaksızın kullanılamaz. Devamını mutlaka okuyunuz >>

iletişim: webtasarim@jinekolojivegebelik.com , (2007 - 2017)
Şu an sitede ziyaretçi var. Haritada izle >>
"Gebelik ve kadın hastalıkları konusunda 11 yıldır en çok tıklanan, en geniş içerikli site"