MENOPOZDA BİTKİSEL İLAÇLARLA TEDAVİ

MENOPOZ SIKINTILARINA BİTKİSEL ÇÖZÜM

Menopoz tedavisinde (ateş basması) bitkisel ilaçlar kullanılabilir mi? Menopozda görülen ateş basması (sıcak basması), terleme, yüzde ve vücudun diğer bölgelerinde yanma, kızarma gibi şikayetler hafif boyutta olduğunda bazı yaşam tarzı değişiklikleri, fiziksel aktivite, egzersiz, sıcak yerlerde bulunmama, baharatlı ve acılı yiyeceklerden kaçınma gibi öneriler çoğu zaman hastaların rahatlaması için yeterli olabilmektedir, bu nedenle şikayetleri hafif olan hastalarda hormon ilaçları veya bitkisel ilaçların kullanılması önerilmez.  Ancak bu tür şikayetler şiddetli olduğunda en etkili tedavi yöntemi hormon ilaçlarıdır. Hormon ilaçlarının kullanımı her zaman her hastada mümkün olmayabilir veya bazı risklerinden dolayı hasta kullanmak istemeyebilir. Çeşitli nedenlerle hormon ilaçlarının kullanılamadığı durumlarda bitkisel kaynaklı ilaçlar kullanılabilmektedir. Bitkisel ilaçların etki düzeyi çok değişken olabilir ancak bazı hastaların şikayetlerinde rahatlama sağlayabilmektedir. Bitkisel ilaçlar bazı bitkilerdeki çeşitli maddelerin saflaştırılmasından elde edilir ve ilaç şeklinde eczanelerde satılır. Bitkisel kaynaklı bu ilaçların insanlar üzerindeki olumsuz yan etkileri diğer hormon ilaçları kadar detaylı araştırılmamıştır, bu nedenle sadece kısa süreli (en fazla 6 ay) kullanılmaları önerilir. Asla doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamaları gerekir. İleriki yıllardan bu tür bitkisel ilaçlarla ilgili daha fazla araştırmalar yapıldığında önnerilen kullanım süreleri daha uzun olabilir veya önemli yan etkiler tespit edilirse kullanım süreleri kısalabilir.

Bitkisel ilaçlar da diğer normal ilaçlar gibi çeşitli yan etkilere sebep olabilirler. Bitkilerin yanlış kısımlarının kullanılması veya toplama sırasında başka maddelerin içeriye karışması, miktarını doğru ayarlayamama gibi nedenlerle yan etkiler meydana gelebilir.

YILAN OTU (SİYAH YILAN KÖKÜ) (BLACK COHOCH)
Diğer isimleri: Actaea racemosa = Actea macrotys = Centiyane
Ülkemizde de bulunan bu ilaç menopoz tedavisinde en yaygın kullanılan bitkisel ilaçlardandır. Piyasada tek bir tane isimle satılmaktadır (Klimadynon tablet). İlacın prospektusunda actea racemosa bitkisinin (yılan otu) yumru köklerinin  kuru ekstresinden elde edildiği belirtilir. Bu veya benzer bitkilerin eczanede satılan ilaç formu dışında alınarak yenmesi, kaynatılarak veya başka şekilde suyunun içilmesi önerilmez çünkü şlaç formu dışında alındığında vücuda ne kadar madde alındığı bilinemez ayrıca bu şekilde tek bir madde değil faydalı ve zararlı çok sayıda madde vücuda alınmış olur ve bunun önemli yan etkileri olabilir. Eczanelerde satılan ilaç formunun ise doktor tavsiyesi olmadan asla kullanılmaması gerekir, karaciğere toksik etki ve başka yan etkileri olabilmektedir. Bu ilaç prospektusunda belirtildiği üzere menopozda görülen sıcak basması, terleme, uykusuzluk, vajinal kuruluk, sinirlilik, depresyon gibi şikayetlerin giderilmesinde yardımcı olur.
Araştırmaların çoğunda yılan otunun menopoz şikayetleri üzerine faydalı etkileri olduğu gösterilmiştir ancak faydasız olduğunu gösteren araştırmalar da mevcuttur.
Amerika Birleşik Devletlerinde yılan otu Gıda-İlaç Onay Komitesi (FDA) tarafından güvenirliliği belirsiz bitkiler arasında listelenmiştir. 1989'da Almanya'da ilaç kontrol komitesi  6 aya kadar kullanımını onaylamıştır, daha uzun kullanımında olası yan etkiler net bilinmediği için 6 ay dan fazla kullanılmasını onaylamamıştır.

FİTOÖSTROJENLER (SOYA İZOFLOVANLARI)
Fitoöstrojenler soya fasulyesi içerisinde bulunan östrojen hormonuna benzer etkiler gösteren maddelerdir. Japonyada insanlar soya fasulyesini yemeklerinde çok tükettikleri için kadınlarda menopoz şikayetleri, sıcak basması, terleme v.b batı toplumlarına göre çok az görülür. Soya izoflovanalrı yani fitoöstrojenler sıcak basması, terleme, depresyon, vajinal kuruluk şikayetleri için kullanılan bitkisel ilaçlardır. Soya fasulyesinden elde edilir. Doktor tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerekir.

DONG QUAİ (ANGELİCA SİNENSİS)  
(Angelika - Melekotu Kökü Ekstresi) 
Çinde bulunan bir bitkidir. Östrojen benzeri etkileri olduğu için meopoz şikayetlerine faydalı olduğu bildirilmiştir. Yan etkileri hakkında yeterli bilgi olmadığı için şu an menopozda kullanımı önerilmemektedir.

E VİTAMİNİ
Bazı araştırmalar manopoz şikayetlerini azalttığını gösterse de bazıları faydasız olduğunu göstermiştir. Diğer ilaçlar gibi doktor tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerekir.

Yukarıda belirtilenler dışında da menopoz tedavisi amacıyla üretilmiş ve satılan bitkisel ilaçlar, yiyecekler, içecekler, bitki kökleri, gıda takviyeleri, kürler, şifalı bitkiler, adıyla satılan ürünler olabilir. Bunların asla doktora danışılmadan kullanılmaması gerekir çünkü bilinçsiz kullanımda kanser benzeri çok önemli yan etkiler meydana gelebilir.

ERKEN MENOPOZDA BİTKİSEL TEDAVİ:
Erken menopoz öncelikle nedenin, belirtilerin, şikayetlerin değerlendirilmesi için mutlaka jinekoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Erken menopozda menopoz nedeniyle olabilecek komplikasyonlar da (kemik erimesi gibi) daha erken gelişecektir. Jinekoloji uzmanınız bu tür komplikasyonların önlenmesi için gerrekli tetkik ve tedavileri planlayacaktır. Yukarıda anlatılan ve menopozda ateş basması benzeri şikayetler için kullanılan bitkisel ilaçlarla ilgili bilgiler ve uyarılar erken menopoz durumu için de geçerlidir.


İlgili Konular:
- Menopozda Hormon Tedavisi
- Menopozda Hormon Tedavisinin Alternatifleri
Tamamını >>

DIŞ GEBELİK TEDAVİSİ

DIŞ GEBELİKTE AMELİYAT VE İLAÇ İLE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Dış gebelik (ektopik gebelik) tedavisinde uygulanan başlıca iki yöntem vardır. Bunlar ilaç (metotreksat, methotrexate) tedavisi ve ameliyat tedavisidir. Bazı hastalarda dış gebelik bu iki tedavi yöntemine de gerek kalmadan takipler sırasında kendiliğinden kaybolabilir, buna izleme tedavisi denir ancak bu her zaman mümkün değildir, çoğunlukla başlangıçtaki B-HCG değeri çok düşük olan hastalarda mümkündür.

DIŞ GEBELİKTE İLAÇ TEDAVİSİ 
(Metotreksat, Methotrexate, MTX) :
Dış gebelik tedavisinde kullanılan metotreksat bir kemoterapi ilacıdır, bazı kanserlerin tedavisinde de kullanılmaktadır. Dış gebelik kanser veya benzeri bir hastalık değildir ancak buradaki hücrelerin de ölümünü sağladığı için bu ilaç son derece etkilidir tedavide. Metotreksatın tüp içerisine (intra-tubal) veya gebeliğin amniyon kesesi içerisine uygulamaları da yapılmış olsa da günümüzde rutin kullanım olarak intramuskuler (kas içerisine enjeksiyon) şeklinde uygulanmaktadır. Metotrexate folik asit antagonisti bir maddedir ve hücrelerde DNA sentezini bozarak etkisini gösterir.

Metotreksat ile ilaç tedavisi durumu stabil olan hastalarda yani karın içerisine fazla kanama olmayan hastalarda veya kanama olmuş ancak sonradan durmuş olan hastalarda tercih edilir. Ayrıca gelecekte çocuk sahibi olmayı isteyen hastalar için de uygun tercihtir. Çünkü metotreksat tedavisinin başarılı olması durumunda ameliyat yapılmadan ve tüplerden birisi alınmadan dış gebelik tamamen kaybolacaktır.

İlaç tedavisi hangi hastalar için uygun değildir:
- Rüptüre ektopik gebelik: Karın içerisine kanamanın sürdüğü durumlar
- Ektopik gebelik kistlesinin çok büyük olması (4 cm'den büyük)
- Ektopik gebelikte bebeğin kalp atımlarının izlenmesi
- HCG değerinin 10.000 IU'den yüksek olması
- Bebek emzirmek zorunda olan hastalar
- İmmün yetmezlik olan hastalar (Bağışıklık sisteminde bozukluk)
- Karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerinde bozukluk olan hastalar
- Aktif akciğer veya barsak hastalığı bulunan hastalar
- Kan hastalıkları ve kemik iliği hastalığı olanlar
- Alkolizm

Metotreksat tedavisi tek doz veya multidoz (çoklu doz, tekrarlayan doz) olmak üzere iki şekilde verilebilmektedir. Araştırmaların çoğunda tek doz ve multi doz tedavi protokollerinin başarı şansı yakın çıkmıştır ancak tek doz tedavide yan etkiler daha bulunmuştur. Metotreksat (mtx) tedavileri sırasında belli aralıklarla tam kan, platelet ve karaciğer, böbrek fonksiyon testleri kontrol edilir. Metotreksat tedavisinin  ağızdan oral yolla da kullanımı da mümkündür ancak günümüzde bu yol tercih edilmez,  intramuskuler (kas içerisine, kalçadan enjeksiyon) şekilde kullanılır yaygın olarak.

Tek doz metotreksat tedavisi:
Hastaya bir kere 50 mg/m2 dozunda metotreksat uygulanır ve arkasından 4. ve 7. günlerde B-HCG tahlili yapılarak düşme var mı araştırılır. Bu iki gün arasında en az %15 düşme beklenir HCG değerlerinde, bu düşüş gerçekleşirse  HCG değeri sıfırlanana kadar haftada bir tahlil yapılırak takip edilir. 4. ve 7. günler arasında HCG  değerinde beklenen %15'ten az düşüş olması veya artma olması durumunda metotreksat dozu bir kere daha tekrar edilir. Bundan sonra da HCG değerlerinde düşme olmaması, sabitlenme (plato) veya artma olması durumunda tek doz metotreksat tedavisi başarısız kabul edilir ve başka tedavi yöntemleri uygulanır.

Multidoz (çoklu, tekrarlayan doz) metotreksat tedavisi:
Bu protokolde hastaya bir gün metotreksat (1.0 mg/kg dozunda) diğer gün folinik asit (0,1 mg/kg dozunda) olacak şekilde sırayla maksimum sekiz gün ilaç verilir. İlaçlar intramuskuler (kas içerisine) enjeksiyonla uygulanır. B-HCG değerinde yeterince düşme saptanınca haftalık takiplerle sıfırlanıncaya kadar takip edilir.

Metotreksat ile ilaç tedavisinin yan etkileri:
 Bulantı, kusma, ishal, ağız içerisinde yara oluşması (stomatit), baş dönmesi, sersemlik, saç dökülmesi,  nadiren nötropeni gib yan etkiler meydana gelebilir. Saç dökülmesi kalıcı değildir, tedaviden sonra yeniden saçlar eski haline gelir.

DIŞ GEBELİKTE AMELİYAT TEDAVİSİ:
Dış gebelik tedavisinde hastane imkanları müsaitse ve hastanın ilaç tedavisine karşı yukarıda belirtilen engellerinden birisi yoksa öncelikle ilaç tedavisi uygulanır genellikle. Ancak hasta yukarıda sıralanan ve ilaç tedavisine engel oluşturan kriterleri taşıyorsa veya uygulanan ilaç tedavisi başarısız olmuşsa veya karın içerisine aşırı kanama gibi bir durum meydana gelmişse veya hastanın kişisel tercihi bu yönde ise ameliyat tedavisi uygulanır. Ameliyat tedavisi açık ameliyat (laparotomi) veya laparoskopik ameliyat şeklinde iki şekilde uygulanabilir.

Açık ameliyat mı? Laparoskopi mi?
Fazla şişman olan, daha önceden karın ameliyatları geçirmiş olan veya karın içerisine aşırı kanama izlenen hastalarda  laparoskopik yöntem yerine açık cerrahi tercih edilir. Laparoskopik ameliyatta (kapalı ameliat) da açık ameliyatta da yapılan işlemler benzerdir ancak laparoskopik ameliyatın hastanın karnında daha az yara izi oluşturması, daha az ağrıya neden olması, hastanın hastanede daha az yatması gibi avantajları vardır. Ameliyatta dış gebelik tüpte izleniyorsa tüp dış gebelikle beraber tamamen alınabilir (salpenjektomi) veya tüpün içerisinden dış gebelik temizlendikten sonra tüpe yapılan kesi onarılarak tüp yerinde bırakılabilir (salpingotomi, salpingostomi). Ya da fimbrial ekspresyon (milking) denen yöntemle dış gebelik tüpten dışarıya çıkartılabilir fakat bu yöntem pek tercih edilmez. Dış gebeliğin aşırı büyümesinden dolayı tüp yırtılmışsa, parçalanmışsa bu durumda tüpü tamamen almak gerekir. Çok nadiren dış gebeliğin rahime (uterusa) çok yakın yani interstisyel bölgede olduğu durumlarda mecburen rahimin de alınması (histerektomi) gerekebilir.
Açık ameliyatta karın kesisi çoğunlukla aynı sezaryen kesisi gibi yatay olarak yapılır, nadiren özellikle ek patolojiler varsa karın ortasında göbekten aşağıya kadar dikey bir kesi yapılması gerekebilir.
Ameliyat tedavisinde sonra B-HCG değerleri hızla düşer. Hasta genellikle bir-iki gün içerisinde taburcu olur. Hasta bir kaç gün en geç bir haftada günlük işlerini yapabilir hale gelir.

Ameliyat veya ilaç tedavisi sonrası cinsel ilişkiye başlama zamanı:
Dış gebelik teşhisi konular her hastanın cinsel ilişkiye başlamadan önce doktoruna danışması gerekir çünkü bazı riskli durumlarda cinsel ilişki yasaklanabilir. Doktor tarafından bir sakınca belirtilmemişse dış gebelik nedeniyle ilaç tedavisi gören hastalar tedavi süresince cinsel ilişkide bulunabilirler ancak tedavi bitiminden bir ay sonrasına kadar korunmaları gerekir ve ilişki sırasında karın içerisine, kasıklara  fazla baskı yapmaktan kaçınmaları gerekir dış gebelik kitlesine baskı olmaması için. B-HCHG değeleri sıfırlandıktan sonra kitle tamamen kaybolmuşsa cinsel ilişkide herhangi bir kısıtlama yoktur. Kitlesi büyük olan hastalara ve rüptür (kitlenin yırtılması, patlaması) riski fazla olan hastalara cinsel ilişki tedavi bitene kadar yasaklanır.
Laparoskopik veya açık ameliyat tedavisi gören hastalar genellikle bir iki hafta içerisinde tamamen iyileşip, kendilerini iyi hissederler, ameliyattan bir iki hafta sonra cinsel ilişkiye başlayabilirler. Bu hastalarında tedaviden sonra ortalama üç ay korunmaları gerekir.
Tedavi sonrasında bazen olabilecek vajinal kanamalar cinsel ilişkide rahatsızlık yapabilir, ancak cinsel ilişkide bulunmak için engel değildir.

Kan uyuşmazlığı iğnesi  yapılmalıdır (Rh uygunsuzluğu):
Hastanın kan grubu Rh nehatif (-) ise sensitizasyonu engellemek için kan uyuşmazlığı iğnesi (Anti-D immunglobulin) tek doz yapılmalıdır. Kan uyuşmazlığı için proflaktik immunglobulin uygulanması annenin sonraki gebeliklerinde Rh sensitizasyonuna bağlı sorun yaşamasını engeller. Kan uyuşmazlığı hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Hastanın kan grubu Rh pozitif (+) ise kan uyuşmazlığı iğnesi uygulanmasına gerek yoktur.





İlgili Konular:
- Dış Gebelik (Ektopik Gebelik)
Dış Gebelik Sonrası Hamile Kalma
Tamamını >>

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) KANSIZLIK TEDAVİSİ

HAMİLELİKTE ANEMİ VE TEDAVİSİ
Hamilelikte kansızlığın (aneminin) en yaygın türü demir eksikliği anemisi olduğu için burada demir eksikliği anemisinin tedavisi anlatılacaktır.

Demir eksikliği anemisinin tedavisi:
Gebelikte demir eksikliğine bağlı kansızlığın tedavisinde amaç vücuttaki demir depolarının doldurulmasıdır. Demir ilaçları ile bir süre sonra kansızlık düzelebilir ancak bu tedavinin yeterli olduğu anlamına gelmez, demir depoları dolana kadar tedaviye devam etmek gerekir. Kansızlığın düzelmesi ve demir depolarının dolması yapılan kan tahlilleri ile basitçe tespit edilebilmektedir. Kansızlık düzeldikten sonra 3 ay daha demir ilacı verilmesi demir depolarının dolması için yeterlidir.

Tedavide ağızdan, kas içine (kas içine iğne ile, intramuskuler enjeksiyon) veya damardan serum ile verilen demir ilaçları kullanılabilir. Kas işine yapılan enjeksiyonlar ve damardan verilen ilaçlar ağızdan alınan haplara göre daha hızlı düzelme sağlarlar.

Hamilelikte kansızlığa iyi gelen demirden zengin yiyecekler:
Kırmızı et ve tavuk eti, baklagiller, yumurta, pekmez, yeşil sebzeler, kuru üzüm, kuru kayısı, fındık, fıstık gibi besinler demirden zengindir.
Ağızdan alınan demir ilaçları portakal suyu gibi C vitamininden zengin besinlerle beraber alınırsa demirin barsaktan emilimi daha fazla olur. Çay, kahve, süt, süt ürünleri, yumurta, tetrasiklin antbiyotikler, kalsiyum ilaçları demir ilaçlarının ve besinlerdeki demirin emilimini azaltırlar, bu nedenle ilaçlarla beraber alınmamalıdır. Çay yemeklerden en az 45 dakika sonra içilmelidir.

Hamilelik döneminde kansızlık olması daha her anneye önlem amacıyla mutlaka rutin olarak demir ilaçları (halk arasında kan hapı) verilmelidir. Bu konuda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yiyeceklerle içeceklerle alınan demir yeterli değildir, ilaçları kullanmak gerekir:
Bu konuda son olarak şunu vurgulamak gerekir ki yiyecekler ve içeceklerle alınan demir gebelikte demir eksikliğine bağlı kansızlığı önlemek için veya kansızlığı tedavi etmek için asla yeterli olmaz, mutlaka demir ilaçları kullanılmalıdır. Yiyeceklerle alınabilecek demir miktarı ve alınan demirin emilme oranı kısıtlıdır. Fazla demir almak amacıyla bazı yiyecekleri, içecekleri çok aşırı tüketmek de faydadan çok zarar getirebilir. Gereksiz kilo ve yağ depolanmasına neden olabilir. Bu nedenle demirden zengin besinler normal miktarda tüketilmelidir ve demir eksikliği demir ilaçları ile giderilmelidir.


İlgili Konular:
- Gebelikte Kansızlık (Anemi)
- Gebelikte Demir İlacı Kullanımı
Tamamını >>

BOŞ GEBELİK TEDAVİSİ VE KÜRTAJ

Boş gebelik (halk arasındaki diğer adı su gebeliği) tedavisinde kullanılan herhangi bir ilaç yoktur. Hastada boş gebeliğe bağlı kanama olsa da olmasa da tedavi en sık olarak kürtaj yöntemi ile yapılır.  Lokal veya genel anestezi ile uygulanan kürtaj yöntemiyle boş gebelik kesesi alınır. Boş gebeliklerde (anembriyonik gebelik, blighted ovum) gebelik kesesi küçük olur, bu nedenle kürtaj işlemi genellikle kısa (5-10 dakika) sürer.

Boş gebelik tedavi edilmezse ne olur?
Kürtaj ile gebelik kesesi alınmaz ise kese daha fazla büyüyebilir ve ilerleyen günlerde aşırı kanamaya neden olabilir. Gebelik kesesi rahimin içerisinde kendi kendine yok olamaz. Gebelik kesesi alınmazsa tamamı veya kalan parçaları rahmin içerisinde yapışıp kalacaktır, bunlar da kanama ve enfeksiyon kaynağı olabilecektir. Kanama ve enfeksiyon hem hastanın hayatını tehlikeye sokabilir hem de ileride tekrar hamile kalmasını zorlaştırabilir.

Nadiren hasta doktora başvurmadan önce gebelik kesesini kanama ile düşürmüş olabilir veya hasta kürtaj olmayı istemediği için kendi kendine düşürmek isteyebilir. Bu şekilde gebelik kesesinin düşmesi nadiren mümkün olabilir ancak aşırı kanama, enfeksiyon, rahim içerisinde parçası kalma gibi riskler mevcuttur.

Boş gebelikte kürtaj yapılması tekrar hamile kalmayı engeller mi?
Hayır, engellemez. Boş gebelik için yapılan kürtaj işlemi aynen diğer nedenlerle yapılan kürtaj işlemi gibidir ve çoğunlukla daha kısa sürer. Çok olağan üstü bir komplikasyon gelişmediği sürece kürtaj yapılması hastanın ileride hamile kalmasını engelleyen bir işlem değildir.





İlgili Konular:
- Boş Gebelik
Boş Gebelik Nedenleri
Boş Gebelik Belirtileri
- Kürtaj
Tamamını >>

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) KABIZLIK NASIL ÖNLENİR?

Gebelikte kabızlık nasıl giderilir? Önlemek için ne yapılmalı?
- Meyve, sebze, tahıl gibi liften (fiberden) zengin besinleri bol tüketmek kabızlığa iyi gelir.
- Bol sıvı ve bol su tüketmek kabızlığı önler.
- Düzenli egzersiz yapmak kabızlık açısından faydalıdır.
- Stresten uzak durmak kabızlık riskini azaltır.
- Düzenli, dengeli ve yemek saatleri hep aynı olacak şekilde beslenmek kabızlığı önlemek açısından faydalıdır.
- Tuvalet ihtiyacı hissettiğinizde bunu kendi isteğinizle ertelememelisiniz, bu şekilde ertelemeler zamanla kabızlığa neden olabilir.

Hamilelikte kabızlık tedavisi:
Yukarıdaki önlemlere dikkat etmenize rağmen kabızlık sorununuz devam ediyorsa doktorunuza başvurmanız gerekir. Gebelik sırasında kabızlık için kullanılabilen ilaçlar mevcuttur ancak asla doktorunuza danışmadan ilaç kullanmamalısınız. Doğumdan sonra kabızlık şikayeti genellikle kendiliğinden düzelir.

İlgili Konular:
- Gebelikte Kabızlık ve Basur
Tamamını >>

PREEKLAMPSİ TEDAVİSİ

PREEKLAMPSİ (GEBELİK ZEHİRLENMESİ) TEDAVİSİ
Preeklampsi (halk arsında hamilelik zehirlenmesi) tedavisi hastalığın şiddetine ve gebeliğin kaç hafta olduğuna bağlıdır. Bu iki kriter tedavi ve gebeliğin takibi açısından verilecek kararlarda çok önemlidir. Preeklampsinin kesin tedavisi doğumdur, doğum gerçekleşirse hastalık da kendiliğinden düzelecektir. Doğum dışındaki tedaviler, tansiyon düşürücü ilaçlar, yatak istirahati vb. kesin tedavi getirmez sadece anneyi korumak için ve doğuma kadar vakit kazanmak için uygulanırlar.

Gebelik sona yakın değilse (örneğin 28-34 haftalar arasında) bu durumda bebek gelişimini tam olarak tamamlamadığı için eğer hastalık şiddetli değilse bebeğin gelişmesi için beklenir, bu esnada bebeğin akciğer gelişimini hızlandırmak için sterod ilaç verilir. Ancak preeklampsi (hamilelik zehirlenmesi) şiddetli ise yani tansiyon çok yüksek, idrarda protein atılımı çok fazla ve diğer organlarla ilgili fonksiyon bozuklukları varsa bebeğin daha fazla gelişmesi beklenemez ve genellikle acilen doğum kararı verilir. Burada annenin hayati tehlike riski ile bebeğin doğarsa karşı karşıya kalabileceği risk karşılaştırılır ve ona göre tedaviye karar verilir.

Hamilelik son haftalarda ise (örneğin 37 hafta civarında) bu durumda bebek gelişimini büyük oranda tamamlamıştır ve doğum kararı daha rahat verilebilir.

Hafif preeklampside hasta tansiyon ölçümü, ultrason, nst ve diğer kan idrar tahlilleri ile sıkı takip altına alınarak takip edilir ve hastalığın şiddetinde artma olmazsa gebeliğin son haftalarına ulaşıldığında mormal doğum veya sezaryenle doğum gerçekleştirilir. Ancak şiddetli preeklampside (veya eklampsi nöbeti geçirenlerde) bu şekilde beklemek anneyi hayati tehlikeye sokacağı için beklenemez ve doğum erken haftalarda (erken doğum) gerçekleştirilir, bu durumda bebeğin yeni doğan yoğun bakım ünitesine alınması gerekebilir.

Özellikle şiddetli preeklampsi hastalarına nöbet geçirmelerini önlemek için magnezyum sülfat (MgSO4) tedavisi verilir. Preeklampsi hastalarının nöbet geçirmesi durumunda hastalık artık eklampsi adını alır.

İlgili Konular:
- Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi)
- Gebelikte Tansiyon Yüksekliği (Hipertansiyon)
Tamamını >>

DÜŞÜĞÜ ÖNLEMEK VE TEKRARLAMASINI ENGELLEMEK İÇİN TEDAVİLER

Düşük riskini azaltmak veya tekrar düşük gelişmesini önlemek için öncelikle düşük riskini arttırıcı faktörlerden uzak durulması gerekir. Örneğin sigara, alkol, stres gibi faktörlerden uzak durmak gerekir.Düşük riskini arttıran faktörler hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bunun dışında düşüğe neden olduğu bilinen bir hastalık veya patoloji varsa tekrar hamile kalmadan önce mutlaka doktor denetiminde gerekli tedavi ve önlemler alınmalıdır. Örneğin düşüğe neden olarak rahim içerisinde bir patoloji (myom, septum gibi) saptanmışsa ameliyatla bunun tedavisi gerekir. Pıhtılaşma (trombofili) faktörlerinde bir anormallik düşük nedeni olarak saptanmışsa buna yönelik ilaç tedavileri ile tekrar düşük yaşanması önlenebilir. Tekrarlayan gebelik kayıpları ve tedavileri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hamilelikte düşük riski ve kanama varlığında tedavi:
Eğer sözkonusu kaçınılmaz düşük (aabortus insipiens) ise yani kanamaya rahim ağzında açılma eşlik ediyorsa düşüğü önşemek için tedavi verilmez, bu durumda düşük kaçınılmazdır sadece en az kanama ve komplikasyon ile düşüğü gerçekleştirmek amaçlanır. Eğer rahim ağzında açılma olmadan sadece lekelenme, kanama ve ağrı varsa (abortus imminens) düşüğü önlemek için yatak istirahati, cinsel ilişki kısıtlaması, aşırı fiziksel aktivite kısıtlaması ve bazı ilaç tedavileri önerilir. Bu durumda kullanılan ilaçların düşük önleyici etkileri net olarak kanıtlanmamış olsa da ampirik olarak sık kullanılmaktadırlar.





İlgili Konular:
- Düşükler
- Tekrarlayan Düşükler
Tamamını >>

KISIRLIK (İNFERTİLİTE) TEDAVİSİ

Kısırlık (infertilite) tedavisinde öncelikle kısırlığın nedeni hakkında araştırma ve tahliller yapılması gerekir çünkü kısırlığın tedavisi nedene göre değişecektir. Kısırlık nedenelri hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Kısırlık problemi olan çiftlerin yaklaşık %15 kadarında ise kadında ve erkekte hiçbir sebep bulunamaz buna açıklanamayan infertilite denir, bu durumda verilebilecek tedavi yöntemlerina buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Tedavi çiftlerin yaşı, kısırlık süresi (kan yıldır korunmadıkları), çocuk sayısı, over rezervi gibi kriterlere göre planlanır. Over (yumurtalık) rezervi tedavinin planlanmasını ve çiftin çocuk sahibi olma şansını belirleyen önemli bir konudur, bu konuda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yumurtlama tedavisi (ovulasyon indüksiyonu) - Yumurta takibi:
Kısırlığın hiç bir nedeni bulunamadığında (açıklanamayan infertilite) veya kadında yumurtlama düzensizliği saptandığında verilen tedavi yöntemidir. Kısırlık tedavisinde en çok uygulanan yöntemdir. Bu yöntemde amaç kadının her ay düzenli yumurtlamasını sağlayarak belirlenen zamanlarda ilişkide bulunulması neticesinde hamilelik şansını arttırmaktır. Yumurtlama tedavisinde ağızdan alınan haplar (klomen tablet, serophene tablet, gonaphone gibi..) kullanılabilir veya cilt altına yapılan iğneler (halk arasında yumurtlama, yumurta büyütücü iğneler denir) kullanılır. Yumurtlama tedavisi genellikle 3 veya 6 ay verilir, bu süre sonunda gebelik elde edilemezse hastanın durumuna göre farklı tedaviler planlanır. Yumurtlama tedavisi aşılama (intrauterin inseminasyon, IUI) ile birlikte yapılabileceği gibi tek başına da yapılabilir. Aşılama ile birlikte yapılması hamilelik şansını arttırır. Yumurtlama ve aşılama tedavisi verilebilmesi için kadının en az bir tüpünün açık olması gerekir, aksi taktirde gebelik oluşamaz. Her iki tüpü kapalı olan hastalara yumurtlama ve aşılama tedavisi verilemez, tüp bebek önerilir.

Yumurtlama ve aşılama tedavisi nasıl yapılır?
Yumurtlama tedavisi kısaca şu şekilde yapılır: Adetin üçüncü günü başlanan (veya buna yakın günlerde) ağızdan hap veya iğne tedavileri (rekombinant FSH veya HMG gibi) ile yumurtanın büyümesi sağlanır. Ağızdan haplar 5 gün boyunca kullanılır. İğneler ise yumurta büyüklüğü yaklaşık 18 mm oluncaya kadar devam edilir. Bu arada belirli aralıklarla ultrason yapılarak yumurta büyüklüğü takip edilir. Yumurta büyüklüğü yaklaşık 18-20 mm çapında olduğunda HCH (human chorionic gonadotropin) (halk arasında çatlatma iğnesi) denilen iğne yumurtanın çatlaması için yapılabilir. Çatlatma iğnesi yapılmadan yumurtanın kendiliğinden çatlaması da beklenebilir.Bu esnada aşılama yapılacaksa çatlatma iğnesi yapıldıktan 36 saat  sonra aşılama yapılır. Aşılama yapılmayacaksa yumurta çatlatma iğnesi yapıldıktan 1 gün sonra çiftlere ilişkide bulunmaları söylenir. Hap tedavisinde de benzer şekilde yumurta 18-20 mm olduktan sonra çiftlerin 1 hafta boyunca iki günde bir ilişkide bulunmaları önerilir. İlişki sonrası kadının 15 dakika sırt üstü yatması önerilir. Aşılama hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ameliyat tedavileri:
Laparoskopi veya histeroskopi ile yapılan ameliyat tedavileri bazen kısırlık tedavisinin bir parçaşı olarak gerekebilmektedir.Örneğin çikolata kisti (endometrioma) varsa veya rahim içerisinde septum (perde), myom, polip benzeri bir patoloji varsa bunların tedavisi için laparoskopi veya histeroskopi gerekebilir. Ayrıca polikistik over hastalarında nadiren uygulanan laparoskopik ovarian drilling tedavisi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Tüp bebek tedavisi (IVF, ICSI):
Her iki tüpü tıkalı olan kadınlarda, sperm sayısı çok düşük olan erkeklerde ve yumurtlama tedavileri ile hamilelik elde edilemeyen çiftlerde tüp bebek tedavisi uygulanır. Tüp bebek konusu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kısırlık tedavisinde bitkisel tedavi?
Kısırlık sebebinin ayrıntılı değerlendirilmesi gereken ve yakın takip edilerek tedavisi planlanması gereken bir durumdur. Bu durumda çiftlerin bitkisel ilaçlar, yiyecekelr, içecekler, çaylar gibi maddelerle kendi kendilerine tedavi uygulamaları hem faydasız olacaktır hem de vakit kaybına neden olarak doktor tarafından verilecek tedavinin  gecikmesine, hamileliğin zorlaşmasına neden olacaktır.


İlgili Konular:
- Klomifen (Klomen, Serophene, Gonaphene) İle Kısırlık Tedavisi
- İğne ile Yumurtlama Tedavisi (KOH)
Yumurta Takibi (Folikül Ölçümü)
- Kısırlık (İnfertilite)
- Hamile Kalmayı Kolaylaştırmak İçin Yapılması Gerekenler
Kısırlık Tanısında Laparoskopi (Kapalı ameliyat)
Tamamını >>

POLİKİSTİK OVERDE AMELİYAT

Polikistik over sendromunda (PKO, PKOS, PCOS) önceliklike tedavi varsa fazla kiloların verilmesi, yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekli ise ilaç tedavileridir. Ameliyat tedavileri (cerrahi tedavi) nadiren uygulanan yöntemlerdir.
Ameliyat çocuk istemi olan ve ilaç tedavileri ile yumurtlama sağlanamayan hastalarda uygulanabilir. Klomifen veya  diğer iğneler ile yapılan yumurtlama tedavilerine rağmen yumurtlama sağlanamayan bazı hastalarda ameliyattan sonra yumurtlama sağlanabilmiştir. Bu hastalarda ameliyat yapılmadan direkt tüp bebek yöntemine de başvurulabilir.

Ameliyat eski yıllarda wedge rezeksiyon denilen overden (yumurtalıktan) üçgen kama şeklinde bir bölgenin kesilerek çıkarılması şeklinde uygulanırken günümüzde drilling (overlere delik açma) şeklinde uygulanmaktadır. Bu ameliyatlar laparoskopik olarak yapılır. Laparoskopik ovaryan drilling (LOD) ameliyatında hastanın her bir yumurtalığına koter veya lazer aleti ile 4-5 adet delik (4-10 mm derinliğinde) uygulanır. Laparokkopik ovaryan drilling hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bu ameliyatlardan sonra:
- Ovulasyon (yumurtlama) oranlarında artış izlenmiştir (Spontan veya ilaç tedavisi ile)
- Androjenler ve tüylenme azalmıştır
- LH düşer
- Bazı araştırmalar drilling ameliyatı snrasında çoğul gebelik ve ohss riskinde azalmayla birlikte gebelik oranlarında artış bildirmiştir.

Her ameliyatta olduğu gibi ameliyatın kendisine ve anesteziye bağlı riskler vardır. Bu ameliyatlara bağlı over etrafında yapışıklık oluşabilir. Buna karşılık faydaları da yukarıda anlatıldığı şekilde mevcuttur. Seçilmiş bazı hastalarda uygulanabilecek tedavi alternatiflerinden birisidir. Özellikle tüp bebek uygulanması için imkanı olmayan veya istemeyen hastalarda drilling uygulanabilir.


İlgili Konular:
- Polikistik Overde İlaç ve Tedavi
- Polikistik Over Sendromu
Tamamını >>

POLİKİSTİK OVERDE İLAÇ VE TEDAVİ

Polikistik over sendromu (PKO, PKOS, PCOS) kesin tedavisi olan bir hastalık değildir. Ancak çeşitli ilaç ve tedavi yöntemleri ile şikayetler tedavi edilir, hastalığın kendisi tamamen ortadan kaldırılamaz. Örneğin tedavi yöntemleri ile hastanın tüylenmesi azaltılılabilir, adetleri düzenlenebilir, çocuk istemi varsa çocuk sahibi olabilir ancak polikistik over sendromu veya overlerdeki (yumurtalıktaki) küçük kistler ortadan kaldırılamaz.

Polikistikjk over sendromunda tedavide ilaçlardan önce vurgulanması gereken ilk nokta kesinlikle kilo verme ve yaşam tarzı değişikliğidir. Şişmanlık hastalığın sebebi değildir ancak bu hastalıktaki bütün şikayetleri arttıran ve tedaviyi zorlaştıran başlıca fktördür. Her polikistik over hastasında şişmanlık (obezite) olmak zorun da değildir ancak şişmanlık varsa mutlaka normal kiloa inecek kadar zayıflamalı, diyet, egzersiz, yaşam tarzı değişikleri uygulamalıdır. Bu sayede ilaç tedavisi almasa bile bir çok şikayet azalacaktır ve tedavi kolaylaşacaktır. Kilo vermek polikistik over hastalığında gelişen en önemli mekanizmalardan biri olan insülz direncisi (rezistansını) azaltır, bunun azalması androjen hormonlarını, tüylenmeyi azaltır. Yumurtlama düzeni artar ve çocuk sahibi olmak kolaylaşır.

Polikistik over sendromunda kullanılan ilaçlar:
Doğum kontrol hapları (Diane 35, Gynelle ve diğerleri): Bu ilaçlar polikistik over sendromunda en sık kullanılan ilaçlardır. Doğum kontrol haplarından özellikle siproteron asetat  içeren diane 35 (ve gynelle) en sık kullanılanlardır. Bunlar tüylenmeyi (kıllanma), akneleri azaltır ve adet düzenlenmesi sağlar. Çocuk istemi olmayan hastalarda sık kullanılırlar. Tüylenmeyi azaltıcı etkilerinin başlaması için en az 6 ay sürekli kullanılmaları gerekir. Bazen hastalar ilk kutudan itibaren etki göstermediğini ve bu nedenle kullanmayı bıraktıklarını ifade etmektedirler, bu yanlıştır. Bu haplar en az 6 ay kullanıldıklarında (daha uzun da olabilir) tüylenme oluşumunu azaltırlar. Ancak daha önce oluşmuş tüylere etki etmezler bu tüylerin kozmetik yöntemlerle (lazer vb.) alınması gerekir. Çocuk isteyen hastalarda kullanılmazlar.

Metformin (glukofen, gluformin, glucophage, glifor): Bu ilaçlar şeker hastalığında (diabet) kullanılan insülin duyarlaştırıcı ilaçlardır aslında. Polikistik over sendromunda da insülin direnci (rezistansı) arttığı için bu ilaçlarla insülin direncinin azalması ve bir çok belirtinin düzelmesi sağlanır. Metformin ilaçları aynı zamanda zayıflamaya çok yardımcı olur ve kilo verilmesi sayesinde de şikayetler düzelir, yumurtlama düzeni artar, hamilelik kolaylaşır, kıllanma azalır, androjenler (testosteron) azalır. Gebelik için yumurtlama tedavisi verilen hastalarda klomifen sitrat (klomen, serophene) tedavisi ile birlikte metforminin aynı anda kullanılmasının tedavi başarısını arttırdığını bildiren araştırmalar vardır.

Klomifen Sitrat (Klomen, Serophene): Çocuk istemi olan hastalarda ovulasyon indüksiyonu (yumurta büyütücü) olarak verilirler. Adetin 3. veya 5. günü başlanarak 5 gün süre ile kullanılırlar. Doktor kontorlü altında olmadan (buradaki diğer ilaçlar gibi) asla kullanılmamalıdır. Tek başına veya metformin ile birlikte gebelik tedavisinde ilk basamağı oluşturur. Klomifen ile 6 aylık tedavi sonrasında yaklaşık %80 hastada ovulasyon (yumurtlama) elde edilir ve yaklaşık %40-50 hastada gebelik elde edilir. 6 aydan sonra gebelik oranı çok düştüğü için daha uzun tedavi önerilmemektedir.

Antiandrojen ilaçlar (Flutamid, Finasterid, Spiranolakton): Bu ilaçlar androjen (testosteron) senetezini azaltarak tüylenmeyi azaltırlar. Çok sık kullanılmazlar. Doğum kontrol hapları ile birlikte kullanılabilirler. Flutamid hepatotoksik (karaciğere yan etkileri) olabilmektedir. Finasterid testosteronun dihidrotestosterona dönüşümünü sağlayan 5-alfa-redüktaz enzimini inhibe eder.

Progesteron (gestagen): Hirsutismus (aşırı tüylenme) şikayeti olmayan hastalarda sadece adet düzensizliği olanlarda adetleri düzenlemek için ayda 14 gün siklik olarak kullanılabilirler.

GnRH analogları: Gonadotropinlerin azalması ve overlerde androjen üretiminin azalmasını sağlayabilirler. pratikte pek kullanılmazlar.


Polikistik overde bitkisel tedavi mümkün mü?
Polikistik over tek bir şekilde, hep aynı belirtilerle görülen bir hastalık değildir. Bu hastalık farklı belirti ve bulgularla, geniş spektrumda etkiler gösterebilen bir sendromdur bu nedenle tek bir tip ilacı, tek bir tip tedavi yaklaşımı yoktur. Her hastaya ve bulgularına özel ilaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleri ile tedavi gerekir. Mutlaka doktor denetiminde ve dikkatli tedavi takibii yapılması gereken bir hastalıktır. Tedavi ve takip edilmediği taktirde uzun dönem bazı komplikasyonlar (kalp-damar sistemi ile ilgili, endometrial hiperplazi vb.) çıkması da muhtemeldir. Bu nedenle hastaların bitkisel tedaviler, çaylar, yiyecekler, içecekler gibi yöntemlerle ilgilenmeleri fayda getirmeyeceği gibi vakit kaybı ve zarar da getirebilir.


İlgili Konular:
- Polikistik Overde Ameliyat
- Polikistik Over Sendromu
Tamamını >>

YUMURTALIK (OVER) KİSTİ TEDAVİSİ

Yumurtalık (over) kistlerinin bir çoğu ilaç tedavisi veya ameliyat yapılmadan kendiliğinden birkaç ay içerisinde kaybolur. Ancak bazı kistlerde ilaç tedavisi veya ameliyat tedavisi gerekebilir. Bu noktada kistin kendiliğinden kaybolmasını takip etmek için beklemek veya ilaç tedavisi vermek veya ameliyat kararı vermek bazı faktörlere göre belirlenir, bu faktörler kistin boyutu, kistin görüntüsü, kan tahlilinde belirlenen ca-125 ve diğer tümör markerları, hastanın hikayesi, hastanın yaşı gibi, hastanın şikayetleri gibi faktörlerdir.

Genel olarak yumurtalık kisti 7-8 cm'den küçükse, hasta genç veya orta yaşlardaysa (menopozdan önce), kistin görüntüsünde ve kan tahlilinde ca-125 benzeri belirteçlerde kanser şüphesi yaratacak bir bulgu yoksa bu kistler en azından bir kaç ay kendiliğinden kaybolma şansı verilerek takip edilirler. Bu durumlarda hastanın kullanmasında sakınca yoksa doğum kontrol hapları da tedavi de kullanılabilecek bir seçenektir ancak ilaçsız takip etmekle doğum kontrol hapı kullanmak arasında fark saptanmamıştır.

Çocuklarda ve menopozda bulunan hastalarda (50 yaşından sonra) saptanan yumurtalık kistleri hangi boyda olursa olsun, yukarıda sayılan diğer özelliklerine bakmadan genellikle ameliyat ile alınarak patolojik inceleme gerektirirler.

Yumurtalık kisti aşırı ağrıya sebep oluyorsa, patlama (yırtılma, rüptür), torsiyon (burkulma, dönme) gibi şüpheler varsa bu durumda kistin boyu ve özellikleri, hastanın yaşı ve diğer özellikleri ne olursa olsun genellikle ameliyat gerekir. Bazü rüptür durumlarında karın içerisine kanama az olur ve kendiliğinden durursa ameliyatsız takip yeterli olabilir.


Hangi kistler ameliyat gerektirir?
- 8-10 cm'den büyük kistler
- Menopoz döneminde ve çocuklarda (adet görmeye başlamadan önce) saptanan kistler
- Ultrasonografide dermoid kist, endometrioma veya kötü huylu (malign) kist görüntüsü varsa
- Ultrasonografide kist içerisinde papiller çıkıntılar varsa
- Hastada asit veya başka kanser şüphesi yaratabilecek bulgu varsa
- Solid adneksial kitleler
- Tümör markerlarında (CA-125 vb.) yükselme saptanan hastalar
- Kistin takip edilmesine rağmen küçülmemesi veya büyümesi
- Şiddetli ağrı, rüptür (yırtılma), torsiyon (burkulma), karın içerisine kanama olması
Yumurtalık kisti ameliyatı hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.



Patoloji Sonucu:
Her iki ameliyat yönteminde de ameliyatta çıkarılan kist (veya yumurtalık) patolojik incelemeye gönderilir ve kistin türü, iyi-kötü huylu olduğu, kesin teşhis ancak patoloji sonucunda belirlenir.

Bitkisel tedavi mümkün müdür?
Yumurtalık kistlerinin tedavisi ve takibinde asla bitkisel yöntemler, çaylar, içecekler, yiyecekler uygulanmamalıdır. Yumurtalık kistlerinin mutlaka bir kadın doğum uzmanı tarafından takip ve tedavilerinin planlanması gerekir. Bilimsel yöntemler dışında denenecek bitkiler vb. uygulamalar hastaya şifa getirmeyeceği gibi takip ve tedaviyi geciktirerek daha büyük sorunların doğmasına neden olabilecektir.


İlgili Konular:
- Yumurtalık Kisti Ameliyatı
- Yumurtalık Kistleri
- Gebelikte Yumurtalık Kistleri
- Yumurtalık Kisti Belirtileri
Tamamını >>

VAJİNAL AKINTI TEDAVİSİ

Vajinal akıntı (vajinit) tedavisi için öncelikle akıntının çeşidini yani etken olan enfeksiyon ajanını belirlemek gerekir. Bunun için bazen akıntıdan çubukla örnek alınarak kültür yapılır, bazen de akıntının kokusuna, rengine, görüntüsüne bakılarak çeşiti tahmin edilir ve ona göre tedavi planlanır. Beyaz peynirimsi süt kesiği gibi olan ve sıklıkla kaşıntı eşlik eden akıntılar genellikle vajinal mantar (kandida) denilen akıntılardır ve bunların tedavisinde ant,fungal (mantarlara karşı) fitil ve haplar, kremler kullanılır. Daha bol miktarda sarı, yeşil, köpüklü, kötü kokulu akıntılar ise bakteriyel akıntılardır (trikomonas veya gardnerella vajiniti), bunların tedavisinde de bakterilere karşı etkili antibiyotikler ve vajinal fitiller (ovüller) kullanılır. Kaşıntı eşlik ediyorsa kremler de kullanılır. Bakire kadınlarda vajinal ovüller yerine ağızdan tabletler ile ilaç tedavisi verilir.

Vajinit tedavisinde hastaların dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. İlaçların kullanım süresince yaklaşık bir hafta cinsel ilişkiden kaçınılması tedavinin başarısını arttırır. Bunun dışında vajinaya koyulan ovül yani fitiller mümkün olduğunca derine konulmalıdır ve akşam konulacak fitil uyumadan önce konulursa kayması engellenir, daha faydalı olur. Kremler vajinanın içerisine sürülmez sadece dış tarafa kaşıntı olan bölgeye sürülür. (Vajina içerisine aplikatör ile sıkılan kremler vardır, onlar hariç).

İlgili Konular:
- Vajinal Akıntı (Vajinit)
Tamamını >>

LAPAROSKOPİK OVARYAN DRİLLİNG (LOD)

Laparoskopik ovaryan drilling (LOD) ovulasyon yani yumurtlama düzensizliği olan polikistik over sendromu hastalarında ovulasyonun düzenlenmesi ve bu sayede gebelik şansının artması amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir. Hastanın yumurtalıklarına elektrokoter veya lazer aletleriyle 4-5 noktadan müdahale edilerek, ufak delikler şeklinde yakılır.

Laparoskopik ovaryan drilling her polikistik over hastasına yapılmaz, özellikle zayıflama ve yumurtlamayı uyaran ilaçlara cevap vermeyen hastalarda kullanılır. LOD uygulanmasından sonra yumurtlamayı uyaran (ovulasyon indüksiyonu yapan) ilaçların daha başarılı olduğunu ve tüp bebek tedavisinin daha başarılı olduğunu gösteren bazı çalışmalar vardır.

İşlem laparoskopik olarak yapıldığı için hastaya genel anestezi uygulanır ve hasta ameliyattan sonra çok kısa sürede normal hayatına dönebilir. Hasta genellikle ameliyattan 1 gün sonra taburcu edilir.


İlgili Konular:
- Polikistik Overde Ameliyat
Tamamını >>

KEMİK ERİMESİ (OSTEOPOROZ) TEDAVİSİ VE KULLANILAN İLAÇLAR

Osteoporoz (kemik erimesi) tedavisinde çeşitli ilaçlar kullanılmakla beraber sadece ilaç tedavisinden ibaret bir hastalık değildir. Yaşam biçimindeki değişiklikler, diyet değişiklikleri ve bazı koruyucu önlemleri de içeren çok yönlü bir tedavi gerekir. Osteoporozun önlenmesi ve tedavisi için:
- Fiziksel aktivite ve egzersize, spora başlamak gerekir
- Hastanın düşmelerinin engellenmesi için bazı önlemler alınmalıdır
- Vücut şekli ve pozisyonu doğru şekilde tutulmalıdır
- Yeterli ve uygun beslenmeyi sağlayacak diyet değişiklikleri yapılmalı
- Kalsiyum ve D vitamini yeterli alınmalı gerekli ise ilaçlarla takviye edilmeli
- Gerekli ise ilaç tedavisi eklenmeli
- Osteoporoza eşlik eden ağrı veya kırık varsa tedavi edilmeli

Bu tedaviler sırasında genellikle 1-2 yılda bir kemik mineral yoğunluğu (BMD) ve diğer bazı testler yapılarak osteoporozdaki değişiklikler, tedavinin ne kadar faydalı olduğu izlenir.

KALSİYUM
Kalsiyum (Ca) vücutta en bol bulunan elementtir ve %99'u kemiklerde bulunur. Osteoporozun hem önlenmesinde hem tedavisinde en önemli element kalsiyumdur. Erişkinlerde günlük kalsiyum ihtiyacı ortalama 1000 mg'dır. Gebelerde, emzirenlerde ve menopozdaki kadınlarda ihtiyaç daha da fazla günde yaklaşık 1500 mg'dır. Yeterli miktarda kalsiyumu sadece besinlerle almak mümkündür fakat besinlerle yeterince kalsiyum alınamadığı taktirde doktorunuz gerekirse kalsiyum ilaçları verebilir. Doktor önerisi olmadan her ilaç gibi kalsiyum ilaçları da kullanılmamalıdır. Kemik erimesinde kalsiyum alımı hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

D VİTAMİNİ
D vitamininin kemikler üzerinde çeşitli mekanizmalarla olumlu etkileri vardır. Bunlar:
- Kalsiyumun barsaklardan emilerek kana geçmesini sağlar. Kana kalsiyum geçişi artınca parathormon salınımı azalır ve bu sayede kemik yıkımı da azalmış olur.
- Kalsiyumun böbreklerden atılımını azaltır
- Kalsiyumun kemiklere yerleşmesini sağlar

Osteoporozun önlenmesi ve tedavisi için günde yaklaşık olarak 400-800 Ünite kadar D vitamini alması gerekmektedir. D vitamini hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

HORMON REPLASMAN TEDAVİSİ
Günümüzde son yapılan çalışmalardan sonra artık sadece osteoporozu önlşemek veya tedavi etmek amacıyla hormon tedavisi önerilmemektedir. Fakat menopozdan kaynaklanan sıcak basması vb. şikayetlerinden dolayı hormon tedavisi verilen kadınlarda osteoporoz açısından da olumlu etkiler izlenmektedir.

BİFOSFONATLAR (Etidronate, Alendronate, Risedronate, İbandronate.. )
Bu kategorideki ilaçlar osteoporoz tedavisinde sık kullanılırlar ve genel olarak bifosfonatlar olarak isimlendirilirler. Bu ilaçlar kemik yıkımını azaltıcı etki gösterirler. (Kemiklerde osteoklastik aktiviteyi azaltırlar.) Hem omurga kemikleri hem de omurga dışında bulunan kalça vb. kemikleri üzerinde olumlu etki yaratmaları önemli avantajlarıdır. Günde bir veya haftada bir hatta ayda bir ağızdan alınan tabet formları vardır.

SERM (Selektif Östrojen Reseptör Modülatörleri - Raloxifen)
Raloxifen'in özellikle omurga (vertebra) kemikleri üzerine olumlu etkileri gösterilmiştir fakat bazı kadınlarda sıcak basması şikayetine neden olabilmektedir. Kullanan hastalarda meme kanseri riskini azaltması önemli bir avantajıdır. Fakat damar tıkanıklığı açısından riskli hastalarda kullanılmamalıdır, damar tıkanıklığı riskini arttırdığı izlenmiştir.

STRONTİUM RANELATE
Hem kemik yapımını arttırıcı hem de yıkımı azaltıcı etkisi vardır. Ayrıca kemiğin mikromimari yapısında düzelmeler gösterir.

PARATİROİD HORMON (PARATHORMON)
Osteoporoz tedavisinde günümüzde sık kullanılmasa da aralıklı ve düşük doz verildiğinde faydalı olduğu gösterilmiştir. Hem omurga hem omurga dışı kemiklere etki gösterir. Özellikle ilei derecede osteoporozu olan hastalarda kullanılabilir.

KALSİTONİN
Kemik yıkımını azaltıcı etkisi vardır ve aynı zamanda kemiklerden kaynaklanan ağrıları azaltıcı etki de gösterir. Özellikle omurga kemikleri açısından olumlu etkileri vardır. Ağrı kesivi özelliğinden dolayı özellile akut omurga kırığı olan hastalarda kullanılmıştır.

FLORİDLER
Kemik yapımını arttırdıkları gösterilmiştir fakat günümüzde tek başlarına osteoporoz tedavisinde yeri olmayan bir ilaçtır.





İlgili Konular:
Kemik Erimesi (Osteoporoz)
Kemik Erimesinde Egzersiz ve Spor
- Kemik Erimesinde Beslenme
- Kemik Erimesi ve D Vitamini
Kemik Erimesi ve Kalsiyum
Kemik Erimesi İçin Bitkisel Tedavi Var Mıdır?
Tamamını >>



UYARI: Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır.
Yazıların her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz. devamı >>

"Gebelik ve kadın hastalıkları konusunda ayda 1 milyondan fazla ziyaretçi sayısı ile en çok tıklanan, en geniş içerikli site"