doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SUNİ SANCI İLE DOĞUM (SORU CEVAP YORUMLAR)

Suni sancı ile doğum ne kadar sürer?
Suni sancı ile normal doğumun kaç saat süreceği kaçıncı doğum olduğuna ve hastaneye başvuru anında açıklığın ne kadar olduğuna ve diğer bir çok faktöre göre değişebilir. Örneğin hastaneye 5-6 cm açıklıkla başvurmuş bir hastanın 2. doğumu ise suni sancı ile 1 saat içerisinde bile doğurabilir. Hastaneye başvurduğunda 1-2 santimetre açılması olan bir hastanın ilk doğumu ise suni sancı başlansa bile bebeğin doğması 5-10 saatten fazla sürebilir. Kısacası bu konuda standart bir süre söylemek mümkün değildir. Suni sancının (oksitosin, indüksiyon) ana verilme amacı doğumun daha çabuk gerçekleşmesini sağlamak değildir, önemli olan doğumun çabuk olması değil sağlıklı ve problemsiz gerçekleşmesidir; bu nedenle suni sancıdan fayda beklenecek hastalara verilir, örneğin kendi sancıları yetersiz olan hastalar gibi. Doğum ne kadar sürer konusunda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Sezaryende suni sancı verilir mi?
Gebelikte sezaryen öncesi hazırlık veya sezaryen yapmak amacıyla suni sancı verilmez. Annenin kendi sancıları varsa bunları azaltmak için de ilaç verilmez. Annenin kendiliğinden veya suni sancı ile ağrı çekmesinin sezaryen ameliyatına bir faydası olmaz. Yalnız bazen önce normal doğum denenmesi için suni sancı verilir ve sonradan sezaryen gerektiren bir durum olur bu durumda hasta sezaryenden önce suni sancı (doğum indüksiyonu) almış olur, bunun ameliyata bir zararlı etkisi veya zorluğu olmaz.

Suni sancı ile doğum yapanlar nelere dikkat etmeli?
Suni sancısız normal doğum yapan hastaların ve suni sancı ile normal doğum yapan hastaların doğumdan sonraki takipleri ve dikkat etmesi gerekenler aynıdır. Bebeğin doğumundan sonra tamamen aynı tedaviler, ilaçlar ve takipler uygulanır. Normal doğum ve sezaryen sonrası öneriler konusuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Doğumdan sonra suni sancı verilir mi?
Suni sancı yani oksitosin ilacı doğumdan sonra da devam edilir bir süre, bunun amacı rahmin doğumdan sonra atonik (yumuşak) olmasını ve kanama olmasını engellemektir. Doğumdan sora suni sancı verilmesi sadece suni sancı ile doğum yaptırılan hastalara değil, suni sancısız doğuran hastalara da uygulanır.

Suni sancı ile açılma olmazsa ne yapılır?
Yeterli miktarda ve yeterli sürede suni sancı verilmesine rağmen rahim ağzında açılma olmuyorsa genellikle ya sezaryen kararı verilir ya da suni sancı kesilerek bir süre hasta dinlendirilir ve sonra tekrar başlanır. Bu dinlenme süresince bazen hastanın kendi sancıları artar veya ilerleme olarak doğum gerçekleşebilir. Hastanın muayene özellikleri ve bebeğin ultrason, NST bulguları sezaryen ameliyatına almak veya beklemek konusunda kararı etkileyen faktörlerdir.

Suni sancı ile normal sancı (ağrı) arasındaki fark nedir?
Hamileler tarafından merak edilen sorulardan birisi de suni sancı ile hissedilen ağrının normal doğum ağrısından farklı olup olmadığıdır. Aslında bu hastaya göre değişen bir durumdur. Bazı hastalar suni sancı almadığı halde suni sancı alan hastalardan daha fazla ağrı hissedebilir veya tersi olabilir. Eğer epidural anestezi (ağrısız doğum) uygulanmışsa suni sancı alsa da almasa da anne adayı ağrı hissetmez veya çok az hisseder. Normal doğumun faydalarını bilen ve doğuma konsantre olmuş bir anne adayı her durumda doğum sancılarından çok rahatsız olmaz.

Hiç açılma olmadan suni sancı verilir mi, suni sancı ne zaman başlamalıdır?
Hamilelikte suni sancı bazen rahim ağzının olgunlaştırılması için veya doğumun hızlandırılması için başka endikasyonlar varsa hiç açılma veya incelme olmadan verilebilir. Rahim ağzı açıklığı 1-2 santimetre iken veya 4-5 santimetre iken, hatta bazen 8-9 santimetre gibi doğuma yakın bazı nedenlerle suni sancı başlandığı olabilir.

Suni sancı sadece serum içerisinde mi verilir?
Halk arasında suni sancı denen oksitosin hormonu ilacı doğum amacıyla sadece serum içerisine katılarak verilir. Tablet formunda ağızdan alınan bir ilaç değildir.

Suni sancı mı sezaryen mı yapılmalı?
Suni sancı sezaryenin bir alternatifi olarak düşünülmemelidir. Her kadın için öncelikli ve en doğam olan yöntem bebeğin normal doğumla doğurtulmasıdır. Bu annenin kendi sancıları ile mümkün olmayacak gibi görünüyorsa suni sancı verilerek doğum kolaylaştırılmaya çalışılır. Eğer suni sancı vermeye engel bir durum varsa, bu durumda ya annenin kendiliğinden doğurması ya da sezaryen kararı verilir. Eğer annede normal doğuma kesin olarak engel bir durum varsa örneğin bebeğin aşırı kilolu olması veya çatı darlığı veya aşırı kanama olması gibi, bu durumlarda suni sancı değil sezaryen kararı direkt olarak verilir, bu örneklerde olduğu gibi suni sancı sezaryene alternatif bir yöntem değildir.

Bebeğin ters olması ve ikiz gebelikte suni sancı uygulanabilir mi?
Bebeğin ters olması (makat geliş) ve ikiz hamilelik genellikle sezaryen gerektiren durumlardır ancak her zaman sezaryen olmalı diye kesin bir kural yoktur, bu durumda normal doğuma karar verilmişse suni sancı da nadiren uygulanabilir.

Düşük ve ölü doğumlarda suni sancı:
Suni sancı erken gebeliklerde bebeğin anne karnında ölmesi gibi problemler varlığında anneye düşük yaptırmak amacıyla da uygulanabilir. Sadece gebeliğin son aylarında değil ilk aylarında da sancı vermek ve rahim kasılmalarını sağlayarak düşük yaptırmak veya gebeliğin rahim dışına atılmasını sağlamak amacıyla suni sancı verilebilir. Sonrasında rahim içerisinde parça kalma şüphesi varsa kürtaj ile rahim içerisi temizlenir.


İlgili Konular:
- Suni Sancı (İndüksiyon)
- Suni Sancı Neden Verilir?
- Suni Sancı Nasıl Verilir?
- Suni Sancının Yan Etkileri ve Riskleri
Tamamını oku >>

DOĞUMDAN SONRA VAJİNADA GENİŞLEME VE DARALMA (SORU CEVAP YORUMLAR)

Bazen hastalar tarafından bu soru "doğumdan sonra veya düşük/kürtajdan sonra rahim genişler mi?" şekline sorulabilmektedir ancak burada kastedilen rahim değil vajinadır. Rahim (uterus), bebeğin içerisinde büyüyüp geliştiği organdır, gebelik sırasında bütün karnı dolduracak kadar genişlediği halde doğumdan sonra eski boyutuna iner ve yaklaşık küçük bir armut boyutundadır, ilişki ile direkt ilgili olmayan bir organdır. İlişki sırasında rahim içerisine temas olmaz sadece vajina içerisine temas olur, vajinaya halk arasında sıklıkla "hazne" denir. Kadın genital organları hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hamilelik (gebelik) vajinada genişlemeye yol açar mı?
Vajinada genişlemeye yol açan gebelik değil doğumdur. Yani doğum olmadan örneğin düşükle sonuçlanan bir gebelik vajinada genişlemeye yol açmaz. Çünkü vajinada genişlemeye neden olan gebeliğe bağlı rahimin genişlemesi değildir; bebeğin doğum kanalından geçerken vajinadan geçmesidir. Aynı şekilde vajende daralma da ancak doğumdan sonra olabilir, gebelik ve düşük, kürtaj, muayene gibi işlemler daralmaya neden olamaz.

Düşük ve kürtaj sonrası vajina genişler mi?
Düşükler küçük boyutlarda olduğu için vajinada genişlemeye neden olmaz. Düşük nedeniyle kürtaj yapılması da vajinada genişlemeye neden olmaz. Kürtaj sırasında kullanılan aletler veya muayene sırasında kullanılan aletler vajinada genişlemeye neden olmaz. Hamile olmayan bir kadında alttan muayene yapılması da vajinada (haznede) genişlemeye neden olmaz.

Sezaryen sonrası vajinada genişleme veya daralma olur mu?
Sezaryen ameliyatında bebek vajinadan (hazneden) geçmediği için genişleme veya daralma (küçülme) olmaz. Ancak önce normal doğum denenmişse ve bebek çıkıma gelene kadar anne sancı çekmişse ve son anda bir nedenle sezaryene karar verilmişse vajinada bebek ilerlediği için genişlemeye neden olabilir. Ancak sancıların başlangıcında ve bebek çok ilerlemeden sezaryene alınma durumunda vajinada genişleme olmaz.

Normal doğumdan sonra vajinada (haznede) genişleme neden olur?
Normal doğumdan sonra vajinada genişleme her zaman olmaz. Genellikle 1 veya 2 doğum yapan kadınlarda bu şikayet nadirdir. 3 veya daha fazla doğum yapanlarda vajinada genişleme, gevşeme, bollaşma, sarkma gibi şikayetler daha sık görülür. Bunun olmasının ana nedeni bebeğin doğum kanalından geçmesidir ve bu geçiş sırasında vajina duvarındaki dokuları esnetmesidir. Kişinin doku yapısı da önemlidir bu noktada. Eğer kişinin doku yapısı yeterince esnek değilse bu genişleyen dokular eski haline gelemez ve vajina doğumdan sonra bollaşabilir. Bebeğin iri olmsı bu riski daha da arttırır. Doğum kesisi (epizyotomi) vajende genişlemeye neden olmaz çünkü bu kısım dikildiği için eski halini alır hatta bazen mecburen büyük ve düzensiz yırtıkların dikilmesi vajende daralmaya bile neden olabilir.  Vajinada genişleme her kadında olmaz, bazılarında çok sayıda doğum olmasına rağmen böyle bir şikayet olmaz, bebeklerin kilosu ve annenin doku yapısı bunda etkilidir.
Vajina genel olarak kolay esneyebilen ve eski haline kolay gelebilen, yırtık dikiş gibi bölgeleri kolay eski haline dönebilen bir organdır, yani kendi kendini kolay toplayabilen bir organdır; bu nedenle doğumdan sonra bir veya bir kaç doğum yapanlarda bile bu tür genişleme - daralma şikayetleri nadir görülür.

Doğumdan sonra vajinada şekil değişikliği:
Doğumdan sonra yırtık ve dikişlere bağlı olarak vajinanın dıştan görünen kısmında ufak şekil değişiklikleri olabilir. Küçük ve büyük dudakların simetrisi hafif bozulmuş olabilir. Çok ileri derecede şekil bozukluğu olmadıkça bunlar cinsel ilişkide ve günlük hayatta sorun yaratmaz ancak şikayete sebep olacak derecede ise ameliyatla düzeltilebilir.

Normal doğumdan sonra vajinada daralma (kısalma, küçülme) neden olur?
Doğumda yırtık çok olmuşsa veya düzensiz yurtıkların onarımı gerekmişse nadiren dikişler sonrasında vajina (rahim değil) daralarak eskisinden daha sıkı bir şekilde iyileşebilir. Vajina esnek ve çok iyi iyileşen, kolay toparlayan bir doku olduğu için bu durum çok ender görülür. Bazen ileri derecede daralmalar cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabilir, hatta cinsel ilişkiyi zorlaştırabilir; bu durumlarda vajinanın ameliyatla genişletilmesi, eski haline getirilmesi mümkündür. Vajina genişletme ve daraltma ameliyatları yaklaşık yarım saat süren ve alttan yapılan ameliyatlardır, karından kesi yapmak gerekmez.

Doğumdan sonra vajina ne zaman düzelir, toparlanır?
Normal doğumdan sonra ilk haftalarda vajinanın geniş olması ve ağrı, yanma gibi hisler normaldir. Doğum dikişlerinin iyileşmesi ile 1-2 hafta içinde ağrı, yanma, idrar yaparken yanma geçer. Doğumdan sonra ortalama 5-6 hafta ilişki yasaklandığı için kadın veya erkek vajinadaki (haznedeki) genişlemeyi zaten farkedemez, ancak ilk 1-2 hafta geniş olması normaldir. Bu genişlik yaklaşık 4-6 haftada tamamen toparlanarak sıkılaşır, vajina eski haline döner. Lohusalık dönemi bittikten sonra yani halk arasındaki değimiyle kırkı çıktıktan sonra vajina hala çok geniş ise ve ilişkide problem yaşanıyorsa doktor muayenesine başvurmak gerekir. Doğumdan sonra en geç 2-3 ayda vajinanın sıkılaşıp eski haline dönmüş olması gerekir.


İlgili Konular:
- Normal Doğumdan Sonra Cinsel İlişki
- Doğum Sonrası Oluşabilecek Sorunlar
Tamamını oku >>

BAŞ PELVİS UYGUNSUZLUĞU (BPU, CPD)

Baş pelvis uygunsuzluğu (uyuşmazlığı, uyumsuzluğu) (BPU, CPD) nedir?

Anne karnındaki fetusun başı ile annenin doğum kanalını oluşturan pelvik yapılar arasındaki boyutsal ve şekilsel uygunsuzluğa baş pelvik uygunsuzluğu nedir. Pelvik yapı ile kastedilen başlıca kemik yapısıdır yani annenin kalça eklemlerini  ve doğum kanalını çevreleyen kemiklerdir. Ancak doğum kanalı sadece kemik yapılar ile çevrili değildir, buradaki yumuşak doku ve kas yapısı da doğum kanalının şeklini yapısını etkileyebilir, bu nedenle baş pelvis uygunsuzluğu tanımına bunlar da dahildir.
(CPD = Cephalopelvic Disproportion)
Uygunsuzluk (uyuşmazlık) ile kastedilen ise boyutsal veya pozisyonel uygunsuzluktur. Yani ya bebeğin başı annenin doğum kanalına göre büyüktür veya baş doğum kanalına olması gerekenden farklı bir pozisyonda girmektedir veya annnenin pelvik yapısı şekilsel yapı olarak anormaldir. Her iki durum da başım doğum kanalında ilerlemesini ve doğumu zorlaştırır veya tamamen engeller. Rikets hastalığı ve travma sonucu kırıklar gibi kemik hastalıkları da kalça kemiklerinin şeklini bozarak CPD'ye neden olabilir.

Sıklığı değişik oranlarda bildirilmekle beraber ortalama tüm doğumların %1-10'ında rastlanan bir durumdur. Bir doğumunda baş pelvis uygunsuzluğu (BPU, CPD) tanısı konulan bir anne daha sonraki doğumlarında normal doğum yapabilir. Her doğumda bebeğin başı ve pelvik yapı uyumu farklı olabilir.

Tanı:
Baş pelvis uygunsuzluğu tanısı koymak için eski yıllarda ve günümüzde kullanılan yöntemler:
- Muayene: El ile muayenede fetal başın ve annenin pelvik yapısının değerlendirilmesi tanıda en önemli kriterdir. Bu muayenede başın büyüklüğü, duruşu, asinklitizm, anneni pelvik kemik yapıları ve pelvis girimi ile çıkımındaki açıklık değerlendirilir.
- Ultrasonografik pelvimetri: Pelvis çap ölçümleri ile fetal başın çap ölçümlerini karşılaştırır.
- X ray pelvimetri: Röntgen ışınları fetus açısından zararlı olabileceği için çok eski yıllarda bu yöntem terkedilmiştir. Günümüzde hiç kullanılmamaktadır.
- MR görüntüleme gebelikte sakıncalı olmamasına rağmen pratikte uygulanması (özellikle doğum başladığında) çok zor olduğu için kullanılamamaktadır.
- CT (bilgisayarlı tomografi): İyonize radyasyon içeren bir yöntem olduğu için kullanılmamaktadır.

Kemik pelvisi oluşturan yapılar:
- Pubik kemikler
- Sakrum
- Koksiks
- İlium ve ischium kemikleri doğum kanalınınm dış tarafında bulunurlar

Baş-pelvis uygunsuzluğunda sezaryen ameliyatı uygulanması:
 Baş pelvis uygunsuzluğu normal vajinal yolla doğuma engel olan bir durum olduğundan sezaryen ile doğum uygulanması gerekir. Sezaryen ameliyatının uygulanamadığı çok eski yıllarda baş pelvis uygunsuzluğu nedeniyle aşırı uzayan doğumlar nedeniyle anne ve bebek ölümleri çok fazla sayıda gerçekleşmiştir. Kesin olarak ilerlemeyen bir doğum eylemine sezaryen ile (veya kraniyotomi veya simfizyotomi ile) müdahale ederek doğum sonlandırılmazsa anne bebek ölümü dahil çok ciddi komplikasyonlar meydana gelebilir.

Erken yaşta hamile kalmak yani bir kızın adet görmeye başlamasından sonraki özellikle 3-5 yıl içerisinde hamile kalması CPD riskini arttırır. Çünkü bu yıllarda pelvik kemikler hala gelişmeye devam etmektedirler ve tamamen olgunlaşmış yapıda değildir. Özellikle gelişmekte olan fakir ülkelerde iyi beslenememe nedeniyle genç kızların kemik pelvik yapıları da kısa ve uygunsuz şekilde olmaktadır. Bu ülkelerde erken yaşta hamile kalma nedeniyle CPD ve buna bağlı birçok komplikasyon (fistül gibi) sık oluşmaktadır.

Baş pelvis uygunsuzluğu ve buna bağlı "ilerlemeyen doğum eylemi" tüm dünyada anne ölümlerinin %8'inden sorumludur. (Kaynak: World Health Organisation. The World Health Report 2005)

Baş pelvis uyuşmazlığına bağlı gelişebilecek komplikasyonlar:
- Fetal anoksi ve ölüm
- Anne ölümü (Daha çok kanama ve enfeksiyona bağlı)
- Uterin atoni ve aşırı postpartum kanama
- Puerperal enfeksiyonlar
- Vezikovajinal fistül
- Rektovajinal fistül
- Kronik pelvik ağrı
- Uterin rüptür (özellikle multigravidalarda)


İlgili Konular:
- Distosi (Zor Doğum)
- Omuz Distosisi
- Normal Doğuma Engel (Sezaryen Gerektiren) Durumlar
- Normal Doğum
Gebelikte Çatı Muayenesi Nedir? Nasıl Yapılır?
Pelvimetri
Tamamını oku >>

İKİZ GEBELİKLERDE NORMAL DOĞUM MU? SEZARYEN Mİ?

İKİZ BEBEKLERİN NORMAL DOĞUMU MÜMKÜN MÜ?

Tüm gebeliklerin yaklaşık %1-2 kadarını oluşturan ikiz gebelikler son on yirmi yılda artmıştır. İkiz gebeliklerdeki artmanın başlıca nedeni tüp bebek uygulamaları ve diğer infertilite (kısırlık) tedavilerindeki artıştır. Son yıllarda tüm ikiz gebeliklerin yaklaşık dörtte biri kendiliğinden (spontan) meydna gelmektedir, yarısı tüp bebek uygulamalarına bağlı, diğer kalan dörtte biri de aşılama, ovulasyon indüksiyonu gibi tedavilere bağlı oluşmaktadır.

İkiz gebeliklerde normal doğum veya sezeryan seçeneğini etkileyen faktörler:
- En önemli faktörlerden birisi bebeklerin duruş (situs) şekilleridir. İkiz bebekler doğum kanalına sırayla girerler, önde giren bebeğin kanala baş (verteks) ile girmesi normal doğum şansını arttırır. Her iki bebeğin de baş önde (aşağıda) pozisyonda olması en tercih edilen durumdur normal doğum için. Öndeki bebeğin makat ile kanala girmesi (halk arasında ters durması) durumunda normal doğum imkansız değildir ancak tercih edilmez, çoğunlukla sezaryen tercih edilir.
Bazen öndeki ilk bebek normal doğmasına rağmen ikinci bebeğin doğumu mümkün olmayabilir ve ikinci bebek için sezaryen ameliyatı uygulanır.
- Doğumun başladığı anda gebeliği kaç haftalık olduğu
- Bebeklerin tahmini kilosu: Çok düşük doğum ağırlıklı ikiz bebekler için (VLBW, 1500 gram altı) bazı araştırmacılar sezaryen doğum önerir ancak kesin fikir birliği halen yoktur.
- Bebeklerde gelişme geriliği veya ikiz gebeliklerde görülen diğer komplikasyonlar olması
- Annede hipertansiyon, diyabet diğer sistemik hastalıklar olması
- Amniyon suyu gelmesi (PPROM)
- Oligohidramnios, polihidramnios

1980'li yıllarda dünyada ve Türkiye'de ikiz gebeliklerin çoğu yaklaşık %70'i normal doğumla doğurtulurken günümüzde tekiz gebeliklerde olduğu gibi ikizlerde de sezaryen oranı çok artmıştır. Günümüzde ülkelere ve hastanelere göre değişmekle beraber ikiz bebeklerin yaklaşık %70-80'i sezaryen ile dünyaya gelmektedir. Hatta bazı hastanelerde ikiz bebeklerin neredeyse tamamına rutin sezaryen uygulanmaktadır. Bu artışın çeşitli nedenleri vardır, örneğin günümüzde eskiye oranla ikiz bebeklerin çoğunun tüp bebek uygulaması ile elde edilmesi ve bunlarda da sezaryenin ön planda tutulması gibi...

İkiz gebeliklerin yaklaşık %40'ında her iki bebek de verteks pozisyonundadır yani her iki bebek de baş önde olacak şekilde doğum kanalına yönelmişlerdir, normal doğumun en başarılı  olduğu grup bunlardır. İkiz gebelikkerin %40 kadarında birinci bebek başla gelmesine rağmen ikinci bebek makat veya transvers (halk arasında ters) pozisyondadır; bu grupta normal doğum veya sezaryen kararı alınabilmektedir. Kalan %20'lik oranda ise her iki bebek de baş önde olmayacak şekilde durmaktadır, bunlarda hemen hemen her zaman sezaryen tercih edilir.

ikiz prezentasyon, doğum
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

İkiz bebeklerde doğum ne zaman gerçekleşir?
Normal bir tekiz gebeliğin süresi 40 haftadır ve çoğunlukla 38-40 hafta civarında doğumlar gerçekleşmektedir ancak ikiz  gebeliklerde doğumlar daha erken haftalarda gerçekleşir. İki gebeliklerin yaklaşık yüzde yetmişi 35-38 gebelik haftaları arasında doğar.
İkiz bebekler şu haftada doğurtulmalıdır diye henüz çok net bir bilimsel görüş birliği olmasa da genel olarak gebelikte bir problem yoksa 37-38 haftalarda doğurtulması bebek sağlığı açısından ideal kabul edilir. Bazı kaynaklar monokoryonik (tek ortak plasenta olan) bebeklerin bir hafta daha erken doğurtulmasını önerir.


İlgili Konular:
İkiz Gebelik
Normal Doğum Mu? Sezaryen Mi?
Tamamını oku >>

DOĞUM TARİHİ (ZAMANI) HESAPLAMA

Normal doğum ne zaman olur? Hangi tarihte gerçekleşir? Ne zaman Doğum Yaparım?

Doğum tarihinizi yaklaşık olarak hesaplamak için bu linkte anlatıldığı şekilde çok basit bir işlem yapabilirsiniz veya aşağıdaki otomatik hesaplayıcıyı kullanabilirsiniz.

Dikkat: Doğru hesaplama için bilgisayarınızın tarih ayarının doğru olduğundan emin olun.
En son adetinizin başladığı tarihi girin (bittiği tarihi değil) :
Gün:
Ay:
Yıl:
-

hafta günlük hamilesiniz

Tahmini doğum tarihiniz:

 Bu doğum tarihi yaklaşık tarihtir. Doğumların çoğunluğu bu tarih ile 15 gün öncesi arasında olur.

Burada hesapladığınız gebelik ve doğum haftası adetinize göre hesaplanmaktadır bu nedenle yanıltıcı olabilir. Kesin öğrenmek için doktorunuzun ultrason ölçümü ile karşılaştırması gerekir.

Hesapladığınız sonuca göre gebelik haftanız hakkında bilgi almak için HAFTA HAFTA HAMİLELİK konusuna bakabilirsiniz.

Doğumlar hangi haftalarda olur?
Doğum tarihi yaklaşık gebeliğin 40 haftalık olduğu zamana göre hesaplanır ancak doğumların bir çoğu 40. haftadan önce gerçekleşir. En sık olarak doğumun gerçekleştiği zaman 37- 40 hafta arasıdır. Erken doğum tehtidi oluşursa daha önceki haftalarda doğum gerçekleşebilir. Bazen gün aşımı (gün geçmesi) meydana gelebilir ve doğumun gerçekleşmesi 41-42 haftaları bulabilir.

Burada hesaplanan tarihte doğum olmazsa:
Burada hesaplanan tarih son adetinize göre 40 hafta olarak hesaplanan tarihtir. Son adet tarihinize göre hesaplanan tarih nadiren yanıltıcı olabilir, bu durumda doktorunuzun ultrason ölçümleriyle karşılaştırdığı düzeltilmiş doğum tarihi dikkate alınabilir. Bunun için özellikle hamileliğin ilk aylarında yapılan ultrason ölçüm kağıtları kullanılır. Bu nedenle ultrason sonucunda verilen sonuç kağıtları veya resimler dikkatle saklanmalıdır. Eğer hem ultrason sonucu hem adet tarihine göre hesaplanan tarihe göre gebelik 40 haftayı doldurmuşsa bu durumda gebelikle ilgili bazı testler yapılır ve bunların sonucuna göre bir problem yoksa 41-42 haftalara kadar doğum beklenebilir. Bu konu hakkında (gün geçmesi) ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Sezaryen ile doğum ne zaman olur?
Sezeryan ameliyatı eğer isteğe bağlı önceden planlanmışsa genellikle 39. haftada yani yukarıda hesaplanan tarihten bir hafta önce gerçekleştirilir. Acil bir nedene bağlı yapılan sezaryen ameliyatları doğal olarak gebeliğin her haftasında gerekebilmektedir. Bu konu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


İlgili Konular:
- Tahmini Doğum Tarihi Nasıl Hesaplanır?
- Hamilelik Haftası Hesaplama
Tamamını oku >>

GEBELİĞİN (HAMİLELİĞİN) KAÇINCI HAFTASINDA DOĞUM OLUR?

Normal doğum kaçıncı haftada gerçekleşir?
Hamileliğin kaç haftalık, kaç günlük (kaç aylık) olduğunu hesaplarken son görülen adetin ilk günündeki tarihten itibaren hesaplanır. Son adete göre yapılan hesplamaya göre hamilelik ortalama 40 hafta yani 280 gün (9 ay 10 gün) sürer. Hamilelik haftanızı son adetinize göre otomatik hesaplamak için buraya tıklayın. Ancak her gebelik tam kırkıncı haftada doğumla sonuçlanmaz. Bazı gebeliklerde 1 veya en fazla 2 hafta kadar gecikme yaşanabilir, bu durumda doğum 41. - 42. haftaları bulabilir. Buna günü geçmek, geç doğum, günaşımı gibi isimler verilir. Bazı hanileliklerde ise ise 40 haftadan önce doğum başlayabilir. Normal doğumların büyük bir kısmı 37-40 hafta arasında gerçekleşir. Bu zaman aralığında gerçekleşmesi normaldir, tam 40 hafta olması gerekmez. Ancak 37 haftadan önce doğum gerçekleşmesine erken doğum (preterm) adı verilir.


gebelik süresi, gün aşımı, preterm
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

Sezaryen gebeliğin kaçıncı haftasında yapılır?
Eğer gebelik planlı sezaryeni gerektiren bir gebelikse, örneğin hastanın daha önceden sezaryen geçirmiş veya rahim ameliyatı geçirmiş olması, bebeğin ters durması, bebeğin eşinin doğum kanalını kapatması gibi durumlarda... Bu durumlarda genellikle 39. hafta civarında planlı şekilde sezaryen yapılır. Bazen acilen sezaryen  gerektiren durumlar olabilir (aşırı kanama gibi) bu durumlarda hamilelik haftası ne olursa olsun acilen sezaryen yapılır.

gebelik süresi
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın
İlgili Konular:
- Normal Doğum
- Erken Doğum
- Geç Doğum (Gün Aşımı)
Tamamını oku >>

HYPNOBIRTHING - HİPNOZ YÖNTEMİ İLE DOĞUM

Hypnobirthing (hipnoz, telkin tekniği ile doğum) tekniği anne adaylarının normal doğuma rahat, korkusuz ve güven içerisinde girmesi için uygulanan bir yöntemdir. Her kadının çocukluğundan itibaren doğum hakkında duyduğu bazı iyi veya kötü hikayeler vardır ve bunlar bilinç altında yer ederek kişinin doğum konusunda az veya çok korku, endişe beslemesine yol açar. Hypnobirthing yöntemi anne adayının bilinç altındaki korkularını yenmesini ve aslında doğumla rahatça başedebilecek yeteneklerin her kadının içerisinde saklı olduğunu göstermeyi amaçlar. Ayrıca çeşitli nefes teknikleri, gevşeme teknikleri ile annenin doğum sancıları ile rahatça başetmesini öğretir. Hypnobirthing sayesinde anne kendisine güven duymayı öğrenir.

Normal doğumda korku bir kısır döngüyü başlatır. Korku annede gerginlik yaratır, bu da ağrıya sebep olur. Ağrı ise daha fazla korkuya sebep olur bu da daha fazla gerginlik ve daha fazla ağrı şeklinde ilerler. Bu nedenle korkunun yenilmesi ağrıyı da önler, rahat, güven dolu bir doğum sağlar. Hypnobirthing metodu eğitimi alan bir anne öncelike bilinç altındaki korkuların yersiz olduğunu anlar ve kendisinin de her kadın gibi normal doğum yapabilecek kabiliyette olduğuna inanır. Doğuma da bu inanç ve güven ile girer. Doğumun başlamasından itibaren yersiz korku ve endişeler ile panik olmak yerine bilinçli, sakin, rahat ve güven dolu hareketlerde bulunur. Anne adayı doğumdan önce öğrendiği nefes ve gevşeme tekniklerini uygulayarak sancılar (doğum ağrıları) ile rahatça başeder.
Detaylı bilgi için: http://www.hypnobirthing.com

İlgili Konular:
- Doğal Doğum
- Normal Doğum
Tamamını oku >>

DOĞUMDA IKINMA TEKNİKLERİ

Ikınma normal doğumda annenin doğumunu kolaylaştıracak önemli faktörlerden birisidir. Bu nedenle anne adaylarının doğumhanede doğum süresince nasıl davranmaları gerektiklerini, neler yapacaklarını, doğru nefes ve ıkınma tekniklerini öğrenmeleri egrekir. Bunları hamilelik süresince çeşitli kitaplardan, internet sitelerinden veya hamile eğitim kurslarından öğrenebilirsiniz.

Ikınma doğumun sadece ikinci evreside yapılır, daha öncesinde yapılmaz. Doğum 3 evreden oluşur. Birinci evre sancıların başlamasından rahim ağzının tam yani 9-10 cm kadar açılmasına kadar geçen dönemdir. Bu evre en uzun evredir, bazen bir kaç saat bazen uzun saatler alabilir. Birinci evrede sancılar geldikçe uygun şekilde nefes alıp vermelisiniz ve rahim ağzınızın açılmasını beklemelisiniz. Nefes teknikleri hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu evrede sancıları kendiliğinden olabilir veya suni sancı veriliyor olabilir, her iki durumda da farketmeksiniz ıkınma yapılmaz. Rahim ağzı giderek açılır ve 9-10 santimetre tam açıklığa ulaşınca artık doğumun ikinci evresi başlamıştır. Bu evrenin başladığını kendiniz anlayamazsınız ancak ebe veya doktorunuz size söyleyecektir. İkinci evrede sizin de ıkınarak bebeğin doğumun ayardım etmeniz istenecektir. İkinci evrere bebek annenin rektumuna (barsağın son kısmı) baskı yaptığı için annede zaten kendiliğinden bir ıkınma hisssi başlayacaktır.  Bu evredeki ıkınma tekniği aşağıda detaylı olarak anlatılmıştır. Ikınmalar ve doktor (veya ebe) yardımı ile bebek doğduktan sonra doğumun üçüncü ve son evresi başlar. Bu evrede bebeğin eşi (plasenta) ayrılması beklenir.  Doktorunuz veya ebe plasentanın ayrılmasını bekleyerek alacaktır, bu esnada ağrı veya sancı hissetmezsiniz, ıkınmanız gerekmez. Doğumun 3. evresi yani plasentanın ayrılması için beklenen süre yaklaşık 5-10 dakika (en fazla yarım saat) sürer. Daha sonra varsa dikişiniz atılır ve doğum masasından kaldırılırsınız.

Normal doğumda ıkınma nasıl yapılmalıdır?
Doğumun ikinci evresinde bebeğin aşağıya doğru inmesi için ve doğum kanalından çıkarak doğması için ıkınmalarla anne adayının destek olması çok önemlidir. Uygun ıkınma doğuma çok yardımcı olur. Ikınma sancı geldiğinde yapılır, sancıların geçtiği ara dönemlerde ıkınma yapmadan dinlenmeniz gerekir. Her sancıda tekrar ıkınmanız gerekir. Genellikle 2-3 ıkınma sonrasında bebek doğacaktır. Ikınma tekniği: Sancı geldiğinde burundan nefes alarak derin bir karın solunumu yapmalısınız. Daha sonra nefesinizi içinizde tutarak çenenizi göğsünüze yaklaştırarak bebeği itmeye çalışır şekilde aşağıya doğru güç uygulamalısınız. Bu insanın kabız olduğunda ıkınmasına benzer. Burada gücünüzü boynunuza doğru değil aşağıya doğru vermelisiniz. Ikınma kuvvetli ve uzun olmalıdır. Bu ıkınma süresince nefesinizi tutmak yerine yavaşca ağzızından "ıııııııı" şeklinde ses çıkartarak nefes vererek de ıkınabilirsiniz. Bu esnada nefes verme çok yavaş olmalıdır ki ıkınma uzun sürsün. Nefesinizi tamamen verdiğinizde ıkınma biter ve sancı geçmemişse bu esnada tekrar aynı şekilde burundan karnınızı şişirecek şekilde nefes almanız ve ıkınmanız gerekir. Ağrı geçince normal nefes alarak dinlenmeniz gerekir ve ağrı gelince tekrar aynı şekilde ıkınmanız gerekir. Ağrılar ortalama 2-3 dakika arayla gelir. Bu esnada gerekirse epizyotomi (doğum kesisi) yapılır ve bundan sonra genellikle bir ıkınma daha doğum için yeterli olur. Bebek doğduğu anda ıkınmayı bırakmanız istenecektir sizden. Burada önemli nokta ıkınma tekniğinde nefesi burundan ve karın solunumu olacak şekilde almanızdır. Bu hem doğumu kolaylaştıracak hem de bebeğe daha bol oksijen sağlayacaktır. Göğüs solunumu yapmamaya özen göstermelisiniz. Karın solunumu nasıl yapacağınız konusunda detaylı bilgiye buraya tıklayrak ulaşabilirsiniz.

Ikınma ayakta veya çömelir pozisyonda veya yatağa, doğum masasına sırt üstü yayar pozisyonda yapılabilir. Ülkemizde doktor veya ebe eşliğinde doğumlarda genellikle sırt üstü yatar şekilde doğum uygulanır. Ancak bazı durumlarda ayağa kalkarak ıkınmanız veya çömelerek ıkınmanız istenebilir, bu pozisyonlar yer çekiminin etkisi nedeniyle bebeğin aşağıya doğru inmesini kolaylaştıran pozisyonlardır.


İlgili Konular:
- Doğumda Nefes Teknikleri
- Doğumun Evreleri
- Normal Doğum
Tamamını oku >>

DOĞUMDA NEFES (SOLUNUM) TEKNİKLERİ (EGZERSİZLERİ)

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) SOLUNUM, NEFES EGZERSİZLERİ
Normal doğumda sancıların başlamasından bebeğin doğumuna kadar geçen sürede annenin doğru şekilde nefes alıp vermesi hem anne hem bebek için çeşitli faydalar sağlayacaktır. Annenin doğuma daha iyi konsantre olmasını ve doğum ağrıları ile kolayca başetmesini sağlayacaktır. Anneye ve bebeğe daha fazla oksijen sağlayacaktır. Uygun ıkınma teknikleri ile beraber uygulanan nefes teknikleri sancıların efektif kullanılmasını yani doğumun daha kolay ilerlemesini sağlayacaktır. Nefes egzersizlerini doğum başlamadan önce hamilelik süresince evde arada sırada alıştırmalar yaparak öğrenmek gerekir aksi taktirde ilk defa doğum sırasında uygulamaya çalışmak başarısızlıkla sonuçlanabilir. Bulunduğunuz şehirde varsa bu teknikleri öğrenebileceğiniz bir hamile eğitim sınıfına başvurmanız en iyisi olacaktır.

Nefes alma - verme tekniklerinde dikkat edilmesi gereken birinci husus nefesin burundan alınıp ağızdan verilmesidir. Nefes alıp verme çok hızlı olmamalıdır, normal hızda olmalıdır. Nefes alıp verme üç çekilde olabilir:
1- Göğüs solunumu, 2- Karın solunumu 3- Göğüs ve karın birlikte karışık solunum
Bu şekilde nefes alma tekniklerini kendi kendinize deneyerek basitçe öğrenebilirsiniz. Oturduğunuz yerde dik durarak veya yatağa sırt üstü uzanarak bu nefes tekniklerinin alıştırmasını yapabilrisiniz.
Göğüs solunumu yapmak için burnunuzdan nefes alırken göğsünüzü şişirmeye ve yükseltmeye çalışın sonra yavaşça ağzınızdan nefesinizi verin. Bu sırada karın bölgesi şişmemelidir, sadece göğüs genişlemelidir. Bu herkesin normalde de sıklıkla uyguladığı bir solunum tipidir, bu nedenle yapmakta zorlanılmamaktadır.
Karın solunumu genellikle daha zordur ancak alıştırmalar yaparak kolayca öğrenebilirsiniz. Bunu denemek için bir yere dik şekilde oturun ve burnunuzdan yavaşça nefes alın ancak bu sırada göğsünüz değil karnınız şişmelidir. Nefes alırken göğsünüzü kaldırmayın ve genişletmeyin sadece karnınızın öne doğru şişmesini sağlayın. Bunları anlamak için bir elinizi göğsünüze diğer elinizi karnınıza koyabilirsiniz. Göğsünüzdeki eliniz nefes alırken kımıldamamalı, karnınızdaki eliniz nefes alırken öne doğru ilerlemelidir.

Doğumda nefes alıp verme işlemlerini iki ayrı bölüme ayırabiliriz. Birincisi doğum ağrılarının başlamasından rahim ağzının tam açılmasına kadar olan bölüm (doğumun birinci evresi), ikincisi rahim ağzının tam açılmasından bebeğin çıkışına kadar olan bölüm (doğumun ikinci evresi). Bu iki evrede farklı şekilde nefes teknikleri uygulanır. İkinci evrenin başladığını yani rahim ağzının tam açıldığını siz kendiniz anlayamazsınız bunu size doktorunuz veya ebe söyleyecektir, bu evre başladığında nefes tekniği değişecek ve ıkınma teknikleri de eklenecektir. Rahim ağzı tam açılmadan önce yani ilk evrede ıkınma yapılmaz.

Doğumun ilk evresinde belli aralıklarla sancılar gelecektir ve aralarda 3 - 5 veya 10 dakika sancısız rahat dönemler olacaktır. Sancısız dönemlerde normal ve yavaş nefes alarak dinlenmeniz gerekir. Sancı geldiği anda ise göğüs solunumu veya karışık solunum yapmalısınız. Doğumun birinci evresinde karın solunumu yapılmasına gerek yoktur. Sancı başladığı anda bir kere derin solunum yapın ve daha sonra sancı kesilene kadar normal miktarda soluk alıp vermeye devam edin. Bütün solunumlar burundan alıp ağızdan verecek şekilde olmalıdır. Sancının bitmesinde bir kere daha derin solunum yaparak tekniğe son verin. Daha sonra dinlenme evresinde gevşeyin ve güzel şeyler (örneğin bebeğinizin doğumdan sonraki hallerini) düşünerek rahatlayın. Her sancı geldiğinde bu nefesleri tekrarlayın. Bu şekilde uyguladığınız nefesler hem sizin sancılarla kolay başetmenizi sağlayacak hem de bebeğe bol oksijen sağlayacaktır.

Doğumun ikinci evresinde yani rahim ağzı tam (9-10 santimetre) açıldıktan sonra artık karın solunumu yapmaya başlamalısınız. Sancı geldiği anda yukarıda anlatıldığı şekilde derin bir karın solunumu yaparak nefesinizi tutun ve size tarif edildiği şekilde ıkının, bebeğinizi ileri doğru itmeye çalışın. Ikınma işlemini nefesinizi tutarak veya ağzınızdan çok yavaş şekilde nefes vererek "ıııııııııııııı..." şeklinde ses çıkararak yapabilirsiniz. Önemli olan bu sırada karnınızı şişirip beklememeniz ve gücü boynunuza doğru değil doğum yoluna doğru itecek şekilde vermeye çalışmanızdır. Ağrı geçene kadar bu ıkınmaları tekrarlamalısınız, zaten bu esnada doktorunuz veya ebe size tariflerle yardımcı olacaktır. Bu evrede göğüs solunumu yapılmaz, karın solunumu çok daha iyi ıkınmanızı sağlar. Ağrılar geçtiğinde normal nefes alarak dinlenebilirsiniz.


İlgili Konular:
- Doğumda Ikınma Teknikleri
- Normal Doğum
Tamamını oku >>

DOĞUMHANEDE SİZİ BEKLEYEN AŞAMALAR

DOĞUM İÇİN HASTANEYE YATIŞ, SANCI ODASI, DOĞUMHANE, AMELİYATHANE...
9 ay boyunca defalarca doktorunuza başvurdunuz, tahliller yapıldı, testler yapıldı, belki bazen acil servise bile başvurmanız gerekti ve sonunda doğum zamanı yaklaştı. Doğum ile ilgili planlar yaptınız, doğum çantanızı önceden hazırladınız. Yakında  sancıların başlaması ile hastaneye gitmenizin ardından doğumhanede (veya sezaryen için ameliyathanede) hamilelik dönemi son bulacak, lohusalık dönemi başlayacak. Peki; hastanede, doğumhanede veya ameliyathanede ve hasta yatış servisinde sizi neler bekliyor?..

Doğumun başladığından şüphelendiğinizde hemen hastaneye başvurmanız gerekir. Doğumun başladığını haber veren belirtiler ve doğuma giderken yanınıza almanız gereken eşyalar ayrıca detaylı olarak anlatılmıştır. Burada hastaneye başvurduğunuz andan taburcu olup evinize dönünceye kadar adım adım sizi bekleyen aşamalar ve karşılaşacağınız ortam anlatılacaktır. Özellikle ilk doğumunu yapacak anne adayları bunu çok merak ederler ve daha önce doğum yapmış tanıdıklarından dinleyerek öğrenmeye çalışırlar.

Hastaneye ilk başvuru ve yatış:
Hastaneye başvurduğunuzda öncelikle doktorunuz sizi muayene eder ve doğumun gerçekten başlayıp başlamadığını tespit eder. Doğumun başlaması ancak vajinal muayene (elle muayene) ile anlaşılır, ultrason ile anlaşılmaz. Vajinal muayene ile rahim ağzında açıklık var mı, su gelmesi veya kanama var mı bakılır ve buna göre doğumun başladığına karar verilirse hasta doğumhaneye yönlendirilir. Eğer doğum başlamamışsa, rahim ağzında açılma yoksa, su gelmesi yoksa, kanama yoksa ve bebeğin ultrason ve NST muayenesinde bir anormallik yoksa anne tekrar evine yönlendirilir, sancıları arttığında veya su geldiğinde tekrar hastaneye gelmesi önerilir. Tabi bu durumda kaç haftalık gebe olduğunuz da önemlidir, bunun da tespiti yatıştan önce yapılır. Kaç haftalık hamile olduğunuzu anlamak için ultrason yapılır ve bazen eskiden girdiğiniz ultrasonların raporları ve tahlillere de bakılır. Bu nedenle doğuma giderken bunları mutlaka yanınızda götürün. Bu hesaplamalara göre eğer bebeğin doğum zamanının erken olduğuna karar verilirse hasta doğumhaneye gönderilmez, sancıların durdurulması için ayrı bir servise ilaç tedavisi için gönderilir. Eğer doğum zamanı uygunsa veya erken olsa bile doğum çok ilerlemiş ve durdurulması imkansız görünüyorsa hasta doğumhaneye yönlendirilir.

Sezaryen:
Eğer sezaryen gerektirecek bir durum varsa bu durumda hasta ameliyat öncesi hazırlıklar ve tetkikler için servisteki odalara alınır. Burda ameliyat hazırlıkları tamamlandıktan sonra ameliyat saatinde ameliyathaneye alınarak sezaryen yapılır. Sezaryenden sonra hasta servisteki odasına alınır. Serviste hasta 1-2 gün takip edilir ve bebeğini emzirir. Emzirme ve bebek bakımı konusunda bilgiler verilir. Bir problem gelişmemişse 1-2 gün içerisinde anne ve bebek taburcu edilir. 1 hafta sonra kontrole gelmeleri önerilir ve anneye evde kullanması için reçete verilir.

Sancı odası:
Doğumhaneye yönlendirilen hasta burada öncelikle sancı odası (travay odası) denilen odalara alınır. Bu odaya alınmadan önce hastaya hastanenin doğum için önlüğü giydirilir. Ayrıca lavman yapılarak hastanın barsaklarının boşalması sağlanır, bu sayede doğum daha kolay ve temiz olur. Bu odada doğumu başlayan hasta rahim ağzı tamamen açılana kadar sancı çeker. Sancı odasında 1-2 saat aralıklarla hasta elle vajinal muayene edilir ve rahim ağzı açıklığı ve incelmesi takip edilir. Hastanın kendi sancıları yetersiz ise suni sancı (indüksiyon) serum ile verilir. Belli aralıklarla hastanın karnına bağlanan problar ile NST çekilir. Gerekirse tekrar ultrason ile de değerlendirilir. NST ile bebeğin kalp atışlarının normal olup olmadığı ve annenin sancılarının (kontraksiyon) yeterli olup olmadığı değerlendirilir. Her an gerekebilecek bir ameliyat durumunda annenin midesinin dolu olması bazı riskler getirebilir bu nedenle doğum bitene kadar sancı odasında anneye hiçbir katı-sıvı gıda, içecek verilmez. Bebeğin kalp sesleri NST yerine bazen el doppler cihazı ile de dinlenebilir.

Çok eski yıllarda kullanılan bir doğum masası

Doğum odası ve normal doğum:
Rahim ağzı incelmesi ve açılması tam yani 9-10 cm olan hasta doğum için doğum odasına alınır. Ancak bazı hastanelerde sancı odasındaki yatak ayarlanarak doğum masası haline gelir, doğum burada yaptırılır. Bu sırada bebeğin saçları dışarıdan görünecek kadar yaklaşmıştır. Anne burada doğum masasına aynı jinekolojik muayenede olduğu gibi bacaklarını koyarak yatar. Üzerinde örtüler örtülür. Vajen dışına yakın bölge antiseptik solüsyonla temizlenir. Bebeğin kafasının çıkıma daha fazla yaklaşması için anneye sancı geldiğinde nefes alıp tutması ve ıkınması söylenir. Bu sırada bebeğin kafası dışarıya yaklaştığında doktor veya ebe gerekirse doğum kesini (epizyotomi) yapar. Bu kesiyi yapmadan önce lokal anestezi ile uyuşturur, anne kesiyi hissetmez. Kesinin ardından doktor veya ebe bebeğin kafasını çıkarır, ardından omuzları, karnı ve bacakları dışarıya doğru gelir. Bacağından tutularak havada ters asılı duran bebek artık tamamen doğmuştur. Anne bebeği bu sırada görür. Yeni doğan bebeğin ten rengi diğer bebekler gibi olmaz, biraz morumsu olması normaldir. Bebeğin cildinin üzerinde verniks denilen kaygan madde bulunur. Bu sırada bir yardımcı hemşire bebeğin göbek kordonunu keser ve temizlenmesi, giydirilmesi için alır.

Bebeğin eşinin (plasenta) ayrılması ve epizyotomi dikişi:
Bebek doğduktan sonra sırada bebeğin eşinin yani plasentanın ayrılması vardır. Bunun için genellikle 5-10 dakika beklenir. Bu sırada anne doğum masasında dinlenir ve serumu, ilaçları yapılır. Genellikle 5-10 dakika bekledikten sonra bebeğin eşi ayrılır ve alınır, bu sırada anne bir ağrı hissetmez. Doğum kesisi yapılmışsa bebeğin eşi ayrıldıktan sonra bu kesi dikilir. Lokal anestezi ile yapılır sıklıkla ve anne ağrı hissetmez. Nadiren büyük yırtık varsa dikiş işlemi genel anestezi ile yapılır. Bebeğin eşinin ayrılmadığı nadir durumlarda da anneye genel anestezi verilerek müdahale ile bebeğin eşi alınır.

Daha sonra anne adayı doğum odasından normal hasta odasına alınır. Burada surum ve ilaçları devam eder. Kanaması takip edilir. Anneye bebeği emzirmesi konusunda bilgi verilir. Bebekte bir problem yoksa annesinin yanında olur. Bazen problem olduğunda bebek annesinden ayrı küvözde veya yoğun bakımda olabilir. Anne odasında dinlenir ve bebeğini emzirir, normal doğum yapmışsa ayağa kalkabilir ve basit işlerini görebilir. Normal doğumdan sonra genellikle anne 1 gün serviste takip edilir. Bir problem gelişmemişse bu süre sonunda taburcu edilir. Anneye evde kullanması için ilaçlar reçete edilir.1 hafta sonra hem anne hem bebek kontrole gelir.


İlgili Konular:
- Normal Doğum
- Sezaryen
Tamamını oku >>

DOĞUMUN BAŞLADIĞI NASIL ANLAŞILIR?

DOĞUMUN BAŞLADIĞINI GÖSTEREN BELİRTİLER
Normal Doğum Nasıl Başlar?
Doğumun başladığını anne adayına haber veren başlıca belirtiler sancı, kanama (lekelenme) ve su gelmesidir. Gebeliğin son aylarında anne adayı ara sıra karnının sertleştiğini ve ağrı olduğunu farkeder. Bunlara yalancı doğum sancıları (Braxton Hicks kontraksiyonları) denir. Bu yalancı sancılar doğumun başladığını göstermez. Doğumun başladığını gösteren sancılar daha sık, düzenli ve şiddetli bir şekilde gelirler. 10-20 dakika aralıklarla veya daha sık düzenli sancılar geldiğinde gerçek doğum sancıları başlamış demektir. Bu arada karnınızı ellediğinizde neredeyse tahta kadar sert olduğunu fark edebilirsiniz. Doğum sancılarına  sıklıkla bel ve sırt ağrıları da eşlik eder. 2-3 saatte bir gelen sancılar doğumun başladığını göstermez.

Doğum başladığında bu sancılara bazen lekelenme ve hafif kanama eşlik edebilir. Bunlar da rahim ağzının açılmaya başladığını veya nişan kanamasının gerçekleştiğini gösterir. Nişan gelmesi denen bu durum hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Kanama az veya çok fark etmeksizin gebelikte en önemli durumlardan birisidir bu nedenle hemen doktora başvurulması gerekir.

Su gelmesi doğumun başlayacağını gösteren belirtisidir. Sancı veya kanama olmasa bile su gelmesi farkedildiğinde hemen doktora başvurmak gerekir. Bazen doğuma henüz çok vakit olduğu halde su gelmesi olabilir bu durumda erken doğum tehlikesi olur bu nedenle hemen doktora başvurmak gerekir. Bazen hastalar akıntıyı su gelmesi ile karıştırabilirler. Akıntı çoğu hamile bayanda olan koyu yapışkan ve az miktarda bir sıvıdır. Su gelmesi ise daha fazla miktarda ve su kadar akışkan, bazen bacaktan aşağıya kadar akacak miktardadır, bazen daha az miktarda olabilir. Akıntı doğumun başladığını göstermez ve doktora acil başvurmayı gerektirmez ancak akıntı mı su gelmesi mi ayırt edemiyorsanız mutlaka doktorunuza başvurun, muayenede hangisi olduğu belli olacaktır.

Burada tarif edildiği gibi doğumunuzun başladığından şüphelendiğinizde hemen hastaneye başvurmanız gerekir. Doktorunuz yaptığı muayenede doğumun gerçekten başlayıp başlamadığını anlayacaktır. Doğum başlamışsa hastaneye yatış yapılır. Doğum henüz başlamamışsa ve bir sakınca yoksa tekrar evinize dönmeniz önerilebilir.


İlgili Konular:
- Gerçek ve Yalancı Doğum Sancıları
Gebelikte Su Gelmesi
- Doğuma Giderken Yanınızda Götürülecekler
- Doğumhanede Sizi Bekleyen Aşamalar
Tamamını oku >>

DOĞUMDAN SONRA KİLO VERMEK VE EGZERSİZ

DOĞUM SONRASI ZAYIFLAMAK VE EGZERSİZ
Gebelik boyunca her anne adayı muhakkak az veya çok kilo alır. Alınan bu kiloların annenin gebelikten önceki kilosuna ve vücut yapısına bağlı olarak düzenli ve orantılı bir şekilde alınması önemlidir. Bu nedenle anne adayları gebelik boyunca dengeli beslenme kurallarına dikkat etmelidirler, doktorlarının tavsiye ettiği şekilde beslenmeye ve uygun miktarda kilo almaya özen göstermeliler. Bu konular hakkında deyalı bilgilere gebelikte beslenme ve gebelikte fazla kilo almanın zararları konularına bakarak ulaşabilirsiniz. Gebelik sırasında aşırı kilo alan annenin doğumdan sonra kilo vermesi de zor ve uzun sürecektir. Normali gebelik sırasında 9-12 kilo arasında almaktır ancak annenin kilosu zayıfsa daha fazla alabilir. Lohusa anne doğumdan sornaki ilk hafta en az 5 kilo kaybeder, bu bebeğin ve suyunun ağırlığıdır ve bir miktar da annenin verdiği kilodur.

Doğumdan sonra kilo vermenin birinci püf noktası gebelik sırasında uygun miktarda kilo almak ve gebelik sırasında dengeli beslenmektir. Gebelikte ne kadar düzenli ve sağlıklı beslenilirse, aşırı kilo almamaya özen gösterilirse gebelikten sonra kilo vermek de o kadar kolay olacaktır. Gebelik sırasında yapılan egzersizler de hem gebelik sırasında uygun kilo alınmasını sağlar hem de doğumdan sonra daha rahat kilo verilmesine yadımcı olur, annenin vücut şeklini korur.

Doğumdan sonra annenin düzenli ve doğru emzirmesinin faydalarından birisi de kilo vermesine yardımcı olmasıdır. Düzenli ve sık emziren anne günde bebeğe en az 500 cc süt verir ve bu sayede de yaklaşık 500 kilokalori enerji kaybeder. Bebeği emziriyorum sütüm çok olsun maksatıysa aşırı beslenme yerine uygun miktarda doğru beslenme tercih edilmelidir. Belli bir miktardan fazla beslenmenin ve belli bir miktarda fazla su veya sıvı almanın süt miktarına bir etkisi olmadığı bilinmektedir bu nedenle gereğinden fazla beslenmek sadece annenin aşırı kilo almasına sebep olacaktır.

Doğumdan sonra her insanın yapması gerektiği gibi dengeli ve sağlıklı beslenerek aldığınız kiloları yavaş yavaş verirsiniz ve yaklaşık 6-8 ay sonra tam formunuza kavuşursunuz. Doğrusu bu şekilde yavaş yavaş vermektir, hiçbir zaman birden hızlı şekilde aşırı kilo vermek önerilmez.

Doğum sonrası dengeli beslenmek için dikkat edilmesi gerekenler:
- Tatlı ve hamurişi türü yiyecekleri mümkün olduğunca azaltın
- Kuruyemiş çok az tüketin
- Gün içerisinde uzun süre aç kalarak sonra birden fazla miktarda yemek asla yemeyin!
- Bunun yerine sık aralıklarla az miktarda yemek yemeye özen gösterin
- Ekmeği az miktarda tüketin
- Yağlı yiyeceklerden uzak durun
- Hamburger gibi fastfood yiyeceklerden uzak durun
- Sebze yemeklerini ağırlık verin, bol sebze tüketin
- Aşırı meyve tüketiminden kaçının
- Bol su tüketin


Doğumdan sonra egzersiz:
Doğumdan sonra kilo vermek için sadece dengeli beslenmek de yeterli olabilir ancak egzersiz hem kilo vermenize yardımcı olacaktır hem de gebelik sırasında bozulan vücut şeklinizin düzelmesini sağlayacaktır, daha sıkı ve güçlü vücudunuz olmasını sağlayacaktır, bu nedenle şarttır.
Normal doğumdan sonra bazen fazla dikiş olduğunda ağrılar olabilir, ağrılar geçtikten sonra ortalama doğumdan 1 hafta sonra egzersize başlayabilirsiniz, kendinizi iyi hissediyorsanız daha erken başlayabilirsiniz. Sezaryenden sonra doktor kontrolleriniz normalse, kendinizi iyi hissettiğinizde ortalama ameliyattan 1 ay sonra egzersize başlayabilirsiniz.
Egzersiz yemekten hemen sonra yapılmamalı, yemeğin üzerinden 1-2 saat geçmesi beklenmelidir.
Egzersiz olarak gebelikte olduğu gibi en çok önerilen ve en kolay egzersiz yürüyüştür. Günde yarım saat orta tempoda yürüyüş yeterlidir. Bunun yanı sıra karın kaslarının güçlenmesi için günde 1 kere yapabildiğiniz kadar mekik çekmek karın bölgesinin sıkılaşmasına çok faydalı olacaktır. Kol bacak ve sırt bölgelerini çalıştıran diğer egzersiz hareketlerini de yapabilirsiniz. Doğumdan sonra vücudun normal formuna dönmesi açısından en önemli bölgeler karın, bel bölgeleridir. Hergün veya iki günde bir hafif tempoda koşu da vücudun ve karın bölgesinin forma girmesinde çok faydalıdır, koşuyu dışarıda veya koşu bandında yapabilirsiniz. Doğum sonrası en uygun ve faydalı sporlardan birisi de yüzmedir.

Korse kullanmanın karnınızın forma girmesinde bir faydası yoktur ancak zararı da yoktur, ancak uzun süre kullanmaktan kaçınmalısınız, günde 2-3 saatten fazla kullanmamalısınız.

Buradan yazılanlar sadece doğum yapan annelerin değil her insanın uyması gereken basit sağlıklı yaşam kurallarıdır. Bu kurallara rağmen normal kilonuza dönemiyorsanız veya kilo alıyorsanız veya tansiyon, şeker gibi herhangi bir sağlık probleminiz varsa diyetisyeninize ve doktorunuza danışmalısınız, danışmadan egzersiz ve diyet yapmamalısınız.

İlgili Konular:
Doğumdan Sonra Karın Toparlama Egzersizleri - Video İzle
- Sezaryen Sonrası Karın (Göbek Eritme) Egzersizleri
Gebelikte Egzersiz
- Gebelikte Beslenme
- Gebelikte Kilo Alımı









KONU İLE İLGİLİ SORULAR

Doğumdan sonra spor yapmak dikişlerimde açılmaya neden olur mu?
Normal doğum veya sezaryen sonrası doktorunuz dikiş yerilerinizde iyileşme sağlandığını belirtmişse ve spora izin vermişse iyileşen dikişlerde artık tekrar açılma gibi bir durum olmaz.

Doğumdan sonra egzersiz yapmak sütümü azaltır mı?
Hayır azaltmaz.

Ben zaten zayıf bir hamileyim, yine de doğum sonrası egzersiz yapmalı mıyım?
Doğum sonrası egzersiz sadece kilo vermek amaçlı önerilen bir durum değildir. Zayıf annelerin de kilo kaybetmeyecek şekilde ve dikkatli beslenerek uygun egzersiz veya spor yapmaları önerilir.
Tamamını oku >>

BEBEĞİN BOYNUNA KORDON DOLANMASI

BEBEĞİN BOYNUNDA KORDON OLMASI
Bilindiği gibi kordon (umblikal kord) bebek ile plasenta (bebeğin eşi) arasında uzanır ve anne kanındaki besinleri, oksijeni plasentadan bebeğe taşır. Bebek kanındaki maddeleri de plasentaya taşır. Kordonun normal uzunluğu 55-75 cm arasındadır. Kordonun normalden uzun olduğu durumlarda bebeğin boynuna dolanma riski artar. 100 cm'den uzun kordonlar bu açıdan riskli kabul edilir. Normal zamanında olan doğumların yaklaşık yüzde 30'unda bebekte boyunda kordon dolanması görülür. Kordon bebeğin boynun sıklıkla 1 tur dolanır, bazen 2-3 tur dolanır hatta çok nadiren 5-6 tur dolandığı bile görülür. Gebelik muayeneleri sırasında da ultrason ile (normal B-mod veya doppler inceleme) kordon dolanması görülebilir. Kordon bazen göbek etrafına, kollara, omuzlara da dolanabilir. Kordon dolanmasının nedeni net olarak bilinmemektedir. Ultrasonla yapılan incelemelerde gebelik ayları ilerledikçe bebeğin boynunda kordon görülme sıklığı da artar. Kordonun dolanırken kilitlendiği ve kilitlenmediği olmak üzere 2 tipi vardır. Kordon dolanmasını düzeltmek için veya önlemek için herhangi bir yöntem yoktur.

Yapılan araştırmalarda özellikte plasentası (bebeğin eşi) rahim arka duvarında bulunan bebeklerin boynunda kordon olma ihtimali plasentası önde olan bebeklere göre daha yüksek saptanmıştır. Yine tek yumurta ikizlerinde, erkek bebeklerde, daha önce boyunda kordonu olan bebek doğuranlarda görülme oranı daha fazla saptanmıştır.

kordon dolanması
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın


Kordon dolanan bebeklerde bazen doğum sancıları sırasında bebeğin kalp atışında yavaşlama saptanır veya kordon çok kısa ise bebeğin doğum kanalından inişine engel olabilir bu durumlarda sezaryen gerekebilir. Boynuna kordon dolanan bebeklerde doğum sırasında bu tür nedenlerle sezaryen gerekme riski kordon dolanmayan bebeklere göre fazladır. Bazen normal doğumun uzun süremesine neden olabilir. Bu nedenle boynunda kordon tespit edilen gebelerin doğumları ve kalp atım traseleri (NST) daha sıkı takip edilir.

Araştırmaların bir kısmı hamilelikte bebeğin boynuna umblikal kord dolanmasının bebek üzerinde doğumdan sonra olumsuz etkileri olmadığını (neonatal morbidite ve mortalitenin değişmediğini) bildirirken bir kısım araştırmalar da bunun tersine boyuna kordon dolanan bebeklerde doğum sonrası asfiksi vb. risklerin arttığını bildirmiştir.

Özet olarak yapılan birçok araştırma neticesinde kordon dolanmasının bebek ve doğum açısından ne kadar risk taşıdığı ve bu riskler karşısında ne yapılması gerektiği net olarak belirlenmiş değildir. Ancak çok büyük riskler getirmediği açıktır zira doğumların neredeyse üçte birinde olacak kadar sık görülen bir durum olduğu halde kordon dolanması ile doğan birçok bebekte problem saptanmamaktadır. Problem yaşanan bebeklerde de bunun kordon dolanmasından mı başka nedenlerden mi kaynaklandığı her zaman net bilinmemektedir. Ancak olası düşük riskler göz önünde bulundurularak kordon dolanması olan gebeliklerin takibinde ve doğumunda daha sıkı izlenmesi önerilmektedir. Gebeliğin son dönemlerinde bebek hareketlerinde azalma şikayeti olan gebelerde boyunda kordon olabileceği araştırmalarda bildirilmiştir, bu açıdan değerlendirme faydalı olabilir.


İlgili Konular:
- Kordon Sarkması (Umblikal Kord Prolapsusu)
Tamamını oku >>

DOĞUM AĞRISI (SANCISI) AZALTMAK İÇİN TIBBİ YÖNTEMLER

Doğum sancıları özellikle ilk doğumunu yapacak olan anne adaylarının çok merak ettiği bir konudur. Sancıların nasıl olduğunu bilmezler ve etraftan duydukları ile yetinmek zorundadırlar. Son ayda rahim kasılmaları arada bir olmaya başlar fakat bunlar gerçek doğum sancıları değildir. Doğum sancısı daha şiddetli, sık ve düzenli olarak gelen sancılardır. Bu sancılar sırasında karın çok sertleşir ve bu sayede bebek aşağı doğru iner. Gerçek ve yalancı doğum sancılarının farkını buraya tıklayarak detaylı olarak okuyabilirsiniz.

Doğum ağrılarını azaltmak için tıbbi yöntemler?
Doğum sırasında annenin sancılarını azalmak için bazı yöntemler vardır. bunları doğum yaklaşmdan önce doktorunuzlakonuşmalısınız ve doğumun nasıl yapılacağına birlikte karar vermelisiniz. En sık uygulanan yöntem epidural analjezi (ağrısız doğum) yöntemidir, bu konuda detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bunun dışında TENS denen sinirlerin elektrikle uyarılması yöntemi ağrı azaltmakta nadir bazı hastanelerd euygulanan bir yöntemdir.Bu yöntemde belinize yapıltırılan pedler aracılığıyla elektrik akımı verilir bu şekilde sinirler uyarılarak ağrı azaltılmaya çalışılır.

Ağrıları azaltmak için bir diğer yöntem Entonox (Gaz ve Hava) yöntemidir. Bu yöntemde anneye ağızdan maske yoluyla gaz verilir. Bu gaz nötröz oksit ve oksijeninin yarı yarıya karışımından oluşur. Anneye rahatlama sağlar. Bu işlem sırasında annede sersemlik, baş dönmesi oluşabilir ama gaz anne ve bebek için zararsızdır. Anne sancının başlayacağını hisseder hissetmez gazı almalıdır, sancılar arasında almamalıdır.

Doğum ağrılarını azaltmak için ağrı kesici morfin benzeri ilaçlar enjeksiyon şeklinde (genellikle kalçadan) yapılabilir. (Peditin veya dolantin gibi...) Ancak bu ilaçların bebeğe geçmesi durumunda bebekte uyuşukluk, solunum zorluğu yaratabilir o nedenle sadece uygun zamanda doğuma az süre kaldığında yapılabilirler. Bazı hastanelerde bu ilaçlar kalçadan iğne ile enjeksiyon şeklinde yapılır bazı hastanelerde annenin ağrı hissettikçe düğmeye basması şeklinde mekanizma (hasta kontrollü analjezi) şeklinde verilirler.

Bunlar dışında nadiren bazı merkezlede uygulanan yöntemlere hipnoz, suda doğum, akupunktur, aromaterapi gibi yöntemler örnek verilebilir.

Doğum sancılarını azaltmak için kullanılan ilaç dışı yöntemler hakkında detaylı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Tamamını oku >>

BEBEĞİN KAFASININ TERS DURMASI (OKSİPUT POSTERİOR)

DOĞUMDA BEBEĞİN KAFASININ ARKAYA DÖNÜK OLMASI
Doğumun gerçekleşmesinde en önemli kriterlerden birisi bebeğin duruş şekli, pozisyonu ve doğum kanalına giren kısmıdır. Doğumların yaklaşık %95'inde baş önde bulunur ve bebek doğum kanalına baş önde olacak şekilde girer. Doğumların yaklaşık %5'lik kısmında ise bebeğin makatı, ayakları veya gövdesi yatay olacak şekilde doğum kanalının girişinde bulunur.

Bebeğin başının önde olduğu durumların çoğunluğunda bebeğin yüzü annenin sırtına bakacak şekilde durur yani ön tarafta bebeğin kafasının arkası vardır. Bu normal kabul edilen baş geliş doğumdur ve oksiput anterior denir. Bunun tersi olursa yani bebeğin yüzü annenin karnına bakacak şekilde durursa bebeğin kafasının arkası annenin sırtına dönük olur ve buna oksiput posterior denir (malpozisyon). Doğumun başlangıcında bebeğin kafası çoğunlukla oksiput anterior dursa da oksiput posterior olması da normal kabul edilir çünkü doğum ilerledikçe kafa dönerek oksiput anterior pozisyonuna gelecektir. Nadiren bu dönüş olmaz ve bebeğin kafası oksiput posterior pozisyonunda kalır buna persiste oksiput posterior denir. Bunun tersi olarak doğumun başlangıcında normal oksiput anterior olarak duran kafa dönerek doğumun ileri evrelerinde oksiput posterior durumuna gelebilir. Bebeğin kafasının bu pozisyonlardan hangisinde olduğu parmak ile yapılan vajinal muayenede bebeğin fontanellerine (bıngıldaklara) bakılarak anlaşılmaktadır.

Oksiput posterior duruşun önemi doğumu zorlaştırmasıdır. Doğumun evrelerinin uzamasına sebep olur ve bazen vakum-forseps gibi müdahalelere neden olabilir veya sezaryen gerekebilir. Epizyotomi daha büyük olabilir ve doğum sırasında bazen makata kadar uzayan geniş yırtıklar oluşabilir. Ancak oksiput posterior duruş her zaman sezaryen gerektirecek bir durum değildir. Oksiput posterior pozisyonundaki bebekler normal doğumla da doğabilmektedir ancak doğumun ilerleyişine göre ve muayene bulgularına göre doktor gerekirse sezaryen kararı verebilmektedir.

Oksiput posterior duruş için risk faktörleri:
- Nulliparite (İlk doğum)
- Obezite
- Anne yaşının 35'ten büyük olması
- Gebelik haftasının 41 haftayı geçmesi
- Bebeğin doğum ağırlığının 4000 gr üzerinde olması
- Daha önce oksiput posterior doğum yapmış olmak
- Doğumun birinci ve ikinci evresinin uzaması
- Epidural analjezi


İlgili Konular:
- Bebeğin Ters Durması (Makat Geliş)
Bebeğin Yan Durması (Transvers Situs)
- Malprezentasyonlar
- Yüz Geliş
- Alın Geliş
Tamamını oku >>

DOĞUMDA OMUZ TAKILMASI (OMUZ DİSTOSİSİ)

Omuz takılması (omuz distosisi) doğum sırasında başın doğmasını takiben omuzların pelvis içinden kurtulamaması, takılı kalması durumudur. Doğum konusunda en acil müdahale gerektiren durumlardan birisidir. Tüm doğumların yaklaşık % 0.2 - 2.1 'inde görülür. Bebeğin omuzları arasındaki mesafe ile anne pelvis boyutları arasındaki uyumsuzluk sonucu omuzun doğum yolu çıkımında sıkışmasıdır. Omuz takılması durumunda boyun bölgesinde travma ve sinir hasarı oluşabilir.

Risk faktörleri:
- İri bebek
- Annede diabet (şeker hastalığı) olması
- Annede obezite olması
- Günaşımı (Gün geçmesi)
- Birden fazla doğum yapmış olmak (multiparite)
- İleri anne yaşı
- Kısa boy
- Gebelikte aşırı kilo alımı (18 kilodan fazla)
- Daha önceden iri bebek doğurmuş olmak
- Daha önceki doğumlarda omuz takılması olması
- Uzamış doğum
- Hızlı doğum (presipite eylem)
- Epidural anestezi
- Vakum, forseps uygulanması

Omuz takılması riski bebeğin kilosu arttıkça artar fakat her zaman iri bebeklerde görülmez. Kilosu normal olan hatta normalin altında olan bebeklerde de omuz takılması görülebilmektedir. Omuz takılmalarının yaklaşık yarısı 4000 gram altındaki bebeklerin doğumu sırasında görülür. Hangi gebeliklerde doğum sırasında omuz takılması gerçekleşeceğinin net olarak önceden anlaşılabilmesini sağlayacak bir yöntem yoktur. Omuz takılması önceden tahmin edilemez ve önlenemez.

Doğumla ilgili en acil müdahale gerektiren durumlardan birisidir. Bebeğin omuzunun bir an önce kurtarılması gerekir ve bunun için çeşitli manevralar sırasıyla yapılır. (Suprapubik bası, Mc Robert's manevrası, Wood's vida manevrası, Rubin manevrası, Arka kolun doğurtulması, El-diz manevrası, Zavanelli manevrası, kasıtlı klavikula kırılması, kleidotomi, simfizyotomi şeklinde isimlendirilen manevralardır.)

Omuz takılması sonucu oluşabilecek komplikasyonlar:
- Bebekte brakial pleksus (sinir) hasarı
- Bebekte humerus, klavikula kırığı
- Bebekte kafa içi kanama
- Bebekte santral sinir sistemi hasarı
- Annenin doğum kanalında yırtık oluşması
- Atoni

Omuz takılması önceden kestirilemeyen ve önlenemeyen bir durum olsa da yukarıda anlatılan bazı risk faktörleri bilinmektedir. İri bebeklerde (4500-5000 gram üzeri) bu durumu önlemek için sezaryen ile doğum düşünülebilir.

İlgili Konular:
- Normal Doğum
- Distosi (Zor Doğum)
- Baş Pelvis Uygunsuzluğu
Tamamını oku >>

DOĞUM SONRASI AŞIRI KANAMA (POSTPARTUM KANAMA)

Normal doğumdan sonra 500 mililitreden fazla, sezaryen sonrası 1000 mililitreden fazla kanama
olması doğum sonrası aşırı kanama (postpartum kanama) olarak adlandırılır. Doğumdan sonra bu miktarlardan daha az kanama olması normaldir.

Annede aşırı kanama sonucu tansiyon düşmesi, nabız hızlanması ve göz kararması, baş dönmesi, bayılma gibi şikayetler oluşur.

Doğum sonrası aşırı kanama riskini arttıran durumlar:
- Doğumun uzaması
- Doğum sırasında vajina yada rahim ağzında oluşan yırtıklar
- Uterin atoni (rahmin sertleşememesi, kasılamaması) --> En sık nedendir.
- Annede kan pıhtılaşma bozukluğu olması
- Rahim içerisinde plasenta parçası kalması, plasentanın tamamen ayrılmaması
- Uterin inversiyon
- Plasenta akreata
- Bebeğin aşırı iri (makrozomik) olması
- Polihidramnios
- Enstrümental doğum

Tedavi:
Uterusun (rahmin) sertleşmesi için masaj yapılır
Anneye bol miktarda damardan sıvı verilmeye çalışılır
Rahmin sertleşebilmesi için oksitosin, ergometrin, misoprostol gibi ilaçlar verilir.
Gerekli ise anneye kan verilir.
Rahim içerisinde plasenta parçası kalmışsa bunun alınması için küretaj yapılır.
Vajende veya rahim ağzında yırtıklar varsa bunlar onarılır.
Bu yöntemlerle durdurulamayan kanamalarda rahime kan veren uterin ve ovarian arterler, hipogastrik arterler (atar damarlar) bağlanır hatta rahmin alınması (histerektomi) gerekebilir.


İlgili Konular:
- Sheehan Sendromu
Doğum Sonrasında Oluşabilecek Sorunlar
- Uterin İnversiyon
- Uterin Atoni
- Doğum Sonrası Kanama, Lekelenme (Soru Cevap Yorumlar)
Tamamını oku >>

DOĞUM SONRASI ADETLERİN BAŞLAMASI

İlk adet kanaması ortalama 3. aydan sonra başlar. Doğumdan sonraki ilk 1-2 ayda kırk sonu da denilen adet kanamasına benzer bir kanama olabilir. Bu kanamanın olması artık adetlerin başladığını ve mutlaka düzene gireceği manasına gelmez. Bebeğini düzenli emziren kadınlarda genellikle doğumdan sonra ilk 6 ayda adetlerin başlaması ve düzenli olması beklenmez. Bu durumda telaşlanmamak gerekir, zamanla düzene girecektir. Emzirenlerde bazen 1 yıl hatta 18 aya kadar adet görülmediği de olabilir. Bazı annelerde doğumdan sonra emzirdiği halde adetler düzenli olur.

Fakat adet görmemek ya da emzirmek gebe kalmayı engellemez o yüzden adetleriniz başlamasa da mutlaka korunmanız gerekir.

Gece dahil çok düzenli emzirenler: Doğumdan 3 ay sonra korunmaya başlamalı.
Aralıklı yada düzensiz emzirenler: Doğumdan 3 hafta sonra korunmaya başlamalı.


İlgili Konular:
Adet Düzensizliği
Tamamını oku >>

NİŞAN GELMESİ (NİŞAN KANAMASI)

Gebelik sürsince rahim ağzında oluşan salgılar burada birikmeye başlar ve bu rahim ağzının içindeki kanalı tıkar. Sümüğümsü bir yapı olan bu birikmiş salgılar mukus tıkaç olarak adlandırılır. Bu tıkaç bebeği dış etkenlerden korur, enfeksiyon etkenlerine karşı bariyer görevi görür. Hamileliğin sonlarına doğru doğum zamanı yaklaştıkça rahim ağzında bir takım değişimler başlar ve bu mukus tıkaç düşer, buna nişan gelmesi denir. Kişi bunu çamaşırında bulabilir ya da tuvalete gittiğinde fark edebilir. Çoğu zaman nişan ile birlikte koyu kahverengiden açık kırmızıya ve pembeye kadar değişen renkte bir miktar akıntı da görülür. Bazı kadınlarda 36. hafta civarında gelebileceği gibi son ana kadar görülmeyebilir. Hatta bazı kadınlarda olay çok yavaş ve uzun sürede gerçekleştiğinden anne adayın olayın farkında bile olmayabilir. Mukus tıkaç hamilelik sırasında sıkça görülen akıntıların içinde fark edilmeyebilir. Akıntı açık kırmızı renge dönerse ve miktarı artarsa zaman kaybetmeden doktora başvurmanız gereklidir, bu nişan gelmesi değil kanama olabilir. 36 haftadan küçük gebeliklerde böyle kanlı sümüğümsü bir yapı geldiğinde mutlaka doktorunuza haber vermelisiniz. Eğer hamileliğiniz 36 haftadan büyük ise endişe etmenize gerek yoktur.

Doğum ne zaman başlar?
Nişan gelmesi doğumun ilk belirtilerinden biri olmakla birlikte nişan gelmesinden ne kadar sonra doğumun başlayacağını söylemek mümkün değildir. Bazen saatler sonra, bazen günler hatta haftalar sonra doğum başlar.


İlgili Konular:
- Normal Doğum
Tamamını oku >>

GERÇEK VE YALANCI DOĞUM SANCILARI

Yalancı doğum sancılarına "Braxton Hicks kontraksiyonları" denir. Bunlar gebellikle son trimesterde (6. aydan sonra) başlar ama daha önce de (4. aydan sonra) görülebilir. Bu yalancı ağrılar rahimde açılmaya ve doğuma sebep olmazlar, fakat gerçek ağrılardan ayırt edilmesi gerekir.

- Yalancı ağrılar düzensizdir, sabit aralıklarla gelmezler, önceden geleceğini tahmin edemezsiniz. Gerçek doğum sancıları ise hep aynı aralıklarla düzenli gelir ve kaybolurlar.
- Yalancı doğum sancılarının sıklıkları ve şidddeti giderek artmaz. Gerçek doğum sancıları giderek sıklaşır ve şiddeti artar.
- Yalancı ağrılar pozisyonunuzu değiştirmekle yada hareket etmekle geçer fakat gerçek ağrılar geçmez.
- Gerçek ağrılar 30 - 60 saniye arasında sürer. Yalancı ağrıların süresi her seferinde çok değişiklik gösterir, genellikle daha kısa (15 - 20 saniye) sürer.
- Yalancı ağrılar ağrı vermekten çok rahatsızlık verir tarzdadır.

Bu tür yalancı sancılar hissettiğinizde uzanıp dinlenin yada zaten yatıyorsanız kalkıp biraz yürüyün hareket edin. Bol su için çünkü vücutta su azalması da bu kasılmalara neden olabilir. Bunlara rağmen bu sancılar geçmiyorsa doktora başvurmalısınız.

gerçek ve yalancı doğum sancıları
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

İlgili Konular:
Gebelikte Karında Sertlik ve Kasılmalar
- Doğumun Başladığı Nasıl Anlaşılır?
- Normal Doğum
Tamamını oku >>

YASAL UYARI: Bu site sağlık hizmeti vermemektedir. Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde asla kullanılmamalıdır. Yazıların hiçbiri yazarın izni olmaksızın kullanılamaz. Devamını mutlaka okuyunuz >>

iletişim: webtasarim@jinekolojivegebelik.com , (2007 - 2017)
Şu an sitede ziyaretçi var. Haritada izle >>
"Gebelik ve kadın hastalıkları konusunda 10 yıldır en çok tıklanan, en geniş içerikli site"